Halklar ve İnançlar

Published on Mayıs 20th, 2019 | by Avrupa Forum 3

0

Zürih’te ‘Pontos Rum Soykırımı tanınsın’ etkinliği

İsviçre’nin Zürih kentinde “Pontos Rum Soykırımı 100. Yılında tanınsın” etkinliği gerçekleştirildi. Devrimci Karadeniz Gençliği’nin düzenlediği etkinlikte soykırım sırasında hayatını kaybeden 353 bin kişi anıldı, sürgün edilen 200 bin kişinin ve geride kalan Müslümanlaştırılmış Rumların yaşadığı acılar paylaşıldı. 

Etkinlikte Devrimci Karadeniz Gençliği adına yapılan açılış konuşmasında soykırımın tanınması isteği vurgulandı. Türkiye’de tek dil, tek din baskısıyla soykırımların yaşandığının belirtildiği konuşmada, «100 yıl önce Pontos Rumlarının yaşadığı acılar görülmeli, tazmin edilmelidir’ denildi.

Balaban: Soykırım hala devam ediyor

Gazeteci Türkan Balaban da Pontos Rum soykırımında yaşananları anlatarak başladığı konuşmasında soykırımın üç aşamada yaşandığına dikkat çekerek, katliamların ve sürgün edilenlerin ardından geride kalan Müslümanlaştırılmış Rumların 100 yıldır asimilasyona tabi tutulduğunu, soykırımının hala devam ettiği söyledi.

Türkan Balaban Türkiye devletinin parlamentosunda alacağı bir kararla mağdurlardan özür dilemesi gerektiğini de ifade ederek taleplerini şöyle sıraladı:

“Soykırım suçlularının adlarının verildiği sokak, meydan, okul isimleri değiştirilmeli, heykelleri yıkılmalıdır.

Soykırım suçluları ve soykırım zengini aileler teşhir edilmelidir.

Katledilen ve mezarsız olan 353 bin Pontoslu Helen için Pontos’un bütün şehir ve kasabalarında soykırım anıtları oluşturulmalı ve soykırım hafızası canlı tutulmalıdır.

Mübadele Anlaşması ile sürgün edilenlerin yakınlarına geri dönme olanakları sağlanmalıdır.

El konulan ev, bağ, bahçe, arazilerden oluşan tüm mal varlığı geri verilmelidir.

Geride kalan ve camilere dönüştürülmüş kiliseler, okullar, binalar onarılmalı ve gerçek sahiplerine geri verilmelidir.

Soykırım ve mübadele mağdurlarına karşı işlenen suçlar cezalandırılmalı ve 100 yıllık faiziyle birlikte soykırım ve mübadele mağdurlarının yakınlarına tazminat ödenmelidir.”

Korkmaz: Soykırım suçlularının ismi okullarda, caddelerde

Ermeni araştırmacı yazar Toros Korkmaz da yaptığı konuşmasında Ermeni soykırımı ve sonrasında yaşanan asimilasyon sürecini anlattı. Korkmaz, Ermeni Soykırımı sorumluları Talat Paşa ve Enver Paşa başta olmak üzere birçok suçlunun isimlerinin bugün okullara, caddelere verildiğini, bunun soykırımının devamı olduğunu söyledi. Bugün ortaokul ve lise kitaplarında Ermenilerin düşman olarak gösterildiğini ifade eden Korkmaz, kendisinin de aynı süreci yaşadığını baskı gördüğünü söyledi.

Korkmaz konuşmasında Osmanlı döneminde kurulan ve önemli faaliyet gösteren sosyalist partilere de dikkat çekti.

Avrupa Süryani Birliği adına yapılan konuşmada Pontos Rumlarının Süryanilerle aynı acıları, soykırımı yaşadıklarını; mağduriyetlerinin ortak olduğunu söyledi. Konuşmada Süryani-Asuri-Arami-Keldani, Ermeni, Pontus Rum Hristiyan halklarının Mezopotamya ve Anadolu’dan yok etme planını oluşturup hayata geçiren Enver, Talat, Celal Paşalar yerlerini 19 Mayıs 1919 tarihinde merkez ordu komutanı Nurettin Paşa ve Karadeniz’in celladı bilinen Topal Osman’a bıraktığı belirtilerek, 1915-1919 Soykırımlarının tanınması için, Süryani, Ermeni, Pontus Rum halkları ortak bir mücadele stratejisini oluşturup hayata geçirmelerinin büyük önem taşıdığına vurgu yapıldı.

Anma etkinliğine destek veren siyasi ve partiler adına yapılan konuşmalarda da Pontos Rum soykırımı kurbanlarının acılarının paylaşıldığına dikkat çekildi.

Yılmaz: Soykırımlarla yüzleşmemenin sonucu topraklarına yabancılaşmak oldu

SKYP Kurucu Eş Başkanı Tuncay Yılmaz yaptığı konuşmasında Türkiye Cumhuriye’tinin soykırımlar üzerinde inşa edilmiş bir cumhuriyet olduğunu belirterek Türkiye’de sosyalist hareketlerin bu soykırımlarla yüzleşmemesini büyük bir eksiklik olduğunu vurguladı.  Bu soykırımların ancak 100 yıl sonra gündemleştiriliyor olmasından kaynaklı “Ermeni, Asuri/Süryani/Keldani, Ezidi  ve Rum halklarına bir özür borcumuz var” diyen Yılmaz, bu yüzleşme olmadan Sosyalist hareketlerin kökleriyle buluşamayacağına dikkat çekti.

Tuncay Yılmaz, bu gerçeklerle yüzleşmemenin en büyük bedelinin solun üzerinde yeşerdiği toprakların mücadele birikimlerine yabancılaşması olduğunu belirtti. Özgürlük ve eşitlik mücadelesinin, Sosyalist hareketin tarihini Mustafa Suphi’lerden başlatarak onlardan önceki Sosyalist hareketleri, kadın mücadelesini görmezden geldiğini, Suphilerden önceki neredeyse 100 yıllık mücadele deneyim ve birikimlerinin yok sayıldığını vurguladı. Dünya kadın mücadelesini Anadolu topraklarına taşıyan Rum ve Ermeni kadınlarından komünist mücadelenin kızıl bayrağını ilk kez dalgalandıran Paramazlara, Ermeni Hınçak Partisine, devasa kültürel birikimden teorik derinleşmeye önemli bir aydınlanma dalgasının bu soykırımlarla kesintiye uğradığına dikkat çeken Yılmaz, sosyalist hareketin bu soykırımlarla yüzleşmeyerek aynı zamanda bu devamlılığın kırılmasına da yol açtığını söyledi.  

Bu durumun sadece prtaik politik bir mesele olmadığını belirten Yılmaz, meselenin aynı zamanda etnik, kültürel, ekolojik ve cinsel mücadelenin sınıf mücadelesiyle nasıl buluşturulacağına ilişkin önemli bir teorik / stratejik olduğunun altını çizdi. Yılmaz sosyalizmin yeniden insanlığın kurtuluş ideolojisi haline gelmesinin ancak bu dinamikleri içeren bir programatik yenilenmeyle mümkün olduğunu vurgulayarak konuşmasını sonlandırdı.

İGİF adına konuşma yapan Hüseyin Torun da soykırımlar karşısında 100 yıllık suskunluğun kabul edilemez olduğunu belirterek, halen devam etmekte olan soykırımcı zihniyete karşı ortak mücadelenin önemine dikkat çekti.

Devrimci Cephe adına yapılan konuşmada da Pontos Rum soykırımını bugüne kadar görmemeleri sebebiyle öz eleştiri verdikleri söylendi.

Kürdistan Komünist Partisi adına konuşan Hüseyin Alataş, 3 bin yıllık yurtlarında katledilen, ölüm yürüyüşlerinde hayatlarını kaybeden Pontos Rumlarının acılarını anlattı. Alataş, “Pontos Rum soykırımının 100. yılında hayatını kaybedenleri ve sürgün edilenleri saygıyla anıyoruz” dedi.

Etkinlik, konuşmaların ardından sanatçıların performansıyla devam etti. İlk sahneyi kemençe üstadı Pantalis Athanaidis aldı. Gümüşhane”den sürgün edilen bir ailenin çocuğu olan Athanaidis Pontos Rumlarının ağıtlarını çaldı.

Sahneye çıkan Grup Çağdaş, ilk olarak Kazım Koyuncu’nun ölümsüz eseri Dido’yu seslendirdi. Rumca/Helence, Türkçe şarkılar söyledi.

Etkinlikte son olarak Devrimci Lazlar’dan sanatçı Erdal Bayrakoğlu sahneye çıktı. Karadeniz’de komşu oldukları Pontos Rumlarının yaşadıkları acıları paylaştıklarını söyleyen Bayrakoğlu Lazca, Rumca/Helence ve Türkçe şarkılar söyledi.

Leyla Poyraz – ZÜRİH

Tags: , , , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑