Eğitim

Published on Eylül 2nd, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

MÖP: Asuri/Süryani/Keldani ve Ermeni halklarının eğitim kültürüne yönelik yanlış yaklaşım kabul edilemez!

Mezopotamya Özgürlük Partisi (MÖP) tarafından yapılan eğitimle ilgili açıklamada “Asuri/Süryani/Keldani ve Ermeni halklarının eğitim kültürüne yönelik yanlış yaklaşım kabul edilemez!”” dendi.

AF Haber Merkezi

Mezopotamya Özgürlük Partisi (MÖP) tarafından yapılan açıklama şöyle:

MÖP, Asuri/Süryani/Keldani ve Ermeni halklarının eğitim kültürüne yönelik yanlış yaklaşım kabul edilemez!
Asuri/Süryani/Keldani halkı Mezopotamya coğrafyasında ilk sosyal, sıyasal, kültürel, eğitsel, yazımsal, bilimsel, Astronomi, askeri, matematik, felsefe, örgütleme, sistem, devletleşme ve İmparatorluk kurmuş öncü bir halk olmakla, Ortadoğu ve Orta Asya coğrafyasında Bölge Sistemin kurucusu konumunda ve İnsanlığa birçok değer vermiş bir halktır..
Bu halk siyasi iktidardan uzaklaştığı uzun bir dönemden günümüze kadar, yaşadığı tüm halkların, sistemlerin ve devletlerin ortamında bu halkların yanlış yaklaşımlarına, baskılarına ve saldırılarına rağmen, barışçıl bir uslupla onlarla yaşamı tercih etmiş, aynı zamanda bu halklara maddi, manevi ve her açıdan katkıları olmuştur. Bu durumu inkar edenler, tarih anlayışına ters düşmekteler.
Asuri/Süryani/Keldani halkının eğitim sorununa gelince ilk yazıyı gerçekleştiren, alfebeyi ortaya çıkaran bu halk Sümer, Akad, Asur, Aram, Babil, Kalde, Abgar ve Süryanilere kadar uzanan hala günümüzde eğitimini imkanları dahilinde gerçekleştiren bir halk gerçekliği bulunmaktadır. Bu eğitim Sümer döneminde çivi yazısıyla Zigguratlarda başlamış, daha sonra devlet, İmparatorluk döneminde Akademilerde daha da geliştirilmiş, Hiristiyanlık döneminde Manastır Akademilerinde günümüze kadar getirilmiştir. M.Ö. İlk Üniversiteyi Urhoy (Urfa) kuran bu halktır. Asuri/Süryani/Keldani halkı bu eğitimi sayesinde Ortadoğu ve Orta Asya coğrafyalarında etkili olmuş, bu alanlarda yaşayan halklara da eğitimde katkıları olmuştur.
Aydınlama Çağanın 1800 yıllarda Batı tarafından gelmekle beraber, Ortadoğu ve Orta Asya alanlarında farklı gelişmeler gündeme gelmiş, buna rağmen bu köklü halk kendi eğitimini yaşadığı sistemler içerisinde Kilise çerçevesi etrafında özerk konumunu sosyal, kültürel, eğitsel ve örgütsel olarak yaşamaya özen göstermiş, kimi sistemler musamahakar yaklaşmış, kimi sistemler bunu engellemeye çalışmıştır. Bütün bu zorluklara rağmen halk Manastır, Kilise bünyelerinde eğitimini sürdürmeye çalışmıştır.
Birinci Dünya Savaşı sonrası Mezopotamya coğrafyası İran, Irak, Suriye ve Türkiye arasında bölünmesiyle birlikte, ortaya çıkan dört ulus devlet içerisinde yaşayan bu halk, tüm haklarından mahrum edilmiş, baskı altına alınmış ve eğitimi engellenmiştir. Sadece gizli olarak kendi eğitimini Kilise, Manastır medreselerinde sürdürmüş, evde kendi lisanını konuşmaya çabalamış bu günlere kadar getirmiştir. Bu dört; tek ulusa, tek mezhebe, tek ırka ve tek bayrağa mensup devletler, zaman, zaman Kilise, Manastır eğitimini baskı altına alıp, engellemiş ve yasaklamışlardır. Tabii bu ulus devletler halkımıza, halklara açtıkları resmi okullarda kendi dillerini, tarihlerini, kültürlerini, sosyal yaşamlarını öğretmiş insanları kendi kimliklerine her yönüyle yabancılaştırmya çalışmışlardır. Bir şekilde başırılı oldukları, söylenebilir.
Oysa İslamiyet döneminde, daha sonraki dönemlerde dahi Asuri/Süryani/Keldani halkı kendi Kilise, Manastır akademilerinde eğitimini, özerk yaşam sistemini devam ettirebilmiştir.
Bir halkın kendi iradesine dayalı özgür eğitimi, onun asıl halk kimliğidir..
Mezopoatamya’yı egemenliğine alan dört devletin Asuri/Süryani/Keldani halkına inanç, eğitim, kültür ve sosyal yaşam konularında en olgun yaklaşan Suriye ülkesi olmuştur, bunun M.Ö. tarihle, Süriye devlet olarak şekillenmeden önce, devlet olarak şekillendikten sonra, Dünya Süryani Ortodoks Patriğine karşı sergiledikleri pozitif yaklaşım, Asuri/Süryani/Keldani halkı Süriye’yi kendi vatanları görme ve mevcut sistemin bu halkla olan derin dostane ilişkilerinden kaynaklı bir durumdur. Diğer devletler, Asuri/Süryani/Keldani halkının dini, kültürel, sosyal ve manevi değerlerine baskıcı yaklaşmışlardır. Bu yüzden Asuri/Süryani/Keldani halkı kendini Süriye’nin bir parçası olarak görmektedir.
Bu halk yaşanan mevcut kaos, kriz ve savaşta büyük zaralar görmüş, Suriye’nin bölünmesini istemiyor, bir an evel savaşın sona ermesini, barışın egemen olmasını istemektedir. Bu halk yaşadığı tüm ülkelerde, hele Ortadoğu ve Orta Asya coğrafyalarında mevcut siyasal İslam gericiliğinden, faşizimden, feodalizimden, ırkçılıktan, şövenizimden, milliyetçilikten, mzhepçilikten ve yaşanan savaşlardan dolayı sayısı milyonlardan, yüzbinlere düşmüştür. Dolayısyla her hangi bir konuda belirleyici olmamakla beraber, ama sürekli halkların daha güzel bir şekilde bir arada demokratik bir tarzda yaşamalarını istemekte, bu safları belirleyen kesimlerle hareket etmektedir. Birgün olsun, her hangi bir kesim şunu diyemez, Asuri/Süryani/Keldani halkı, devrim, demokrasi, sosyalizim, eşitlik, özgürlük ve demokratik birliktelik önünde engel, gericiliğe destektir.. Asuri/Süryani/Keldani Halkının doğası gereği, demokrasiden, medeniyetten ve gelişmiş kültürden ve sosyal yaşamdan taraftır. Birde belirleyici olmayan halklar, ezilen kesimler olur ve bunlar haksızlık yapamz, belirleyici olan kesimlerden yana haksızlığa uğrarlar. Çünkü iktidar peşinde olanlar, yanlış veya doğru politikalar belirler.
Asuri/Süryani/Keldani halkı Suriye, Irak, İran Arap Şii, Sünni mezhepleri ile tarihten günümüze kadar bir ilişki içindedir. Bu ilişki, taraflar arasında her hangi bir kaos durumunda, halkın barışçıl bir yaşam uslubunu savunmasından dolayı, hele ortam muğlak olunca tarafların elinde bir oyuncak değil, kendi vatanında yaşamak için denge tutturmaya çalışmaktadır. Bu dengeyi günümüz koşullarında Suriye sahasında yaşanan Üçüncü Dünya Savaşı esnasında tutturmaya çalışmıştır. Eğer salt bir tarafa kaymış olsaydı, şu an Suriye sahasında bu halktan eser kalmayabilirdi. Eğer denge tutmak istiyorsa taraflar arasında, bu demektir kendi imkanları dahilinde iradesi üzerine karar sahibi olmak istemektedir. Bu da en doğal hakkıdır. Bu şekilde bir irade sergileyen bir halkın özerk iradesine, eğitimine, külltürüne, inancına ve her türlü değerlerine saygı duymak, demokrasiden yol izleyen Üçüncü Demokratik Alternatifi Süriye’de savunan buna öncülük eden Kürt, Arap ve diğer kesimlerin siyasi kurumlarını yüceltecektir.
PYD, YPG, SDG vb kurumlar perspektifleri gereği Asuri/Süryani/Keldani halkına karşı gerekli demokratik haklardan söz etmekte, onlarla birlikte bu halktan çalışan kesimin şahsında bu hakları tanımaktadırlar. Bu durumu görmüyor değil, bu demokratik perspektife değer vermekteyiz. Yanlız bütün halk o kesim değil, birde Arap, Kürt halkları arasında dengeyi tutmak isteyen, mevcut Suriye devleti, vatanıyla ile derin bağları olan ve Kilise etrafında halkın ulusal değerlerini savunan yoğun bir halk kitlesi bulunmaktadır. Bunları görmezden gelirsek tek düze bir yaklaşım sergilenirse, o zaman biz nasıl bir demokrasi analyışından söz edebiliriz? Bunun için; her halkın gerçekliği, kültürü, ahlakı, eğitimi ve sosyal yaşamı dikkate alınarak, ona göre yaklaşımlar sergilenirse yanlışlar aza iner, buna paralel halkların demokratik birlikteliğini istemeyen tek ulusçuluk, siyasal İslam, feodalizm, faşizim, mezhepçilik ve milliyetçilik ortalığı karıştıramaz.
MÖP olarak PYD, TEV-DEM, YPG ve SDG kurumlarına çağrımız; Asuri/Süryani/Keldani halkının tarihi değerlerini, 2000 yıldan fazla Kilise, Yurseverlik ve Ulusal değerlerin birleşik özerk konumunu göz önünde bulundurarak, yaklaşımda bulunmaları onları bu halka yüzeysel bazı yaklaşımlardan uzak tutacak ve halkın geneli ile ilişki geliştirmede zorluklar yaşanmaz. Asuri/Süryani/Keldani halkı içinde farklı keskin sınıfların olmayışı, iktidar gucü ile derin işbirlikçi ilişkilerde olmayışı, bu halkı sınıflar temelinde, iktidar kesimiyle işbirlikçi oluşu analizinden yola çıkılarak yaklaşım sergilense, muhakak çok yanlışlar yapılacak.
Dolayısyla Kamışlo ile başlayan Asuri/Süryani/Keldani ve Ermeni okullarına yönelik yaklaşım, bu halklarda tepkilere, ptotestolara ve uluslararası alanda dile getirilmesine sebep oldu. Bu tarz ne Kuzey Suriye Federesyonuna, ne halklara ve ne de demokratikleşmeye hizmet edecek, sadece Türk devletine, gericiliğe ve merkezi siyaseti toplumlara dayatmak isteyenlerin işine yarar. Bu yüzden Türk devleti günlerce bu haberi, kendi bütün tv kanallarından, basın-yayından vermiştir.
Zira 21 yüzyıllın demokrasi anlayışı, toplumların özerk konumlarına, maddi ve manevi değerlerine tümden saygı duymak, kabullenmekle olur.. Salt benimle olan o halkın değerlerini savunuyor, geri kalan geniş tabana sahip kesimleri görmezden gelmek doğru bir siyasi anlayış değildir. Böylece yukarda adı geçen kurumlardan beklentimiz, bu durumun karşılıklı diyalog temelinde derhal düzeltilmesini bekliyoruz. Kürt halkının Mezopotamya’da buluan tüm kurumlarına önerimiz, Asuri/Süryani/Keldani ve Ermeni halklarının sorununa kendi ulusal sorunları gözüyle bakmasınlar, onların gerçeklikleriyle sorunlarına baksınlar ve bu halklarla iyi dostluk temelinde ilişki geliştirmeye çalışsınlar.
MÖP olarak halkımızın tüm değerlerini savunduğumuz gibi, bu halkın Sümerlerden günümüze gelen eğitim kültürünü savunmakta, halkımızın kendi haklarını savunmak amacıyla verdiği tepkileri doğru buluyoruz. Bu tepkiler demokrasi zihniyetine karşı tepkiler değil, Baas rejimini destekleme amaçlı değil, bu tepkiler bir halkın iradesini, eğitimini ve gerçeğini görmezden gelen anlayışa karşıdır. Eğer Asuri/Süryani/Keldani halkı bu tepileri vermezse, baskı altında kalır ve vatanından göç eder. Bu halk göç ettikten sonra, bir gurup şahsında bu halkın demokratik haklarını tanımak neye yarar?! Bunun için halkımızın bu tepkisi iyi analşılsın, bir daha bu yanlışların tekrarlanmamasını dostça istiyoruz..
Kürt halkı en doğal hakkı kendi halkına karşı dilediği kendi eğitim sistemini koyma, yanlız diğer halkların önüne koyması ve daha uluslararası alanda resmiyeti olmayışını dikkate alındığında, çok yanlış bir dayatma olur. Uluslararası alanda resmiyete kavuştuğunda Federal Kürdistan Bölgesinde olduğu gibi, halkımızda bunu tam anlamıyla kabullenecektir. Doğrusu Asuri/Süryani/Keldani ve Ermeni eğitim okulların eğitim düzeyi ister raejim, ister Kuzey Suriye Federesyon eğitiminden daha gelişmiş olması nedeni ile, Kürt, Arap halkının birçok insanı evlatlarını bu okullarda okutuyor. Bu duruma vesile olan siyasi kurum ve şahıslar şunu da iyi bilmeleri lazım, Baas varlığı Kuzey Suriye alanında tasfiye olmadı, Suriye bir devlet olarak varlığını tüm yönelimlere rağmen sürdürmekte, Suriye devleti ile Kuzey Suriye Federesyonu bir çözüm arayışı içinde olduğunu, Asuri/Süryani/Keldani halkı çok iyi görmektedir. Demeokrasi, eşitlik ve özgürlük adına başka halklara haksız daytamalarda bulunulmasın..

Mezopotamya Özgürlük Partisi

Tags: , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑