Antep Halkı: BİZ DOSTU DA DÜŞMANI DA BİLİRİZ!

Türkiye

Published on Ağustos 22nd, 2016 | by Avrupa Forum 3

0

Antep Halkı: BİZ DOSTU DA DÜŞMANI DA BİLİRİZ!

 AF Bern/ Geçtiğimiz gün IŞİD camlı bombasına hedef olan ve şu ana kadar 34’ü çocuk 51 kişinin yaşamını yitirmesine yol açan saldırının ardından dün Antep’te toplu cenaze töreni gerçekleştirildi. Onbinlerce kişinin katıldığı cenaze törenine HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ ve HDK Eş sözcüsü Ertuğrul Kürkçü’nün yanı sıra pek çok demokratik kurumun temsilcisi de katıldı.
Cenazeye katılmak için Antep’e gelen demokratik kurum temsilcileri Antepliler tarafından “Şehit namırın” sloganlarıyla karşılanırken, törene katılmak isteyen Gaziantep Belediye başkanı Fatma Şahin, AKP Antep vekillerinden Mehmet Şimşek ve Şamil Tayyar “Katil Erdoğan” sloganlarıyla karşılanarak alana alınmadı.
IŞİDcilere verdikleri destekten dolayı halkın yoğun tepkisiyle karşılaşan AKP’liler tören alanından ayrılmak zorunda kaldı.
Büyük bir üzüntü ve öfke içinde gerçekleştirilen cenaze töreni Antep halkının dostu da düşmanı da iyi tanıdığını gösterdiği bir duruş oldu. Sevgili Ahmet Kaya’nın Orhan Kotan’ın şiirinden bestelediği “Gururla Bakıyorum Dünyaya” eserindeki sözlerdi adeta sergilenen:
        “Birer birer biner biner biner ölürüz
yana yana ahh döne döne yine geliriz ay canım
biz dostu da düşmanı da elbet biliriz
          vurulup düşenler canım darda kalmasın ay gülüm
çünkü isyan bayrağıdır böğrüme saplanan sancı
çünkü harcımı öfkeyle, imanla karıyorum”
Aşağıdaki iki video Antep halkının dostu ve düşmanı nasıl karşıladığının görsel hafızası olarak kaydedilmeli bir kenara… Böğrümüze saplanan isyan bayrağı ancak bu kadar net bir duruşla kaldırılacaktır yukarı çünkü…
Antep DOSTUNU karşılıyor:

Antep DÜŞMANINI karşılıyor:

Ahmet Kaya’nın besteleyip okuduğu Orhan Kotan şiirin tamamını okuyup hatırlamakta fayda var bu süreçte…
 
Gururla Bakıyorum Dünyaya – Orhan Kotan
——————————————————–
çünkü isyan bıçağıdır böğrüme saplanan sancı
çünkü harcımı öfkeyle, imanla karıyorum
ve kederin
ve solgun yüzlü işçilerin üzerine
dağbaşlarının hırçınlığı savruluyor benden.
çünkü beni ateşiyle dimdik tutan kin
çünkü benim gözbebeklerimde tutuşan şafak
miting afişleri
cesur pankartlar
ve binlerce militan
derin denizlerin aydınlığı
zorlu sabahlar
gökyüzü ve lâle
sıkılmış bir yumruk gibi giriyoruz hayata.
çünkü ben sevdiğim kızı
yaşamak gibi
halkım gibi sevdiğim kızı
/ki şiirini yazamayan
ve türküsünü söyleyemeyen halkım gibi
binlerce ve binlerce kurşunlanan halkım gibi
zincirlere vurulan
savaşlara yollanan
vergilere bağlanan halkım gibi
felç ofmuş yalnızlıklara bırakarak
büyük acıların ve gözyaşının içine bırakarak
şiirlerimin bir bıçak gibi ışıldadığı
devrim türkülerini
ve başkaldırmayı öğreten dudaklarını
bir kere olsun öpemeden
bir kere olsun tutamadan kaygısızca
serin bir yaz gecesi gibi ürperen ellerini
hatta boynunu ve ayak bileklerini
bilemeden bilemeden bilemeden
vurdum yüreğimi şanlı kavgaya
barışın ve özgürlüğün dağlarına yürüyorum işte
/yiğitsen uslandır beni
ey yasakların
kahpeliğin
ve soygunların koruyucusu
türkü çağıran kızlarımı sustur
ve kahraman oğullarımı,
mezar kaza kaza kederli, kızgın
tohum serpe serpe hünerli
ve sömürüle sömürüle bomboş
ve açlığın
ve zulmun izlerini
derin uçurumlarında taşıyan ellerimi
nacaklara ve tırpanlara sarılan ellerimi
mavzerlere sarılan ellerimi
zincirlere vur gücün yeterse.
ama adına yaşamak dersen
ot gibi, saman gibi yaşamak dersen
bir solucan gibi yerlerde sürünerek
ezilerek
horlanarak
sömürülerek
re-zil-ce
çatlayan tomurcuğun
doğan çocuğun çığlığını duymadan
gül benizli sevgilinin
titreyen göğüslerini öpmeden doyasıya
korka korka
yana yana
her gün biraz daha derinden
her gün biraz daha kapkara duyarak ölümü
aç ve arkasız
köpekleşerek
yaşamak dersen
bu yürek
çat diye çatlasın be!
gelgelelim parlayan güneşi
emekçi halkların
kahraman halkların güneşini
şehvetle içine dolduran toprak
şimdi sımsıcak
şimdi ulaşılmaz
şimdi olgun meyvalarla dolu
bahar bahçelerini salmaktadır dünyaya,
ve gül benizli sevgililerin dudaklarında hayat
bizi aşka ve kavgaya çağırmaktadır,
bıçak kemiğe dayandığı
ok yaydan fırladığı için değil
/bu bezirgan saltanatı
bu zulum bitsin diye
ağaran günler için
yeni bir dünya uğruna
yüzlerinde cesaretin onuru
ve imanlı gücü dövüşen dünyanın
emperyalizme karşı dövüşen dünyanın
ve ölüme
gülerek koşan genç savaşçıların
al bayrakları dalgalansın
dalgalansın dalgalansın
kinle boğuşan yorgun yüreği
aydınlansın diye anamın.
felaketler geçirmiş anamın
dişleri dökülmüş kederli ağzı
ağlamaya hazır gözleri
safrası
ve sonsuz
ve dağlar eriten sabrı,
merhameti
yani bir bütün halinde insanlığımız
yunsun, arınsın diye duru pınarlarda
alın terinin namusu kurtulsun diye
kurtulsun diye sıcak somun
acı soğan
ve çiçekli basmalar
ahdettik
vefa ettik
kelle koyduk
ölen ölür dostlar
düşmanlar heyy
kalan sağlar
….
..
.
Orhan Kotan

Tags: , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑