Yazarlar

Published on Haziran 2nd, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

Zamanda Somut Başkaldırının Adı; Cevahir – Erdal Boyoğlu

Hakim sınıfların karanlık bir gününde, savaş siperlerinin tepesinde kızıl bir güneşin yükseldiği günün yıl dönümü 1 Haziran 1971. Vızıldıyan kurşunların ortasında Maltepe de iki adalının devrimci iradesi ve sloganları dört bir yana yankılandı.
Hüseyin Cevahir, T.C devletinin ölüm fermanı çıkardığı Dersim’ in Şöbek köyünde doğdu.
Cevahir; bilginin doğası, kapsamı ve kaynağı ile ilgilenen entelektüeldi.
1971 silahlı direnişin öncüleri Kemalizmden etkilendiler ama siyasal kopuşun süreci 71 sonrası çok net görülmüştür. Sınıf mücadelesi, emek sermaye çelişkisi , değişim ve dönüşümün temel ve tali mücadele biçimleri, oligarşi ile emekçiler arasında var olan suni denge ve onu kırma mücadelesi, emperyalizm içsel olgusu, birinci, ikinci ve üçüncü bunalım dönemleri Hüseyin Cevahir’in de içinde yer aldığı merkez komitesinde tartışma konularıydı. Özellikle Hüseyin Cevahir’in Kürdistan konusunu araştıran ve rapor haline getiren bir görevi vardı. Hazırladığı raporun bir kısmı dergilerde yayınlandı. Hazırlanan raporun devamı yayınlanmadı. Kürd raporu parti içinde okutulmasına rağmen kamuoyuna dağıtılmadı. Niçin?

Sosyalist ülkelerde bürokratlaşan ve kastlaşan yöneticilerin izledikleri politikaların nedenleri ve niçinleri üzerine düşünce üreten Cevahir, O zamanlar Sovyetler Birliğinin emperyalist yayılmacı ve baş çelişki olarak dünya halklarının düşmanı olduğunu yayan Doğu Perincek’e tavır alanlardandı.

Kemalizmi anti emperyalist görüp ama onunla yola devam etmeyen devrimci önderler arasındaydı Hüseyin Cevahir. 6 mayıs 1972 de Deniz Gezmiş’in ‘’Yaşasın Kürd ve Türk halklarının mücadelesi, Yaşaşın Marxsizm Leninizm ‘’diyen haykırışları Kemalizmden epistemolojik kopuş en son halkasıydı.

1971 devrimcileri Kemalizm konusunda eleştiri haklarını yerini getirdi. ‘’Ben Türk ve Kürt halklarının ortak kurtuluş mücadelesine inanmış bir Kürt Marksist Leninstiyim’’ diyen Cevahir’in değerlendirmesi önemlidir. Düzenin eşitsizliğine ve mutluluğuna çomak soktu. Özgürlük ve bağımsızlık düşüncesini geliştirdi. Sosyalizm öğretisini yeniden gündeme getirdi. Doğrudan sosyalizm, demokrasi ve özgürlük 1971 haraketinin en büyük talebleriydi. 1971 devrimci direnişin öncülerinden Hüseyin Cevahir partinin önderidir. Sermaye kültürünü geliştiren Oligarşiye karşı direnişin sembolüydü. Emekçilerle birlikte omuz omuza, yan yana olan Hüseyin Cevahir kürdistan’ı karış karış gezdi. Özgürlüğün ve demokrasinin gelecekte ki yaratıcı çalışmaların temelini yazan ve araştıran ve de yaşama adım attıran siyaset bilimcileri arasındaydı.

İnsanda değişme isteğinin olması yaşanan toplumsal tarihtir.

Sosyalist blok ve Kapitalist blok arasında tartışmalar dikkatle izlenirdi. Sosyalizme yüklenen bir damar vardı.

T.C tarihinde sınıf mücadelesinin direniş tarihi 15-16 Haziran’la başlamıştır. Oligarşi’ye karşı silahlı direnişin başlangıcı THKP/C’ nin ve THKO’nun varlığı ile şekil bulmuştur.

Kürd ve Türk halklarının özgürlük mücadelesi 1 haziran 1971 yeniden bir doğuştu. Resmi ideolojiden kopuşun en önemli siyasi açıklamasıdır. Hüseyin Cevahir, değişim ve dönüşümün damarı olarak kavranmalıdır.
Bilgiye yönelik okunma halinde tarih bilincini, özgür ve eşit yaşamın varlığını, tarihin yaşanmış örneklerini siyaset bilimi üzerinden araştıran ve inceleyen Cevahir örnek bir devrimci idi.
Yazının asıl konusu Hüseyin Cevahir olduğu için, Cevahir’in bilinmeyen, okunmayan yönleri olacak bu yazıda.

Anımsamalıyız ki liderler tarih içinde sorumlulukları, araştırmaları ve pratikte eylemlilikkleriyle ortaya çıkmıştır.

Nitekim yaşadığımız coğrafya uygarlığı ve onun temel değerleri demokrasi ve barışı benimsemediği için duyarsızlık ve tutarsızlık söz konusudur. Böyle gelmiş böyle gider kültürü hakim olmuştur.
Sorgulayan, araştıran, inceleyen, okuyan ve pratikte var olmanın süreci 1965 sonrası devrimci bir dalganın varlığında görmekteyiz. Dünya da var olan siyasal gelişmelerin yansıması 1968 de her tarafa yayıldı. Türkiye ve Orta doğu da bundan nasibini aldı.

Kürd, Türk, Ermeni, Laz, Çerkez, Süryani halklarının devrimcileri sürece müdahale ederek örgütlü bir mücadelede buluştular.

Emekten yana olan devrimcilerin , bilinçli bir müdahale ile sınıf mücadelesini güçlendiren ekonomik, demokratik ve politik mücadelesi sosyalizme sosyalist yaşama yönelik olarak gelişmiştir.

Bu açıdan öncelikle 1965 sonrası gelişmeleri bugünün koşullarında değil o sürecin sosyolojik boyutuyla değerlendirmeliyiz. O süreci klasiklerin yetersizliğini ve sansürü göz önüne getirmeliyiz. (ki bugün teknolojik olarak her şey çok gelişkin ama siyasal çözümler de ortada)

Dolayısıyla öncelikle kendimizle yüzleşmek ve kendi bahçemizi temizlemekle işe başladığımız da politik yetersizliği görebiliriz. 1972 sonrası örgütler arasında devrimci dayanışmanın olmadığı gerçeğini kabullenmek zorundayız. Teorik boyutu bir yana pratiğine baktığımızda da siyaset sosyolojisi bünyesinde daha da olumsuzlukların çoğaldığını görüyoruz.

1968 devrimcileri sınıf mücadelesi konusunda eleştiri haklarını yerini getirdi.. Düzenin eşitsizliğine çomak soktu. Özgürlük ve bağımsızlık düşüncesini geliştirdi. Sosyalizm öğretisini yeniden gündeme getirdi. Doğrudan sosyalizm, demokrasi ve özgürlük 1968 haraketinin en büyük talebleriydi. 1968 devrimci direnişin öncülerinden Hüseyin Cevahir Parti/Cephe’nin kurucusu ve önderlerinden biri olmakla birlikte , Sermaye kültürünü geliştiren Oligarşiye karşı direniş de hem sembol hem de teorisyendi. Emekçilerle birlikte omuz omuza, yan yana olan Hüseyin Cevahir Kürdistan’ı gezdi, gördü, konuştu, sordu soruşturdu. Özgürlüğün ve demokrasinin gelecekte ki yaratıcı çalışmaların temelini yazan ve araştıran ve de yaşama geçiren biri olarak sevildi sayıldı.

Hakim sınıfların karanlık günlerinden, haksızlığın vızıldayan kurşunlarından emekçilerin alın terinden ezilen hakların acılarından doğan bir güneşti Cevahir. 1965-1972 süreci yüreklerin devrimden yana pır pır attığı yıllardı. Kahrolsun emperyalizm, Barış için savaş, Yankee go home sloganları sokakları, dağ taşı inletiyordu.

Sosyalist blok ve Kapitalist blok arasında tartışmalar dikkatle izlenirdi. Sosyalizmden yana, emek ve barış dan yana emekçilere yüklenen bir damar vardı.

Grevler her tarafı sarmıştı, 15-16 Haziran gibi bir işçi direnişi gerçekleşti. THKP/C’ nin ve THKO’ nun kuruluşu 65/ 72 gelişen şehir kır eylemleri bir umut olarak gelişti, kitlelerde sempati ile destek buldu.

Kürd ve Türk halklarının özgürlük mücadelesi 1 haziran 1971’de yeniden bir doğuştu. Resmi ideolojiden kopuşun en önemli siyasi tavrıydı. Dolayısıyla 1 Haziran değişim ve dönüşümün damarı olarak kavranmalıdır.

Cevahir’i mücadelenin bütün evrelerinde yüreğinin ta derinliklerinde, yeni toplumsal düzeni kesintisiz devrim ışığında değiştirmek isteğini görmek gerekir. Bilgiyi ve cesareti bilinçli üreten durdurulmaz isteğiydi bu. Devrimci mücadelede koşturmanın yeri yoktu o her yerdeydi, Tütün , Pamuk, Fındık üreticileri arasındaydı, Grevler de işçiler arasındaydı. Bazen köylü mücadelesinde köylüler arasında bir traktör üzerinde konuşan, bazen bildiri yazan, bazen de bildiri dağıtan biri olarak işçilerin, köylülerin ve öğrencilerin arasındaydı.

Hüseyin Cevahir düşündüğünü pratikle buluşturan ve savaşım veren, okuyan araştıran ve özelliği olan biri olarak tanınıyor idi. Kürdistan üzerine çalışması Parti siyasetini belirlemek için araştıranlardan biriydi. Rapor halinde parti, merkezine sunuyordu. (Yılmaz Güney’in 1 Eylül anma etkinliğinde Rıza Enis ile yaptığımız görüşmede ben bu raporları okudum dedi. Ama bu raporlar partinin yayın organında ne çıkıyor ne de broşür olarak yayınlanmadığını söyledi)

Cevahir’in entelektüel edebiyatçı yönü sol içinde pek bilinmiyor. Oysa 1965-1971 yılları arasında çok önemli dergilerde hem yazı yazan hem de edebiyat eleştirileri yapan bir yanı var idi. Kapitalist ahlakın zehiriyle karşı karşıya kalan sanat ve edebiyatın zehirlenmesine tavır alan ve o zehirlenmeye siyasal eleştirilerle katkı sunan, yazan çizen bir düşünürdü. O bir edebiyatçı O bir entelektüeldi ve sanat ve edebiyat çevrelerinde öyle biliniyordu.

Cevahir Parti/Cephe’nin hem ana gövdesiydi hem kollarıydı hem önderi hem militanıydı. Çürümeye, yozlaşmaya yabancılaşmaya karşı siyaset sosyolojisinin yol önderiydi. Bilgisini kendine saklayan biri değil, yaşadıklarını ve gördüklerini sorgulayan ve geliştiren bir yanıyla yeni stratejiler yeni sosyolojik çalışmalar yapıyordu.

Cevahir yalnızca bir öğrenci değil, o yalnızca partinin merkez komitesi değil o yalnızca iyi bir gözlemleme yeteneği olan bir entelektüel, edebiyat eleştirmenidir ayrıca. Siyasal mücadelesini derinlemesine araştıran ve o araştırmaları ezilen halkların geleceği için aktarmayı bilebilen bir edebiyatçı, bir hümanist, bir arkadaş bir devrimci olarak kalabalıkları örgütleyendi, O bildiri dağıtan, bildiri yazandı, partinin siyasal düşüncesini geliştirendi, mücadelenin en önündeydi hep. Cevahir demek tembellikten gevşeklikten yana değil, her işe emek veren ve güçlü bir şeyler yaratandı. Parti içinde güvenilir yoldaş olarak kabul edilendi.

Dergilerde siyasal değerlendermeleri , Edebiyat analizleri ve eleştirileri ve Küba devrimi üzerine bir kitabı bize yazılı miras olarak kaldı. Ailesine yazdığı mektuplar ve şiirleri ayrı bir mirastı. Nasıl bir devrimci olmanın, doğallık ve paylaşımla birleşen yürekliliğin neferi olarak görülmüş ve bilinmiş yoldaşları arasında Cevahir.

O’ nu tanıyanlardan dinlemek ve onun yol göstericiliğini, eşitlikçi yaşamını göstermeye yetecektir.

Yılmaz Güney’in 81 yılı doğum günü etkinliğinde Rıza Enis şöyle dedi; ‘‘Yılmaz Güney’in çok farklı değişik bir gülüşü vardı. Bilge bir gülüşü vardı. Ben bu gülüşü Hüseyin Cevahir’de gördüm. Ve bir daha Cevahir’in peşini bırakmadım”. Bir başka anısında ise, ‘‘yağmurlu bir gündü ve param olmadığı için yürüyerek eve gidiyordum. Yanımda birini fark ettim, yanıma gelen Hüseyin’di. Hüseyin otobüste giderken beni görmüş. Neden yağmurda yürüyorsun paran mı yok diye sordu. Evet param yok ve eve yürüyerek gidiyorum deyince cebinde on lirası olduğunu ve beş lirasını bana verdi. Birlikte eve gittik. Hüseyin Cevahir’in yoldaşlığını hiç unutamam, o benim için çok ayrıcalıklı bir isim. O bambaşka biriydi‘‘

Oktay Etiman’la 2014 yılında tanıştım. Bir hafta birlikte Avusturya’nın üç bölgesinde konferans verdik. Birlikte Prag’a gittik. Bu zaman sürecinde örnek aldığı devrimcinin Hüseyin Cevahir olduğunu söyledi bana. Hüseyin’in bende çok özel bir yeri var. 2016 yılında Ankara’da buluştuk. Ankara görüşmemizde de Mülkiyelilerin lokalin de Cevahir’le ilgili anılarını sevgiyle saygıyla anlattı hep.

Oktay abi amansız bir illet olan kanser hastalığına yakalanmıştı. Ölmeden önce açıkladığı vasiyetinde Dersim‘de Hüseyin Cevahir’in yanına gömülmek istediğini söylüyor yakınlarına.

Hüseyin Cevahir’in yaşam öyküsünü öğrenmenin siyasal tarihimizin heyecanlı sayfaları olmayacaktır yalnızca, böyle bir devrimci önderin siyasal mücadelesi siyasal ve kültürel yaşamımızın tarihini de irdelemek gerekliliğini ortaya çıkaracaktır.

Hüseyin Cevahir demek köyüne bağlılık, anasına babasına sevgiyle ve saygıyla sımsıkı sarılmak demekti. Köyüne her gittiğinde köylüler tarafından sevilen sayılan biriydi

Hüseyin Cevahir’in siyasal düşünceleri hakkında, devrimci bilgeliği üzerine yazmak çok güç oldu. Cevahir’den söz ederken onu anlatırken geçmiş zaman kullanmak hiç uygun değil. Onun bilgeliğini ifade etmek de zorlandım. Cevahir’in güzel değerlerinden söz etmenin yanında şimdi ki zamana dair ideolojik bir anlam taşımaktadır. Çünkü o siyaset ve edebiyat eleştirmeni, yaşamayı ölümüne seven yürekli bir devrimci, yaşamın tadına eşitlik ve özgürlük olarak bakan, Kapitalist sistemin kötülüklerini bilen biri olarak eleştiren, sorgulayan idi ve bu sistemin değişmesini istiyen, değiştirmek için örgütlü olmanın bilincini bilgisini üreten idi.

Cevahir, entelektüel birikimiyle, yaşam tarzıyla gıpta edilmesi ve insan ilişkilerinin nasıl olmasını gösteren bir bilgedir.
Sessizliğimizin açıklayıcı tarihsel, kültürel ve siyasal sebepleri arasında yer alan sosyolojik, psikolojik ve felsefi bağlarını bize miras bıraktı. Topluma ait olacak bütün’ün koşullarına göre etkili olabilmeyi başarmış bir önderdir.

“Kavgamızın Cevahir’i ” kitabını okuduğumda onurun ve erdemin güzelliğini ve bize bıraktığı entelektüel mirası fark ettim.
Aydınlanma, ahlaki ve vicdani sorumluluk, siyasal tarih bilincini ideolojik gelişmenin temsilcisi olarak Cevahir’in yaşamında fark ettim.
Somut durumun somut koşullarını devrimcileştiren, hakkaniyetin ve eşitliğin, evrim ve devrimin sahiciliğini Cevahir’den öğrendim.
Kapitalist sistemden ve onun kötülüğünden sahici bir kopuşu Cevahir’in siyasal analizlerinden, mücadelesinden ve direnişinden öğrendim.
Siyasal eleştirileri, siyasi düşünce eylemleri önemli gelişmelere ve değişimlere yön verdi.

Cevahir bilge duruşu ile başlı başına üzerine durup düşünülmesi gereken bir isimdir.
Hüseyin Cevahir siyasal birikimini örgütlü mücadeleye dönüştürdüğü THKP’ sinin merkez komitesinde görev aldı.
O’ nu özlemiş olanlarımız, siyasal düşüncesini bilmek isteyenlerimiz, entelektüel yönünü bilebilmenin sevgisi “Kavgamızın Cevahir’i ” kitabını bana hediye eden yeğeninin katkısı oldu. Bu kitap okunmadan ne Cevahir bilinir ne de tanınır.

Hüseyin Cevahir’in bizler için ne anlam ifade ettiği 1965-71 sürecinde yaşanan gelişmelerdir. Cevahir’in entelektüel birikimi makalelere, gazetelere, dergilere dağılmış durumda. Bir araya getirilmeyi bekleyen onlarca mektubu ve şiiri var. Kurdistan üzerine raporları var. Yoldaşlarının anıları, hatıratı var. Yaşadığı döneme dair yaşayacak devrimci mirası var. Orta doğu halkları için ” Yaşasın Orta Doğu Halklarının Devrimci Çemberi” diyen bilincini öne çıkarmalıyız, anlatmalıyız, tartışmalıyız.
Önderimizin katledilişinin 47 yılında devrimin yaşayan bir tanığı olarak, edebiyat da, sanat da, politikleşmiş devrim stratejisinde canlanacak ve var olacak.
1 Haziran 1971 Cevahir’imizin anısına saygıyla.

ve güneş
ve gökyüzü
ve göğü fethedenler
ve yaşam
ve mavi
ve kırmızı
ve güzel olacak günler için

Tags:


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑