Türkiye

Published on Ocak 16th, 2019 | by Avrupa 5

0

Yüksekdağ: Herkesin bu cehennemden çıkış için çaba göstermesi gerekir!

HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, tutuklu yargılandığı dava duruşması görülmeye başlandı. Savunmasında Leyla Güven ve diğer açlık grevi eylemcilerini selamlayan Yüksekdağ, “Bütün toplumsal mücadele dinamiklerinin, bu memleketi seven herkesin bu cehennemden çıkış için çaba göstermesi gerekir” dedi.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın tutuklu yargılandığı ve hakkında hazırlanan 7 ayrı fezlekenin birleştirilmesiyle oluşturulan dava duruşması, Ankara 16’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) bünyesindeki faaliyetleri, katıldığı eylem ve yaptığı konuşmalar nedeniyle hakkında hazırlanan 92 sayfalık iddianamede “örgüt yöneticisi olmak”la suçlanan Yüksedağ için 83 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Çok sayıda isim katıldı 

Yüksekdağ’ın duruşmasını izlemek üzere çok sayıda partili sabah erken saatlerde mahkeme salonunun bulunduğu Sincan Cezaevi Kampüsü’ne geldi. HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli, Eş Genel Başkan Yardımcısı Murat Çepni, Kadın Meclisi Sözcüsü Dilan Dirayet Taşdemir, Parti Sözcüsü Saruhan Oluç ve Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu’un yanı sıra Almanya Sol Parti Milletvekili Hakan Taş da duruşmayı izleyenler arasında yer aldı.

İzleyici kotası getirildi

Ancak mahkeme heyeti tarafından 45 kişilik izleyici kotası getirilmesi nedeniyle partililerin büyük bölümü salona alınmadı. 
Tutuklu bulunduğu Kandıra Cezaevi’nden duruşmaya getirilen Yüksekdağ, yaptığı savunmasında Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven’in başlattığı açlık grevi üzerinde durdu. 

Yüksekdağ, şunları söyledi: 

“Bugünkü koşullarda siyasetçiler olarak çok kritik bir sürece geldiğimizin farkındayız. Defalarca bu kadar kötü bir noktaya sürüklenmemek gerektiğini söyledik. İktidara bilhassa bunu anlatmaya çalıştık. ‘Türkiye’yi bir krize sürüklemeye çalışıyorsunuz’ dedik. Bizim davalarımız da bu operasyonun bir parçasıdır. Bir adalet beklentisi içerisinde değiliz ama bütün toplumsal mücadele dinamiklerinin, bu memleketi seven herkesin bu cehennemden çıkış için çaba göstermesi gerekir. Bugün siyasetçiler barış ve demokrasi mücadelesini genişletmek ısrarını sürdürüyor. Leyla Güven 70 gündür İmralı’daki tecridin kaldırılması, demokratik gelişim sürecinin önünün yeniden açılması için açlık grevinde.

‘Demokratik siyasetin savunucuları dört duvar’

Ama demokratik siyasetin savunucuları dört duvar arasında tutulmuş da olsalar da Leyla Güven hala bu ülkenin milletvekilidir. Ve bu siyasi iktidar tarafından hapiste tutan tutulan Güven, yargı kurumu ve iktidar tarafından ölüme sürükleniyor. Sadece Güven değil, cezaevlerindeki çok sayıda siyasi tutsak demokratik, barışçıl çözüm siyasetinin konuşulabilmesi için süresiz dönüşümsüz açlık grevine başladılar. Aynı zamanda benimle birlikte kalan Sebahat Tuncel ve Selma Irmak da açlık grevine başladılar. Ben barış, çözüm ve gelecek için bedenini açlığa yatıran bütün arkadaşlarımızın mücadelesini selamlıyorum.” 

‘Hepsi siyasi iktidarın kurduğu oyunda bir yere düşüyor’

Üç seçim boyunca halkın seçilmişleri olarak seçim dışı bırakıldıklarını belirten Yüksekdağ, “Bu süreç boyunca Türkiye’de rejim değişiyor, kamusal düzen altüst oluyor, yenisi kuruluyor ama sorarız bozulan rejimlerin yenisi kurulabiliyor mu? Kurucu bir rol oynayamadılar. Yarını görebilecekleri bir kurumsallık bile oluşturamadılar. 3 kritik seçim boyunca bizler müdahale edemediğimiz gibi, sesimizi taşımaktan bile baskılarla karşı karşıya kaldık. Cumhurbaşkanı adayımız Demirtaş serbest bırakılmadı. Mandela bile Güney Afrika’daki 30-40 yıllık savaş sürecinin sorumlusu olarak görüldüğü halde, içeriden çıktıktan sonra aday olabildi. Ama HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı, serbest seçim hakkını kullanamadı. Benim çok kısa bir süre sonra vekilliğim düşürüldü. Ben tüm bunlara tuzak diyorum. Bu yargı kararlarının hepsi bir oyuna denk geliyor. Hepsi siyasi iktidarın kurduğu oyunda bir yere düşüyor ve bizler bu kadar kötü perdelenen bir oyunun seçilmiş siyasetçiler olarak bir parçası haline gerildik. Bunun karşısında meşruluk ve hakikati savunduk” diye konuştu. 

‘Mahkumiyet kararı veren halim Yargıtay’a terfi edildi’

Yüksekdağ, savunmasının devamında hakkında 4,5 yıl ceza veren hâkimin Yargıtay’a terfi edildiğini de söyledi. 

“Bütün mahkemeler üzerinde kurulan baskı ortada. Biz bu işin doğrudan göbeğindeyiz” diyen Yüksekdağ şöyle devam etti: “Bunların her birisini somut olarak görüyoruz. Ben mahkemede yaşanan örnekleri söyledim. Bir telefonla duruşmamda nelerin değiştiğini söyledim. Bunları gündem yaratmak için söylemiyoruz, bunlar somut gerçekler. Bu iktidar gözlere perde çekiyor. Bunlar sadece kısa bir süreliğine gizli kalacak ama açığa çıktığında karanlığa alışmış olanlar aydınlıkta hiçbir şey göremeyecek. Toplumsal süreçlerde rol oynaması gerekenleri karanlığa alıştırmaya çalışıyorlar ama biz karanlığa alışmayacağız.” 

‘Suçlu değilim ki savunma yapayım’

Yüksekdağ, dava sürecini uzatmaya dönük bir çaba içerisinde olmadığını da ifade etti. Yüksekdağ, “Ben alacağımı almışım. En fazla 20 yıl daha ceza verirsiniz. İlk vekilliği düşürülen, siyaset yasağı getirilen benim. İktidar alenen bizim davalarımız üzerinden siyaset yürütüyor. Geçen seçimlerden önce art arda cezalar verdiler ki, bizim kitlemizde şok etkisi yaratarak kendi hâkimiyetlerini ilan etmek istediler. Onunla birlikte hepimize paket olarak ceza verme çalışması yapmış oldular. Bunların her birisi seçim süreçlerinde bizim davalarımızın nasıl kullanıldığını gösteriyor. Benim davam açısından da şunu net söylerim ki, ben uzatmaya dönük bir çaba içinde olmadım. İlk geldiğimden beri şunu söyledim. Ben burada suçlu değilim ki savunma yapayım. Ben halkımın karşısında savunma yapıyorum. Ben bu platformu ciddiye alıyorum çünkü tam olarak son nefesini vermemiş bir yargı kurumu herkese lazım” ifadelerini kullandı.

Yüksekdağ sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Uzatma niyetim yok, bu iddiayı kabul etmiyorum. Mesele şu ısrarla ‘uzatmak istiyorsun’ söyleminden şunu anlıyorum; durmadan talimat veren AKP Genel Başkanı benim yargılama sürecimi neden kısaltmak istiyor? Benim bir cevabım var ama hukuki bir cevap değil, siyasi bir cevap. Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanı adayı olduktan sonra AKP Genel Başkanı; ‘Bir hatadır oldu, bundan sonra olmayacak’ diye açıklama yaptı. 

Bence yanlışı düzeltelim, gerçeği şudur. Birisi yargılamayı uzatmaya çalışmıyor, başka birisi yargılamayı kısaltmaya çalışıyor ve bu yargılamaya müdahaledir. Rezalettir. Siz hangi dünyada yaşıyorsunuz. Demokratik kriterler sıralamasında Uganda’dan sonra geliyoruz. Yargıya güven konusunda dibe vurmuşuz. Bu durum içinde AİHM, Türkiye’ye diyor ki; Siz hangi dünyada yaşıyorsunuz. Çok genel bir kural var. Tutuksuz yargılama kararı alırsın, gerekli tedbirleri alırsın, kaçma şüphesi zaten akla mantığa aykırıdır, bize hakarettir. Bizim çok fazla imkânımız vardı da kaçmadık. Tutuklanmadan 3 gün önce yurtdışına gittim, geldim ben. Böyle bir şüphe yoktur. Şüpheli olan yargı kurumudur.

‘Yaşadıklarımızın binde birini görseler karabasan görürler’

Delil nedir? Benim yaptığım konuşmalar bir suç delili olabilir mi? Ben sözümü söylediğim için yargılanıyorum. Bir seçim dönemi daha geldi. Benim partim kimsenin tasavvur bile edemeyeceği zorluklar ve zulüm içerisinde seçim çalışması yapıyor. Bu bizim yaptığımız kaçıncı seçim çalışması bütün zulme rağmen 1,5 yılda bin 500 kişiyi buldu tutuklanan sayısı. Ama bu ülkede bir tutunacak dala ihtiyaç var. Bu ihtiyacı karşılamak için benim yoldaşlarım direniyor. 

Bizden intikam almaya kalkanlar ve buna alet olanlar, bizim yaşadıklarımızın binde birini görseler karabasan görürler.

‘Karanlığa karşı mücadeleden vazgeçmeyeceğiz’

Bizlere hukuksuzluğu reva görenler vazgeçer mi bilmiyorum ama biz karanlığa karşı mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz! Her onurlu davanın bir yorgunluğu olur bu da onurlu bir yorgunluktur, başımız gözümüz üstüne.”

Reddi hakim talebi

Yüksekdağ, bu sözleri sonrası savunmasını reddi hakim talebinde bulunarak sonlandırdı. Yüksekdağ, “Kapı açma siyasetinin önceliğini göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Siyasetin üzerinde bu kadar baskı altında olduğu koşullarda bundan sonra benim yargılama sürecimin sağlıklı yürütüleceğine inancımı yitirdim. Heyetinizin bu aşamada tarafsızlığını yitirdiği için taraf olmak zorunda bırakıldığı için talebim bu yargılamadan çekilmenizdir” dedi.

Kaynak: SiyasiHaber

Tags: , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑