Yazarlar

Published on Ocak 11th, 2018 | by Avrupa Forum 7

0

Yanlışa düşüp bir avuç doğruyla ayağa kalkmak – Ibrahim Aslan

“HDP’nin 11 Şubat kurultayıyla net görüşüm, kusura bakmayın, eş başkanlık
bir Kürt olacak.Demirtaş yerine bir Türk
göz dikmesin, herkes haddini bilecek.”

Yukarıdaki satırlar HDP eski Şırnak
milletvekili Hasip Kaplan’a ait.İçindeki
yazım hataları bir yana, bu satırlar eğer
bilinçli bir provakasyon amacı taşımıyorsa
en hafif tabirle politik dangalaklıktır.Yılların
insan hakları savunucusu ve HDP
milletvekilliği dahil siyasi mücadelenin
birçok aşamasında yer almış birisi
olarak Hasip Kaplan’ın bu kadar basit
bir politik dangalaklık yapması pek de
akla yatmıyor.Doğrusunu söylemek
gerekirse, Hasip Kaplan’ın bilinçli bir
provakasyon amacıyla böyle bir girişimde
bulunacağı da pek akla yatmıyor.Bu olsa
olsa, bir takım “beklentilerden” kaynaklı,
sonuçları hesaplanmadan girişilmiş
ama sonuç itibariyle HDP’ye zarar verme
riski çok büyük olasılık olan duygusal
bir çıkıştır.

Nitekim son 24 saatte, HDP’nin adını bile
anmaya yeminli haber kanalları bu konunun üzerine üşüşüp acaba bundan
HDP’ye zarar verecek bir sonuç
çıkarabilirmiyiz yarışındalar.Öyle ki, son bir
günde HDP hakkında yapılan haber
neredeyse son bir yılda yapılanların
toplamını geçti.

Hasip Kaplan’ın çıkışı kadar olmasa da,
Ayhan Bilgen’in “klavye devrimcileri”
açıklaması da HDP tabanından haklı
olarak tepki alan ve rahatsızlık yaratan
bir çıkış oldu.

Her iki sorunun çıkış noktası da herkesin
bildiği gibi Selahattin Demirtaş’ın tutuklu
olmasını da gerekçe göstererek, 11
Şubat’ta yapılacak kurultayda eşbaşkanlığa aday olmayacağını belirten
mektubu ve devamında parti yönetiminin
bunu kabul eder içerikli açıklamasıydı.

Demirtaş’ın, halkların menfaatini en ön
sırada tutan, politikayı en küçük bir şahsi
çıkar ya da kariyer hesabı olmadan
ezilen halkların çıkarı için yapan siyasi
anlayışı dikkate alındığında, partinin
önünü açma amaçlı aday olmama çıkışı
son derece normal bir çıkış olarak
kabul edilebilir.

Peki ama parti yetkili kurulunun “üzüntüyle
ama normal karşılıyoruz” mealindeki
aday olmamayı kabul eden açıklaması
normal mıdır? Kanımca bunu bu kadar
kuru bir açıklamayla adeta geçiştirmek,
en azından HDP tabanında böyle bir izlenim yaratmak pek de normal sayılacak
bir durum sayılmaz.

Elbette HDP kişilerin değil kitlenin ön plana çıktığı bir partidir.Ezilenler için
politika yapan bir parti için olması gereken
de budur.Ancak kişilerin de şahsi beceri
ve yetenekleriyle partiye etki etmesi
son derece olağan bir durumdur. Hele
de parti tabanının “Selocan” mahlasıyla
bağrına bastığı Selahattin Demirtaş için
bunun ayrı bir önemi vardır.

Son yıllarda Türkiyelileşme sloganıyla
yol alan bir politika izleyen HDP’nin 7
Haziran 2015 seçimlerinde aldığı yüzde
13 oy oranı bu politikanın başarılı olması
konusunda epey yol alındığının en önemli
kanıtıdır ve bu başarıda en büyük pay
sahiplerinden birisi de eylem ve
söylemleriyle Selahattin Demirtaş
olmuştur.Öyle ki MHP tabanından bile
sempati topladığı belge ve bilgilerle
sabittir.

Eğer bu ülkede faşizme karşı, özgürlük,
demokrasi, eşitlik ve kardeşlik için
mücadelede başarılı olunmak isteniyorsa,
bunun birinci ve en temel adımının Kürt
ve Türk halkkarını aynı saflarda birleştirmek olduğu, bu yolda mücadele
eden herkesin kabul ettiği bir gerçektir.
Diğer taraftan hiç kimse bu yolda atılan
başarılı adımları, kurumsal olarak HDP’yi
bir kenara atarak sadece Demirtaş adıyla
açıklamak gibi bir aymazlığa düşmez.
Elbette bu yolda elde edilen başarılar
kurum olarak topyekun HDP’ye aittir ve
HDP’de Demirtaş dışında genel başkanlık
görevini başarıyla yürütecek bir yığın
insan vardır.Bunu kimse yadsımıyor.Ancak
yukarıda da belirttiğimiz gibi Demirtaş’ın
bu konudaki etkinliğini de gözardı
etmemek gerekiyor.

Tam da bu noktada şu birkaç husus dikkate
alınarak, HDP bu konudaki adımlarını
atmadan önce daha etraflı düşünüp
değerlendirme yapmak zorundadır.

  1. Selahattin Demirtaş rehinken sırf
    parti çalışmaları teknik olarak aksıyor
    gerekçesiyle yeni bir eşbaşkan seçmek doğru bir adım mıdır? HDP
    içerisinde esas olan yoldaşlık bağlarında
    önemli bir yer teşkil eden vefa duygusunu
    zedeleyip tabana olumsuz yansıyacak
    sonuçları olmaz mı? (Burada şu hususu
    özellikle vurgulamalıyım ki, ben bunun
    ille de olumsuz sonuçları olacaktır iddiasında değilim.Yalnızca bu hususun
    olabilirliği dikkate alınmalı ve daha
    dikkatli olunmalı diyorum.) Kaldı ki,elinde
    bu yasa ve yetkiler olduğu sürece
    Erdoğan’ın yeni seçilecek eşbaşkanları
    da tutuklatmayacağının hiç bir garantisi
    yoktur.

  2. Demirtaş’ın yeniden eşbaşkan olmaması, onu en (esasında tek) büyük ve tehlikeli rakip olarak gören ve bu yüzden
    tutuklatan Recep Tayyip Erdoğan için
    ciddi bir zafer ve köşeye sıkıştığı şu
    dönemde büyük bir moral üstünlüğü
    kazanması anlamına gelmeyece midir?

3.Yalnızca parti çevrelerinde değil, genel
olarak ülke kamuoyunda ciddi bir sempatiye sahip olan ve bunu partiye
ciddi kazanımlara dönüştüren Demirtaş’ın
aday olmama kararına kısa bir
değerlendirme yaparak evet demek ve
(gerçekte öyle olmasa da) böyle bir şey
bekliyormuş izlenimi yaratmak doğru
bir tavır mıdır? Mektuba hemen yanıt
vermek yerine, en azından parti içerisinde
konu tartışılarak tabanın nabzını tutmak
daha sağlıklı olmaz mıydı?

Bütün bu tartışmaların bize göstermesi
gereken asıl gerçekler ise:

1.Ülkenin geleceğinin her gün biraz daha
karardığı şu dönemde, aydınlık bir gelecek
için elimizdeki neredeyse tek elle tutulur
güç, dolayısıyla umut olan HDP oluşumu
öyle herkesin hoyratça esip gürleyeceği
bir oluşum değildir.Gözümüz gibi bakmamız gereken bir kurumdur.Bu yüzden adımlarımızı daha dikkatli atmak
ona zarar verebilecek yanlışlardan
özenle kaçınmak zorundayız.

  1. Her şeyi tartışmak ama bu tartışmaların Hasip Kaplan olayında
    olduğu gibi olumsuz sonuçlar da
    üretebileceğini dikkate alarak partinin
    bütünlüğüne zarar vermeden ve parti
    içi bölünmeleri pusuda bekleyenler
    olduğunu unutmadan, yıkıcı değil,yapıcı
    olmak durumundayız. Yoksa baltayı
    kendi ayağımıza vurmuş oluruz ki,
    emin olun bunun vebali altından
    kalkamayacağımız kadar büyüktür.

Tags: , ,


About the Author



Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑