Yazarlar

Published on Mayıs 17th, 2019 | by Avrupa Forum 2

0

Ya kindarlık ya insanlık – Erdal Boyoğlu

Yalnız tek tek bireyler paniğe kapılmazlar. Toplumların, daha doğru bir deyişle toplumsal sınıfların da paniğe kapıldıkları dönemler olur. Bir büyük tehlike, ya böyle bir tehlikenin var olduğu sanısı ya da kapitalizm içine girdiği  bunalımın derinleşmesi, toplumun baş çelişkisidir.  Gerçek bir yüzleşme kitlesel bir sürüklenişe itebilir yüz binlerce, milyonlarca kitle, kısa süre içinde benzer bir politik tutuma yönelebilir.  Bugün Türkiye’de böyle bir panik yaşanmaktadır. AKP bu paniği körüklemektedir. 23 Haziran  İstanbul seçimlerinin yenilenmesi açıkça  çıkar ilişkilerini ortaya çıkarmıştır.
işsizlik, yoksulluk, açlık her biçimiyle görülmektedir. AKP-MHP iktidarı kendi yandaşlarına haksız kazanç sağlamıştır. Emek vermeden maaş bağlamıştır. Belediyelerde  çalışmadan para aldıkları ortaya çıktı. Oysa  çalışabilecek yaştaki her dört kişiden biri iş bulamamaktadır. sözüm ona iş varmış da iş beğenilmiyormuş. Bu açıktan açığa işsizler ordusuyla dalga geçmektir.
Emekliler,memurlar, öğretmenler, öğrenciler, öğrenci velileri, üniversite mezunları, öğretmen adayları, gençler, anneler kaygılı bir bekleyiş içindedirler.
Halk yığınları işsizlikten korkmakta, yarına güvenle bakma şansını bütünüyle yitirmiş olmanın paniği içinde bulunmaktadır. Pahalılık emeğiyle geçinen tüm halkı artan yoksulluğa itmektedir, fiyatlardaki her yükseliş ihtiyaçları karşılamamaktadır, özlemlerin gerçekleştirilmesinin tıkandığı ve daha da imkansızlığı  her gün gün be gün artmaktadır.  aile içinde daha çok kişiyi iş kapılarına sürüklemektedir. köyde ve şehirde mülksüzleşen kitlelerin çoğalması hızla yükselen yoksulluğu korkuya ve paniğe itmektedir.
Anadolu/Mezopotamya  toprakları üzerinde yaşayanların bir bölümüne karşı uygulana gelen ırkçı, şöven baskılar korku ve paniği yayarak, demokratik talepleri bastırmak istenmektedir.
HDP’ye karşı terör ve siddet ortamı çok açık görülmektedir.
Sözü edilen  terör ve şiddet uygulamalarına devlet odaklanmıştır. Faşist baskılar söz konusudur. Faşist  terör saldırıları ilericilere demokratlara aydınlara karşı ve muhalif  mitinglere tahammülsüzlüklerini sergilemektedir.
İktidarı elinde bulunduran AKP-MHP, ezilen halkların birlikte yaşamasını germek için, gergin tutmak için her türlü kin ve nefret  yolunu denemektedir. Mitinglerde söylenenler buna örnektir. Barış akademisyenlere karşı uyguladığı baskıları ve zulümleri, muhaliflere hakaretleri ortadır. HDP’yi yok sayması vb örneklerini çoğaltmak mümkündür.
siyasi iktidarı elinde bulunduran AKP-MHP panik ortamını körükleyerek, “güçlü iktidar, büyük kurtarıcı” planı doğrultusunda kendine misyon biçmiştir. ve kitleleri öyle yönlendirmektedir. dikkatleri sınıf ilişkilerinden asıl sorunlardan uzaklaştırmaktadır. Herşeyi din ekseninde ele alarak halkın din duygularını kullanmaktadır. insanca yaşamak isteyen, işçi ve emekçi kitlelerin grevlerini engellemektedir.
her türlü saldırılara rağmen HDP seçim çalışmalarını prokasyona gelmeden, provokasyona sürüklenmeden, telaştan uzak, kararlı bir yaklaşımla temel dayanışma  çalışmalarına devam etmektedir. HDP temel sorunların çüzümü için demokrasi mücadelesini inatla sürdürüyor. AKP/MHP ye karşı dayanışma  çalışmasını  dostta düşmanda görmektedir.
Faşizmden, egemen iktidarın kanlı diktatoryasından yana olmayan, demokratik özgürlüklerin sınırlanmasına karşı çıkan güçler HDP’nin,  demokratik güçler arasında yer aldığını içselleştirmelidir. Bugün, güncel görev demokratikleşme mücadelesi bakımından AKP’ye karşı dayanışma hareketi  desteklenmelidir.  seçimler insani ve vicdani açıdan bir ayrışmadır. Çünkü emeğin yanında yeralanlarla almayanların seçimidir. Dayanışma zerafeti insanca  ve eşitçe yaşamak isteyen halkların ortak düştür ve ortak görevidir
HDP bileşenlerinin sınıf mücadelesi içindeki yerinin ve emekten yana konumunun en ayrıntılı bir biçimde değerlendirilmesi, her önemli politik gelişme karşısındaki tutumunu bilince çıkartarak kararlılığını görmek gerekir.
İlerici, sol, sosyalist demokratik güçlerin birlik ve dayanışması HDP’nin  hedefini geçici bir seçim taktiği olarak gören sığ, sorumsuz bir tutumdan uzak durarak bugünlere getirmiştir. Farklılıklar ve dostluklar belirtilirken, bu birliği ve dayanışmayı sağlamak için yan yana gelmeyi sağlayabilecek  güç emekçilerdir.  Güçlendirilmesi ve sahip çıkılması gereken birlik ve dayanışma işte bu dostluktur.
Herkes farklı ama eşit…
Ben değil biz…

Tags:


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑