Yazarlar no image

Published on Mart 14th, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

Ülkücü Devlet ve Muhalefet – Ali Mahir

Liderler arasında bozkurt işareti yapmayan neredeyse kalmadı. Ne sihirli bir amblemmiş aman yarabbi! Bu aslında toplumsal yapının içler acısı bir fotoğrafı. Faşizmden Faşizm beğenmek! ”Bu kadar belkemiksiz olmayı nasıl kaldırıyorsunuz?” diye bir soru sorsak, saçma olur. Keza ”Ortalama insan bu!” demek, daha gerçekçi bir saptama gibi duruyor.

Dersimli Kemal Ankara önlerinde kendisini, daha doğrusu belediye başkan adayını karşılamaya gelen ülkücüleri ilk bu selamla karşıladığında, bayağı bir şaşırtmıştı. Zaman içinde, bu ülkücü selamın aslında devletçi bir tutumun imamesi olduğu daha bir anlaşılmış oldu. Elbette, devlete her türden kutsiyeti biçenlere, bu selamlama biçiminin açıklamasını yapmak anlamsız. Devlete yardımcı güçler olarak, Demirel dönemlerinde tolere edilen, işledikleri suçların ve yaptıkları hiç bir eylemin hesabını vermeyecek kadar serbest dolanan ülkücülerin bu selamının, bir zamanlar salt MHP veya onun diğer yan örgütleriyle sınırlı bir yanı vardı.

Sonra polis ve doğal olarak MİT içinde yaygınlık kazanan, giderek Mafya tarzı yapıların kullanmaya başladığı selam, artık tek MHP’nin olmaktan çıkıp, devletle anılan diğer tüm kurumların, bu arada askerin, devlet için örgütlendiği savlanan timlerin de kullandığı bir ortak sembole dönüştü. Bir ara dört parmakla gösterilen Rabia markası da, bu işaretin içine karıştı gitti bu günlerde. Belki, stratejik bir kabullenme söz konusu olsa da, temel devlet refleksine eşitlenen bozkurt rozeti, artık devletlü erkanın yakasında çok iş gören bir madalya gibi asılı duruyor artık.

Bugün devlet, bozkurt sembolüyle topluma korku vermeye, herkesi zaptürapt altına almaya özen gösteriyor. 7 Haziran seçimlerinden sonra devreye sokulan, siyasal linç ve imha planıyla bir cephe gibi hareket eden devlet, siyaseten muhalefet olan CHP ve yeni kurulan İyi Partiyi de safına katmıştır. Hiç kıvırmadan söyleyelim ki, Afrin çıkarmasına evet diyen, Türk Bekasını Kürdistan topraklarından kazanmaya yola çıkan Zeytin Dalı operasyonuna selam duran herkes, özünde bozkurt selamının basit ve zavallı birer figürüdür artık.

İrili ufaklı diğer ANAP, DYP, DP gibi partilerin zaten siyasal mevtaya dönüştüğü koşullarda, belki AKP’nin Kürt Düşmanı politikalarına balıklama destek veren salt VP’den sözetmek yerinde olur. Zira bir genel seçimde hepsinin aldığı oy 20.000 ile sınırlı olan bu grupların, birer nostaljik tatmin aracı olmaktan öte anlamları kalmamıştır. Küçük partiler içinde bugün AKP tabanında etkisi olduğu söylenen, bu yoldan yıldızı bu kez parlatılmaya çalışılan, üzerinde konuşmaya değer görülen, bir tek SP’yi dikkate almak anlamlıdır. Oy potansiyelinden ziyade, temsil ettiği geleneğin siyasal ağırlığı nedeniyle SP bir ayrıcalığa sahiptir.

Ortadoğu karmaşası içinde, Emperyalist güçlerle iş tutan, onların silahlarıyla Afrini 2 aya yakın bir süredir bombalayan Türkiyeyi, bu işbirliğinden ötürü asla eleştirmeyi aklına getirmeyen bozkurt yolcularına, bir vicdan muhasebesi salık vermek ne kadar anlamlıdır bilinmez ama, Kürtlerin elinde ”Amerikan silahı var!” suçlamasının hiç gerçeklere konmadığı açıktır. Irkçı ve milliyetçi bagajları ağır basan, devlet erkanıyla yatıp kalkanların bu yönlü eleştirilerine zerreyi miskal hak vermek olası değildir. Faşizmi coşturulmuş güruhların, devletin, Ortadoğunun radikal dinci unsurlarıyla girdiği bu kirli ittifak karşısında hicab duymasını beklemek, artık olanaksız. Vicdan yoksunlarının yakasına bozkurt rozeti pek de yakışıyor doğrusu.

Kendi meşrebine uygun olduğu için, aynı yumurtanın ikizlerinden demokratik tutum almasını beklemek beyhudedir. Bu kervanda CHP de vardır. Bu partiye rey veren yığınların bir bölümünü dışarda tutarsak, ezici çoğunluğun devletin faşizmine teslim olduğunu söylemek hiç de abartılı sayılmaz. AKP’nin bütün oyunlarına boyun eğen bir CHP’den demokrasi ummak boştur. AKP’ye muhalefet ettiğinde mesafe alabileceği bilinen bu parti, tersine devlet uşaklığında yarışa girip, muhalefet güçlerini dağıtmaktadır.

HDP’yi diskalifiye etme planında, devletin mührü olduğu açıktır. Bu muhalefet gücünü şiddetle ilişkilendirip, şeytanlaştıran bir planın parçası olan herkes, HDP’siz bir meclise yatmıştır. Sevip sevmemek başka bir durum ama, bu aleni düşmanlığın muhasebesini yapmayan, sonuçları bakımından devlet tarafında yer tutan hiç bir muhalefet partisine, HDP’nin linç edilmesinin yarar sağlamayacağını bilmeyecek denli aptal ve kör bir tutum alınmış olması, siyaseten tam bir acizliktir, bir siyasal garabettir.

Şuraya yazalım. CHP’nin ve İP’in bu tutumu AKP’yi yine iktidar edecek ve CB seçimlerinden başarılı çıkmasına yolaçacaktır. Rakibinin elini güçlendiren bir muhalefetin, başarı kazanma şansı olamaz. Zarrab davasının, Man Adası yolsuzluklarının, dahası 17-24 Aralık dosyalarının peşini bırakan CHP’nin ardına düşecek kitleler bulmak, gerçekçi olabilir mi? O zaman bütün partilerin AKP’ye çalıştığı bir yerde, muhalefet seçimi nasıl alabilir ki?

AKP iktidardan yorulup, bırakıncaya kadar beklersiniz!

Tags: , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑