Emek

Published on Nisan 26th, 2019 | by Avrupa Forum 3

0

Türkiye’deki Suriyeli işçiler eşit ücret ve eşit haklar istiyor

Antep’te mülteci işçilerin en önemli talebi ayrımcılığın son bulması ve ülkelerine barışın gelmesi. İşçiler, eşit ücret ve haklar istiyor.

Antep’te 1 Mayıs öncesi konuştuğumuz Suriyeli işçiler, yerli işçilere göre daha düşük ücret almaktan ve çok daha ağır koşullarda çalıştırılmaktan yakınıyor. Mülteci işçilerin en önemli talebi ayrımcılığın son bulması ve ülkelerine barışın gelmesi. İşçiler, eşit ücret ve haklar istiyor.

Antep sanayisinin ana gövdesini tekstil ve halı dokuma sektörü oluşturmakta. Bir zamanlar halı dokuma üretiminin Antep’teki merkezi olan Ünaldı Sanayi Sitesinde, dokuma sektörü modernize olup Başpınar OSB’ye taşınınca halı dokuma tezgahlarından boşalan binalar şimdi konfeksiyon atölyelerine dönüştü. Artık tamamen şehrin içinde kalan ve OSB kadar olmasa da Antep sanayisinde hâlâ önemli bir yer tutan Ünaldı’da bulunan irili ufaklı yüzlerce konfeksiyon atölyesinde binlerce işçi çalışıyor. 

1996’da 20 bin dokuma işçisinin bir ay süren büyük direnişine tanıklık eden Ünaldı Sanayi Sitesinde, artık işçilerin büyük çoğunluğunu Suriye’deki savaşın ardından Türkiye’ye göç eden Suriyeli mülteciler oluşturuyor. Biz de Suriyeli işçilerle çalışma ve yaşam koşullarını, krizin onları nasıl etkilediğini, mültecilere yönelik ayrımcılığın onlara nasıl yansıdığını ve yaklaşan 1 Mayıs’ı konuştuk. 

“AYRIMCILIK YAPILIYOR”

Ünaldı’ya girdiğimizde öğle tatili sırasında çay içen 3 genç işçiyle karşılaşıyoruz. Gençler Türkçe bilmediği için Türkçe bilen başka bir sığınmacı çocuk bize tercümanlık yapıyor. İşçilerden birisinin adı Mahmud, 6 senedir Türkiye’de bulunduğunu söylüyor. Yaklaşık 5 aydır işsiz olduğunu ve Ünaldı’da çalışmak için konuşmadığı atölye kalmadığını söyleyen Mahmud, “Şu gün gel diyorlar gittiğimde de iş yok diyorlar” diyor. Suriyelilere yapılan yardımlarla ilgili tepkiler hakkında ne düşündüğünü sorduğumuzda “Yardım almıyoruz, sadece 7-8 çocuklu aileler yardım alıyor ve bu yardımlar da yaşam koşullarımızı düzeltecek seviyede değil” diye konuşuyor. 

Suriye savaşını ve hayatına etkisini sorduğumuzda ise Suriye’de liseyi bitirdiğini ve üniversite okuyamadığını, buraya gelmesiyle birlikte okul hayatının kapandığını, ailesine bakmak için çalışmak zorunda olduğunu söylüyor ve ardından bize telefonundan açtığı bir videoyu izletiyor. Videoda savaş uçakları şehri bombalıyor, Mahmud da harabeye dönmüş şehri parmağıyla gösterirken, “Burada terörist falan yoktu halk yaşıyordu” diyor. 

“SİGORTASIZ, GÜVENCESİZ ÇALIŞTIRILIYORUZ”

Bir atölyenin önünde bekleyen kadınlı erkekli Suriyeli çalışanların yanına gidiyoruz ve selamlaştıktan sonra sohbete başlıyoruz. Biz onların yanına giderken tedirgin olduklarını hissediyoruz ve tedirginliğin sebebini soruyoruz. Halfe (Antep’te kalfaya halfe deniyor) olarak çalıştığını söyleyen Cuma adlı işçi, “Daha önce çoğu kez sivil polis ve zabıta tarafından baskıya maruz kaldık” cümlesini kuruyor. Neden ötürü diye sorduğumuzda, işletmenin ruhsatı olmadığını ve sigortasız çalıştıkları için polis ve zabıta ekiplerinin geldiğini söylüyor ve ardından ekliyor, “Biz de işimizden olmamak için bu durumu saklıyoruz.” 

Yağmurun şiddetlenmesiyle birlikte bizi atölyeye davet ediyorlar atölyeye inerken ne için haber yaptığımızı soran Cuma Halfe’ye, mülteci işçilerin çalışma koşulları hakkında konuşmak istediğimizi söylediğimiz anda “Vallahi para yetmiyor” diye söze giriyor. 450-500 TL haftalık aldıklarını, sağlık güvencelerinin olmadığını, Türkiye’de hiçbir Suriyeli işçinin sigortasının olmadığını belirtiyor.

“HİÇBİR YERDE EŞİT ŞARTLAR ALTINDA ÇALIŞMADIK”

1 Mayıs hakkında bilgilerinin olup olmadığını soruyoruz. Cuma Halfe’nin yanında duran Nergis Halfe söz alarak, 1 Mayıs’ın işçi bayramı ve resmi tatil günü olduğunu bildiğini, ancak patronların kendilerine izin vermediğini ve resmi tatil günlerinde de çalıştırıldıklarını söylüyor. “Çift yevmiye vermeleri lazım ama onu da vermiyorlar” diyen Nergis Halfe, sorunlarının çok olduğunu, hangi birini anlatacaklarını şaşırdıklarını söyleyerek, şöyle devam ediyor: “Burada fabrikada da çalıştım bir zamanlar, Türk işçilere yemek veriyorlardı, bize vermiyorlardı hiçbir yerde eşit şartlar altında çalışmadık. Bizim işe muhtaç olduğumuzu bildikleri için hem daha az yevmiye veriyorlar hem de daha fazla çalıştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Sonuçta hepimiz insanız yeri gelince kardeşiz diyoruz ama bunca eşitsizlik neden?” 

Yanımıza atölyenin ustabaşı olan İsmail Usta geliyor. İsmail Usta’ya bugün Suriyelilerin yaşadığı en büyük sıkıntıları nelerdir diye sorduğumuzda ilk dile getirdiği sorun ev kiralarının yüksekliği oluyor. “400 liradan 1000 liraya kadar kira ödeyenlerimiz var. Son zamanlarda her şey çok pahalandı, geçinmek çok zor” diyor. 

Yanımızdan geçen birisi bizi bir süre dinledikten sonra söze dahil oluyor. Adı Mamık, o da tekstil atölyesinde çalışıyor. Türkiye’de ayrımcılığın çok fazla olduğunu söylüyor. ‘Nasıl?’ diyoruz. “Patronlar biz Suriyeliyiz diye çok çalıştırıyorlar, az para veriyorlar, günlük hayatta da dışlanıyoruz, bize karşı ayrımcılık yapılıyor” diye konuşuyor. Türkiye hükümetinin Suriye politikasını nasıl değerlendirdiğini soruyoruz, hükümetin hem savaşı destekleyip hem de mültecileri kabul etmesini kastederek, “Sizinkiler hem dövüyor, hem seviyor” diyerek yanıt veriyor. 

“BURADA İNSANLAR 60 YAŞINDA EMEKLİ OLUYOR”

Ünaldı’daki çalışma koşullarını soruyoruz Mamık’a. “Sonuçta biz de insanız ama şu an eşit koşullarda çalıştırılmıyoruz. Tamam bizim memleketimiz değil ama aynı işi yapıyoruz. Onların yevmiyesi bizimkinden daha fazla, üstelik biz daha fazla çalıştırılıyoruz” diyor. Çalışan hiç bir mültecinin sigortasının olmadığını söyledikten sonra “Gerçi ne yapacağız sigortayı, burada insanlar 60 yaşından sonra emekli oluyor, ne yapacağım ben o sigortayı” ifadelerini kullanıyor. 

“1 MAYIS’A KATILSAM BARIŞ DERDİM”

Yaklaşan 1 Mayıs’ı soruyoruz. “1 Mayıs’ı biliyorum, 2016’da Emek Partisi bildiri dağıtmıştı, hem Türkçe hem Arapça. 1 Mayıs’a çağrı yapıyorlardı, bize 1 Mayıs’a gelip isteklerimizi söylememiz için çağrıda bulundular. Çok etkilenmiştim, 1 Mayıs’ın dışında bizim varlığımızı düşünüp Arapça bildiri dağıtmalarından etkilenmiştim” cevabını veriyor. ‘Önümüzdeki 1 Mayıs’a gelmeyi düşünüyor musun’ diye sorduğumuzda ise şöyle yanıt veriyor Mamık: “2016 yılında 1 Mayıs’a katılmak için merkeze gitmiştim ve patlama oldu. O yüzden bu sene de gelmeyeceğim, devlettir bu ne yapacağı belli olmaz” diyor.  ‘1 Mayıs’a katılsan hangi taleple katılırdın’ sorumuza ise “barış” diyerek cevap veriyor ve savaşın son bulmasını istediğini söylüyor. 

Kaynak: Evrensel / Deniz KAR – Ali YILMAZ

Tags: ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑