Trump’ın ‘dost plütokratlar’ ve savaşçıl..." /> Trump’ın ‘dost plütokratlar’ ve savaşçılar kabinesi – Cenk Ağcabay yazdı


Amerika

Published on Aralık 5th, 2016 | by Avrupa Forum 1

0

Trump’ın ‘dost plütokratlar’ ve savaşçılar kabinesi – Cenk Ağcabay yazdı

 

Trump’ın ‘dost plütokratlar’ ve savaşçılar kabinesi – Cenk Ağcabay

 

ABD egemen sınıfı Trump’ın çevresinde hızla toplandı, çünkü doz ve hareket tarzı farklılıklarına sahip olsalar da, ABD’nin dünya çapında tam egemenliğini ne pahasına olursa olsun sürdürme hedefi asıl ortaklık noktalarıdır

trump-cin

Pekin’deki Renmin Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler Profesörü olan Shi Yinhong’a göre, ABD’nin yeni seçilen başkanı “çok açık” bir mesaj verdi. “Yeni seçilen başkan Çin’den nefret ediyor ve Tsai’nin anakaraya karşı direnmesini teşvik etmek için basın yapmaya çalışıyor”

diyor.

2004 yılında ABD Ordusu’nun Irak’ta Felluce’deki direnişi kırmak amacıyla şehre büyük bir saldırı başlatmaya hazırlandığı günlerde FOX News’e konuşan emekli general Tom McInerney, “Acımasız olmak zorundayız. Bütün iyi siviller şehri terk etti. Sivil kayıplar konusunda endişeli olmamalıyız. Eğer Felluce’yi Kartaca yapmak zorundaysak, o zaman hadi Felluce’yi Kartaca yapalım!” demişti.

Bir yeri “Kartaca yapmak”, Roma’nın en fazla yakıp yıktığı, taş üzerinde taş, gövde üzerinde baş bırakmadığı bir tarihsel savaş pratiğine gönderme yapıyordu…

Aynı günlerde konu hakkındaki görüşünü bir editorya yazısıyla açıklayan Wall Street Journal, “İsyancılar eninde sonunda yenilecek, ama bu diplomasiyle değil, silah namlularıyla gerçekleştirilecek” diyor ve “[ABD’nin göstereceği] en ufak bir zayıflık işareti, Felluce’de ve Irak’ın başka yerlerinde isyancıları saldırı düzenlemek için cesaretlendirecek” sözleriyle şiddet düzeyi çok yüksek bir saldırı çağrısı yapıyordu.

 

ABD Ordusu Felluce’ye saldırdı ve Felluce’yi ele geçirdikten sonra ortaya çıkan tablo korkunçtu, şehir yerle bir olmuştu. İnanılmaz bir yıkım yaşanmıştı. ABD Ordusu’nun Felluce’deki komuta kademesinde yer alan Paul Newell yaptığı açıklamada, Felluce’de ve Irak’ın başka şehirlerinde yaşayanlara, “terörizmi desteklediğiniz takdirde olacak budur” mesajı yolladıklarını söylemişti. Felluce’ye bu mesajı vermek için düzenlenen saldırıda 4000 ila 6000 sivilin katledildiği, bu sayının 500 çocuğu da kapsadığı biliniyor.

Felluce’nin yaşadığı bu büyük yıkım ve katliam hakkında yazan Amerikalı sosyalist Mike Davis, Felluce “Dickens çağına geri döndü” demişti. Felluce “Dickens çağına geri dönerken”, El Kaide’nin Irak kolunun da merkezi haline gelmişti. Bu sürecin yarattığı orta vadeli sonuçlardan birisi de “IŞİD” oldu. “IŞİD” Felluce’de çok ciddi bir destek buldu.

“Kuduz köpek Mattis”

ABD Ordusu’nun Felluce’deki komutanı ülkesinde “kuduz köpek” lakabıyla tanınan James Mattis’ti. Mattis, 1991’deki Irak savaşında da yer almıştı. Afganistan’ın işgalinde ABD Özel Kuvvetleri’ni yönetiyordu. Bu “kuduz köpek” geçtiğimiz hafta Trump tarafından ABD Savunma Bakanlığı için aday gösterildi.

Mattis’in görüşleri hakkında detaylara sahip olan yakın çevresinden edinilen bilgiler ve değişik zamanlarda kamuoyuna yansımış konuşmalarından edinilen intiba, Mattis’in Ortadoğu’da daha güçlü bir ABD askeri varlığı taraftarı olduğu ve Çin’e karşı daha sert bir yaklaşımı savunduğuna işaret ediyor.

Mattis geçtiğimiz Nisan ayında Vaşington’da Center for Strategic Studies adlı bir Think Tank kuruluşunda yaptığı konuşmada, “Benim düşünceme göre, Ortadoğu’da barış ve istikrarın karşısındaki en büyük ve kalıcı tehdit İran rejimidir. İran rejmi bir ulus-devlet değil, kendisini kargaşa yaratmaya adamış bir devrimci nedendir” demişti.

Cumhuriyetçi Parti’nin en savaşçı ismi olan ve Suriye’deki Cihatçılardan, Ukrayna’daki faşistlere pek çok odakla yakın ilişkilere sahip olan; Ukrayna ve Suriye’de yaptığı cephe ziyaretleri fotoğraflarıyla basına yansıyan Senatör Mc Cain, Mattis’in Savunma Bakanlığı’na aday olmasını sevinçle karşıladı. Mattis’in bakanlık haberinden en fazla keyf duyanların Körfez Krallıkları olduğu da üzerinde ortaklaşılan bir başka nokta. İlginç olan ise, New York Times editoryasının da konuyla ilgili bir yazı yazarak, Mattis’in Savunma Bakanı adayı olarak ilanını olumlu bir adım olarak karşılaması. Obama yönetimi dönemindeki Ortadoğu politikalarını en sert eleştiren Mc Cain ve Körfez Krallıklarını, bu politikaları en çok savunan NYT editoryasıyla aynı noktada buluşturuyor Mattis.

“İran’ın gizli eli”ne takan adam

Trump, önemli bir pozisyon olan Ulusal Güvenlik Danışmanlığı’na da Afganistan ve Irak savaşlarında yer almış bir başka emekli general Flynn’ı getirmişti.

Flynn en son Pentagon’un istihbarat örgütü olan Savunma İstihbarat Ajansı’nın başındayken Obama yönetimiyle yaşadığı sorunlar nedeniyle emekli olmuş bir isimdi. ABD istihbarat örgütlerinin içinden aldıkları bilgilerle haberler yapan Mark Mazzetti ve Erich Schmidt’in yeni haberinde Flynn’a dair ilginç iddialar yer alıyor.

2012’de Libya’nın Bingazi şehrinde Cihatçı militanlar tarafından ABD elçiliğine düzenlenen bir saldırıda ABD’li diplomatın öldürülmesinden sonra, ekibiyle bir araya gelen Flynn, ekibini şaşırtan bir konuşma yapmış ve “Saldırının arkasında İran’ın gizli eli olduğu sonucuna ulaştım” demiş. Beyaz Saray’ın bu konuda yanlış tespit yaptığına inandığını söyleyen Flynn, görevlerinin saldırının arkasındaki gizli İran elini ortaya çıkarmak olduğunu belirtmiş. (In Trump’s Security Pick, Michael Flynn, ‘Sharp Elbows’ and No Dissent, New York Times, Dec 3)

O dönem görevde olan bazı servis yetkilileri habercilere, Flynn’ın bu konuda çok ısrarcı olduğunu, ancak araştırmalarının sonucunda bu konuda hiçbir kanıta ulaşamadıklarını söylemişler. Yetkililer, Flynn’ın “İran’ın gizli eli” konusundaki ısrarını, Bush yönetiminin 11 Eylül saldırılarının arkasında Saddam Hüseyin’in eli var yönündeki boş ısrarına benzetmişler. Flynn o dönem, Obama yönetiminin İran’dan aşırılıkçı Sünni terörizmine uzanan dünya çapında gelişen tehditler karşısında pasif davranmasına çok kızıyormuş ve kızgınlığını sık sık dışa vuruyormuş.

Balckwater kurucusu Evanjelik Eğitim Bakanı

Trump’ın oluşturmakta olduğu yeni ABD yönetiminin Eğitim Bakanı adayı Betsy DeVos da ABD’deki “aşırı-sağcı Evanjelik” grubun tanınan simalarından birisi. Ağabeyi Eric Prince, Trump’ın kampanyasının önemli bağışçılarından, Forbes’un listesinde 5.1 milyar dolar servete sahip olduğu belirtiliyor ve Blackwater adlı paralı özel ordunun kurucusu. Blackwater adlı özel ordunun ABD’nin Ortadoğu savaşlarında oynadığı alçakça rol, katliamcılığı çok iyi biliniyor. Blackwater, Felluce’nin yıkımında da önemli rol üstlenmişti.

Cemi Shalev’e göre, Trump’ın kabine tercihleri, “kültür savaşları” intibası yaratacak derecede “anti-İslam” yönelişleriyle bilinen İslamofobik isimleri kapsıyor. İsimlerin bir diğer ortak noktası, güçlü İran karşıtlıkları. (Trump’s Appointments So Far: Filthy Rich, Arch-reactionary and uber-Islamophobic, Haaretz, Dec 2)

Trump’ın CIA’nin başına önerdiği isim Mike Pompeo da İslam ve İran karşıtı sertliğiyle tanınıyor. Kendini İsrail’in ABD’deki en büyük dostu ve İslam’ın en büyük düşmanı olarak tanımlayan Frank Gaffney’in İslamofobik kampanyalarına katılan bir isim Pompeo. Gaffney, Reagan döneminin üst düzey yetkililerinden ve uzun zamandır Center for Security Policy adlı Think Tank kuruluşunun yöneticiliğini yapıyor. Gaffney, özellikle Müslümanları hedef alan komplo teorileri üreten bir isim olarak tanınıyor.

Milyarderler kabinesi

Shalev, Trump’ın kampanya vaatlerinden vazgeçmedeki hızı konusunda Guinness Rekorlar Kitabı’na geçebileceğini düşünüyor. Shalev bu düşünceye, Trump’ın kampanyası boyunca saldırdığı Wall Street’e ve sadece kendini düşünen elitlere kabinesinde verdiği ağırlık nedeniyle ulaşıyor. 3 milyar dolar serveti olduğu söylenen Wilbur Ross’un Ticaret Bakanlığı adaylığını, babası ve kendisi Goldman Sachs adlı finans tekelinin önemli elemanları olan Steven Mnuchin’in Hazine Bakanlığı adaylığını ve Bütçe ve Yönetim Ofisi’nin başına yine Goldman Sachs’tan Gary Cohn’un aday gösterilmesi örneklerini veriyor Shalev.

Wilbur Ross’un yardımcısı olacak Todd Ricketts’in de serveti 1,8 milyar dolar. Ulaşım Bakanı olacak Elaino Chao da taşımacılık sektörünün en büyük şirketlerinden birinin sahibi olan bir aileden geliyor. Aile, 2012’de sadece Harvard İş Okulu’na 40 milyon dolar bağış yapmış. Henüz kesinleşmemesine rağmen, Trump’ın Enerji Bakanlığı’na 16 milyar dolar serveti olan Harold Hamm’ı teklif edeceği genel kabul görüyor.

Bir söyleşisinde, “Benim güzelliğimin önemli bir parçası çok zengin olmamdır. Zenginler ‘kazananlar’dır” diyen birisinin bu tercihlerinde tabii ki şaşırtıcı hiçbir şey yok. Bu nedenle kabinenin giderek daha fazla “dost plütokratlar” kabinesine dönüştüğü ifade ediliyor…

Trump’ın ekonomi alanında görüşlerinden faydalanacağı yeni bir danışmanlar grubunun oluşturulduğu birkaç gün önce duyuruldu. Bu grubun üyesi isimlerin ortak özelliği de ABD’nin en büyük finans ve sanayi şirketlerinin temsilcilerinden oluşması. Bu grup içinde yer alan isimler seçimlerde Clinton’ı destekleyen ve onun kampanyasına bağış yapan isimler, ancak artık Trump’a danışmanlık hizmeti verecekler. Ne de olsa, “plütokrasi kardeşliği” diye bir şey var ve her şeyden daha baskın olan da bu sınıfsal aidiyet.

Trump seçim kampanyasında Clinton’ın Goldman Sachs için yaptığı konuşmaları ve bu konuşmalar karşılığında aldığı yüklü miktardaki paraları eleştiriyordu. Şimdi Goldman Sachs bağlantılı isimlerin etkili olduğu bir liste oluşturuyor. Goldman Sachs daha önce de ABD Hazine Bakanlığı yapan üç isim çıkarmıştı. Bunda yeni bir şey yok. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Draghi ve İngiltere Merkez Bankası Başkanı Marc Carney’de eski Goldman Sachs yöneticileri, yani bu durum sadece ABD’ye özgü de değil.

Plütokrasi kardeşliği

Avustralya Başbakanı Malcolm Turnball da eski Goldman Sachs yöneticilerinden. Eski Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, New York Federal Rezerv’in başkanı Bill Dodley, eski İtalyan Başbakanı Romano Prodi, eski Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Josh Bolten’ın ortak özellikleri de eski Goldman Sachs yöneticileri olmaları. Bu listeyi veren Financial Times listenin kısmi olduğunu belirtiyor ve Goldmann Sachs’ın dünya çapında hükümetlere yönetici vermesinin oldukça yaygın bir gelenek olduğunu söylüyor. (Swamp or no swamp, Goldman swims on, Dec 2)

2008 krizinin sert sarsıntıları Avrupa’nın güneyini vurmaya başladığında, kemer sıkma paketlerini uygulamak için oluşturulan “teknokrat hükümetlere”, “Goldmann Sachs hükümetleri” adı takılmıştı. Boşuna değildi, FT’nin haberinde vurgulandığı gibi, “Goldmann Sachs’ın insanları, sistemin nasıl çalıştığını anlamaya dikkat ederler ve sistemin çalışmaya devam etmesi için çaba harcarlar… Tüm bu karakteristikleri onları yönetici konumu için çok kullanışlı yapar.” FT’ye göre, Trump kampanyası boyunca tüm söylediklerine rağmen, işte bu nedenle “sistemin çalışmaya devam etmesi” için Goldmann Sachs’ı tercih ediyor. Haksız da değil. Ayrıca FT’ye göre, Trump’ın finansal elit hakkında kampanya boyunca dile getirdiği sert sözler ona hiçbir politik maliyet getirmeyecek boş göstermelik tavırlardı. FT haksız mı? “Plütokrasi kardeşliği” çerçevesinde bir ay içinde  hepsi Trump’ın bakanı, danışmanı olmak için sıraya girmediler mi?

“Trump, Çin’den nefret ediyor”

ABD’nin zenginleri ve onlara hizmet eden askeri-politik kadroların oluşturduğu bu yeni yönetim dünyayı olduğundan daha tehlikeli bir yer haline getiriyor. Henüz göreve başlamayan Trump’ın ilk icraatları bunun güçlü kanıtlarını oluşturuyor. Trump’ın Tayvan Başkanı Tsai Ing-Wen’le yaptığı telefon görüşmesi ABD Çin ilişkilerindeki gerginliği bir anda tırmandırdı.

ABD basını Trump’ın bu hatayı bilgisizlik ve diplomatik tecrübesizliğinden dolayı yaptığını yazıyor, ama Çinliler aynı kanıda değiller. Pekin’deki Renmin Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler Profesörü olan Shi Yinhong’a göre, ABD’nin yeni seçilen başkanı “çok açık” bir mesaj verdi. “Yeni seçilen başkan Çin’den nefret ediyor ve Tsai’nin anakaraya karşı direnmesini  teşvik etmek için basın yapmaya çalışıyor” diyor. Avrasya Grup içinde yer alan eski Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Asya bölümü yetkilisi Evan Medairos da, Trump’ın bu görüşmesinin, “Çin liderliği tarafından tarihsel ölçüde yüksek düzeyli provokatif bir eylem olarak değerlendirileceğini” ifade ediyor. (China lodges formal protest after Donald Trump’s Taiwan call, Financial Times, Dec 3)

Trump henüz göreve başlamadan tehlikeli provokasyonlar yaratmaya başladı. Çin yönetiminin Tayvan konusunu bir savaş nedeni olarak kabul ettiğini defalarca yüksek sesle ilan ettiği ve ABD yönetiminin de 1979 yılından beri buna uygun hareket ettiği pek çok kaynak tarafından vurgulanıyor. Trump cahil ve deneyimsiz olabilir, ancak etrafını sarmış olan bu diplomat, akademisyen, analist ve asker ordusunun böylesi temel bir meseleyi bilmemesi ve ona anımsatmaması mümkün olabilir mi? Anlaşılan, Trump’ın sık sık vurgulanan “cahilliği ve devletteki tecrübesizliği”, ABD savaş aygıtı için geniş bir hareket alanı sunan zengin bir kaynağa dönüşme niteliğine sahip…

Çin yönetimi, cumartesi günü konuya ilişkin bir protesto metni yayınladı. Pazar günü konuya yazdığı twitter mesajlarıyla dönen Trump bu kez, “Çin parasını devalue ederken -bu bizim şirketlerimiz için rekabeti zorlaştırıyor-, bizim ürünlerimizin ülkelerine girişine ağır vergiler koyarken -ABD ağır vergileri onların ürünlerine uygulamıyor-, ya da Güney Çin Denizi’nin ortasında muazzam bir askeri kompleks inşa ederken bize sordu mu?” diye sordu ve “Öyle düşünmüyorum!” diye yanıtladı.

Yeni saldırı politikasının eskizleri

Trump’ın soruları ve yanıtı son derece açık. Meselenin Tayvan’la doğrudan bir ilgisi yok, Trump, Çin’e yönelik olarak yoğunlaştırılacak baskı politikasının eskizlerini yapmaya başladı ve Tayvan bunun için kullanışlı bir araç. Çin yönetimi mesajı hemen aldı.

ABD egemen sınıfı Trump’ın çevresinde hızla toplandı, çünkü doz ve hareket tarzı farklılıklarına sahip olsalar da, ABD’nin dünya çapında tam egemenliğini ne pahasına olursa olsun sürdürme hedefi asıl ortaklık noktalarıdır. Kabineyi dolduran bu savaşçı askerler, dünya çapında egemenliği sürdürme yolunda sahip olunan en güçlü aracın devasa boyutlardaki militarist aygıt olduğunun en çarpıcı sembolüdür.

Trump’ın Çin’e yönelik bu ilk provokasyonu, yeni açılan dönemin neye benzeyeceğini göstermektedir…

 

 

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn0Share on Tumblr0Email this to someone

Tags: , , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑