İnsan Hakları

Published on Kasım 13th, 2018 | by Avrupa Forum 3

0

Torba yasa Meclis’te: KHK’lı hekimler mesleklerini kaybedebilir

“Biz 8 kız kardeşiz. Babam emekli öğretmen. Üç kız kardeş aynı anda üniversitede okuduk. Tıp fakültesi bizim gibi yoksul ailelerin çocukları için garanti bir meslek sahibi olmak anlamına geliyor. Ailem beni borçlanarak, kredi çekerek okuttu. Mezun olup da para kazanmaya başladığımda da, bir gönül borcu olarak kazancımı onlarla paylaştım.”

Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde, psikiyatri bölümünde asistanlık yaparken gelen sarı bir zarfla görevinden uzaklaştırıldığını öğrenen Mihriban Yıldırım, o ay son kez maaşını ailesiyle paylaştı.

Bugün Meclis’te görüşülecek torba yasanın beşinci maddesi de Mihriban gibi diğer KHK’lı hekimlerin bundan sonra Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile anlaşmalı hastanelerde çalışmasını engellerken, yazdıkları raporların yargı kararlarında ve idari işlemlerde esas alınmamasını da yasayla karara bağlıyor.

Benzer koşullar güvenlik soruşturmasından olumsuz yanıt alan yeni mezun hekimler için de geçerli.

Oysa KHK ile işten atılanlar için henüz etkin bir hukuk yolu işletilmiş, OHAL Komisyonu da başvuruları değerlendirmeyi bitirmiş değil. Dolayısıyla çoğunluk için KHK listelerinde bir hak ihlali yapılıp yapılmadığı henüz netleşmedi.

Bu noktada Mihriban Yıldırım’ın hikayesini diğerlerinden ayıran belki de onun ihraç edilmesine giden yoldaki suçlamalardan mahkeme kararıyla beraat etmiş ve buna rağmen hâlâ işine iade edilmemiş olması.

Şimdi ise torba yasadaki beşinci madde ile mesleğini tamamen kaybetme riskiyle karşı karşıya.

“Yazdığı rapor geçersiz olan hekim iş bulamaz”

Euronews’ün konuştuğu hekimler yasa teklifinde çizilen çerçevenin fiilen mesleklerinden edilmek anlamına geldiğini söylüyor. SGK ile anlaşması olmayan az sayıdaki özel hastane veya bir işyerinde iş olanağı olsa bile, raporlarının bir geçerliliğinin olmaması işe alınmamalarının önündeki en büyük engel olacak.

28 yaşındaki Mihriban Yıldırım’a bütün bu olan biten ile ilgili ne hissettiğini sorduğumda, Tıpta Uzmanlık Sınavı’na kronometre tutarak günde 12 saat çalıştığı günleri, verdiği emeği hatırlatıyor.

Bundan sonra ne yapacağını sorduğumda ise, “İhraç edildiğimden beri mücadele ediyorum. Yazları Karadeniz’in köylerinde hekimlerle birlikte kadın sağlığı atölyeleri yaptım, yapmaya devam edeceğim” diyor.

Hastane koridorlarından tarlaya

Diyarbakır’da on kardeş ile büyüyen doktor Abdullah için de bu konu bir hayat memat meselesi haline gelmiş. KHK ile iki yıl önce henüz nedenini bilmediği bir şekilde mesleğinden edilince memleketi Bismil’e dönüp tarlada çalışmış.

Bir yıl sonra ise işyeri hekimliği sertifikası alarak kendini “mülteci” gibi hissettiği İstanbul’da yaşamaya başlamış. Eğer teklif yasalaşır da beşinci madde yürürlüğe girerse yeni bulduğu işinden de olacak. Zira işyeri hekimi olarak yazdığı raporların geçersiz olması bu işi artık yapmaya uygun olmadığı anlamına geliyor.

Peki o zaman ne yapacak?

“Bu yasa çıkarsa da işsiz kalırsam… Yok, bu kabul edilecek bir şey değil, bunu kabul etmiyorum, etmiyoruz” diye başlıyor ve bu tür bir durumun herkes için büyük travmalara yol açacağını söylüyor.

Hekim Abdullah’a yasa tasarısı teklifini verenlere ve lehte oy kullanmayı düşünen milletvekillerine ne söylemek istediğini soruyorum.

“Nasıl büyük bir soruna neden olduklarını düşünmelerini, bunun ıstırabını hissetmelerini isterdim. Bu yaptıklarının, insani olarak, mesleki olarak kabul edilemeyeceğini söylemek isterdim” diye yanıt veriyor.

Güvenlik soruşturmasından geçemeyen hekimler

Torba yasadaki beşinci maddeye göre KHK ile görevinden ihraç edilmiş hekimlerin yanı sıra, yeni mezun olduktan sonra zorunlu hizmet ile memur olarak mesleğe başlayacak hekimlerin tabi olduğu güvenlik soruşturmasından olumsuz yanıt alanlar da çeşitli sınırlamalara maruz kalıyor.

Bunlardan birincisi güvenlik soruşturmasından geçemedikleri için zorunlu hizmet yapacakları gün sayısına tekabül eden 600 gün boyunca herhangi bir işyerinde çalışamayacak olmaları.

İkincisi ise 600 gün sonunda bütün sağlık kurumlarında çalışabilecek olmalarına rağmen raporlarının geçersiz sayılacak olması. Bu durumda yasaya göre KHK’lılardan farklı olarak çalışma hakları olsa da iş bulma ihtimalleri neredeyse yok.

Peki güvenlik soruşturması nedir ve ne zamandan beri uygulanıyor?

Türk Tabipleri Birliği’nden Ali Çerkezoğlu, güvenlik soruşturmasının çok genel anlamıyla hekimler için de yıllardır uygulandığını ancak son zamanlarda yapılan güvenlik soruşturmasının “muhalif olanları veya muhalif olma potansiyeli olanları” kapsadığını söylüyor.

Şu anda yaklaşım 400-500 hekim bu nedenle göreve başlayamamış durumda. Ancak her kurada bu sayının artması bekleniyor.

Delil olamaz denilen belge delil oldu

Güvenlik soruşturmasından olumsuz yanıt alanların idari mahkemelere dava açma hakkı bulunuyor. Kuraya katıldıktan sonra normal şartlarda bir – iki haftada gelen süren güvenlik soruşturması kararını altı ay bekledikten sonra olumsuz yanıt alan Selçuk Çelik bunlardan biri.

Şu an işyeri hekimliği yapan Çelik, uzun süren iş arama serüvenini, zorunlu kamu hizmetini yapmadığı için karşılaştığı sorulara verdiği yanıt nedeniyle yüzüne kapanan kapılarla hatırlıyor.

“Hiç kimse güvenlik soruşturmasından geçememiş, yeni mezun ve tecrübesiz bir hekimi işe almak istemedi haliyle” diyor.

Çelik bu arada idari mahkemesine açtığı davada en çok yol alan hekimlerden biri. Zira mahkemenin ısrarlı talebi üzerine Sağlık Bakanlığı, güvenlik soruşturmasını neden geçemediğini açıklayan bir bilgi notu göndermiş. Mahkeme de bu notu kabul edip Çelik’in davasını aleyhine sonuçlandırmış.

Ancak Euronews’ün de gördüğü bu bilgi notunun altında “Yukarıdaki bilgiler PVSK Ek Madde 7 kapsamında ve istihbari mahiyette olup, hukuki delil niteliği taşımamaktadır. Bu nedenle haricen delillendirilmedikçe yapılacak işlemlerde bizzat gerekçe teşkil edemez” deniyor

Dolayısıyla, mahkemenin kararlarında delil ve gerekçe teşkil edilemeyecek bir istihbarat notu mahkemenin Selçuk Çelik aleyhine verdiği kararın yolunu açmış.

Çobanlık ve işçilik yaparak çocuğunu okutan bir babanın oğlu olduğunu ve tercihlerini yaparken babasının tıp yazması için ağlaması üzerine hekimliği seçtiğini söyleyen Çelik, okudukça sevmiş mesleğini.

Peki bundan sonra ne yapacak?

“Yasa tasarısı vesile oldu. En temel haklarımın peşindeyim. Benim kamuda çalışmamın önünde bir engel yok. Adli sicim kaydım temiz. Hakkımda bir mahkeme kararı yok. 657 memurluk şartlarının hepsini taşıyorum. Anayasal temel hakkım olan hizmete girmeme engel oldular. Bundan sonra mücadele edeceğim” diye yanıt veriyor bir çırpıda.

Peki ya ekonomik zorluklar, geçim derdi?

“Arkadaşlarımla birlikte bir evi paylaşıyorum. Ev taksitim, araba kredim yok. Geçenlerde bir tek kendime bir yatak aldım. Tek malvarlığım da o. Onu da geri vermeye niyetim yok” diye gülerek yanıt veriyor.

Tags: , , , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑