Kültür Sanat

Published on Ağustos 24th, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

Tatar Şair Musa Celil: “Sanki yeni başlıyorum yaşamaya”

Ali Çarman Yazdı:

İşçi sınıfının, emekçilerin ve insanlığın düşmanı olan faşizm, bir karabasan gibi bütün Avrupa ve dünyanın üzerine çöktüğünde her gün, her an işçi sınıfının en yiğit, en cesur evlatlarını katletmeye başladı. Bu nedenle hayatlarını faşizme karşı mücadelede feda eden unutulmazların listesi oldukça uzun.

Özgürlük, adalet ve güzel bir gelecek uğruna direnenler, bu yolda gözünü kırpmadan can verenler unutulmamalıdır denir. Zira, savaşa ve faşizme karşı mücadelede kaybettiklerimizin bugün de insanlık için büyük ve önemli bir anlamı var.

Köy ortamında geçen çocukluk yılları

Musa Mustafa oğlu Celil, 15 Şubat 1906 da Orenburg’a bağlı Mostafa köyünde yoksul bir ailenin altıncı çocuğu olarak dünyaya gelir. Doğa ile iç içe geçen köy hayatında insanın ufku sınırlıdır. Bütün dünyanın küçük bir köyden ibaret olduğu kanısına kapılınır.

Musa Celil’in ailesi yeni umutlar, yeni hayaller uğruna zorunlu olarak Orenburg şehrine taşınırlar. Celil, burada bir dönem aydınlanmanın kalesi durumundaki Höseyniye medresesinde okul hayatına devam eder. Bu yıllar çarlık Rusya’sında savaş ve açlık hakim. Buna karşın devrim mücadelesi hayatın bütün alanlarında kendinden söz ettirmekte. Bir tarafta; zengin molla çocukları, milliyetçiler, dinciler diğer tarafta ise yoksul çocuklar ve devrimin ateşli savunucuları…  Musa Celil ta başından itibaren devrim mücadelesinde yer alır. Henüz çocuk denecek yaşta örgütlenme çalışmaları sürdürerek genç komünistlerin (Komsomol) çoğalması için çalışır. Bu arada edebiyata olan ilgisi artar ve şiirler yazar. 1919 Eylül ayında ‚Mutluluk‘ adlı şiiri Kızıl Yıldız gazetesinde yayınlanır.

On üç yaşında babasını kaybedince , Ekim 1919‘da köye döner. Baba ocağındaki Komsomol örgütlenmesini tamamlayarak tekrar Orenburg’a gider.

İşçi fakültesinde okumak

Musa Celil, sırasıyla harp okulu ve  halk maarif enstitüsüne gider. Bu okullarda okuyamayınca bu kez 1923‘te Kazan’daki Tatar Rabfak (İşçi Fakültesi) okulundan başarıyla mezun olur. 1925 yılında Komsomol üyesi olarak eğitmenlik görevine başlar.

Moskova’da Komsomol olarak çalışırken edebiyata olan özel ilgisinden dolayı devlet üniversitesine devam eder. 1933-1935 yıllarında Komünist gazetesinin edebiyat-sanat bölümü sorumlusu olur. Musa Celil halkına yürekten bağlıdır. Her fırsatta halkın aydınlanması ve bilinçlenmesi için çaba sarfeder. Tatar operasının oluşması doğrultusunda çaba harcar ve 1939’da başarır. Devlet opera ve balesinin repertuar müdürlüğünü üstlenir.

Büyük bir yetenek olan Musa Celil, kısa zamanda yazarlar arasında kendisinden söz ettirir. Tataristan Sovyet Yazarlar Birliği başkanlığına getirilir.

Faşist saldırganlığa karşı cepheye

Sosyalizm’in doğuda bir güneş olarak doğmasına tahammül edemeyen Hitler faşizmi, başta Sovyetlerdeki işçi sınıfı iktidarı olmak üzere bütün insanlığın başına bela oldu. Avrupa ülkeleri; Çekoslovakya, Polonya, Fransa, Danimarka, Norveç, Yugoslavya, Yunanistan, vb. bir bir faşist Hitler ordusu tarafında işgal edilmeye başlandı. Avrupa bir uçtan diğer uca kan gölüne döndü.

Bu korkunç tehlike adım adım Sovyetler’in kapısına doğru kanlı bir yolda ilerliyordu. Durum çok kötü idi. Hergün binlerce insan ölüyordu ve yeni ölümlere göz yumulamazdı. Öyle ki faşist işgal ordusu Moskova kapılarına dayandı. Böylesi bir zamanda eli silah tutan herkes yurt savunması için gönüllü olarak göreve yazıldı. Musa Celil de, 1942 Şubatında cepheye gitti.

Faşizme karşı savaşta esir düşmek

Bütün dünya halkları ve dünya basını faşizme karşı direnişle yakından ilgileniyordu. SSCB’nin her yerinde her şart altında faşizme karşı kahramanlık destanları yaratırcasına bir direniş söz konusu idi. Musa Celil 26 Haziran 1942’de Volhov’da yaralı olarak işgalcilere esir düştü.

Faşistler yenilginin ayak seslerini duymaya başlamışlardı. Bunun için savaş esirlerinden oluşturdukları lejyonerlerle kaleyi içten fethetmeyi düşlüyorlardı. Musa Celil başından itibaren Polonya’lı partizanlarla ilişkiye geçti ve bilinçli olarak böyle bir lejyoner taburunda yer aldı. Şubat 1943’de doğuya gönderilen birinci lejyoner taburu Belaruslu partizanların saflarına katıldı. Faşistler bu olay üzerine çılgına dönerek taburun peşine düştüler. 10 Haziran 1943‘te Musa Celil ve 12 arkadaşı tutuklandı. Musa Celil, Moabit zindanında en ağır işkencelere uğradı.

1944 yılı Şubat ayında Celil ve yoldaşlarının yargılanması başladı. Yargılama aslında bir aldatmacadan başka bir şey değildi.

Musa Celil’in hayalinde büyük edebi eserler vermek vardı. Mobait cezaevi günlerinde boş durmadı. Bulabildiği kağıt parçalarına el yazısıyla şiirler karaladı.

İşkencecilere karşı yiğitce direnen Musa Celil, Alman’ın Ülkesi adlı şiirinde Sosyalizm ve Sovyet halklarından yana olduğunu belirterek Marx, Goethe, Beethoven’i göklere çıkarıp Zetkin, Rosa, Karl, Heine ve Thaelmann’i övüyordu. ‘‘söyle bana; sana Goethe’nin coşkusunu verebilmek için nasıl yardımcı olabilirim? Beethoven senfonilerinin fırtına dalgası artık mermer salonu sallamıyor mu?‘‘

Şairler, gerçeğin en yalın, en ateşli, en umutlu anlatımı ile emekçilerde soylu duygular uyandırır. Böylesi kişiler için yaşamın sonu yoktur. Musa Celil esaret döneminde, toplam 117 sayfa olan 87 şiir yazdı.

Sosyalistler için esir düşmenin yükünü kaldırmak oldukça zor. Yoldaşlarını, yakınlarını, tanıdıklarını ve ilericileri kaybetmenin ifade edilmez acısıyla yaşamak çok ağırlaşır ve kalbin artık kimseden korkmadığı bir noktaya gelirler.

‘’Görüyorum yeniden dünyanın zengin ışığını,

Can verici soluğunu duyuyorum mutluluğun.

Şaşıyorum içimi dolduran yaşam sevincine

Sanki yeni başlıyorum yaşamaya.’’

Faşistler izleri yok ediyor

Musa Celil ve aralarında çocuk kitapları yazarı Abdullah Aliş’in de bulunduğu onbir yoldaşı 25 Ağustos 1944‘te Berlin/Moabit cezaevinde giyotinle idam edildiler.

Emperyalist paylaşım savaşında yenilgiyi enselerinde hisseden faşistler son zamanlarında katliamlarına, işkencelerine, toplama kamplarına ilişkin ne varsa yok etmeye çalıştılar. Ama nafile, ne yapılırsa ne edilirse edilsin gerçekler gün yüzüne çıkıyor.

Musa Celil’in zindanda kaleme aldığı şiirler Belçikalı hücre arkadaşı André Timmermans ve yoldaşlarınca can pahasına korundu.

Kırk ölümden döndük, boyun eğmedik

1945 büyük zaferden sonra Kızıl Ordu mensubu bir asker raslantı sonucu Moabit zindanı hücresinde Musa Celil’in notunu buldu. Celil, „kırk ölümden döndük, boyun eğmedik.“ diye başlayan kısa notta kendisiyle ilgili  bilginin halkına ulaştırılmasına istemekteydi.

‘Aus dem Moabiter Heft’ diye ünlenen şiirleri; Arnavut, Bulgar, Alman, İngiliz, Fransız, Kore, Romen, Çek… dillerinde yayınlanarak dünya edebiyatında yerini aldı.

Musa Celil, 1956‘da Sovyetler Birliği halk kahramanı olarak büyük saygı gördü. Aynı zamanda da Lenin Ödülü‘ne layık görülen tek Tatar yazar oldu.

Tags: , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑