Yazarlar

Published on Nisan 18th, 2018 | by Avrupa Forum 7

0

Tarih açıklandı: Seçim 24 Haziran 2018 pazar günü – Ibrahim Aslan

Bu bir erken seçim değil, baskın seçimdir.

Bir kere bunun adını koyalım.
1. Her ne kadar baskın seçim diyorsak da,
yine de beklenmeyen bir şey değildi.Bir
kere muhalefetin bütün renklerinin temsilcileri, her ne kadar iktidar erken seçim gündemimizde yok diyorsa da erken
seçim olasılığının çok yüksek olduğunu
söylüyordu.Bunlarla ilgili yapılacak küçük
bir araştırma bunun böyle olduğunu ortaya
koyacaktır.O zaman bu göz göre göre gelen bir erken seçim kararıdır.Sürpriz
değil.Zira,
a) Herkesin bildiği gerçek, ekonomi tepetakla uçuruma doğru gitmektedir.
Yerimiz ve zamanımızdan dolayı bu durumu açıklayan ekonomik rakamları
veremiyoruz.Dolayısıyla üç ay sonrasının
Türkiye’sinin çok daha kötü olacağına
dair dünya kadar işaret vardır.
b) 2019’daki olağan seçim tarihine kadar
olağanüstü hal durumunun yürütülebileceğinin hiç bir garantisi yoktur.
Oysa artık Türkiye olağanüstü hal ortamı
olmadan yönetilemeyeceği gibi, Erdoğan
asla olağanüstü hal ortamı olmadan asla
seçime girmez.Çünkü olağanüstü hal ortamı ” seçim” öncesi ortamında ve “seçim” günü iktidar lehine her türlü hileye,
şaibeye ortam yaratmaya son derece
açıktır.
c) Adeta ruhunu AKP’ye rehin vermiş belli
bir yüzde dışında iktidar ile halk kitleleri
arasındaki yarılma gittikçe büyümektedir.
Olağan seçim tarihinde bu kopuşun
tersine döneceğine dair en küçük bir emare olmadığı gibi, kopuşun hızlanarak
devam edeceğine dair birçok işaret vardır.
d) Uluslarası ilişkilerde iktidarın içine
düştüğü yalnızlık neredeyse karanlık bir
kuyunun en dip noktası gibidir.Ve bunun
yakın bir gelecekte tersine döneceğine
dair en küçük bir ipucu olmadığı gibi,
yalnızlaşma ve düşmanlık artarak devam
edecek gibi görünüyor.
e) bütün bunların sonucu olarak, artık
neredeyse adı bile yasaklanacak (barış
kelimesi tutuklama gerektiriyorsa neden
olmasın) demokrasi yerlerde sürünmekte,
(her ne kadar ülkede geniş halk kitlelerinin
demokrasi konusundaki duyarlılıklar
son sıralarda ise de) ve bu durumun olağan seçim tarihine kadar düzeleceğine
dair en küçük bir işaret yoktur.
Dolayısıyla elinde baskı ve zulüm uygulamak dışında tek bir pozitif argüman
kalmayan iktidar seçim kararı almakla aslında beklenmeyeni değil bekleneni
yapmıştır.
Çünkü ekonomi kötüye gidiyorsa, seçim
için çöküşü beklemek aptallık olur.
Olağanüstü hal gibi astığın astık kestiğin
kestik bir ortamı kullanmamak aptalık
olur.
Özellikle ekonomik yapı ve Kürt sorununa
bakış açısı kaynaklı olarak seçmen
kitlelerinden daha fazla uzaklaşmayı
beklemek aptallık olur.
Dolayısıyla,
1. Hazır “hukukun” iplerini tamamen eline
almışken,
2. Hazır “basın” neredeyse bütünüyle
iktidarın rengine boyanıp, manşetleri bile
adeta tek elden atılırken,
3) Parlamento el kaldır, indir pozisyonuna
indirgenmişken istedikleri yasayı istedikleri
zaman çıkarabilecek sayısal çoğunluğa
sahipken,
4. Hazır olağanüstü hal devam ederken,
5. Ve en önemlisi bütün bu işaretlere rağmen bu kararı da ülkenin bekasına
bağayacak yalanı bu muhteşem
rahatlıkla ve yüz kızarmadan söyleyebiliyorken,
erken seçim kararı almamak iktidar açısından akıl fukaralığı olurdu.
Şimdi karşımızdaki manzara şu:
İktidar,daha doğrusu Erdoğan bugün öğleden sonra aslında şunu söyledi:
“Ben bu ülkeyi demokratik usüllerle
yönetemiyorum, daha doğrusu yönetmek
istemiyorum.Dilediğim şekilde yönetme
ve ipleri tamamen elime alma yolculuğunun sonuna geldik.Son bir hamle
kaldı.Onu da benim dilediğim yerde, dilediğim zamanda ve dilediğim şartlarda
yapacağız.Hodri meydan!” diyor.
Ve elbette muhalefetin de elini kolunu
olabildiğince bağlamayı ihmal etmiyor.
Seçimin yasal olarak çekilebilecek en yakın tarihe çekilmesinin temel amacı da
bu.Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi,
burada sürpriz olan seçimin erkene alınması değil, bu kadar çok erkene
alınmasıdır.Yani muhalefet de bazı
hazırlıklarını önceden yapabilirdi.
Bütün bunların sonucunda muhalefet
açısından yapılacak iki şey kalıyor:
1. Alınan seçim kararı dahil (zira böyle bir
seçim kararı almak yasal açıdan belki
meşrudur ama demokrasi ahlakı açısından
meşru değildir.) olağanüstü hal ortamının ve diğer olumsuzlukların bu seçimin
meşruiyetini ortadan kaldırdığını söyleyerek seçime topyekun ya da en
azından ciddi bir potansiyelle boykot etmek.Görünüşe bakılırsa böyle bir şeyin
gerçekleşmesi mucize olur.
2.Ya da şartlara razı olarak bir dakika bile
beklemeden hemen çalışmaya koyulmak.
Muhalefet ne yapar bilemem ama bildiğim
gerçek, Erdoğan’ın kaybedeceği bir seçime
girmeyeceğidir.
Erdoğan bu, belki de 23 Haziran’da Kandil’e operasyon başlatır.Ertesi gün
sandığa gidilir.iki ucu da Erdoğan’a
kazandıracak bir oyundur bu.Ya Kandil
operasyonunun gazıyla oyları artırır.
Olmazsa savaş şartlarındayız diyerek
sonuçları iptal ettirir.Zira yedek güç YSK
kenarda hazır bekliyor.


About the Author



Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑