İran

Published on Ocak 4th, 2018 | by Avrupa Forum 3

0

SYKP Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: İran, AKP iktidarını telaşa düşürdü

İran’daki protestoları “ekmek ve özgürlük kavgası” olarak nitelendiren SYKP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, AKP’nin kurmak istediği rejimin İran’la benzerlik taşıdığın belirterek, “AKP iktidarı, muhalefet canlanabilir korkusu ve telaşı yaşamaktadır” dedi.

İran’da Meşhed kentinde başlayan ve kısa sürede ülkenin tamamına yayılan rejim karşıtı protestolar bir haftayı geride bıraktı. Şu ana kadar 21 kişinin yaşamını yitirdiği İran’daki gelişmeleri Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı ve Ortadoğu Uzmanı Tülay Hatimoğulları Mezopotamya Ajansı’ndan Diren Yurtsever’e değerlendirdi.

Hatimoğulları, İran’daki protestolara ilk bakıldığında toplumun iç çelişkileri ve ekonomik sebeplerin yansıması olarak görülse de ayaklanmalarda İran’ın örgütlü ve tarihsel geçmişe sahip olan kadın ile sınıf hareketinin etkili olduğunu belirtti. Bununla birlikte farklı yaklaşımların da olduğunu ve bu açılardan da ele alınması gerektiğini ifade eden Hatimoğulları şöyle dedi: “Örneğin küresel güç ilişkileri bakımından şuan İran’daki gelişmeleri değerlendirecek olursak özellikle Büyük Ortadoğu Projesi bağlamında olayı değerlendirdiğimizde dış güçler tarafından acaba destekleniyor mu? sorusu karşımıza çıkıyor. Tabiki dış güçler sonuçta İran’ın bölgede kurduğu nüfuza karşı bir memnuniyetsizlik içinde. Bu konuda da başta ABD ve Trump hükümeti geliyor. Bu nedenle İran’daki gelişmeler ABD ve Trump tarafından desteklenen bir pozisyonda görünüyor.”

‘Toplumun iç dinamikleri gölgelenmemeli’

Ancak gelişmelerin küresel güçler açısından değerlendirilmesi halinde bu durumun toplumun iç dinamikleriyle iç çelişkilerinin yansımalarını gölgelememesi gerektiğini savunan Hatimoğulları, “Çünkü sonuçta İran bir yanıyla ABD ve Siyonizm karşıtı bir politika izlerken, başka bir küresel sermayenin odağında yer alan ve başını Çin’in çektiği bir bloğun içinde yer alması dolayısıyla İran’a anti-emperyalisttir gibi bir yaklaşım elbette doğru değil. Ulusalar arası düzeydeki küresel güç odaklarının belli faaliyetlerinin bunu da gölgelememesi gerekiyor. Göstericilerin, temelde sosyal ve ekonomik hak talepleri ile ortaya çıktığını görüyoruz” diye konuştu.

‘İran’da değişimin güçlü dinamiği kadınlar’

Örtünme dayatmasına karşı kadınların “cesur” çıkışlarının olduğunu hatırlatan Hatimoğulları, İran’da kadınların değişimin güçlü dinamiği olduğu değerlendirmesinde bulundu. Bu anlamıyla İran’daki kadın mücadelesinin selamlanması gerektiğini kaydeden Hatimoğulları, şöyle devam etti: “Özellikle Ortadoğu bölgesinin toplamını değerlendirdiğimizde kadın hareketinin en ciddi örgütlendiği yerler tarihsel olarak baktığımızda İran’dır, Mısır’dır. Buralarda mücadeleci bir gelenek var. İran’ın bölge ülkelerinden farkı eğitim düzeyi oldukça yüksek, kadınların kamusal ve iş hayatının doğrudan içinde var olduğu bir yer. Kadınların, zoraki örtünme ve giyinme dayatmalarına karşı her fırsatta isyanlarını görebiliyoruz. Gerek siyasal İslam’ın gerekse gerici molla ve totaliter yönetimlerin en fazla baskı altına aldıkları hep kadınlar olmuştur. Bu bölgelerde ciddi ayaklanmalar ve isyanlarda ilk refleksi tarihsel mücadele geleneğini de arkalarına alarak kadınların vermiş olması doğaldır ve beklenen de budur.”

‘Ekmek ve özgürlük kavgası’

İran’daki protestoları “ekmek ve özgürlük kavgası” olarak nitelendiren Hatimoğulları, bu anlamda verilmesi gereken ilk refleksin bu “kavganın” yanında olmak gerektiğini vurguladı. Siyasetin her anlamıyla karışık ve değişimin hızlı yaşandığı Ortadoğu’daki süreci analiz ederken dünya görüşünün yanı sıra çok yönlü bakılması gerektiğinin altını çizen Hatimoğulları, “Çünkü hem bölgenin kendi özellikleri hem de tarihsel deneyimler ışığında baktığımız zaman çok yönlü değerlendirmek zorundayız. O yüzden birkaç açıdan ele almak mümkün. Küresel güç ilişkileri, toplumun iç çelişkileri hatta biraz daha ileri giderek mevcut olan iktidar paylaşımı içinde ele alabiliriz. Mesela Ruhani, kendinden önceki yöneticilerle kıyaslandığında daha ılımlı bir çizgi izlemiştir. Örneğin muhafazakarlar, gösterilerin Meşhep ve Kum’da yani muhafazakar kesimin yoğun olduğu yerde başlamış olmasını Ruhani’nin iktidarda olmasına yoruyorlar” ifadelerini kullandı.

‘Acem Baharı demek için erken’

Dünyanın gündeminde olan İran’daki protestoları ‘Acem Baharı’ olarak nitelendirenlerin de olduğunu belirten Hatimoğllurı’na göre, bu tespit için henüz erken. Hatimoğulları, “Biraz izlemek gerektiğini düşünüyorum. ‘Arap Baharı’ndaki Tunus, Mısır’daki kalkışmaları hatırlayacak olursak; onların da emperyalist güçler tarafından ‘Arap kışı’na çevrildiğini çok iyi biliyoruz. Bu gösterileri olumlu taraflarıyla ele almak zorundayız. Olumlu tarafı da şudur; gerçekten ekmek ve özgürlük kavgası veren ciddi bir potansiyelin talepleriyle bizim bir dayanışma ve destek içinde olmamız gerektiğinin kanaatindeyim” diye konuştu.

‘İran’ın bölgede zayıflaması Türkiye’yi zayıflatabilir’

Türkiye’nin ülkedeki muhalefet karşıtı açıklamalarını “samimiyetsiz” bulan Hatimoğulları, Türkiye’nin bu açıklamaları iki sebeple yaptığını aktardı. Birinci sebebin dış politikada yalnız kalan Türkiye’nin bölgede kendine “ittifak güç” araması olduğunu dile getiren Hatimoğulları, “Tezat bir durumdur çünkü Türkiye bölgede hiçbir zaman Şii bir kanatla bu kadar bir yakınlık kurmamıştı. Ama Türkiye Ortadoğu’da kurmuş olduğu dış siyaset ve ABD ile girmiş olduğu gerilimden dolayı bir müttefike ihtiyaç duyuyor ve şuan İran’ı uzun vadeli olarak zor ama bir ittifak güç olarak görüyor. Dolayısıyla İran’ın bölgede zayıflaması şu an kurulmuş olan güncel ilişkiler bakımından Türkiye’yi zayıflatabilir. Çünkü İran’daki kaos ve karmaşanın doğrudan Türkiye ve bölge ülkelerine yansıyacağını Türkiye iyi okuyor” dedi.

‘Türkiye endişeli ve korkuyor’

İkinci sebep olarak Türkiye’nin bu protestoların bir “emsal” teşkil etmesinden korkmasına bağlayan Hatimoğulları, “Çünkü AKP iktidarının ve Saray’ın ortaklaşarak Türkiye’de yaratmak istediği rejim değişikliğiyle ilgili gelişmelere baktığımız zaman İran’la oldukça benzerlik gösteriyor. Türkiye’de kurmak istediği rejimin karşıtı olan muhalefetin bir yerden feyz alarak canlanabilir mi korkusu ve telaşını yaşamaktadır” ifadelerini kullandı.

İran kendi çözümünü üretebilir mi?

İran kendi çözümünü üretebilir mi sorusu üzerine Hatimoğulları, şöyle devam etti: “Bölge her şeye gebe. İran’da bu gösteriler daha örgütlü ve taleplerini daha berraklaştırmış, emperyalist güçlerin gölgesine girmemiş bir yol ve yöntem izleyebilirse kesinlikle başarıya ulaşabilir. Ekmek ve özgürlük kavgası haklı bir kavgadır ve İran’da bunun taraftarı çoktur. Ciddi anlamda muhalefet kendini büyütüp örgütlü bir yapıya dönüşmezse; rejim bundan kendini yenileyerek çıkarabilir. Ruhani lider ve hükümet bu ayaklanmayı ABD’nin çıkardığını öne sürerek, muhaliflerin yine rejim yanlısı tavır takınmalarını talep ediyorlar. Bu çizginin önümüzdeki süreçte başarılı olma ihtimali olursa bu ayaklanmalar sönümlenebilir. Temennimiz ekmek ve özgürlük kavgası endeksli bir mücadelenin orada başarı kazanmasıdır.”

04.01.2018

Tags: , , ,


About the Author



Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑