Avrupa

Published on Nisan 14th, 2018 | by Avrupa Forum 3

0

SYKP Avrupa’dan 1 Mayıs çağrısı: Hayat Bizi Sosyalizme Çağırıyor!

Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Avrupa örgütü bir bildiri yayınlayarak “Savaşa, Faşizme, Cinsiyetçiliğe ve Neoliberal Saldırılara Karşı Hayat Bizi Sosyalizme Çağırıyor” perspektifiyle 1 Mayıs’ta alanlara çıkmaya çağırdı.

SYKP Avrupa yaptığı açıklamada kapitalist sistemin insanlık için savaş, çatışma, hak gaspı, ırkçılık, cinsiyetçilik, adaletsizlik ve sömürü dışında hiç bir şey sunmadığını belirterek insanlığın kapitalizmi aşacak eşitlikçi ve özgürlükçü bir sisteme ihtiyaç duymakta olduğunu belirtti.

Dünyanın her yerinde sermayenin neoliberal politikaları uygulatabilmek için sağ populist ve otoriter siyasete destek sunduğunu belirten SYKP Avrupa, bu gericileşme dalgasından Türkiye’nin payına da Erdoğan diktatörlüğü düştğünü vurguluyor.

1 Mayıs’ın tüm emekçiler ve ezilenler açısından “yeniden sosyalizm” demek için önemli bir gün olduğu belirtilen bildirinin tam metni şöyle:

Savaşa, Faşizme, Cinsiyetçiliğe ve Neoliberal Saldırılara Karşı 1 Mayıs’ta alanlardayız: Hayat Bizi Sosyalizme Çağırıyor!

Kapitalist sistem tüm dünyada tıkandı. Artık insanlığa sahte dahi olsa huzurlu bir gelecek umudu veremiyor. Huzurlu bir gelecek umudu şöyle dursun, bugün kapitalizmin insanlığa savaş, çatışma, hak gaspı, ırkçılık, cinsiyetçilik, adaletsizlik ve sömürü dışında sunduğu hiçbir şey yok!

Fransa’dan Almanya’ya, İngiltere’den ABD’ye bütün kapitalist merkezler, işçi sınıfının küresel ve yerel düzeyde büyük mücadelelerle kazandığı haklarını gasp ediyor, neoliberal deregülasyon/kuralsızlaştırma politikalarıyla sömürüyü sınırsızlaştırmaya çalışıyor. Sermaye Neoliberal ekonomi politikalara tam destek için her yerde sağ popülist, otoriter siyaseti güçlendiriyor.

Ekonomik politikalardaki sağcılaşma beraberinde savaş politikalarının, ırkçılık ve cinsiyetçiliğin yükselişini getiriyor. Kapitalist/emperyalist merkezler dönemin en karlı ticaretlerinden biri olarak dünyanın dört bir yanına savaş/silah ihraç ediyor. Konuştuklarında ağızlarından demokrasiyi düşürmeyeneler en aşağılık diktatörlerle silah, pazar, göçmen, petrol anlaşmaları yapıyorlar.

Bu tablodan Türkiye’nin payına düşen de Erdoğan diktatörlüğü oldu. Ülkeyi adım adım islami faşizme sürükleyen Erdoğan, Kürt Halkına yönelik bir imha operasyonu sürdürürken, bütün muhaliflere, kendisi gibi olmayan, düşünmeyenlere dönük olarak baskı ve sindirme politikaları uyguluyor.

Sermaye ve Ergenekon destekli Erdoğan’ın islami – faşist politikalarında kadınlar, Aleviler, lgbtiqler, gayrimüslimler, Türklük dışındaki kimlikler özel olarak hedef alınırken, bütün işçi, işsiz ve yoksul köylüler büyük bir saldırıyla yüzyüze kalıyor.

Üstelik bu faşist politikalar sadece Türkiye’yle sınırlı olmayan sonuçlar üretiyor. Bugüne kadar 600 bin insanın yaşamını yitirdiği, 10 milyon insanın göç etmek zorunda kaldığı Suriye savaşının en büyük kışkırtıcısı ve destekçisi Türkiye olmuştur. Kürt halkının hiçbir coğrafyada bir statü kazanmaması için dünya tarihinin gördüğü en vahşi çeteleri desteklemiş, onlarla birlikte Afrin’i işgal etmiştir.

Erdoğan kendini kurtarabilmek için ülkede faşizmi kurumsallaştırmaya, bölgede savaş ve çatışmaları kalıcılaştırmaya çalışırken uluslararası destek yaratmak için Rusya’dan Almanya’ya, Fransa’dan ABD’ye bütün emperyalist haydutlara haraç dağıtmaktadır. Kiminden S-400, kiminden Leopar tanklar, kiminden F-16, kiminden füze sistemi satın alarak savaş ve insanlık suçlarına göz yummalarını sağlıyor. Bu silah ticaretinin yanı sıra AB’yle yaptığı “göçmen” anlaşması ve Rusya’yla başlattığı Akkuyu nükleer santral inşaatı sadece Türkiye’yi değil bütün bölgeyi tehdit ediyor. 

Kapitalizm Trump’dan Putin’e, Merkel’den Macron’a, May’den Orban’a, Sisi’den Erdoğan’a yeni sağ otoriterizm ve neoliberal politikalarla kendini sürdürmeyi zorlarken hayat bizi yeniden sosyalizme çağırıyor.

Kapitalizmin bu çıkışsızlığı karşısında henüz sosyalizm yeniden güçlü bir seçenek haline gelememiş olsa da, ABD’den Fransa’ya, İngiltere’den Ortadoğu’ya işçi sınıfı ve ezilenlerdeki memnuniyetsizlik onları kapitalizmi aşan bir sistem arayışına zorluyor. Ve işte tam bu noktada önceki deneyimlerden dersler çıkarmış, güncel çelişkileri ve çözüm yollarını doğru tespit etmiş, özgürlükçü, eşitlikçi bir sosyalizm ihtiyacı her zamankinden daha güçlü olarak öne çıkıyor.

Emekçilerin ve ezilenlerin uluslararası mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ta dünyanın dört bir yanında sokakları dolduralım ve hep birlikte “Hayat bizi sosyalizme çağırıyor” diyelim.

Kahrolsun kapitalizm ve patriarkanın sömürü, tahakküm, savaş düzeni!

Yaşasın eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik sosyalizm!

Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Avrupa

Tags: , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑