İsveç

Published on Temmuz 10th, 2017 | by Avrupa Forum 7

0

Stockholm Center for Freedom: ‘15 Temmuz Erdoğan’ın Darbesi’

İsveç düşünce kuruluşu Stockholm Center for Freedom (SCF), geçtiğimiz yıl gerçekleşen tartışmalı darbe girişimi ile ilgili detaylı ve çarpıcı bir rapor yayınladı.

“15 Temmuz: Erdoğan’ın Darbesi” başlıklı raporda, 15 Temmuz “Türkiye’nin otoriter Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, gücünü artırarak konsolide etmek, başkanlık sistemini garantilemek, muhaliflerini bertaraf etmek ve Suriye’ye girmek gibi amaçlarla, kendisine bağlı istihbarat birimleri ve askeri kadrolarla birlikte kurgulayarak yönettiği bir kumpas ya da ‘sahte bayrak (false flag)’ operasyonudur,” şeklinde tanımlanıyor. Tartışmalı darbe girişimi için “Başarısızlığı baştan garantilenmiş ancak Erdoğan açısından amaçlarına fazlasıyla ulaşmış bir darbe girişimidir,” tespitine yer veriliyor.

Rapor ile ilgili açıklamalarda bulunan SCF Başkanı Abdullah Bozkurt, “15 Temmuz öncesi Ankara’da dillendirilen darbe söylentileri Erdoğan tarafından bir fırsata çevrilmiş ve kendi kurguladığı darbeyi sahneye koyarak muhaliflerini bertaraf edeceği bir ortam oluşturmuştur,” dedi. Bozkurt, “Aylar süren titiz bir çalışmanın neticesinde hazırlanan raporun, 15 Temmuz ile ilgili gerçeklerin aydınlatılmasında önemli bir kaynak olacağını umut ettiğini,” söyledi

191 sayfalık raporda, Erdoğan ve hükümetin resmi söylemleri ile gerçekler arasında derin bir uçurum olduğu üzerinde duruluyor. İddianamelerin, emniyette alınan ifadelerin, mahkeme zabıtlarının ve Meclis 15 Temmuz Araştırma Komisyonu’nun tutanaklarının titiz bir şekilde masaya yatırıldığı çalışmada askeri uzmanların ve görgü tanıklarının anlattıklarına da yer veriliyor.

Raporun en dikkat çeken bölümlerinden birini ise, Erdoğan ve ailesinin tatil yapmakta olduğu Marmaris’ten ayrılma süreci ile ilgili olarak ile resmi belgelerdeki söylemlerle görgü şahitlerinin anlattıkları arasındaki büyük çelişkiler teşkil ediyor.

MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın tartışmalı darbe girişimindeki rolüne özel bir yer ayrılan raporda, Akar ve Fidan’ın makul bir açıklama getiremedikleri 14 Temmuz ve 15 Temmuz 1016 günleri gerçekleştirdikleri sıra dışı eylem ve hareketleri dakika dakika ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor. Kendisini kaçırma planları yaptığı iddia edilen “darbeciler”in, oradayken rahatlıkla enterne edebilecekleri Genelkurmay Karargahı’ndan kendisini kapıya kadar uğurlamalarının çelişkisi vurgulanıyor. Darbe girişimine yönelik askeri hareketliliğin ise Hakan Fidan Karargah’tan ayrıldıktan hemen sonra başlamasının tuhaflığına dikkat çekiliyor.

Genelkurmay Başkanı Akar’ın, darbecileri darbe girişimlerini erkene çekmeye zorlayarak akamete uğrattığına dair iddialarını çürüten somut bilgi ve kanıtların yer aldığı raporda, Genelkurmay Başkanı’nın birbirleriyle ve yaşanan gerçeklerle çelişen ifadeleri genişçe analiz ediliyor. Raporda, ayrıca, Akar’ın darbe girişiminin neresinde olduğu sorusuna net cevaplar aranıyor.

SCF’nin “15 Temmuz: Erdoğan’ın Darbesi” başlıklı raporunda, darbeye karıştığı iddia edilen askerlerin, emir komuta içerisinde bir faaliyetin, bir tatbikatın veya bir terör saldırısına karşı alınan güvenlik tedbirlerinin parçası olarak harekete geçtiklerini sanmaları için yapılan planlamalar ve eylemler ilk defa kamuoyu ile paylaşılıyor. 15 Temmuz’a yönelik ilk hareketlenmenin başladığı 11 Temmuz 2016 günü, Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda sınırlı sayıda subaya talimatla duyurulan ve “bilmesi gereken” kuralı kapsamında gizli tutulması emredilen Konvansiyonel Olmayan Harekat (KOH) planı görüntüsü altında bir çok askerin tuzağa nasıl düşürüldüğü de bütün detaylarıyla ilk kez paylaşılıyor.

Raporda bilgisine başvurulan üst düzey askeri uzmanlar, tartışmalı darbe girişimine katılan asker sayısının azlığına dikkat çekiyor. Darbeci oldukları suçlamasıyla 168 generalin tutuklandığının altını çizen askeri uzmanlar, emirleri altında fiilen 200 binden fazla asker bulunan bu kadar çok generalin çoğu er-erbaş ve askeri öğrenci olmak üzere sadece 8 bin 500 civarı asker ile darbe yapmaya kalkışmalarının mantıksızlığına işaret ediyorlar.

Darbe girişimine sahne olan başlıca mekanlara ve kritik isimlerin oynadıkları rollere genişçe yer ayrılan raporda, 15 Temmuz gecesi şüpheli hareketler sergileyen kuvvet komutanları ile dönemin Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı’nın dikkat çeken eylemlerine de ayrıntılı olarak yer veriliyor.

Hiçbir şeyin henüz belli olmadığı darbe girişiminin daha ilk dakikalarından itibaren Erdoğan ve hükümetin bu girişimin arkasında olmakla suçladığı Fethullah Gülen’in SCF’ye yaptığı özel açıklamalar da kamuoyunda uzun süre tartışılacak gibi. Söyleşide darbe girişimini öğrendiğinde ilk tepkisinin ne olduğunu da anlatan Gülen, 15 Temmuz öncesine dair olarak “Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın uzun zamandır bir darbe hazırlığı içerisinde olduğunu, buna matuf ciddi çalışmalar yaptığını duyduğunu,” da ifade ediyor.

Özel röportajda “15 Temmuz Erdoğan ve avenesi tarafından kurgulanmış̧, haince bir senaryoydu,” diyen Gülen, “Tiyatro veya senaryo derken meseleyi basitleştirmek adına söylemiyorum. Neticeleri Türkiye’deki bütün gerçekleşmiş̧ darbelerden daha ağır oldu, oluyor. 249 insanımız hayatını kaybetti. Elli bin masum insan hapishanelere atıldı. Halk ayrıştı, insanlar arasında telafisi zor husumet tohumları ekildi. Başkanlık adı altında Ortadoğu ülkelerinde görülen Baas tipi bir diktatörlük tesis ediliyor,” şeklinde tespitlerde bulunuyor.

Raporda, ayrıca, Gülen Hareketi ile tartışmalı darbe girişimini ilişkilendirmekte ismi en çok kullanılan Adil Öksüz’ün kaybolmadan önceki son saatleri tafsilatlı bir şekilde yer alıyor. Akşam yemeğe geleceğini söyleyerek evden ayrılan Öksüz’ün en son yaptığı telefon görüşmesine de raporda yer veriliyor.

15 Temmuz gecesi hayatını kaybeden sivil-asker vatandaşların kimler tarafından öldürüldüğünün ciddi şekilde sorgulandığı raporda, ölenlerin otopsileri ve bu cinayetlerde kullanılan silahların balistik incelemeleri konusunda yaşanan belirsizlikler üzerinde ciddiyetle duruluyor. O gece sahada oldukları kesinlik kazanan Erdoğan yanlısı paramiliter güçlerin kim oldukları ve kimler tarafından organize edildikleri sorgulanırken, Erdoğan ve hükümetin 15 Temmuz’u aydınlatma çabalarını engelleme ve karartma gayretleri üzerinde de genişçe duruluyor.

 

Kaynak:  www.stockholmcf.org


About the Author



Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑