Yazarlar

Published on Aralık 15th, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

Siyasetin aksı çöktü – A.Mahir Ofcan

2002’de iktidara gelen siyasetin diğer bilinenlerle bir farkı vardı. Bütün hesap bir daha iktidardan düşmemek üzerine kuruluydu. Artık ülkede 80 yıl arzı endam eden beylik siyaset rafa kalkıyordu. Bunun işaretleri zaten ilk uygulamalarında da vardı ama, asıl kendini 2015 seçimlerindeki HDP zaferiyle ortaya koydu.

Kürt dinamiklerinin ülkenin batıdaki devrimci oluşumlarla girdiği ittifaklar sistemin başını ağırtıyordu. AKP’nin ileriki hesaplarına engel koyan olgu buydu! Demokratik teammüller içinde kalarak HDP’yi geriletme olanağı yoktu. O zaman şimdiye dek ittifak etmediği Ergenekoncu güçlerle dans etmeye koyuldu. Tersi de olasıdır; Ergenekoncular AKP ile ortaklık kurmaya yöneldiler. Düşman ortaktı: Ülkenin demokrasi ve devrim dinamikleri!

AKP öncesi iktidarlar ve yaşanmış tüm darbelerin hedefinde sol vardı. Hepimizin yaklaşık şahit olduğu tarihte, sola çevrilen namlular sonucunda binlerce, onbinlerce insanımızı yitirdik. Gençlik önderlerine kusulan nefret, aleni öldürme pratiği ve idam işleviyle sürüp günümüze dek geldi. 2002 AKP iktidarıyla hilafet güçlerinin, Cumhuriyetten rövanş almaya dönük bir hesabın içinde olacağı sırıtıyordu.

AKP vesayet odaklarına karşı girdiği mücadelede hayli yol aldı. Bir ülkenin genel kurmayını bile hapse atabilecek cüreti bulduğunu gördük. Demokrasi üzerinde demoklesin kılıcı gibi duran, zaman zaman darbelerle, sıkıyönetim ve olağanüstü hal uygulamalarıyla, demokratik devrim muhalefetini zorla kırmayı hep denemiş bu meşhur güç, artık AKP ile ittifak etme gereğini duydu.

Asıl ödevi solu zayıflatmak olan Ergenekoncu iradenin, günün gereksinmelerine göre ismi bazan MİT bazan derin devlet, bazan Gladyo olan bu yapının AKP ile giriştiği mücadele, solun yapılanması bakımından istenmeden de olsa, fırsat yaratmaya başlıyordu. Ülkenin bütün değerleriyle, farklı kültürleriyle, emekçi odaklarıyla varılan ittifaklar HDP’de cisimleşiyor, tam da devrimci muhalefetin kendi gerçeğinden fışkırmasına olanak sağlıyordu.

Gelinen aşamada, 7 Haziran seçimlerinde HDP’nin yükselişiyle, ülkenin 100 yıldır yürüttüğü bir tahterevalli siyasetinin sonu görünmeye başladı. Hem AKP, hem devlet duvara tosladı. Tahterevalli siyaseti tökezledi. Cumhuriyetin sözde aydınlanmacı kanadı ile hilafet kanadının üstünde siyaset ettiği aks, artık iki kanadın da birbirlerini dengeleyebileceği mihenk noktası olmaktan çıkmaya başladı.

Oysa sistem için hayat memat meselesi olan bu dengenin maazallah yıkılmasıyla, emeğe dayalı, halkların barış projesinin önü açılabilirdi! Bu da görüldü. İşte iki gerici dinamiğin (dinci ve milliyetçi!) yeniden bir tahterevalli oluşturma gereği kendini dayatınca, AKP eski argumanlarından, hak ve özgürlük edebiyatından, vesayet şikayetlerinden vazgeçip asıl düşmana karşı, siyasal rakibiyle kolkola girmekte bir beis görmedi.

Burada CHP’nin bir muhalefet gücü olarak, devletin kurucu iradesini bir yanıyla temsil ettiği gözden kaçırıldı. Aynı saiklerle CHP’nin, devletin dinci ayağını temsil eden AKP ile, bir ölüm kalım kavgasına girebileceğini umanlar yanıldılar. Her kritik eşikte AKP’ye payanda olan bir CHP’nin, sisteme değil de salt AKP’ye muhalefet etmesinden sonuç çıkaramayanlar, CHP ve AKP’nin iktidar ve muhalefet olarak yeniden dizayn edildiğini farkedemediler.

Cumhuriyetin aydınlanmacı unsurlarının ağırlıkla temsil edildiği devlet sistemi bu kez, dinci sosa batırılmış bir yeni barbar kapitalist grup tarafından etki altına alınıyordu. Her iki dinamiğin tarihsel ikiz kardeşliği, böyle bir yer değiştirmeye sabır gösterecekti. Ne ki, eskiden farklı işleyen başka bir mekanizma vardı ki, o da şuydu: Bir biçimde gerici MC dönemlerinde, CHP muhalefetiyle ortaklık kurabilen emek dinamikleri vardı. Çünkü MHP iktidarın parçasıydı. O tarihlerde bu manidardı. Zira muhalefet gücü olması hasebiyle, MHP’nin CHP’ye bile ölümcül saldırıları oluyordu.

AKP’nin hilafet yanlısı siyasetine geleneksel olarak karşı olan CHP, diğer milliyetçi tepkileri yanına almaya yönelince, giderek soysuzlaşmaya başladı. Devlet MHP’yi ikiye ayırarak, birini iktidarın emrine, diğerini muhalefetin emrine amade etti. Birbirlerine bir garip tepki içinde atıp tutmalarının, bir toplum yanılsaması, bir illüzyon amaçlı olduğu kesindi. Aynı deliğe işedikleri açık!

Eskiden farklı bir şey oluyor evet! Milliyetçi ve dinsel siyasetin rafine bir şekilde ittifak ettiği bir devlette, bilinen tahterevallinin sürme şansı yok. Yani iki dinamiğin kendilerini sürekli kılacağı bir sistematik, artık kalıcı olamaz. Çünkü artık, bunların herhangi birine yaslanmış bir muhalefet gücü kalmamıştır. Her iki ucu da boklu olan deyneğe dönmüş bir iktidar muhalefet ilişkisi ortadadır. Tahterevallinin kendisi de, iki ucu da yoktur artık. Geriye kalan muhalefetin kendi göbeğini kendisinin kesmesidir. Devleti bir denge üstünde götüren iktidar muhalefet aksı, artık çökmüştür. Bu toptan Faşizm demektir. İktidar ve muhalefet, iki faşist partiyle ortaklaşarak kendilerini zehirlemişlerdir. Kurtuluş, bunlardan bağımsız, devrimci bir muhalefet etme gerçeğindedir. Bunun için de adres bellidir: HDP!

Tags:


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑