Kültür Sanat

Published on Ağustos 26th, 2018 | by Avrupa Forum 3

0

Şiirlerinde ‘Endülüs ruhu’nu arayan, eşcinsel ve antifaşist bir şair: Federico Garcia Lorca – Lokman Sazan

İspanyol şair Federico Garcia Lorca, Franco döneminde 18 ya da 19 Ağustos 1936’da faşistler tarafından kurşuna dizilerek öldürüldü. Gerekçe ise şiirleri, faşizme karşı duruşu ve eşcinsel oluşuydu. Lorca, İspanyol şiirinin yerleşik biçimlerini çağdaş bir duyarlıkla yoğurarak zenginleştirdi ve çarpıcı imgelerle dolu, lirik özelliğini hiç yitirmeyen, son derece etkili bir şiir yaratmayı başardı. Şiirlerinde hep ‘Endülüs ruhunu’ aradı. Bu ruhu en kusursuz biçimde Çingenelerin temsil ettiğini söylüyordu Lorca. “Çingene Romansları”nı yazdı, soneler ve kasideler kaleme aldı. Öldürülüşünün 82’nci yılında size kısa bir Lorca portresi sunuyoruz.

can bağışlama olmasın!

ölüm fışkırıyor gözlerinizden

ve külrengi çiçekler topluyor çirkefin kıyılarına

can bağışlama olmasın!

dikkat!

şaşkınlar, temiz yürekliler

eskiler, ünlüler, yalvaranlar

kapatsın yüzünüze eğlence kapılarını

5 Temmuz 1898’de Endülüs bölgesinde, Granada yakınlarındaki Fuente Vaqueros köyünde dünyaya gelen Federico Garcia Lorca, İspanyol edebiyat tarihinin en iyi şairlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Geçirdiği bir hastalıktan dolayı dört yaşına kadar yürüyemeyen Lorca’nın edebiyata olan ilgisi ailesinin 1910 yılında Granada’ya taşınmasıyla başlar.

Küçükken dadısından dinlediği İspanyol baladları ve Çingene öyküleriyle büyüyen Lorca, sıradağlar, çeşmeler, türlü çiçekler, Arap mimarisiyle donanmış kentin sakinleri arasında Çingeneler, Mağribiler ve 15. yüzyılda zorla Katolikliği kabul etmiş Yahudilerin olduğu kentteki Cizvit okulunda eğitimine devam eder.

Lorca’nın Granada’da gençlik yılları Çingeneler arasında şiir yazarak ve şarkı söyleyerek geçer.

1918 yılında Granada Üniversitesi’nin düzenlediği İspanya gezisi sonunda düz yazılardan oluşan   Impresiones y Paisajes (İzlenimler ve Manzaralar) adında ilk kitabı yayımlanır.

Madrid yılları ve ‘27 kuşağı

Paris’te müzik eğitimi görmek istemesine rağmen babasının engellemelerinden dolayı Madrid’de hukuk fakültesine yazılır Lorca.

Bu dönemde Luis Bunuel, Salvador Dali, Jose Moreno Villa, Rafael Alberti ve Emilio Prados gibi bir çok İspanyol entelektüeliyle tanışır.

Üniversite yıllarında da zamanının önemli bir kısmını sanat ve edebiyat çalışmalarıyla harcayan Lorca, ilk oyunu El Malefico de la Malipose (Kelebeğin Uğursuz Büyüsü) 1920’de Madrid’de oynanır ve ilk şiir kitabı Libros de Poemas 1921’de yayınlanır.

1927 yılında Lorca’nın da dahil olduğu bir grup İspanyol şair, Sevilla’da şair Luis de Gongora’yu ölümünün üçyüzüncü yıl dönümünde anmak için bir araya gelir. Bir araya gelen bu grup kısa süre içerisinde “27 Kuşağı” olarak anılmaya başlar.

Endülüs şiiri Jüan Ramon Jimenez ile uyanmaya başlasa da bu şiirin asıl ayağa kalkışı, 1927 kuşağının en parlak temsilcisi Federico Garcia Lorca ile olur. Jimenez Endülüs bahçelerini anlatırken, Lorca şiirinin kökleri Endülüs toprağının derinliklerine uzanır.

“Eski türkülerini ortaya çıkarmakla Endülüs ruhunu bulmaya çalıyoruz” der Lorca. Ve ona göre bu ruhu en kusursuz biçimde çingeneler temsil ediyodur.

Lorca, 1928 yılında yayınlanan Romancero Gitano  (Çingene Romansları) adlı kitabıyla üne kavuşur. 1933 yılında ise edebiyat çevresinde Lorca’yı oyun yazarı olarak kabul ettiren “Kanlı Düğün” oyun kitabı yayınlanır.

Granada’ya dönüş

1931’de İspanya’da Cumhuriyet ilan edildikten sadece beş yıl sonra, iç savaşın başlamasına üç gün kala Lorca, Madrid’den Granada’ya taşınır.

İç savaş başladıktan kısa bir süre sonra Granada faşistlerin eline geçen ilk kent olur. Ancak Lorca, şiirlerini ve oyunlarını yazmaya devam eder.

Lorca, yazdığı “Yerma” ve “Bernarda Alba’nın Evi” isimli oyunlarında Katolik kilisesi ve yükselen Nazizm ve milliyetçilik akımlarına karşı olan tutumunu yansıtır.

Giyim kuşamında ve evinin dekorasyonunda ölüm ile özdeşleştirdiği beyaz rengi tercih eden şair, burjuva tarzı zevkler ve milliyetçilik ile çatışan çalışmalar yapar ve Francocular’ı masumiyeti katletmekle suçlar.

“Kalemi silahtan daha güçlü”

Granada faşistlerin eline geçmesiyle beraber hayatının tehlike altında olduğunu düşünen Lorca, şair Luis Rosales’in evinde saklanmasına rağmen ihbar sonucunda “Rus casusu” olma iddiasıyla tutuklanır ve iddiaya göre polislerden birinin Lorca’yı “Başkalarının silahla verdiği zarardan daha büyüğünü kalemle yapmakla” suçlar.

Lorca, bir öğretmen ve iki anarşistle birlikte 18 ya da 19 Ağustos 1936’da gece yarısından sonra tutuklu bulunduğu polis merkezinden çıkarılıp Sierra eteğinde bir köyde Falanjistler tarafından kurşuna dizilerek infaz edilir ve zeytinliklerde kazılan bir hendeğe gömülür.

İspanya faşist diktatörü Franco, o dönemde cinayetin askeri yetkililer tarafından işlendiği iddiasının propaganda olduğunu, yazarın asilerle işbirliği yaparken öldüğünü öne sürmesine rağmen, 1965’te polis tarafından yazılan bir belgeye göre Lorca “itiraf ettikten” sonra kurşuna dizilmiş fakat belgede hangi konuda itiraf ettiği yazılmamıştır.

Yine belgede “Elhambra locasına üye mason ve sosyalist” diye fişlenen Lorca, “eşcinsel ve sapkın” olarak suçlanmıştır. Öyle ki infazın sırasında kalçasına da iki kurşun sıkılmıştır.

Bu bölgede yüzlerce kişi faşistler tarafından öldürüldüğü için Lorca’nın mezarının yeri hala tam olarak bilinmiyor.

Lorca’nın gömülü olarak düşünüldüğü mezarı 2007 yılında “Toplumsal Bellek Yasası”ndan iki yıl sonra ilk kez 2009 yılında açılmış fakat kemiklerine ulaşılamamıştır.

Lorca, öldürüldüğünde sadece 38 yaşındaydı ve şiirleri Franco’nun öldüğü 1975’e kadar ülkesinde yasaklandı. Ancak şimdi o, İspanyol şiiri denilince akla gelen ilk isim.

Yararlanılan kaynaklar
“Federico Garcia Lorca Şiirlerinden Seçmeler”, Der. Erdal Alova, Kavram Yayınları
“Çingene Romansları”, Çev: Said Maden, Çekirdek Yayınları
BBC & The Guardian

 

Kaynak: Gazete Karınca

Tags: , , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑