Genel

Published on Şubat 17th, 2019 | by Avrupa Forum 2

0

Seçimlere ilişkin Devrimci Parti ne diyor?

Avrupa Forum (AF) olarak 31 Mart 2019’da gerçekleştirilecek olan Yerel Seçimler üzerine “Sosyalist sol ne diyor” başlığıyla başlattığımız yazı serisi sürüyor.

“Sosyalist sol ne diyor” başlığıyla süren yazı dizimiz, SYKP ve ESP’den sonra bugün Devrimci Parti, yarın Halkevleri ile sürüyor. Diğer partilerden sonra, dizimizin devamında ‘Sosyalist Yayınlar” etrafında örgütlenen çevrelere de yer vereceğiz.

Devrimci Parti’nin tarafından seçimlere ilişkin yapılan açıklaması şöyle:

31 MART YEREL SEÇİMLERİNDE DEVRİMCİ PARTİ’NİN TUTUMU

Emperyalist-Kapitalistlerin dünyayı sürüklediği bütünlüklü kriz, insanlığa, yoksulluktan ve savaştan başka bir alternatif öneremiyor. 2008’de başlayan kapitalist kriz bölgesel savaşlarla yürürken savaşın genele yayılma tehlikesini şiddetle bağrında taşıyor. Kapitalizm bugünkü mevcut krizi daha da derinleştiğinde ancak bir emperyalist savaşla krizden çıkabilir, bu nedenle yaşanan ekonomik krizi içeride kurumsallaşan faşist diktatörlükler ve dışarıda sömürgeci savaşlar riski ile, birlikte değerlendirmemiz gerekir. AKP-MHP ittifakı büyük patronların, bu savaş hazırlığında sözcülüğünü ve bizzat uygulayıcılığını yapan faşist partilerdir.

AKP-MHP Faşizmi, seçimlere değil, savaşa hazırlanıyor.

31 Mart 2019 yerel seçimlerine günler kala AKP-MHP faşizminin, iktidar olanakları  ile seçmen iradesine yeniden el koyacağı tüm hazırlıklar sürüyor. Ülkenin her yerinde sahte seçmen kayıtları, kayyum atama hazırlıkları, saray beslemesi çetelerin “silahlanma” çağrıları, devrimci demokratlara yönelik rehin alma terörü, Kürt halkına yönelik imha siyaseti, grev yasaklamaları, ekonomik krizi örtme çabaları, tüm bunlar AKP-MHP faşist blokunca, bugüne kadar yürüttüğü gibi bundan sonrada seçimleri, iktidarına meşruluk sağlayacak bir tiyatro olarak örgütlüyor. AKP, sandıkta kaybetmemek için yarattığı talan çetesinin bekasını “milletin bekası” olarak lanse ediyor. Kaybedeceği  belediyeleri seçim sonrası kayyumlar aracılığı ile geri almayı, olası bir sokak itirazına karşı da paramiliter faşist çetelerini harekete geçirmeye hazırlıyor. Böyle bir atmosferde sadece sandığa giderek oy verme sonrası AKP’nin düşük oy alarak kaybedeceği beklentisini taşımak, yaymak ya da yüksek oy almasına “seçmen tercihi” olarak demokrasinin gereği diye yaklaşmak bir sonraki seçimlere kadar halkları faşizme karşı kaderiyle başbaşa bırakmaktır. Türkiye’ de kurumsallaşan yeni rejim sadece parlamentoyu değil, yerel yönetimleri de işlevsizleştirmiş, iktidarın yerel memurları haline getirmiştir. Yine rejim, muhalefetin olası bir sistem dışı arayışına karşıda kutuplaştırarak, iktidar muhalet ilişkisini kendi istediği biçimiyle şekillendirmiştir. Cumhur ittifakı ve ona muhalefet olarak dizayn edilen Millet ittifakı, sermaye sınıfının çift yumurta ikizleridir. Bu iki ittifak bloku da Türkiyenin iktidar odaklarını, savaş kartellerini, patron sınıflarını koruyan, halkın özgürlük, adalet özlemini son tahlilde sandıkta AKP’ ye teslim eden orta oyununun figürleridir. Bunlara mahkum değiliz. Bu iki blokun da merkez iradesi İşçi sınıfının, Kürtlerin, Alevilerin, kadınların kazanımlarını yok etmek, kaybettirmek için kurulmuştur. İşçi sınıfının ve ezilen halkların sorunları yerel seçim sandıklarında çözülmeyecek, bu iki blok tarafından emekçilerin değişim isteği istismar edilecektir.

İşçi sınıfı ve ezilen halklar büyük mücadeleye hazırlanmalıdır.

Türkiye işçi sınıfı ve ezilen halkları 1 Kasım seçiminden bu yana yapılan tüm seçimlere, ekonomik kriz, savaş, baskı ve yasaklarla giriyor. Önümüzdeki yerel seçimlere ise Kürt illerinde halk “tecride ve faşizme karşı direniş” gündemi ve açlık grevleri ile karşılık vererek giriyor. 31 Mart’ta yerel seçimler bu direnişin gerçekliğinde gelişecek. Bölgede AKP eliyle sürdürülen sömürgeciliğin, sandıkta değil sokakta yenileceği bilinci ile seçim sonrasında gelişecek kayyum gündemine karşı da Kürt halkı örgütlü bir şekilde kendi gerçek gündemi ile cevap veriyor. Türkiye’nin batısında yer alan büyükşehirlerde,İşçi emekçi kentlerinde ise, gerçek yakıcı gündem yoksulluk, işten atılmalar, işçi direnişlerine devlet saldırıları, grev yasakları, kadın cinayetleri, demokratik haklara karşı faşist hukuğun kurumsallaşması, olarak şekilleniyor. Buna karşı sokaklarda direnişi örgütlemeyen her türlü seçim-sandık gündeminin  başarısız olacağı öngörülmelidir. Ancak, İşçi ve emekçilerin, kadınların, ezilenlerin kendi özgürlükleri üzerinden yükselteceği mücadele, başarıya ulaşacaktır.

“Biz Kazanırsak”, AKP-MHP Faşizmi Kaybedecektir…

16 yıllık AKP iktidarında, CHP muhalefetinin pratiği defalarca aynı gerçeği göstermiştir. CHP Merkezi ve Millet ittifakı rejimin fiili destekçileridir. Sınır ötesi işgal tezkereleri, vekillerin tutuklanması, Yenikapı ruhu, 1 Kasım sonuçlarında ki teslimiyeti, bütün bu ve benzeri gündemlerde rejimin meşruluğuna koltuk değneği olmuştur. Bugün de CHP’ nin bazı merkezleri kazanması AKP-MHP blokuna esasta kaybettirmeyecek, aksine iktidara gerekli düzeyde lazım olan muhalefet normlarını yaratacaktır. Bu temelde Faşizmin kalıcı  kaybetmesi ancak emek, demokrasi, özgürlük güçlerinin hem Kürt illerinde, hem de büyükşehirlerde,  emekçi kentlerde güçlenmesi,  kazanması ve bir alternatif olarak işçi ve emekçilerin karşısına kendi programı ile çıkarak, direniş odağı olması ile mümkündür. Bugün emek, özgürlük, demokrasi cephesinin adı HDP’dir.

Devrimci Parti seçimlere kendi adı ve adayları ile girmemekte, kendisini ezilenlerin ve emekçilerin ortak demokrasi ve mücadele cephesi olan HDP’ de temsil etmektedir.    Devrimci Parti, HDP’nin adayları ile seçime girdiği tüm merkezlerde seçim   çalışmalarında aktif yer alacak ve ezilenleri, emekçileri HDP’ de buluşmaya, ona oy vermeye  davet edecektir.  Bunun dışında kalan merkezlerde ise devrimci-sosyalist adayları   destekleyecektir.

HDP programatik görüşleri ve kendi adayları ile defalarca seçimlere girmiş, tüm devrimci, demokrat, ilerici güçlerin büyük oranda buluştuğu bir cepheye dönüşmüştür. Bu birlik ve mücadele potansiyeli, onu büyükşehirlerde de önemli etkin güce ulaştırmış,   6,5 milyon insan HDP’nin yeni yaşam çağrısına ve faşizm karşısında diz çökmeyen direniş pratiğine yanıt vermiştir. HDP, Kürt illerinde olduğu gibi, batı merkezlerinde de kendi adı ve adayları ile seçimlere katılarak umudu ve örgütlülüğü büyütme, faşizmi geriletme olanaklarına sahiptir. Ancak batıda geliştirilen, büyük şehirlerde aday çıkarmama kararı ve CHP’ye rağmen, CHP’ yi destekleme taktiği, HDP’nin Türkiye siyasetinde yok sayılmasına, Cumhur ittifakı eliyle HDP’nin tasfiyesine yönelik saldırılara destek olan CHP’nin meşruluğunun artmasına hizmet edecektir. Ve bu merkezlerde halklarımızı iki blok arasında seçeneksiz bırakmaya yol açacaktır. Bu yönüyle Partimiz; aday çıkarmama ve dolaylı olarak CHP’yi destekleme anlamına gelen bu kararın bir parçası ve tarafı değildir. Partimiz, CHP’ ye oy verme çağrısı yapmayacaktır. İşçi sınıfının kurtuluş mücadelesinde, bazı özgün anlarda taktik ittifakları reddetmeyen partimiz, bunun ancak tüm tarafların birbirini siyasal olarak açık muhattap aldığı, bir demokrasi programı etrafında gerçekleşeceğini kabul eder.

Ayrıca sol kamuoyunda tartışma gündemine dönüşen Dersim özgülünde gerçekleşen devrimci, demokrasi güçlerinin iki ayrı adayla seçimlere girmesi üzerine her iki dost kurumun bazı taraftarlarınca geliştirilen yıpratıcı tartışmalar, esas olarak “Birleşik Mücadele” hattımıza zarar vermektedir. Sosyalist Meclisler Federasyonu  HDP’nin de öznesi olduğu “Birleşik Mücadelemizin” bir parçası ve temsilcisidir. Karşılıklı olarak geliştirilen dilde, sistem güçlerine yöneltilen kavramlarla, eleştiriler, “suçlamalar” olması hem partimiz HDP’ye, hem de Dersim halkının mücadelesine zarar vermektedir. HDP içerisinde yer alan bazı kesimlerin,  batıda CHP adaylarına yönelik ‘AKP-MHP faşizminin geriletilmesi’ adına gösterdiği tahammülü SMF söz konusu olunca, bu tahammülü gösterememesi kabul edilemez. SMF ve HDP’yi oluşturan, ona güç veren ruh, her zeminde birlikte olduğumuz, birlikte direndiğimiz, birlikte bedel ödediğimiz, birlikte mücadele ettiğimiz ruhtur. Birleşik mücadele zeminlerimizin araçlarının kullanılmasında ısrar etmek gerektiğini önermekteyiz. Hem HDP açısından, hem SMF açısından sorumlu yaklaşımın gösterilmesi, bu ikili durumun ve olumsuz dilin ortadan kaldırılması faşizme karşı ortak mücadelemizi güçlendiren bir adım olacaktır.

Birlik ruhuyla mücadeleyi yükseltelim zaferi yakınlaştıralım.

Devrimci Parti olarak; kurumsallaşmakta olan faşizmin geriletilmesi için ihtiyacımız olan birlikte mücadelenin her zamankinden elzem olduğunu ve bunun gerçekleşmesi için üstümüze ne düşüyorsa hiç tereddütsüz yerine getireceğimizi ve tüm işçi-emekçi, ezilen halkları, kadınları, gençleri seçim sonrası daha da derinleşecek krize ve işgallere karşı birleşik devrimci mücadelede buluşmaya çağırıyoruz.

 Devrimci Parti Genel Merkezi

“Seçimlere ilişkin Sosyalist Sol ne diyor?” başlığıyla süren yazı dizimizde yarın Halkevleri’nin seçim açıklamasını yayınlayacağız…

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑