Göçmenlik

Published on Temmuz 11th, 2017 | by Avrupa Forum 3

0

Savaştan Kaçmış Bir aileyi „tarihini savaşarak kanla yazmışlar“ koruyamadı! – A. Şahin

Suriye´deki barbarca işgalin sonucu olarak Türkiye´ye sığınan Emani Al-Rahmun´aya tecavüz edip, öldüren sapık katillerin suç ortakları kimlerdir?

“3 milyon Suriyeli arasında, iti kopuğu, katili, yobazı, dinci teröristi, ne ararsan var”

´´Türkiye’de hayat Suriyeliye rahat´´

´´Vatanını satıp kaçmış üç milyon uyuzu bize taze kan diye sokuşturmaya çalışanlar var´´

´´Savaştan kaçmış olan bir millete, tarihini savaşarak kanıyla yazmış bir milletin vatandaşlığı verilemez.´´

´´Türkler vergi ödesin, Türkler askere gitsin, Türkler yokluk çeksin, Türkler şehit olsun, Suriyeliler vatandaş olsun“.

Yaklaşık olarak iki yıldır bunları söyleyen gazeteci, sanatçı, ırkçı, dinci, laik, kemalist, hatta yurtdışında yaşayan Türkiyeliler, hepsi bu tecavüzcü katillerin suç ortaklarıdırlar…

İnsanın bacakları, dik durup yüksekteki yiyeceklere ulaşmak ve tehlike anında kaçmak için vardır, insanlığın yaşamasında ve gelişmesinde de önemli organlardır. Tehlikelerden kurtulmak veya karnını doyurmak için tek olanağıdır yaşamda kalmanın. Bir yerden başka bir yere göçmek bütün insanlığın başından beri yaptığı yolculuktur. Tehlikeden kaçmak ya da yaşam koşullarını daha iyileştirmek veya yaşamda kalmak için yer değiştiririz, kaçarız başka bir deyimle.

Halid Al-Rahmun: ‘Cenazeleri alıp gideceğim, dönmeyeceğim. Onların hayat ve namusunu korumak için gelmiştim, gerek kalmadı´ …

Göçmenliğin farklı sebepleri vardır. Lakin en etkin ve çoğunluklu sebep, üzerinde yaşadığı coğrafyada kendini güvende hissetmemesidir kişinin, yaşam tehlikesini sürekli gözünde görür olması ve ölümü yanıbaşında hissetmesidir. Bu sebeplerden dolayı savaş alanlarından göçmeye çalışır insanlar. Her şeylerini bırakarak; anılarını, sevinçlerini, evlerini, bahçelerini, dedelerinin ve ninelerinin mezarlarını bırakıp kaçarlar… Başka bir yerde yaşama şansı ararlar, yaşamda kalabilmek için kaçarlar, yakın buldukları yerlere sığınırlar.

Türkiye´ye sığınıp iki bebeği ile öldürülen Suriyeli Emani de bunlardan sadece bir tanesiydi.

Türkiye´deki sermayenin ve iktidarın bu savaşta payı çok, suçu büyüktür.

Irkçıların elinde kullandıkları i-phone Suriyeli çocukların emeğidir. Kullandıkları benzin Suriye´dendir. İçtikleri kahve Arap ülkelerinden, yedikleri pizza İtalya’dandır. Kullandıkları harfler Latincedir, rakamlar Persler‘den, ağızlarından düşürmedikleri demokrasi Yunan‘dır. Bindikleri araba Avrupa‘dan, Japonya‘dan, kullandıkları bütün elektronik araçlar Avrupa‘dan, Japonya‘dan, Çin‘den; ama komşusu olan Suriyeli, Kürt, Arap, Alevi, Solcu, Ezidi, Hıristiyan’a tahammülleri yok!

55 yıldır, 9 milyon Türkiyeli, Kürdistanlı insan yurt dışında yaşamını sürdürüyor. Bunların hiç birisi keyfiyetten gitmedi ülkesinden. Kimileri fakirlikten, kimileri ülkedeki barbarlıktan, kimileri bu ülkede yaşam şansı bulamadıklarından ve kimileri vatandaşlıktan atıldığından…

2011 Suriye işgalinin hemen ardından Şubat 2012’de Fransa Başkanı Sarkozy’nin çağrısıyla bir araya gelen 11 ülke (Mısır, Fransa, Almanya, İtalya, Ürdün, Katar, Suudi Arabistan, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, İngiltere, ABD) Suriye Muhalif Güçleri Dostları Cephesi´ni oluşturarak ABD denetiminde, Türkiye ve Arap ülkeleri eliyle Esad’ı düşürmek için her türlü uygulama ve yaptırımı hayata geçirdiler. Sonuç alınamayınca da aynı cephe Haziran 2013’te Katar‘da buluşarak Muhalif güçleri silahlandırma kararı aldı ve bu güçleri silahlandırmaya başladı. Silahlandırma içinde; zırh delici silahlar ve omuzda taşınan uçaksavar füzeler ( MANPADS olarak bilenen silahlar) başta olmak üzere gerekli olan bütün askeri malzeme verildi. Hangi kriterlere uygun hangi gruplara neler verildi, kimler ödedi, kimler yönetti karanlıkta kalanlardır. Türkiye üzerinden silahların IŞİD´e aktarıldığı, IŞİD petrolünün Türkiye üzerinden satıldığı, IŞİD’çilerin Türkiye’de tedavi edildiği, yurt dışından gelen IŞİD elemanlarına Türkiye’nin sınırlarını açtığı Türkiye’den pek çok kişinin IŞİD’e katıldığı dünya kamuoyunda konuşulan başlıklardır.

Türkiye’de, son iki yılda on binlerce Suriyeli çocuk dilenciliğe sürüklendi. Yüz binlerce erkek ve kadın açlık sınırının altında ücretlerle, en kötü şartlarda çalıştırılıyor. Kimisi çocuk yaşta binlerce Suriyeli kadın fuhuşa sürüklendi. Bu bilgilerin tamamı ABD Dışişleri Bakanlığı’nın açıkladığı insan ticareti raporunda yer almaktadır.

Ülkesindeki savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan Suriyelilere yapılan insanlık suçudur. Bu insanlara ırkçı söylemlerle saldırmak, tecavüz edip öldürmek ve buna sessiz kalmak barbarlıktır, gaddarlıktır, adiliktir, ırkçılıktır, faşistliktir!

Türkiye halklarının bu suç ortaklığından kurtulması için; ırkçılığa, savaşa ve faşizme karşı direnmesi gerekiyor. Yoksa Emani Al-Rahmun’anın eli sürekli yakamızda olacaktır.

09.07.2017

 

Tags: , , , ,


About the Author



Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑