Göçmenlik

Published on Nisan 10th, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

PSAKD eski yöneticeilerinden Hasan Sınırtaş ile söyleşi

İnsan eğer barış ve adalet aktivisti olursa, Türkiye’de bunun bedeli bazen ölüm oluyor! Hasan Sınırtaş da bu yüzden başka bir ülkede şimdi mülteci. Eski Erzincan PSAKD yöneticisi Hasan Sınırtaş ile söyleşide bulunduk. 

Söyleşi: Gül Güzel

Hasan Sınırtaş, Erzincan PSAKD (Pir Sultan Abdal Kültür Derneği)’nin 2009 yılındaki kuruluşunda yer aldı. Yaptığı 6 senelik yöneticilik süresince çeşitli baskılara maruz kaldı. Ölümle defalarca yüz-yüze kaldı. Bütün bu şartlar, O’nun mecburi olarak 2015 yılında Türkiye’den kaçmasına neden oldu.

Mülteci konumundaki Hasan Sınırtaş’ı, Almanya’nın Stuttgart şehrinde, Erzincan’da tutuklanan 16 PSAKD çalışan ve üyeleri için, TC Başkonsolosluğu önünde yapılan protesto eyleminde tanıdım. Eylemde, Erzincan’daki tutuklanan arkadaşlarına candan sahiplenme tutumu ilgimi çekti. Onun için, kendisinin dilinde hikayesini dinlemek istediğimi belirttim. Büyük bir memnuniyet ve güler yüz ile bana Erzincan PSAKD yöneticisi süresine dair anlatmaya başladı. Çünkü kendisi de, RTE rejiminin en yakın tanıklarından ve mağdurlarındandı. Bu söyleşimizi, Tekçi Türk rejim sisteminin temsil edildiği Stuttgart TC başkonsolosluğunun önünde yapmamız da yapılan bu  imha taktiklerine daha büyük bir anlam kattı.

Terörist adı altında tutuklamalar

Yapılan protesto eyleminin verdiği gerginliği ve duyduğu tepkiyi biraz yatıştırarak sözlerine ‘’Şu anda ben de Türkiye’de yürüttüğüm çalışmalarımdan dolayı, diğer bir çok insan gibi yaşamımı burda mülteci olarak sürdürüyorum’’ diyerek başlıyor ve devamla ‘’2015 yılında Almanya’ya çıkış yaptım. Bugün, benden sonra Erzincan’da çalışmalarını sürdüren tüm arkadaşlarımızın maruz kaldıkları baskıların sonuçlarını görüyoruz.  4 yöneticimiz ve onlarla birlikte Alevi vatandaşlarımız gözaltına alındı ve ertesi günü çıkarıldıkları nöbetçi mahkeme tarafından tutuklandılar. Bu tutuklanan 16 kişinin tutuklanma sebebi çok basit. Çünkü hepsi aynı yörede, aynı köylerden ve aynı İnanaçtan. Zaten Derneğimiz kurulduğundan beri  yürüttüğümüz köy çalışmalarından, Alevi köylerini bilinçlendirmemiz ve yürütüğümüz yardım kampanyalarının önüne geçilmesi için, Devletten bu tür baskıları çokca görüyorduk. Bugün de bu baskıların zirveye ulaştığını, yani tutuklamalara dönüştüğünü görüyoruz. Bunu yaparken de direk olarak ‘’SEN ALEVİSİN’’ diyerek tutuklayamıyacakları için(!), örgüte dayandırıcı şekle dönüştürüyorlar. Örgüt üyeliğinden, propagandasından dolayı adlandırılarak, arkadaşlarımızın hepsini tutukladılar. Ama biz bugün bu baskılardan yılmayacağız, boyun eğmeyeceğiz, susmayacağız, karanlığa da boyun eğmeyeceğiz. Bizleri bu karanlığa sürüklemeye çalışan tutuma karşı susmayacağız, hepsine karşı çıkacağız. Aynı Pir Sultan Abdal’ın Hızır Paşaya karşı direndiği gibi… Hepimiz de bu Yezid, alçak hükümet sistemine karşı direneceğiz!’şeklinde duygu, tepki ve düşüncelerini dile getiriyor.

Ölümle korkutup, Sıtmaya razı etme taktikleri

Ölüm tehditleri aldığınızı söylüyorsunuzç bu konuyu biraz açarmısınız dediğimde ‘’Çalışma yürütmek için gittiğimiz köylere, Jandarmanın bizden önce köylere gidip, bizleri engellemek istediklerini ve  ölümle tehdit ettiklerin de gördük. Bu olayların canlı şahidlerinden biri de benim. Buraya gelmemin nedeni de bu ölümlerden kurtulmak içindir. Beni bir gece öldürmek için zorla arbaya bindirerek, kaçırmaya çalıştılar. Dolayısı ile bu arkadaşlarımızn başına gelebilecek şeyler muğlak değil; bellidir. Çünkü Türkiye’de bu yaklaşımların belirli aşamaları vardır. Önce sizi tutuklayıp, hapse atarlar. Çıkıp tekrar çalışma yürüterseniz, bu da sizi infaza kadar götürür. Kaçırılma olayımda olduğu gibi…Ben tutklu olarak cezaevindeydim. 2015 yılının Mart ayında sayın Selahattin Demirtaş’ın o zaman Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapmış olduğu konuşmasının büyük etkisiyle, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldım. 7 Haziran seçimlerine bir hafta kala ikamet ettiğim yere yakın bir yerde giderken, bir  araca  zorla bindirilip,infaz edilmek için kaçırılmak istendim. Bu infazdan kurtulmamın tek nedeni o sırada oraya yakın oturan arkadaşımın evine kaçıp, sığınmam oldu. Biraz sonra arkadaşlarımızla dışarıya çıktığımızda orda kimse kalmamış, gitmişlerdi. Yaptığımız araştırmalar sonucunda  emniyetin bize yaptığı açıklamada, bu insanların resmi polis olmadıklarını, kendileriyle ilişkileri olmadıklarını öğrendik. Emniyet yetkilieri bize temkinli ve dikkatli olmamız gereğini söylediler. Bu kişilerin MİT veya JİTEM elemanları olma ihtimali olduğunu tabii ki söyleyebiliriz’’ diyerek, şu anda  yaşıyor olabilmekten duyduğu mutluluk yüzüne yansıyarak.

Devletin şebekeleri iş başında

Kaçırılma olayından sonra neler yaptığını ve nasıl bir tedbir aldığını sorduğumuzda ise “Ben Erzincan’da esnaftım. HDP ve bütün muhalif kesimlerin reklam ve grafik işlerini yaptığım için zaten baskı görüyordum. Hapisten çıktıktan sonra bu baskılar daha da çoğaldı. Artık işimi yapamamaya başladım. İş yerimi kapattırmak, işimi bırakmam için, sürekli olarak iş yerimi basıp, aramaya başladılar. Bir de bu kaçırılıp, infaza teşebüs olayı da olduğu için çevremdeki her kesin ortak kararı ile yurt dışına çıktım. Yurtdışına gelirken uçak ile geldim. Çünkü devlet memnun olmadığı, istemediği insanların artık yurtdışına kaçmasına izin veriyor. Yani nerdeyse pasaportu kendileri çıkarıp, bize verdiler. Ben de bir çok mülteci gibi bu şekilde yurtdışına kaçabildim,  Yani aslında Devletin tavrı şu: burdan git, git de nasıl gidersen git! diyor. Çünkü bizim para ile pasaport aldığımız şebekeler devlet ile birlikte çalışıyorlar. Bunlar devletin adamları. MHP’lisinden AKP’lisine kadar her kesimde insanlar var bu şebekerlerde. Yani devlet içindekiler, yurt dışına kaçırtmak zorunda bıraktıkları insanlardanda para kazanmak derdindeler. Dolayısı ile yurt dışına kaçmak çok zor olmuyor. Mültecilik durumum devam ediyor ve kendim de Erzincan’da bıraktığım yerde şu anda çalışmalarıma, AABF içinde devam ediyorum. Eylemlerimize burda da devam ediyor, toplumsal olaylardan geri kalmıyoruz. Bugün Afrin’de öldürülen insanlar için nasıl ki her gün alanlara çıkmamız gerekiyorsa, tutuklanan yoldaşlarımız için de sokaklarda alanlardayız.  Yani hiç bir Alevi, hiç bir katliama kayıtsız kalamayacağı için, biz de kayıtsız kalmayıp, bu yüzden alanlardayız.

Aleviler diz çökmemeye devam edecek!

Peki şu anda bu eylemizinle bağlantılı olarak hangi talepleriniz var? soruma ise, ‘’Erzincan’da tutuklu bulunan 16 canımızın hemen serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Nasıl ki  Aleviler’e tarihte bu baskılarla geri adım attırılmamış, mücadelelerinden vaz geçirilememişlerse, biz de bu davamızdan vazgeçmiyeceğiz. Her kesin bunu bilmesi gerekiyor. Biz bu uğurda Pir Sultan gibi canlar vermişiz. Onun için şimdi de bu yolumuzdan dönecek bir durumumuz yok. Bu yüzden arkadaşlarımızı, yoldaşlarımızı derhal serbest bıraksınlar’’ şeklinde taleplerini dile getiriyor.

Tags: , , , ,


About the Author



Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑