Kürdistan

Published on Şubat 18th, 2017 | by Avrupa Forum 3

0

Pazartesi Sendromu ya da Tek Adam’a Öfke! – Nurullah YILDIZ

Bu yazı, en başından belirtmek gerekir ki ne Pazartesi sendromu üzerine bir makale ne de Tek Adam’dan kurtulma üzerine bir tez ortaya koyacak. Bu yazı, aslında ülkemizde (İsviçre’de yaşıyorum, lakin bahsi geçen yer doğduğum ülke, Türkiye) her daim koca bir problem oluşturan hemen kabullenmek üzerine, derhal kötüye alışmak ve olagelenin değişeceğine hiçbir zaman inanmayan bir kısım Pazartesi Sendromu taşıyıcısına hitaben kaleme alındi.

Genel olarak beyaz yakalıların rutin çalışma şeklinde seyreden iş yüküyle hissettiği, yani oturduğu yerden tek tuşla yapılan işlerde çalışanların en ağırlıkla hissettikleri duruma, Pazartesi sendromunu denebilir. Tatilden çıkış ardından rutine dönmek zordur. Aynı zamanda ergenlik bunalımı yaşayan okullular da bu depresif çığlığı yükseltirler. En önemlisi ise, bu sendromun insana iletişimsizlik dayatıyor olduğu gerçeğidir. Peki 17 Nisan Pazartesi, size bu sendromdan kurtulmanın anahtarı sunulacak olması fikrinizi değiştirir mi?

Bir ülke hayali kurun. Adında Cumhuriyet olsun. Laik bir Hukuk Devleti olduğunu iddia etsin. Ve bu ülkede biri her gün, özellikle pazartesi günleri, herkesi ama istisnasız herkesi azarlasın. Karşıdan dört bomba attırsın, öbürüne Molotof verip otobüs yaktırsın, bir diğerine muhalefet yaptırsın, muhtarları toplasın, işverene hitap etsin, isçinin anası alıp gitmesini dayatsın, kendi ahvalini yüceltmek için darbe yaptırtsın, oğluna dolar saklatsın, kızına şiir yazdırtsın ve tüm bunları pazartesileri yapsın! Bu kurduğunuz ülkede Pazartesi sendromu olması çok normaldir ve o ülkede asla Los lunes al sol (Güneşli Pazartesiler) yaşanamaz. Lakin, biraz önce kurguladığınız ülkede gelişen olayların yalnızca pazartesileri olmadığını hesaba katin. Yedi gün; ama yirmi dört saat olmaması bir lütuf sayılabilir.

Şimdi bu sendromun en yoğun yaşandığı Pazartesileri çalan hatip, kendi projesi olduğunu ileri sürdüğü -hakikaten kendi projesi gibi görünüyor, zira bu kadar kötü bir Tek Adamlığa geçiş projesi olamaz- Cumhurbaşkanlığı Sistemine geçiş amacıyla bir referandum dayatıyor. Bu referandum 16 Nisan Pazar günü gerçekleşecek ve 17 Nisan Pazartesi, bu büyük bunalımı yasayanlar ya sonuna kadar batış ya da bu sendromdan doğrudan kurtuluş olarak yansımasını hissedecekler.

Tabi ki, hemen pazartesiden başlayarak hatibin kazanmasıyla komple bir değişim olacak diyenlerden değilim. Böyle basit bir dünyada doğmadım, lakin gerçekliği de saklayacak kadar aymaz değilim. 2002 yılından bugüne kadar neler değişti açıp bir bakin isterim.

Karşısında kimsenin duramadığı bu beyin, muhtemeldir ki heykelleri dikilip, ders kitaplarında adi okutulacak. Zaten yaşarken ve yönetirken adına Üniversite kurulan Devlet yöneticileri sayısı az değil ülkemizde. Birkaç heykelle de şanı yaşatılacak. Ancak, onun adını bir Pazartesi gecesi hayata gözlerini kapatan Berkin Elvan ile birlikte, bir Pazartesi günü top atışlarıyla vurulan Cizre’yle birlikte, Gezi Parkında gözü kaybeden, Suruç’ta bacağını bırakan, Ankara Gar’da umutlarını kaybedenlerle ananlar da olacak. Mahpuslarda idrar içirtilenler, zorla esir alınanlar, kaçırılıp işkence edilenler, onuru satın alınmak istenenlerle de ananlar olacak. Hocalarının emekleri çalınanlar, geleceksiz bırakılanlar, Kanunsuz bir Hükümle Karara bağlanarak hayatları kaybolanlar, bir Pazartesi onun adını, gidişi muhteşem oldu diye anacak. Neden mi önemli bu Pazartesi.

Yıl 2002. Bir klasik erken secim ve koalisyon yorgunu olduğu söylenip ABD’nin G-BOP (Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi)’nin ortağı olarak tek parti olarak is başına gelen bu oluşum, başkalaşmadan önce, adına Arap baharı denen, lakin evlerinden barklarından olup, şimdilerde sokaklarda yaşamak zorunda kalan Suriyelilerin yok oluşlarının da başlangıcı sayılabilecek bir pazartesi günü musallat oldu bu bey. Daha sayılabilecek pek çok nedenledir ki, bir Pazartesi kurtulunacak bu sendromdan, adına Pazartesi gelip, Pazartesi gitti denecek olan.

İşte size bir fırsat. Bu öyle bir fırsat ki, belki hemen ardından kocaman bir değişim gerçekleşmeyecek ama etkisi bu beyin gelişi kadar büyük olacak. Çünkü gidisini hızlandıracak.

 

Nurullah YILDIZ – LOZAN

19.02.2017

Tags: , , , , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑