Genel

Published on Şubat 12th, 2018 | by Avrupa Forum 7

0

Oportunizmin tarihi yazılsaydı sayfalarında en çok yeri sosyal demokrasi işgal ederdi – Ibrahim Aslan

Gerçek olan şu ki, CHP bu ülkenin kurucu
partisi. Mevcut rotasını koruyup AKP’nin
ve Erdoğan’ın koltuk deyneği rolünü
oynamaya devam ederse, bu ülkeyi
yıkan parti olmak da CHP’ye nasip olacak.

Oportunizmin tarihi yazılsaydı sayfalarında en çok yeri sosyal demokrasi
işgal ederdi. Dünya siyasi tarihinin
sayfalarını çeviren herkes rahatlıkla
bunun sayısız örnekleriyle karşılaşabilir.
Öyle ki bazı örnekler dünya tarihinin
gidişatını, nerdeyse bütün dünyayı
etkileyecek ölçüde etkilemesine neden
olmuştur.Bunun en somut örneği 1930’lu
yıllarda Hitler faşizminin yükselişi ve
iktidara gelmesi karşısında Alman Sosyal
Demokratları’nın aldığı tutumdur.

Aslına bakarsanız CHP’nin irdeleneceği
bir yazıya sosyal demokrasi konusuyla
giriş yapmak peşinen kabul edilmesi
gereken bir hata..Çünkü CHP asla gerçek
anlamda bir sosyal demokrat parti
olmadı.CHP’nin sosyal demokrasiyle
-o da eğer sayılırsa- tek ilişkisi 1970’lerin
başında CHP’nin başına geçen Bülent
Ecevit’in sol sosa “bulanmış” ortanın
solu çıkışıydı.O da deyim yerindeyse
politikanın sağ şeridi başka sistem
partileri tarafından yeterince doldurulmuş
olduğundan zorunlu olarak “sol” şeride
kırılan direksiyon durumundaydı.

Yaklaşık yarım asrı bulan bu zorunlu
“sol” şerit yolculuğu sürecinde,ilginçtir
CHP “sol”daki yolculuğunu hem eline
yüzüne bulaştırmış hem de başarıyla
uygulamıştır.

Eline yüzüne bulaştırmıştır çünkü yazının
başında da belirttiğimiz gibi CHP’nin
gerçek anlamda sosyal demokrasiyle
uzak yakın hiç bir alakası yoktur.Bu
devletin kurucu partisi olan CHP
ne pahasına olursa olsun devletin bekasını
ön planda tuttuğundan, sosyal demokrat
politikalar bir cila olmaktan öteye
gidememiş ve en küçük bir kazımada
altında yatan niyet hemen ortaya
çıkmıştır.Bu yüzden son elli yıllık CHP
“politikalarında” “sol” söylemler deyim
yerindeyse slogan bile olamamıştır.
Dolayısıyla olmayan bir sosyal demokrat
elbiseyi giymeye çalış(tırıl)an CHP işi
eline yüzüne bulaştırmaktan öteye
gidememiştir.

Başarıyla uygulamıştır çünkü, yine son
elli yıllık süreçte olmayan sosyal
demokrasisiyle ülkedeki sol potansiyelin
önünde bariyer olmayı, sistem adına
potasında eritip düzen için sorun olmasının önüne geçme görevini
başarıyla yerine getirmeyi başarmıştır.

Nitekim bugün hala Öztürk Yılmaz gibi
MHP’ye yakışan bir “ulusalcı” konsolos
eskisinin genel başkan yardımcısı olduğu,
Afrin saldırısı için genel başkan düzeyinde
“ordumuzun gazası mübarek olsun”
türü açıklamaların yapıldığı, her sıkıştığında AKP’nin deyim yerindeyse
elinden tutan ( örneğin dokunulmazlıkların
kaldırılması konusu) bir parti ile ilgili
değerlendirmeler yapıyorsak sebebi bu,
yani CHP’nin sahte bile olamayan sosyal
demokrasi bariyerinin önüne takılan, sayısı
ve önemi yabana atılamayacak kadar
fazla olan kesimlerin varlığıdır.

Ülkedeki ve CHP’deki yakın dönem siyasi
gelişmelere bakılırsa, 1923’den 1950’ye
kadarki süreçte bizzat devletin dümeninde,
1950-73 sürecinde ordu ile birlikte arka
planda ülkenin kaderinde önemli rol
oynayan, 1973-2002 döneminde birkaç
kez kısa dönem iktidar olmakla birlikte
kitleleri kendi potasında eriterek sınıf
mücadelesinden uzak tutmaya çalışmada
önemli rol oynayan ve 2002’den günümüze
kadar gelen süreçte Erdoğan’a tek adam
diktatörlüğünü hayata geçirme yolunda
önemli destekler sunan CHP’de artık ciddi
bir yol ayrımına gelinmiştir.

“CHP Kurultayı’nda Kemal Kılıçdaroğlu’nun
yeniden genel başkanlığa seçilmesine hiç
kuşkusuz en çok sevinen AK Parti’liler
oldu.CHP’nin değişmemiş olması, muhalefet cephesinde mevcut düzenin
korunduğu anlamına geliyor.Muhalefette
mevcut düzenin korunması da AK Parti’nin
daha birçok seçimi kolaylıkla kazanacağını
gösteriyor…
CHP böyle iyi.Hem de çok iyi.CHP’nin
ayarlarıyla oynamak kaos içindeki düzeni
bozar ve CHP’yi paramparça eder.Genel
kanıya katılmıyorum: Böyle bir CHP
Türkiye’nin hayrınadır.Kurultay’da sadece
Kemal Kılıçdaroğlu değil, CHP de kazanmıştır, Türkiye de kazanmıştır!”

Yukarıda tırnak içerisine alınmış satırlar
AKP şakşakçısı olmanın da ötesine geçmiş olan havuz medyasının önde
gelen gazetelerinden Yeni Şafak “gazetesi”
yazarlarından Aydın Ünal’a ait.Yazar
köşe yazısında, Kemal Kılıçdaroğlu’nun
liderliğindeki CHP’nin AKP için ne kadar
yararlı olduğunu belirttiği gibi, bu yararın
sadece AKP için değil mevcut düzen için
de ne kadar önemli olduğunu ve CHP’nin
bu ‘iyi’ halinin sadece Kılıçdaroğlu’nun
liderliğinden kaynaklanmadığını, yapısal
durumunun bu sonucu doğurduğunu açık
yüreklilikle belirtiyor.

Peki, artık AKP’li kalemlerin bile açık
yüreklilikle pozisyonunu dillendirdiği CHP
deşifre olmuş haliyle mevcut pozisyonunu
koruyarak yoluna daha ne kadar devam
edebilir?

CHP’de son dönemdeki iç gelişmeler bu
yolculuğun sonuna gelindiğine işaret
edecek nitelikte.Canan Kaftancıoğlu’nun
İstanbul il başkanlığını kazanması, Selin
Sayek Böke ve İlhan Cihaner imzalı bildiri
çıkışı, Kemal Kılıçdaroğlu’nu MKYK
listesinin delinmesi ve parti içinde
yükselen muhalif seslerin artışı bu durumun açık göstergesi gibi.

Diğer taraftan CHP’nin mevcut durumu
her ne kadar AKP iktidarının işlerini
kolaylaştırsa da, aynı iktidarın ülkede
yarattığı faşist yönetimin şartları her geçen
gün biraz daha ağırlaştırması CHP’nin
mevcut durumunun sürdürülebilir olmasını
zorlaştırıp, parti içindeki iç başkaldırı ve
çözülmeleri kolaylaştırıcı bir ortam
yaratıyor.Zira şartlar halklar ve demokrasi
için o kadar ağırlaştı ki, CHP’nin deyim
yerindeyse iktidara karşı politikasızlık
politikası inandırıcılığını her gün biraz
daha kaybediyor.

Önümüzdeki bir buçuk yıl içerisinde ülkenin geleceğinin kaderinde önemli rol
oynayacak (özellikle 2019 başkanlık
seçimleri) olan iki seçimde CHP’nin
alacağı pozisyon ve oynayacağı rol çok
önemli.Tabii seçimler yapılırsa.Zira
seçimlerin tarihinin öne alınması ya da
yapılmaması da ciddi bir olasılık.
Görünüşe bakılırsa kesin olan şey
yapılsa bile normal şartlar altında ve
demokratik bir ortamda olmayacağı.

CHP’nin mevcut haliyle devam etmesi,
Erdoğan’ın başkanlık koltuğuna resmen
oturmasını ve tek adam diktatörlüğünü
yasal ve sürekli hale getirmekten başka
bir şeye yaramaz.Bu nedenle özellikle
partinin bu durumundan rahatsız olan,
bu durumun mevcut karanlık ortamdan
çıkış için umut vaadetmediğini anlayan
parti tabanındaki emekçilerin ve parti
yönetiminde yer alan kesimlerin kısa
vadede alacağı tavır çok önemli.Parti
içi muhalefetin, uzun vadeli olarak
oluşturulmak istenen tek adam diktatörlüğüne karşı partiyi topyekun
doğru bir rotaya oturtması zor gözüküyor.
Zaten pozisyonu gereği CHP’den böyle
bir rol beklemek zor.Ama en azından
bazı şeylere zorlamak, olmuyorsa
faşizme karşı mücadelede doğru rotalara
yelken açmak yapılması gereken en
doğru şeydir.Siyaset o kadar hızlı akıyor ki,
kaybedilecek her saniyenin önemi
vardır.

Gerçek olan şu ki, CHP bu ülkenin kurucu
partisi.Mevcut rotasını koruyup AKP’nin
ve Erdoğan’ın koltuk deyneği rolünü
oynamaya devam ederse, bu ülkeyi
yıkan parti olmak da CHP’ye nasip olacak.


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑