Kürdistan

Published on Şubat 14th, 2017 | by Avrupa Forum 3

0

Öcalan’ın Özgürlüğünden bize ne? – Tuncay Yılmaz

“Türkiye’de yer yerinden oynarken; faşizm, diktatörlük adım adım hayata geçirilirken; Sur, Nusaybin Cizre’de taş taş üstünde kalmamışken; hapishaneler dolup taşıyorken; Ortadoğu şeriatçı çetelerin elinde kan kusuyorken Öcalan’ın özgürlüğünden bize ne?” diyenler az değil ancak tam da bu sayılanlardan dolayı Öcalan’ın özgürlüğü hepimiz ilgilendiriyor. Neden?

Öcalan’ın 20 yıla yaklaşan ağır tecridinin en temel insan haklarına aykırılığını ve hiçbir uluslar arası hukuk kuralına uygun olmadığını bir kenara bırakıyorum…

Gerçeği bilmeyerek ya da devlet propagandasının etkisi altında Öcalan’ı sevmiyor olabilirsiniz.

Ya da bu propagandanın etkisinden kurtulmuş ama yine de Öcalan’ın görüşlerine katılmıyor, yaklaşımlarından haz etmiyor olabilirsiniz.

Ancak bunların hiç biri Öcalan’ın bu karanlık tablo içerisinde işaret ettiği aydınlık çıkışa gözlerinizi kapatmanıza yol açmamalı: Kürt sorununun, Türkiye’nin demokratikleşerek çözümü!

Ne demek istediğimi Öcalan’ın tutumunun tersine olması durumunda ne ile karşı karşı karşıya olacağımızı anlatarak açıklamaya çalışayım.

Öcalan başını ABD’nin / CIA’nin çektiği uluslar arası bir komployla Türkiye’ye teslim edildiğinde “Bu sorunu demokrasi çerçevesinde çözebiliriz” demek yerine “benden sonrası tufan, iş nereye varırsa oraya gitsin” deseydi, o günden bu güne milyonlarca ölüden bahsediyor olacağımızı söylemek abartı olmayacaktır. Bunun sıcak örneği Irak ve Suriye’de yaşananlardır.

Sur’da, Cizre’de, Şırnak’ta gördüğümüz ama ama yokmuş gibi davrandığımız tablo, metropollerde patlayan bombalar ülkenin her tarafına yayılmış ve her gün 50-100 kişinin ölümü olağanlaşmış olurdu büyük ihtimalle.

Öcalan’ın devrede olduğu tüm süreçlerde silahın değil siyasetin, demokratik çözümün eli güçlendi. Bakın, 5 Nisan 2015’de Tayyip Erdoğan devam eden müzakere hazırlık masasını tekmeledi, “görüşmeleri tanımıyorum” dedi ve o gün bu gündür ülkede şiddet her geçen gün biraz daha tırmandı.

Öcalan’ın özgürlüğü en başta Kürt sorunun demokratik çözümünün, savaşın durmasının önünü açacağı için hepimizi ilgilendiriyor. “Öcalan’ın özgürlüğü beni ilgilendirmiyor” demek Kürtlere yönelik savaş, katliam politikaları ve tabi ki Kürtlerin buna cevabı devam etsin demektir.

Öcalan’ın özgürlüğü sadece Kürt Meselesinin çözümü açısından değil bölgede devam eden savaşın, El Bab’dan gelen asker cenazelerinin sonlanması açısından da büyük önem taşımakta. Türkiye devletinin Öcalan’ı tecritte tutma politikasının diğer ucu Rojava’da Kürt halkının statü kazanmasını engellemektir. El Bab’da ölen her asker Öcalan özgür olmadığı için ölüyor. Şayet Türkiye Öcalan’ı serbest bırakıp Kürt sorununu demokratik bir yolla çözse El Bab’a asker göndermesinin hiçbir gerekçesi kalmayacaktır.

Üstelik bu durum sadece El Bab’ı değil, Suriye’nin tamamını, Musul’u, Şengal’i, Yemen’i, Libya’yı da etkilemektedir. Kürtlerin statü kazanmasını engellemek için tarihin gördüğü en vahşi teröristlere hamilik yapmıştır Türk devleti. Şayet bugün Raqqa’da Musul’da, İdlib’de cihatçı teröristler bu kadar güçlüyse Öcalan’a tecrit, yani Kürt sorununu silahla, savaşla çözme anlayışının sonucudur.

Öcalan’ın özgürlüğü sadece  “Doğu”nun değil, “Batı”nın da sorunudur. Öcalan 20 yıla yakın ağır tecrit koşullarındaki hapisliğine rağmen Türkiye’nin iktidarındaki gerici güçleriyle değil, demokrasi güçleriyle ittifakı seçmiştir. Türkiye İşçi Partisi’nden sonra batıda yeniden sol, sosyalist güçler toplumun önemi bir kısmından destek alabilmişse bunda Öcalan’ın HDK/HDP örgütlenmesine verdiği destek çok belirleyici ve önemlidir. Elbette bu tek başına Öcalan’ın, Kürt Hareketi’nin başarısı değildir, Türkiyeli sosyalistlerin, feministlerin, demokratların da katkısı büyüktür. Ancak şayet Öcalan bu güçlerle değil de gerici güçlerle ittifakı ve onlarla ilerleme vizyonunu seçen bir lider olsaydı HDK/HDP diye bir alternatifin doğamayacağı da aşikar.

Hakeza, birebir aynı düşünmeseniz de Öcalan’ın Kürt halkının sosyalizmi, feminizmi, ekolojiyi anlamaya, tartışmaya yatkın bir halk haline gelmesindeki katkısını görmemek büyük haksızlık olaur. Öcalan’ın özgürlüğü bundan dolayı da doğrudan bizleri ilgilendiriyor.

Neredeyse geçtikleri her yerde Türk faşistlerinin saldırısına uğrasalar da günlerdir yürüyerek Avrupa’nın kentlerini arşınlayan ve Strasbourg’a ulaşan Kürtleri anlamamak, onlarla empati kuramamak aslında Ortadoğu coğrafyasındaki devrimci değişim damarıyla empati kuramamak anlamına gelmektedir.

Bugün Türkiye’de kurumsallaştırılan faşizme, Ortadoğu’daki cihatçı terörizme karşı etkili mücadele etmenin yolu Kürtlerin, Öcalan’ın ve elbette tüm devrimci tutsakların özgürlüğü için mücadele etmekten geçiyor.

Ülkede, bölgede barış, demokrasi, kardeşlik isteyenin göğsünü gere gere, ağzını doldura doldura “Öcalan’a Özgürlük” demesinden daha normal bir şey yoktur.

Tuncay Yılmaz

12.02.2017

Tags: , , , , , , , , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑