Almanya

Published on Kasım 5th, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

Neonazi NSU örgütünün ortaya çıkmasının 7. yılı

NSU davasında müdahil avukatlardan Onur Özata: “NSU davası sonuçlansa da bu konu kesinlikle kapanmış değil. Müdahil avukatlar olarak bundan sonraki soruşturmaların nasıl yapılacağını da yakından takip ediyoruz”

Almanya’da 2000-2007 yıllarında 8’i Türkiyeli 10 kişiyi öldüren, bombalı saldırlar düzenleyen ve banka soygunlarını gerçekleştiren Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütü davasındaki müdahil avukatlardan Onur Özata, “NSU davası sonuçlansa da bu konu kesinlikle kapanmış değil. Müdahil avukatlar olarak bundan sonraki soruşturmaların nasıl yapılacağını da yakından takip ediyoruz.” dedi.

NSU davası, baş sanık Beate Zschaepe’nin ömür boyu hapse çarptırılması, örgüte yardım ve yataklık yapan 4 sanığın 2,5 ila 10 yıl hapis cezası almasıyla 11 Temmuz 2018’de sonuçlandı.

Ancak Münih Yüksek Mahkemesinin verdiği kararın kamu vicdanını rahatlatmamasından ve ülkede artan ırkçı olaylardan dolayı 4 Kasım 2011’de ortaya çıkan NSU terör örgütünün geçmişteki faaliyetleri gündemden düşmedi.

Müdahil avukatlardan Onur Özata, AA muhabirine yaptığı açıklamada, temmuz ayında sonuçlanan NSU davasına dahil edilmeyen ancak NSU terör örgütüne yardım ve yataklık yapmaktan çok sayıda kişi hakkında hala soruşturmaların devam ettiğini belirterek “Bu ödün vermeden sürdürülmelidir. NSU davası sonuçlansa da bu konu kesinlikle kapanmış değil. Müdahil avukatlar olarak bundan sonraki soruşturmaların nasıl yapılacağını da yakından takip ediyoruz.” diye konuştu.

NSU cinayetlerinde devletin rolüne ilişkin çok önemli soruların yanıtlanmadığına da işaret eden Özata, “Örneğin, Anayasayı Koruma Teşkilatı, NSU hakkında ne kadar bilgiye sahipti ve bu teşkilatın çalışanlarının NSU’ya bulaşıp bulaşmadığı da hala karanlıkta.” değerlendirmesinde bulundu.

Özata, ırkçılığın Almanya’da ciddi bir sorun olduğunu vurgulayarak aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin oylarının yükselmesinin ve Chemnitz kentinde son aylardaki ırkçı şiddetin bunun açık bir göstergesi olduğunu belirtti.

Almanya’nın, artan ırkçılıkla kararlılıkla mücadele etmesini isteyen Özata, “Almanya, ırkçılıkla mücadeleye ilişkin ev ödevini yerine getirmelidir. Mesela devlet, ırkçıların düzenlediği konserlere yeteri derecede müdahale etmiyor. Bu konserlerde aşırı sağcılar hem bir araya gelme hem de organize olma imkanını elde etmektedir.” dedi.

Berlin-Brandenburg Türkiye Toplumu (TBB) Sözcüsü Ayşe Demir de NSU terör örgütünün ortaya çıkmasının 7. yılı vesilesiyle yaptığı açıklamada, Başbakan Angela Merkel’in örgütün işlediği cinayetlerin eksiksiz aydınlatılacağına ilişkin sözünü yerine getirmediğini belirtti.

“NSU belgelerinin 2134 yılına kadar gizli tutuma kararı kuşkuları artırdı”

Gerek NSU davasında gerek eyalet meclislerinde kurulan araştırma komisyonlarında cinayetlerin perde arkasının tümüyle açıklığa kavuşmadığını ifade eden Demir, “Tam aksine özellikle resmi makamların bu cinayet serisindeki sorumlulukları hala açıklığa kavuşmadı. Hessen eyaletinin NSU’ya ilişkin belgeleri 2134 yılına kadar gizli tutma kararı almış olması bu konudaki kuşkuları artırmıştır.” değerlendirmesinde bulundu.

Demir, bu tür gizlilik önlemlerinin, “boşuna açıklığa kavuşturmaya uğraşmayın” mesajı verdiğini belirterek aşırı sağ terörizm ile Alman gizli servislerin bağlantılarını açığa çıkartacak bağımsız bir komisyonun kurulması gerektiğini kaydetti.

Öte yandan Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, NSU’nun 7 yıl önce bugün ortaya çıkarıldığını anımsatarak “Çok geç. Aşırı sağcı teröristlerin bu kadar uzun süre cinayetler işlemeleri utanç verici. Bu konuda aydınlatma devam etmesi lazım. Aşırı sağ nefretine karşı çıkmak her zaman ve her yerde bizim hepimizin görevi olarak kalacak.” ifadelerini kullandı.

NSU’nun geçmişi

Almanya’da, 2000-2007’de 8’i Türkiyeli 10 kişiyi öldüren, iki bombalı saldırı düzenleyen ve 15 banka soygunu gerçekleştiren neonazi NSU terör örgütü üyelerinin varlığı ve cinayetlerdeki rolü, 4 Kasım 2011’de tesadüf sonucu ortaya çıkmıştı. Cinayetler uzun süre karanlıkta kalmış, Alman medyası, 2000’li yıllarda cinayetlerin arkasında mafyanın ya da ailelerin olduğunu öne süren ve “döner cinayetleri” olarak adlandırılan haberler yapmıştı.

Neonazi terör örgütünün uzun yıllar boyunca Alman güvenlik birimleri tarafından tespit edilememiş olması, NSU üyelerinin geçmişte bazı istihbarat muhbirleriyle ilişki kurduklarının ortaya çıkması, Almanya’da büyük tartışmalara yol açmıştı. Almanya iç istihbarat servisi Anayasayı Koruma Teşkilatında aşırı sağcı gruplara ve kullanılan muhbirlere ilişkin bazı belgelerin 4 Kasım 2011’den birkaç gün sonra imha edilmesi de büyük kuşku yaratmıştı.

Faşist NSU üyelerinden Uwe Böhnhard ve Uwe Mundlos, 4 Kasım 2011’de bir banka soygununun ardından saklandıkları karavanda ölü bulunmuş, intihar ettikleri öne sürülmüştü. Beate Zschaepe ise NSU üyelerinin son kullandıkları hücre evini ateşe verdikten sonra polise teslim olmuştu.

 

NSU davası

2013’te görülmeye başlanan NSU terör örgütü davasında, 11 Temmuz 2018’de açıklanan kararda, baş sanık Beate Zschaepe ömür boyu hapse çarptırılmış, örgüte yardım ve yataklık yapan 4 sanık da 2,5 ila 10 yıl hapis cezası almıştı.

Almanya’nın en geniş kapsamlı davalarından NSU’da 5 sanığı 14 avukat savunmuş, 93 mağduru ise 60 avukat temsil etmişti. Toplam 438 duruşmada tamamlanan davada 765 tanık ve 56 uzman dinlenmişti.

(mha)

 

 

Tags: , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑