Genel

Published on Nisan 24th, 2017 | by Avrupa Forum 2

0

MÖP: 1915 Seyfo/Soykırımı 102. Yılında Kınıyor ve Lanetliyoruz!

MÖP: 24. Nisan yıldönümü vesilesiyle; 1915 Seyfo/Soykırım zihniyetini lanetlerken, bu Soykırımda hayatını kaybeden Asuri/Süryani/Keldani, Ermeni, Yahudi ve Pontus insanlarını saygı ile anıyoruz! Onlar kimliğimiz, tarihimiz, onurumuz ve değerlerimizdirler..!!

Mezopotamya/Kürdistan ve Anadolu coğrafyasının ilk Sosyalistleri olan; Madteos Serkisyan (Paramaz) 20’ler Ermeni ulusunun, Sosyalizmin onurlu şehitleridir. Dar ağacına giderken, birlikte, özgür, eşit ve onurlu bir yaşamı savundular! Aynı dönemde Harput/Elazığ’da idam edilen Aşur Yosef’i, bu zihniyet üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı, kuruluşundan, günümüze; direnen birey, gurup, devrimci, sosyalist, demokrat, Türkiye Devrimci Hareketi, Kürdistan Özgürlük Mücadelesi, Alevi ve Ezidi inanç topluklarını selamlıyor, bu uğurda şehit düşen kahramanları saygı ile anıyoruz!

Türkiye Cumhuriyeti kuruluşu ittibarıyla, zihniyetten sakat, tek ırka, dine, dile ve kültüre dayalı bir şekilde kurulduğundan, o gün, bu gündür halklara karşı hep yanlışlar yapmış, hala da yapmaktadır. Türk devleti utanmadan, hala 1915 Seyfo/Soykırımı inkar etmeye çalışıyor. Bu inkarın, hiçbir temeli olmamasına rağmen, tarihe karşı nasıl hesap vereceği korkusundan, kendisne göre kimsenin dikkate alamayacağı asılsız şeyler öne sürmektedir.

Bütün Dünya, insanlık ve tarihçiler bilir; 1900-1915 yılları arasında Ortadoğu’da parlayan bir halk Ermeni ulusuydu, ardından Karadeniz Pontus halkı gelirdi. Bu halklar siyasi, askeri, ekonomik, kültürel, sosyal, sanat, teknik, bilim, ve coğrafik olarak uluslaşmaya Arap ve Türklerden daha yakındı.. Asuri/Süryani/Keldani halkı Hakkari’den, Van’a kadar siyasi, askeri, ekonomik, kültürel ve coğrafik olarak yerel bir uluslaşma çabası içindeydi, Mezopotamya’nın diğer alanlarında yaşayan halkımız siyasi, askeri ve ekonomik olarak aktif bir uluslaşma çabası içinde değildi. Bu saydığımız halklar binlerce yıl, bulundukları yerlerde İmparatorluklar, devletler ve medeniyetler kurmuş. Kimsenin coğrafyasını işgal etmemiş, sadece bulunduğu konumunu koşullara göre, haklı olarak egemenliğe, sömürüye karşı savunmaya çalışmış. Bu halklar bu coğrafyalarda yaşarken, Türk denilen bir ırk, İslam denilen bir dinde daha ortada yoktu. Sonradan gelmedir onlar..

Birinci Dünya savaşı esnasında, Balkan ve Arap halkları nasıl Osmanlı İmparatorluğundan kopmuş, kendi uluslaşmasını gerçekleştirmişse, o dönem halklarımızın’da en doğal uluslaşma hakları vardı. Bu uluslaşmayı kendine tehlike gören, Emperyalizmin, Kapitalizmin yeni işbirlikçisi İttihat Terakki, farklı bir renk olan Hiristiyan halklarını 1915 Seyfo/Sokırım ile tümden imhaya yöneldi. Seyfo artıklarınadan geriye kalanlara ise, Cumhuriyet sınırları içinde bir asır esaret yaşamı dayatıldı! Dolayısyla bu zihniyet; nasıl geleceği aydınlık olan üç halkı imhaya yönelmişse, kendi aydınlık geleceğini her yönüyle bilinmeyen bir karanlığa gömüştür.. Halklarımızın fiziki imhasıyla birlikte: Bölgede, insanlık medeniyeti tasfiye edilmiştir. Bu imhanın halklarımız üzerine, her alanda bıraktığı etki, asırlar boyu ortadan silinmez. Dört halk, üç coğrafya ve üç milyona yakın insanın fiziki imhasını inkar eden, bir devlet varsa, o da onursuz, ırkçı ve ahlaksız Türk devletinden başka kimse olamaz.. Düşünün: Bugün en azından 20-25 milyona yakın Hiristiyan inancına mensup insanlar, Mezopotamya/Kürdistan ve Anadolu coğrafyasında yaşıyan olacaktı. Böyelece  Ortadoğu’nun hali, gerilğin merkezi olmayacaktı. Bunu bile düşünmek, bir travmadır.. Türk devleti 1915 Seyfo/Soykırım ile yüzleşmediği sürece, hiçbir zaman demokratikleşemez, Kürt sorununu, diğer halkların ve inanç toplulukların sorunlarını çözemez! 1915 Seyfo/Soykrımda yer alan dönemin Almanya İmparatorluğu ve yerelde Hamideye Alayları, İttihat Terakki’nin birer suç ortaklarıdır! Halklarımız, insanlık ve demokratik kamuoyu bu suç ortaklarınıda biliyor!

Nitekim Türk Devlet, AKP hükümetinin tasaruflarına bakıldığında, 7. Hazirandan bu yana Kürt halkına, halklara, demokratlara ve aydınlara karşı İttihat Terakki zihniyeti ile yönelmiş, Kürdistan’da Soykırım uygulamış, şehirleri yıkmış, insanları diri, diri yakmıştır. HDP Eş Başkanlarını, Milletvekillerini tutuklamıştır. DBP, ait Belediyeleri, kayyumlarla gasp etmiş, binlerce kişiyi tutuklamış, Belediye Eş Başkanlarını ve yüzlerce insanı zindanlara kapatmıştır. Bunları yapan bir devlet, neden korkuyor? Çünkü tarihi karanlıklarla dolu olduğundan, gerçeklerle yüzleşmekten, hesap vermekten ve onurlu bir karaktere bürünmekten korkuyor..

Türk devleti kendi içinde sorunlu olduğu kadar, Bölge halklarıyla, ülkeleriyle ve Dünya ile sorunlu hale gelmiştir. Bu zihniyet o kadar bataklığa saplanmış ki, sırf gerçeklere yanaşmamak, demokrasinin önüne set çekmek için, her türlü kirli politikayı uyguluyor. Özellikle bu zihniyettin en büyük kabusu; yanı başında gelişen PYD, YPG öncülüğündeki halkların demokratik sistemi ve PKK’nin dayattığı demokratik sistem analayışıdır.. Bu sistemin gelişmesi, onun pan-zehiri olduğunu çok iyi biliyor. Bundan dolayı Suriye, Irak sahalarını işgal etmeye, karıştırmaya ve sorunları derinleştirmeye yöneliyor.

Türk Devlet, AKP hükümetinin tüm faşist politiklarına rağmen, halklar yeni ayasaya, İslamcı faşist Erdoğan diktatorlüğüne, Refarandum’da HAYIR dedi! Hile, entrika ve gaspla her ne kadar Evet kazandığını söyeleselerde, kazanan taraf halklar, demokrasi ve HAYIR’dır. Bu kazanımı Dünya kamuoyu iyice gördü, bu kazanımda Türkiye’de üçlü bir sistem, istem ve coğrafya durumu ortaya çıktı.. Artık halklar, bu onurlu HAYIR tavırlarına sahip çıkmaları, kitlesel eylemliklerini her alana yaymalıdırlar. Parti olarak halklarımızın HAYIR’ına sahip çıkıyor, meşru olmayan EVETİ tanımıyoruz!

Yaşadığımız 21. Asırda birçok siyasi hareket, ideoloji-politika ve sistem toplumlara cevap olamıyorken, sebebi? Herkese, demokrasi, eşitlik ve özgürlük temelinde yaklaşmadıklarından. Türk devlet, Erdoğan ve AKP hükümeti, bütün bu gerçekleri göz ardı ederek, İttihat Terakki, siyasi İslam zihniyeti ile iç, dış sorunlara yaklaşmaktadır. Bu zihniyet insanlığa, halklara, kadınlara, bilime, tekniğe, doğaya ve demokrasiye karşı olmakla, Dünya’nın en geri, faşist ve ırkçı zihniyettidir. Eğer, birçok ülkede insanlık dışı terör eylemleri gelişiyorsa, kesinlikle sorumlusu bu zihniyettir. Dünya kamuoyuna çağrımız, Türk devletinin 1915 Seyfo/Soykırımla yüzleşmesi, kendi iç sorunlarını demokrasi zihniyeti ile çözmesi ve Dünya ile uyumlu hale gelmesine baskı kurmaları..

Kahrolsun 1915 Seyfo/Soykırım Zihniyeti!

Yaşasın Demokratik Sosyalizm!

Mezopotamya Özgürlük Partisi

 

 

Tags: ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑