Yazarlar

Published on Kasım 30th, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

Mide bulandıran eleştiriler – A.Mahir Ofcan

Ömrümüzün son 15 yılını, mevcut yönetimin giderek Şeriat düzenine geçmek isteyen heveslerini teşhir etmeye ayırdık. Yer gök şahittir ki bu yönetimi, bir sınıflar manzumesi içinde hakettiği yere oturtmuşuz. Onu oylarıyla destekleyen cahil yığınları ise, Cumhuriyetin 90 yıllık tedrisatından geçmiş, şartlandırılmış, din ve milliyet sosuna batırılmış kitleler olarak görmüşüz.

Devletin bekası adına, her iki dinamiğin kader ikizleri olduğunu belirtmişiz. Bu bağlamda ana muhalefetin iktidarı her yönlü desteklediğinin altını çizmişiz. Yasaklar, sahte darbeler, olağanüstü hal, vekilliklerin düşürülmesi, kayyum atama, aydınların tutuklanması gibi tasarruflarda AKP’nin yedeğine düşmüş bir CHP’yi, muhalefeti dizginlemenin bir aracı olarak nasıl dizayn ettiklerini anlatıp durmuşuz. Güya, yetmez ama evetçi bir yaklaşımın AKP’yi yaratan bir etken olduğu hep dillendirilmiş, böylece hem nalına hem mıhına vuran beyhude eleştirilerle, asıl gerçeğin gizlenmek istendiğini uyarmışız. O kesimde bu güç vardı da, bugün AKP’yi yıkmaya neden gücünün yetmediğini göremeden atıp tutan, boş eleştirilerle, koşullu muhalefetin gerçek muhalifleri hedef aldığına işaret etmişiz.

AKP’nin demokratik reflekslerinin işlediği ilk yıllarda, Kopenhag kriterlerine ülkeyi yaklaştırmak gibi bir işlevle iktidar ettiği döneme koşullu destek sunmanın anlaşılır bir yanı vardı. Demokrasi konusunda kusurlu bir ülkeyi o ayıplardan kurtarmak adına atılan adımlar anlamlıydı. Ülkenin buzdolabına yatırılan temel problemlerine parmak basmak bir ileri adımdı. Buradan AKP’nin gizli ajandasını görüp uyarı yapanlar arasında biz de olmuşuz. Kısa erimli demokratikleşme programını olumlamak bir teslimiyet değildi. Tersine güç dengelerinin belirleyebileceği bir gelişmeyle yüzleşebilmeyi göze almaktı asıl mesele. Muhalif demokratik dinamiklerin düzeyiyle alakalı bir sorundu yani. Tek devlet, tek millet ve tek din kuramıyla birleştirilen devlet etme işlevi, TC.’nin yaklaşık 100 yıllık takvimidir. Anadoludan göçertilen Halklar ve inançlar devletin bu varolma hikayesine kurban edilmiştir. Devlet İttihat ve Terakki denkleminde bir tahterevalli yaratarak bugüne dek varlığını sürdürmüştür. Kıyılan Halkları İngiliz Fransız kışkırtması nedeniyle başkaldıran şakiler olarak görenler, demokrasi insan hakları gibi, çok sesli çoğulcu yönetimler babında ırkçı, halk düşmanı noktalara savrulan bir varolma, bir acaip bekaa sorununda, halkları kıyma makinesinden geçirmekte bir beis görmemişlerdir.

Devlet kendini ayakta tutan iki dinamiği, bir denge politikasıyla hep var etmiştir. Ağırlıklı yıllar ırkçı temelde bir varolma grafiği sergileyen devlet, her zaman Sünni inancına destek vermiş, dahası laikliğin baş düşmanı olabilecek, devlette dinin temsiliyetine de bağlı kalmıştır. Bazı tarikatlara yer verilmemesi, devletin laik karakterinden değil, kurulan yeni cumhuriyete ayak bağı olabileceklerinden kaynaklıydı. Bu kıyımda Tekke ve Zaviyelerin yasaklanmasıyla Alevi inancı da tırpanlanmış, dini hürriyetler meselesi, bir kıyım ve zulüm çarkı eliyle tahrip edilmiştir.

Sözde laik olan devlet aslında, Türk ve Sünni İslam tahterevallisiyle 1 asrı tamamlamıştır. Son 15 yılın hikayesi ise, eski tarikatların siyaseti yeniden kendi lehine uyarlamasıyla sahne almıştır. Öyle ya, bunca yıldır ırkçı saiklerle devlet edenler, şimdi dini saiklerle devlet etmeye neden tahammül etmesinlerdi! Devletin ezeli sahipleri, yani kurucu irade, yani zaman zaman gizli ve derin devletin örgütleriyle, İttihat ve Terakki ile yatıp kalkan devletin, iki dinamiğin çatışkılarından başka demokrasi derdi olmayanların eleştirilerine maruz kalmak, her mevzilenmeyi gerçek rotasında gören ve değerlendirenlere atıp tutması, hatta onları bazı demokrasi karşıtı kesimlerle iş tutar göstermeye kalkması gülünçtür, samimiyetsizliktir, cahilliktir, son tahlilde devletin faşist çizgisine itaatin ta kendisidir.

CHP bir muhalefet bekçisidir. Devletin ayarlarına muhtar edilmiş, kurucu iradenin koruyucusudur. İktidar olmadığı hiç bir tarih yoktur. CHP düşerse devlet düşer. Bir emniyet subabıdır CHP. Bizce ise devlet, sömürü sisteminin kendisidir. Burjuva sınıfın vurucu aygıtıdır. İster milli ister dini, isterse de içiçe bir sentez içinde varolsun devlet, hiç bir yönünden kabul etmeyeceğimiz bir zulüm aparatıdır. Çünkü emekçi sınıfların değil, sömürücü sınıfların devletidir. İki meşhur dinamiğin zaman zaman birbirine karşı feveran etmesi, canının yanması, demokratik gerekçelerle savunulsa da, temel sorun bu sistemin bekaa sorunudur. İki kesimi durduran yegane gerekçe budur. CHP ağırlığında bir devletin, Denizleri, Mahirleri, TÖB-DER ve DİSK’i, gençlik muhalefetini ezerken asla itiraz etmediği örnekleriyle ortadadır. Öteki kesim daha samimi mi? Asla!

Son yılların uygulamalarından anlaşılacağı gibi, CHP kendi kan grubuna uymayan meselelerde AKP’nin kararnamelerine, tezkerelerine, sınır ötesi operasyonlarına, vekillerin ve diğer seçilmişlerin zındanlara doldurulmasına itiraz etmemektedir. Dahası destek vermektedir. Bu ne demektir ey aklını peynir ekmekle yemiş, devletin ezeli algılarına teslim olmuş şaklabanlar? Siz devletin milli yanıyla ittifak etmektesiniz. Salt o kanada artık devleti vermezler anlamadınız mı? Son kertede mahkemeleri geri çevirip, Ergenekon ırkçılarını serbest bırakmak kimin aklıydı? Demek ki tahterevalli dincilerin lehine devrilirken, kurucu irade devletin ilk ayarlarını hatırlattı ve AKP’yi Türk İslam sentezine zorla dahil etti. Kör müsünüz?

AKP İktidarının demokrasinin diğer dinamiklerine, HDP’ye, Kürt ve Alevilere, Aydın ve Akademisyenlere başlattığı saldırıya bir demokrasi refleksiyle karşı çıkabilen bir CHP var da ona mı eleştiri yapıyoruz? Devletin iki dinamiğinin ortak düşmanlık ettiği kesimleri kırıp dökerken domuz sarması olanların bize tarihten örnek sunması, halkların kendini varetme davasını emperyalistlerle iş tutmak gibi lanse etmesi ayıptır, yanlıştır, sınıf bilincinden yoksunluktur. Bizleri AKP safında göstermeye kalkan, milliyetçi saiklerle AKP’nin her yaptığı demokrasi saldırısını, elleriyle oğuşturarak karşılayan sınıf körlerine uyarımdır! Ye devrimci olun ve devletin karakterini tanıyın; olmadı ileri laflar edip, bu kadar gülünç olmayın! Sol ve demokrasi cenahından gelebilecek eleştirinin, milli ve dini soslu olma hali mide bulandırıyor unutmayın!

Tags:


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑