"Genel ahlak gerekçesiyle toplumun yeniden dizayn edilmesi kabul edilebilir ..." /> LGBTİ bireyler Ankara'daki yasak kararına tepkili


Türkiye

Published on Kasım 23rd, 2017 | by Avrupa Forum 11

0

LGBTİ bireyler Ankara’daki yasak kararına tepkili

“Genel ahlak gerekçesiyle toplumun yeniden dizayn edilmesi kabul edilebilir bir şey değil. Birbirine benzeyen bir toplum mu olacağız? Sürekli birbirimizi mi dışlayacağız?” Bu sözler Ankara’da yaşayan 44 yaşındaki LGBTİ birey A.E.’ye ait. Ankara Valiliği’nin yasak kararını eleştiren A.E. “Eğer bugün bu yasak kararına tüm toplum birlikte karşı çıkmazsa, hepimiz özgürlüğümüzü kaybedeceğiz” diyor.

Ankara Valiliği hafta sonu ‘kamu güvenliği ve genel ahlak’ gerekçesiyle LGBTİ (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Transgender, İnterseks) ve LGBTT (Lezbiyen, gay, biseksüel, transseksüel veya travesti) örgütlerin etkinliklerini süresiz olarak yasakladı. Yasağa karşı ortak açıklama yapan LGBTİ örgütleri yasağın ‘ayrımcı ve keyfi’ olduğunu belirterek, yasak kararına karşı hukuki işlem başlattı. Örgütler bir yandan yeniyıl için hazırladıkları etkinlikleri sürdürürken bir yandan da yasağın kaldırılması için uğraşıyor. Ancak bu yasağın yeni olmadığı, yine ‘genel ahlak’ gerekçesiyle LGBTİ örgütlerinin düzenlediği onur yürüyüşlerinin engellenmesi ve bu yürüyüşlerde polisleyaşanan çatışmalar hala akıllarda.

“Yönetim stratejisi”

28 yaşındaki R.Ç. LGBTİ topluluğu üyesi yasakların nasıl ortaya çıktığını anlatırken bunun bir ‘yönetim stratejisi’ de olabileceğine dikkat çekiyor.  R.Ç “Çünkü biz -LGBTİ bireylerin özgürlüğü, hetero bireyleri de özgürleştirir- sloganımızdan hiç vazgeçmedik. İnsanların bu konu üzerinde düşünmesi özellikle engelleniyor, çünkü insanların özgürleşmesi tehlikeli bulunuyor. Bu yüzden de yasakların arkası kesilmiyor. Türkiye’de böyle bir yönetim stratejisi var” diyor. R.Ç’ye göre ‘genel ahlak’ gerekçesiyle sadece toplum aldatılıyor. R.Ç. sözlerini “Yasak koyanların derdi genel ahlak düzenini kurmak değil, insanların özgürlük kavramı üzerinde düşünmelerini engellemek” diye sürdürüyor.

32 yaşındaki aktivist U.G. ise Türkiye’de Lezbiyen Gay Bisesküel Transgender İnterseks (LGBTİ) gerçeğine toplum nezdindeki yaklaşımı  “Xenobofik” olarak niteliyor. Yani insanlar bilmediği, bilmek istemediği şeylerden kaçıyor. Empati eksikliği gün geçtikçe artıyor.” Ona göre toplumda kadın ve erkek rol kalıpları içinde büyümüş insanlar okulda, sokakta, iş hayatında sadece kendilerine benzeyenleri kabul etme davranışı gösteriyorlar. Bu yüzden de iki erkeğin ya da iki kadının birlikteliği söz konusu olduğunda akıllara hemen cinsellik geliyor.

U.G., “-Erkek adam bunu yapar mı, erkek erkekle yatar mı- gibi kınama, ayıplama cümleleri de dalga dalga yayılıyor. Gaylerin –güçlü, maço, hakeden, her şeyi yapabilen, muktedir olan- erkek algısını kırdığını düşündükleri için de müthiş bir tepki geliştiriyorlar. Aynı durum elbette ki lezbiyen ve transseksüeller için de geçerli” diyor.

LGBTİ örgütlere destek 

LGBTİ örgütleri Ankara Valiliği’nin yasağına karşı açıklamalarında, “Bu yasağa gerekçe gösterilen –genel sağlık ve ahlakın korunması, toplumsal hassasiyet ve duyarlılıklar, kamu güvenliği, başkalarının hak-özgürlüklerinin korunması- ifadeleri apaçık ayrımcılıktır. Bu karar ile LGBTİ’lere yönelik hak ihlalleri ve ayrımcılık meşrulaştırılmaktadır” ifadelerine yer verdi. LGBTİ örgütlerinin bu duruşuna diğer hak savunucusu örgütlerden de büyük destek geliyor.

LGBTİ örgütlerinin hak mücadelesine diğer örgütlerden de büyük destek geliyor. FilmMor Kadın Kooperatifi’nden Melek Özman, “Muğlak ve keyfi gerekçelerin böylesi hak savunucusu örgütlerin önüne getirilmesi çok üzücü. Bunun bir devlet politikası olmayacağını umut ediyorum” diyor. Özman, sözlerini “Cinselliğin ifade edilmesiyle ilgili toplumun bir sorunu var, bu sorunu da yöneticiler yaratıyor” diye sürdürüyor. LGBTİ örgütlerinin bu sorunları gündemde tutmasını ülkeyi yönetenlerin istemediğini düşünen Özman, “LGBTİ örgütlerine diğer sivil toplum örgütleri kadar üniversitelerden özel sektöre kadar toplumun her kesimi de destek vermeli” diyor.

Ankara Valiliği geçtiğimiz hafta Almanya Büyükelçiliği’nin de katkısıyla yapılan ‘Alman LBGTİ Film Günleri’ni yasaklamıştı. Valiliğin en son açıkladığı ve her türlü LGBTİ etkinliğinin süresiz yasaklandığını belirttiği kararı sırasında da Pembe Hayat ve Kaos GL Ocak 2018’de yedincisini yapacakları Pembe Hayat KuirFest’in hazırlıklarını sürdürüyordu. Ankara’daki bu yasaktan KAOS GL, Pembe Hayat ve Kırmızı Şemsiye isimli üç derneğin 2018 boyunca yapacakları etkinliklerin doğrudan etkilendiği belirtiliyor.

Türkiye’de LGBTİ örgütlenmesi

Türkiye’de LGBTİ bireylerin haklarını savunmak adına ilk örgüt İstanbul’da Lambda İstanbul adıyla kuruldu. 1994’te de Ankara’da KAOS GL kuruldu. 2003’te İstanbul’da düzenlenen ilk onur yürüyüşüne 30 kişi katıldı. İlk onur yürüyüşü Ankara’da düzenlendiğinde tarihler 2006’yı gösteriyordu. 90’ların sonu ve 2000’li yılların başlarında LGBTİ dernekleri Türkiye’nin her yanında faaliyet göstermeye başladı. 2011’de İstanbul’da o güne kadarki en büyük onur yürüyüşü yaklaşık 10 bin kişinin katılımıyla gerçekleşti. Bu aynı zamanda Güneydoğu Avrupa’da düzenlenen en büyük LGBTİ onur yürüyüşü oldu. 2013’te İstanbul onur yürüyüşü, Gezi Parkı olaylarının da etkisiyle 100 bin kişinin katılımıyla gerçekleşti. Ankara’da ilk onur yürüyüşünün düzenlenmesi de 2006’ya rastlıyor. Onur yürüyüşlerine dönük valilik yasakları OHAL uygulamasıyla birlikte genişlemeye başladı. Derneklerin Ankara’da geçen yıl ve bu yıl düzenlemek istedikleri yürüyüşler yasaklandı. Türkiye genelinde, üniversitelerdeki topluluklar da dahil 100’den fazla LGBTİ derneği bulunuyor. Sadece LGBTİ bireyler değil, onların aileleri de birbirlerine destek olmak amacıyla ülke genelinde dernekler kuruyor. Türkiye genelinde LGBTİ nüfusunun 10 milyonu aştığı söylense de bu konuda kesin rakam verilemiyor.

Kaynak: DW

Tags: , , ,


About the Author



Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑