Kürdistan

Published on Eylül 21st, 2017 | by Avrupa Forum 3

0

Kürt Halkının Ayrılma Hakkı – Ali Şahin

10 bin yıldır, Fırat ve Dicle arasındaki bölgede yaşayan Kürtlerin kendi toprakları üzerinde diledikleri gibi yaşama, toprağını işleme, kendi kendilerini yönetme hakları işgalci ülkeler tarafından ellerinden alınmıştır.

Barzani‘ye yaptıkları tehdit ve saldırıları anlamak mümkün. Zira onlar kölelerini ve işgal ettikleri toprakları kaybedecekler. Bu kayıplarından dolayı da, geçmişte bütün dünyada olduğu gibi vahşice, barbarca saldırıyorlar, saldıracaklar da. Lakin işgalciden, zalimden, katilden merhamet beklenmez. Onlardan kurtulmanın yolu amansız bir kavgadan geçer.

Ancak, işgalci devletlerin halklarından; ırkçılar, demokratlar, bir bölüm aydınlar ile sanatçılar, „sol görünen“ birçok parti, kurum ve kişiler aynı söylemlerle Kürtlerin devletleşmesine diğer bir tanımlamayla ulus inşasına, uluslaşmasına karşı duruyor durumdalar. Söylemleri aşağılayıcıdır. „Ben devlete karşıyım, ulus devlet çağ dışıdır, devlet zulüm aracıdır, milliyetçiliktir, Barzanistan, aşiret devleti, feodal olacak, AKP’nin şeriat isteme talebi“, ve bu gibi söylemlerle Kürtlerin ayrılma hakkını eşleştirme açık olarak mikro faşizmdir. Kürtler köledir, köle kalsınlar denmektedir.

Kapitalizm işlediği suçları, yaptığı katliamları, işgal ettiği ülkelerin yeraltı kaynaklarını gasp ederken, katilliğini böylesi yöntem ve söylemlerle parti, kurum ve bireylere dağıtarak kişiselleştiriyor. Böylece çoğunluğa dağılan katliamlar ve suçlar toplumda alışkanlık yaratarak önemsiz sayılmaya başlıyor. Toplum, işlenmiş cinayetlere ve suçlara ortak edilmiş olur. Bütün işlenen suçların ve cinayetlerin sebebi dışarıda, başkalarında aranır. „ Dış mihraklar, Emperyalistler, Ermeni parmağı var” gibi. Bu durum Kürtler üzerindeki çifte baskıyı- milli zulmü meşrulaştırarak, üstünü örterek günlük yaşamın parçası durumuna getiriliyor.

Ezen ulus halklarına üstünlük hissi verir, Ezilen uluslara ve gruplara atfedilen hiyerarşik yapılanmayı temelinde ayrımcılığa tabi tutarak aşağılar. Belli beraberlikler büyük ölçüde koşullara bağlı olarak psikolojik bağlılıklar halini alarak ayrılık durumunda, ezilen kendini sahipsiz hisseder. Bedensel, coğrafik durumları aşağılanır. Politik, sosyal, ekonomik ve çevresel olarak şekillenmeleri küçümsenir.

Kürtler üzerindeki milli baskı, ırkçılığı gerçek ya da hayali farklılıkların ezen ulus devletinin ve kendi kişisel ve kurum menfaatini ve ayrıcalıklarının ya da saldırılarının haklı gerekçelendiği, ezilenin zararına yaygınlaştırılması ve mutlak surette bağımlı kalmasını sağlar.

Türkiye’de ve Kürdistan’da yaşayan insanların yaklaşık olarak yüzde 60`ı, Kürdistan’da yaşayanların yüzde 80‘i yaşamlarında bir kere de olsa karakola çağrılmış ve sorgulanmıştır. Hele de adınız Gule, Azad, Delal, Agop, Vasili, Devrim, Özgür ise halkın deyimiyle „Rab yardımcınız olsun“.

Bu durum Kürdistan‘da, Kürtlerin yüzde 80’nini takip ederek, sürekli gözaltında tutularak hal ve hareketleri öğrenilerek, uygun zamanda gözaltına alınarak, hapse atılarak ya da faili meçhuller kervanına katarak sürdürülmektedir.

İşgal altındaki Kürdistan coğrafyasında, ezen ulusa mensup bir Türk, İranlı veya bir Arap işçinin emeği, bir Kürt emekçi kadar sömürülmektedir. Ancak, Arap, Türk veya İranlı oldukları için horlanmaz, dışlanmaz, sınırlanmaz, ayrımcılığa uğramazlar. Kürt emekçi, emeğinin sömürülmesi yanında ayırımcılığa uğrar, sınırlanır, horlanır, dışlanır. Her dönemin popüler kadın akademisyenlerine Kürt çocuklarını Türkleştirme projeleri verilir; „Anadolu’ya medeniyet, dağ çiçeklerim, Anadolu’da bir kızım var „.vb. adı altında ve yatılı bölge okullarıyla binlerce Kürt çocuk Türkleştirilmiştir.

Daha kısa bir süre önce Samsun‘da Kürt oldukları için dövüldüler, öldürüldüler. İşçi oldukları için değil. Kürt oldukları için. Mezarları kırıldı, Kürt olduğu için Bingöl’de. Atatürk heykeli zorla öptürüldü. Kürt olduğu için dışkı yedirildi. Kürt olduğu için meydanlarda Türk bayrağı zorla öptürüldü. Kürt olduğu için Ankara‘da mezardan çıkarıldı Hatun Tuğluk.

Kürtler genel olarak devletin yüksek kademelerinde işe alınmaz, öncelikle bir Türk tercih edilir. Turizm bölgelerinde çalıştırılan Kürt öğrenciler okullarına sürekli iki ay geç başlar ve okulları buna göz yumar. Kürt olduğu için futbol sahasında tekmelenir. Kürt oldukları için sürekli yan sanayi ve hizmet sektöründe çalıştırılırlar.

„Ezilen ulusların kendi kaderini tayin hakkı, ayrılma özgürlüğüdür. İşgalci ülkelerin sosyalistlerine düşen görev, kitlelere, egemenlik altında bulunan ulusun kendi kaderini tayin hakkını tanımanın, ezilen ulusun ayrılma özgürlünü desteklemek olduğunu anlatmaktır. Ancak böyle samimi olurlar“ der Lenin. Hiç kimsenin Kürt halkına, siz şöyle yaşayın böyle düşünün, şurada oturun, bunu konuşun deme hakkı yoktur.

Kürtler arzuladıkları gibi gelecekleri hakkında karar vermelidir.

Barzani’nin referandumu haklıdır, meşrudur. Kürt emekçiler ancak emek özgürleştiği zaman tam özgürlüğüne kavuşurlar. Ayrılık hakkını kullanıp ayrıldıklarında, aşağılanmayacak, sınırlanmayacak, horlanmayacak, Kürt olduklarından dolayı öldürülmeyeceklerdir. Maruz bırakıldıkları milli zulümden ve işgalden kurtulacaklardır.

Kendi ülke sınırlarını belirledikten sonra ezen ulus halklarıyla göz hizasına gelmiş olacaklardır. O zaman, kardeşlikten, beraber yaşamdan bahsedilebilir. Zira karşılıklı güven sağlamanın koşulları oluşmuş olacaktır.

Kürtler dört yüz yıldır kendi topraklarını koruyamadılar, bu kendilerinin eksikliğidir. Beş ülke de Kürtlere karşı birleşerek topraklarını işgal edip, sürekli katliam yapıyorlar, bu da o ülkelerin suçu ve ayıbıdır.

Barzani’nin yapacağı referandum başarı ile sonuçlanırsa diğer Kürdistan bölgelerinde yaşayan Kürt Halkının umudu olacaktır. Bunun için bağımsızlık referandumunu tüm demokrat, devrimci insanların desteklemesi Kürt Halkına güven verecektir.

Ali Şahin

20.09.2017

 

Tags: , , , , , ,


About the Author



Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑