sağlık

Published on Şubat 5th, 2019 | by Avrupa Forum 7

0

Kumluca ilçesi ‘tarım ilaçları’ nedeniyle ‘kanser sarmalında’

Türkiye’nin ulusal ve uluslararası üne sahip iki onkoloğu Prof. Dr. Erkan Topuz ile Doç. Dr. Yavuz Dizdar, Antalya’nın sera üretim merkezi Kumluca ilçesinin ‘tarım ilaçları’ nedeniyle ‘kanser sarmalında’ olduğunu açıkladı. Her iki hoca da, Kumlucalı çiftçilerde özellikle beyin tümörü, lenfoma ve lösemi türü kanserler görüldüğü belirterek, ilçeden tedavi için Antalya ve İstanbul’daki hastanelere çok sayıda hasta geldiğini öne sürdüler.

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji bölümü tarafından da son yıllarda Kumlucadan çok sayıda hastanın kemik iliği kanseri lenfoma gibi teşhislerle kliniğe başvurdukları belirtiliyor.

Kumluca’da 1970 yılından bu yana 170 bin dekar arazide örtü altı tarım(Seracılık) yapılmaktadır.Seralarda ve diğer tarım alanlarında kullanılan hatırı sayılı miktardaki tarım kimyasalları (Pestisidler-biyosidaller) hem toprağı, hem yeraltı sularını hem de çalışanların hayatını tehdit etmekte. Bu tehdit sadece tarım çalışanlarıyla kalmıyor. Tarım ilaçlarıyla zehirlenen – kirlenen şehir içme suyunu kullanan halk da bir süre sonra kanser hastalığının pençesine düşüyor.

İşin daha vahimi de 2011 – 2016 yılları arasında Kocaeli Dilovası Ergene havzası ile birlikte Kumluca’da yapılan çok geniş çaplı bir araştırmanın sonuçları sağlık bakanlığı tarafından açıklanmamakta ve halktan saklanmaktadır.Bugün Dilovasın her üç hastadan biri Kumluca’da ise her 10 hastadan biri kanser nedeniyle ölmektedir.İl Sağlık Müdürlüğü’de yurt geneliyle karşılaştırıldığında Kumluca’daki kanser vakalarında artış olduğunu kabul etmektedir.

İşin daha da vahimi bakanlık binlerce numune üzerinden yapılan bu çok geniş kapsamlı ve detaylı araştırmanın sonuçlarını açıklamaktan imtina ettiği gibi bu çalışmanın sonuçlarını açıklayan Akdeniz Üniversitesi Gıda Güvenliği ve Tarımsal Araştırmalar Merkezi’nde görevli akademisyen Bülent Şık hakkında “Halk arasında infial yaratmak” suçlamasıyla dava açılmış ve KHK ile kamudaki görevine son verilmiştir.

Araştırma çalışması çok kapsamlı olduğu için burada ayrıntılı bir bilgi vermem olanaksız. Sadece su ve gıda çalışmasının sonuçları bile 200 sayfaya yakın.

Çalışmada Ergene Havzası, Kocaeli Dilovası, Antalya Kumluca ilçesinde yeraltı ve yerüstü suları, atık sular, toprak, hava gibi ortamlarda ve çeşitli gıda ürünlerinde bulunması muhtemel pestisit ağır metal, uçucu organik bileşikler ve aldehitler, poliaromatik hidrokarbon kalıntıları (PAH’s) gibi yüzlerce farklı toksik kimyasal maddenin kalıntı analizleri yapıldı. Ayrıca İzmit, Saroz ve Antalya körfezindeki balıklarda, kabuklularda, deniz suyunda toksik kimyasal kalıntıları da araştırılmış.

Arpa, Bakla, Bezelye, Biber, Buğday, Çilek, Dereotu, Domates, Erik, Havuç, Hıyar, Isırganotu, Karalahana, Kabak, Kanola, Karpuz, Kayısı, Kiraz, Marul, Mısır, Muz, Nohut, Patates, Pirinç, Roka, Sarımsak, Semizotu, Şeftali, Şeker Pancarı, Yer Fıstığı, Yeşil Soğan, Yumurta başta olmak üzere çeşitli gıda ürünleri analizleri yapılmış.

Araştırmada 1440 su örneği ve 1380 gıda örneği çalışılmış. Her bir örnek belli bir yerleşim yerinden alınmış. Bu örneklerde toplam olarak 15 bin civarında analiz yapılmış. Çalışma esnasında İngiltere’de düzenlenen “Uluslararası Yeterlilik Testlerine” girilerek yapılan analiz çalışmalarının doğruluk ve kesinliği garanti altına alınmış.

Yüksek Çözünürlüklü LC MS, LC MSMS, GC MSMS, ICP MS çalışmada kullanılan cihazlardan bazıları.

Araştırmada 1380 gıda örneğinde insanlarda çeşitli sağlık sorunlarına yol açtığı bilinen ağır metaller başta olmak üzere; Alüminyum, Antimon, Arsenik, Bakır, Baryum, Berilyum, Bizmut, Civa, Çinko, Demir, Gümüş, Kadmiyum, Kalay, Kobalt, Krom, Kurşun, Manganez, Molibden, Nikel, Selenyum, Sezyum, Stronsiyum, Lityum, Vanadyum ve Talyum elementlerinin kalıntı düzeyleri araştırılmış.

Bütün gıda örneklerinde 330 farklı pestisitin kalıntı analizi yapılmış. Hormonal sistem bozucu olarak nitelenen pestisitlerin tamamı analiz kapsamına alınmış.

SONUÇ olarak rakamlara boğmak istemiyorum ama Dilovası ve Ergene havzasındaki daha ciddi olmak üzere Kumluca da ise ciddi oranda çevresel kirliliğin olduğu ortaya konmuş

PESTİSİT KALINTISI:

Araştırmada 524 gıdanın yüzde 51’inde pestisit kalıntısına rastlandı. Sebze ve meyvelerde rastlanan pestisitler açısında Antalya ilk sırada yer alırken, su kirliliğinde Antalya’nın durumu Kocaeli ve Ergene kadar kötü değil.

100 ÖRNEĞİN 60’INDA

Antalya’da alınan her 100 örneğin biberde 72’sinde, çilekte 93’ünde, domateste 66’sında, erikte 63’ünde, elmada 85’inde, ıspanakta 50’sinde, kabakta 25’inde, mandalinada 26’sında, marulda 84’ünde, maydanozda 84’ünde, salatalıkta 76’sında, taze fasulyede 37’sinde olmaz üzere toplamda yüzde 60’ında pestisit bulundu. Pestisit, zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak ya da zararlarını azaltmak için kullanılan madde ya da maddelerden oluşan karışımlara deniyor. Pestisit, kimyasal bir madde, virüs ya da bakteri gibi biyolojik bir ajan, antimikrobik, dezenfektan ya da herhangi bir araç olabiliyor.

Görüldüğü gibi ısırgan otuna kadar binlerce ürün ve gıda analiz edilmiş. Çalışma büyük oranda 2015 yılında bitip sonuçlar yazılmaya başlanmış ama bakanlık bunu bir sır gibi saklıyor.Buraya yazılanlar Bülent Şık tarafından dava konusu olan açıklamalar.

Şimdi ıspanağın biberin patlıcanın 10 TL olmasına üzülsek mi sevinsek mi bilemiyorum.

SON NOT:Bu gıdaların hemen hepsi boş gıda.Posadan farkı yok.Lezzetli değiller çünkü vitamin ve mineralden oldukça fakirler. 90 larda vitamin modası neden çıktı
Bunun böyle olduğunu biliyorlardı. ve eksik olanı hem bu şekilde telafi etmeye hem de bundan büyük gelirler elde etmeye çalıştılar..Ama çok geçmeden bu sentetik suplementlerin de hiçbir işe yaramayan birer para tuzağı olduğu anlaşıldı.Kışın Lahana, pırasa, karnabahar turp ve havuç gibi kış sebzelerinin dışında domatese bibere hele hele patlıcana neden insanlar bu kadar takılıyor anlamak zor.Benim hayatımın üçte biri bu seracıların arasında geçti.Eskiden toprak Haziran Eylül dönemi arası dinlendirilirdi şimdi bütün bir yıl boyunca ara vermeden üretim yapılıyor.Toprak resmen zehir oldu. Bu nedenle Avrupa ülkeleri artık bizden almıyor.Topraksız üretimin yapıldığı Hollanda gibi ülkelerden alıyorlar.Gıda tohum teknolojisinin en ileri ülkelerinden İsrail kendi halkına bu ürünleri yedirmiyor.Büyük bölümünü ihraç ediyor.Bu nedenle kanser vakaları çok az görülüyor. Seracılar da kendi yetiştirdikleri ürünleri yemiyorlar artık.Seraların yanında özel bölümlerde hatta yerli tohumlardan ürettiklerini yemeye başladılar.


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑