Ekonomi

Published on Ekim 21st, 2018 | by Avrupa Forum 7

0

“Krizin reel kesim ayağına girmiş bulunuyoruz”

Türkiye ekonomisindeki son durumu webiz‘de değerlendiren gazeteci Bahadır Özgür, ekonomik gidişata farklı şokları barındıran bir süreç olarak bakıldığında ‘kriz’de olunduğunu, hükümetin de açıkladığı paketlerle bunu ‘zımnen kabul ettiğini’ kaydetti. Ardı ardına gelen konkordato ilanlarının şirketlerin borç yükünü gösterdiğini vurgulayan Özgür, bankaların da gidişattan etkilendiğine dikkat çekti, “Krizin reel kesim ayağına başlamış oluyoruz” dedi.
Türkiye’de şirketler ardı ardına konkordato ilan ederken, enflasyon yüzde 25’lere dayandı, büyümede küçülme bekleniyor ve döviz kurlarında ancak yeni yeni gerileme sağlanabiliyor.
Öte yandan IMF’nin son raporunda yer alan değerlendirmelerde de Türkiye’nin aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkeler için karamsar bir tablo çiziliyor.
Peki, Türkiye ekonomisinde bugüne nasıl gelindi, ekonomik anlamda ne durumdayız ve 2019 yılında bizleri neler bekliyor?
Özgür, ekonominin içinde bulunduğu durumu ‘stagflasyon’, yani ekonomik durgunluk içerisindeki yüksek enflasyon olarak tanımladı, süreci şöyle özetledi:
“Kurun Mart’tan başlayarak özellikle geçen aya kadar 7,20’lere kadar çıkmasına rağmen bu bir kur krizi değildi. Yani, krediye dayalı bir büyüme olduğu ve bu da dolarla borçlanmaya dayalı olduğu için biz krizin ilk tetikleyecisini kurda gördük. Kurun şimdi düşmesi bu krizin atlatıldığı anlamına gelmiyor, aksine çok büyük maliyetlerle kur bu düzeylere indi. Düşüş yüksek görünse de en başında dolarda değer yükselmemişti, TL zaten değer kaybetmişti.”
Kriz sürecisini yanlızca şoklarla algılarsanız, belli parametreden bakarsanız yaşananlar tek başına bir kriz değildir, şoktur, dönemseldir. Ancak krize farklı şokları barındıran bir süreç olarak bakarsanız Türkiye’de yaşananın uzun vadeye yayılmış bir kriz olduğunu görürsünüz. Birincisi; dolar arttı, dört bine yakın firma konkordato ilan etti. İkincisi; dış borç inanılmaz seviyede. Cumhuriyet tarihinde ilk kez Hazine’nin borcuyla vatandaşın borcu aynı seviyede, 500 milyar TL’ye ulaştı. Enflasyon ve işsizlik artışa geçti. Üzerine sanayinin geleceğini ölçmeye yarayan 5-6 endeksin tamamı eksiye inmiş durumda. Tüm veriler Türkiye’nin krizde olduğunu gösteriyor.”
Konkordato ilanları
Özgür, son aylarda dört bini aşkın şirketin konkordato ilan etmesini de değerlendirdi.
Konkordatoların ‘şirketlerin zor durumda olduğunu ve aşırı borçlu olduğunu belirten bir gösterge’ olduğunun altını çizen Özgür, yine de Alkoçlar örneğinden yola çıkarak şu sözleri kaydetti:
“Antalya’nın tüm turizm bölgesindeki ihaleyi alan şirket, başka bir alanda konkordato ilan etti. Bu şu anlama geliyor; şirketlere bir kaçış yolu, kısa vadeli sorunlarını öteleme yolu verilmiş durumda. Borçlarını ödememek için kaçıyorlar. Hükümetin bunlara bir süre öteleme aracı olarak kullanmalarına izin verdiğini görüyoruz.”
‘Krizin reel kesim ayağı’
Özgür’ün dikkat çektiği bir diğer konu da bankaların durumu oldu.
Özel bankaların kredi vermeyi kısarak, hali hazırda vermiş olduğu kredileri geri çağırdığını kaydeden Özgür, kamu bankalarının 24 Haziran seçimleri öncesi bu durumun önüne geçmek için devreye girdiğini belirtti.
Özgür, devreye giren kamu bankalarında da özkaynak sorunu bulunduğunu, işsizlik fonundan kamu bankalarına aktarılan fonun bunun bir göstergesi olduğunu söyledi.
Özgür, söz konusu gelişmelere dayanarak, “Krizin reel kesim ayağına başlamış oluyoruz” diye konuştu:
“Kredilerin kesilmesi demek Türkiye ekonomisi için çok net küçülme demektir. Bu şirketler için böyle olduğu gibi vatandaş da kredi almadan tüketemez. Büyümenin önemli bir ayağı da böylece kesilmiş olabilir. 2019’da ekonominin büyümesini bırakın, bu kaynak olmadan istikrarlı kalması mümkün değil. Krizin reel kesim ayağına başlamış oluyoruz.” Kaynak: gazetekarinca.com


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑