Kürdistan

Published on Eylül 18th, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

Karayılan’dan, TC’nin ‘Suriye planı’ hakkında çarpıcı açıklamalar

Türk devletinin El Kaide ve El Nusra çizgisindeki örgütlerle ilişkisine yeniden dikkat çeken Karayılan, “Bu çizginin temsilcisi AKP ve Katar’dır. İdlib’teki bazı örgütler El Nusra’yı aşırı derecede MİT’e bağlı olduğu için eleştiriyor” dedi.

Türkiye’nin Kürtleri kendisi için tehlike olarak gördüğünü ifade eden Karayılan, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kürt inkârı üzerine kurulduğunu hatırlatarak, “Şimdi Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yeni bir dönem başlattığını belirtiyor. Başkanlık dönemini başlattı. Erdoğan’ın öncülük ettiği başkanlık sistemi de Kürt katliamı üzerinden inşa edilmek isteniyor. Tek egemen olmak için Kürtlerin olmaması gerektiğini belirtiyor” dedi.

Stêrk TV’de yayınlan özel bir programa katılan PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, gazeteci Ciwan Tunç’un sorularını yanıtladı.

ANF’de yer alan haberi olduğu gibi yayımlıyoruz:

ARAP HALKI İÇİN DE TEHLİKEDİR

AKP’nin İhvan-ı Müslim ve El Kaide çizgisinin sentezi olduğunu belirten Karayılan, bu iki yapıyla da ittifak ettiğini söyledi. “Birlikte hareket ediyorlar. Zaten bu birliktelikleri artık İdlib’te ve başka yerlerde açık bir biçimde görülüyor” diyen Karayılan, bu durumun Arap halkları için büyük bir tehlike olduğunu vurguladı. Mesela bölgede bir çözüm gelişse sonrasında Türkiye’nin uygulamaya çalıştığı konseptin bela olacağını dile getiren Karayılan, şöyle izah etti: “Örneğin Suriye’de taraflar anlaşırsa Türkiye’ye ne diyecekler, Türkiye’yi bunun içinden nasıl çıkaracaklar. Türkiye’nin uyguladığı siyaset bölgede yeni sorunların çıkmasına yol açıyor. Var olan sorunlar yetmiyormuş gibi Türkiye daha fazla sorun üretiyor. Çünkü şimdiye kadar yani 1970’lere kadar bir şekliyle geldi. Sonra 2015’e kadar Türkiye kendi sınırları içinde ne yapmak istese yapıyordu. 2015’ten sonra aldıkları karar temelinde artık kendi sınırlarının dışıyla da ilgilenmeyi esas aldılar. Sınırlarının dışına uzanarak bölge sorunlarına müdahale etmek ve bölge üzerinde durmak istiyor. Bu çerçevede daha 2011’in başında Suriye ile çok ilgilendi. AKP bunu baştan beri geliştirdi. Bu yaklaşım, 2015’te bir devlet konseptine dönüştü. AKP esasta İhvan-ı Müslim ve El Kaide ile eskiden beri ilişki halindedir. 2011’de bölgede olaylar başlayınca, bu ilişkiyi aktifleştirdi, silah desteği sağladı. AKP ve Katar bunları destekledi. Daha önce Suudi Arabistan da bunun içindeydi fakat daha sonra kendini çekti. Şimdi bunlar, El Kaide, İhvan-ı Müslim gibi selefi çizgisinde hareket eden grupları besleyerek, silahlandırarak Suriye’de hakimiyet kurmaya çalışıyorlar. Suriye’de o kadar büyük trajediler yaşandı, yüz binlerce insan hayatını kaybetti, tarihi şehirler yıkıldı, yine 8 milyon insanın mültecileştiği belirtiliyor. Bu sonuçtan Erdoğan’ın ve AKP siyasetinin sorumluluğu çok büyüktür.”

TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİ

Murat Karayılan, Türkiye ile Rusya’nin ilişkileri ve işbirliği konusunda değerlendirmelerde bulundu. Rusya’nın Dera, Qletra ve Süveyda halledildikten sonra 16 Ağustos’ta İdlib’e operasyon başlatmayı planladığını kaydeden Karayılan, bunu duyan/fark eden Türkiye’nin iki şey yaptığına dikkat çekti:

  • Amerika ile arasında yaşanan çelişkileri alevlendirdi. Rahip Brunson meselesinde, önce söz verdi sonra bu sözü yerine getirmedi. Bununla çelişkiyi gündeme getirerek Rusya ve Putin’e Amerika ile sıkıntı yaşadığının mesajını vermek istedi.

  • Moskova’ya heyetler gönderdi. Hulusi Akar ile Hakan Fidan bir haftada iki defa Rusya’ya gitti. Gidişlerinin amacı Rusya’ya anlaşma karşılığında kimi şeyler sunmaktı.”

TÜRKİYE’NİN SUNDUĞU 4 BAŞLIK

Türkiye’nin bu görüşmelerde dört başlığı öne çıkarttığını söyleyen Karayılan, şöyle sıraladı:

  • Kürtler ile Suriye rejimi arasında gelişen diyalogun kesilmesi istendi. Dikkat edilirse MSD heyeti Şam’a gidip rejimle Suriye meselesi, yine Kürt sorunun çözüm arayışlarını yürütürken, Türk devletinin tek amacı barışçıl bir çözümün gelişmemesi için geliştirilmeye çalışılan diyalogun kesilmesidir.

  • Tıl Rıfat ve Tıl Rıfat’ın etrafında halen YPG’nin olduğunu dolayısıyla oraya operasyon yapmak için imkan sağlanmasını istedi. Efrîn’den oraya taşınan Kürtler var, orayı da işgal etmek için Rusya’dan talepte bulunuyor.

  • Minbic’i alma talepleri var. Fakat Amerika’nın engelleri var, yine değişik engeller var. Bu engelleri aşmak ve Minbic’i almak için Rusya’dan destek talebinde bulunuyor.

  • ‘Eğer bu konularda destek sağlasanız biz de El Nusra’yı İdlib’ten çıkarabiliriz, sizler de Cerablus, Bab, Efrîn, Ezaz oralara yerleşirsiniz, o zaman İdlib meselesini barışçıl bir şekilde çözebiliriz’ deniliyor. Yani Rusya’ya sen İdlib’te çatışma, öte yandan Tıl Rıfat’a ve Kürtlere karşı savaşmama imkan sağla’ diyor.

Bu da açıkça ortaya koymaktadır ki; Türk devletinin tek bir hedefi var o da Kürtlerin bölgede statü sahibi olmaması, Kürtlerin bölgede özgür, resmi olarak tanınmamasıdır. Türk devletinin öncelikli amacı budur. İkinci amaçladığı şey ise bölgede daha fazla genişlemektir.”

TÜRKİYE’NİN UZUN VADELİ HEDEFİ

Türkiye’nin Güney Kürdistan siyasetine de dikkat çeken Karayılan, kimi kesimlerle ilişki geliştirirken kimilerini de tehdit ederek etkisizleştirmeye çalıştığını ve bununla esas amaçlananın Kerkük olduğunu söyledi. Karayılan, şöyle konuştu: “Siyasette taktik ve stratejik yaklaşımlar; kısa ve uzun vadeli hedefler vardır. Türkiye’nin kısa vadeli hedefi, PKK ile savaşmaktır. Uzun vadeli hedefi ise Kürtlerin bütün kazanımlarını ortadan kaldırmaktır. Bunu Türklere iftira atmak için belirtmiyoruz, bu Türklerin temel konseptidir. Zaten kendileri de açıkça söylüyor. Örneğin Güney referandumu sürecinde Erdoğan bu düşüncesini açıkça dile getirdi. Bunlar bölgede Kürt varlığını istemiyor. Kuzey Kürdistan’da Kürtleri bastırsa da Güney’de federasyonun olması, aynı zamanda Rojava’da federasyona benzer bir şeyin olması, Kuzey’deki Kürtleri bastırmasını imkansızlaştırır. Yarısını öldürsek bile geriye kalan yarısı yine başkaldırır, diyorlar. Bu nedenle sorunu kökten çözmeyi hedefliyorlar. Kökten çözmek nedir? Hem, Güney’de hem de Rojava’da gelişen devrimleri ve kazanımları boğmaktır. Bunu yaparken de birden hepsini karşına almayarak, İran ile ittifak yaparak Doğu Kürdistan’ı İran eliyle halletmek, bu temelde Kürt sorunun tehlike olmaktan çıkartmaktır.”

YENİ SİSTEM DE KÜRT SOYKIRIMI ÜZERİNDEN

Türkiye’nin Kürtleri kendisi için tehlike olarak gördüğünü ifade eden Karayılan, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kürt inkârı üzerine kurulduğunu hatırlatarak, “Şimdi Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yeni bir dönem başlattığını belirtiyor. Başkanlık dönemini başlattı. Erdoğan’ın öncülük ettiği başkanlık sistemi de Kürt katliamı üzerinden inşa edilmek isteniyor. Tek egemen olmak için Kürtlerin olmaması gerektiğini belirtiyor. Kürtlerin sesi kesilmeli, sözü dahi edilmemeli ve irade haline gelmemelidir. Çünkü sistemi MHP ve Ergenekon üzerinden oluşturdu. Bunlar gece gündüz rüyalarında bile Kerkük’ü görüyor. Her fırsatta Kerkük’ün atalarından kalma olduğunu ve mutlaka bir gün Kerkük ve Musul’u alacaklarını söylüyor. Sistem bu zihniyet üzerinden oluşturuldu. O nedenle Kürt halkı için tehlike büyüktür.”

KÜRTLER İÇİN STRATEJİK YAKLAŞIM

Bütün Kürt çevrelerinin geliştirilmek istenen tehlikeli konsepti görmesi gerektiğini söyleyen Karayılan, bu konudaki stratejik yaklaşımın ve ortak tutumun gerekliliğini dile getirerek, şöyle sürdürdü: “Bütün Kürt çevreleri birlik olmayabilir, bu nedenle ortak tutumla saldırılara karşı çıkmayabilirler. En azından herkes kendi cephesinden bu tehlikeli siyasetin önünü alma çabası içinde olmalıdır. Kürtler arası, ortaklaşma, ortak diyalog ve ittifaka ihtiyaç var. En son gelişen saldırılar da bunu gösteriyor. Bu konuda hiçbir Kürt yanlış yapmamalıdır. Bu bir parti meselesi değil, stratejik bir meseledir. Kürt halkının stratejisidir. Bugün Ortadoğu bölgesinde bir savaş var. Savaştan sonra bölgenin nasıl dizayn edileceği meselesi önemlidir. Şimdi Türk devleti bu hesabı yapıyor. Temel amacı yeni dizaynda Kürtlerin yer almamasıdır, esas politikası bu. Kürtler olarak yeni dizayn sürecinde tekrardan inkar edilmemek için irade olmamız, bir strateji temelinde ortak bir diyalog oluşturmamız gerekir. Kimse Kürt karşıtı politikalara ortak olmamalıdır. Örneğin normal bir devlet ile ilişki kurabilirsin ama kanını içmek isteyen bir devletle, bugün yarın işini bitireceğim diyen bir devlete nasıl dost diyebilirsin, dostluk adına ilişkilenebilirsin. Kısacası olan tehlikeyi bütün Kürt taraflarının görmesi ve kendi cephesinden buna karşı tutum alması gerekiyor.

DÜŞMANIN ELİNİ GÜÇLENDİRMEYELİM

Böylesine tarihi bir dönemde eğer Kürtler ortak bir strateji temelinde hareket etmezse kaybedecekler. Bunca direniş, bedel ve emeğe rağmen, ortak bir politika ve strateji geliştirmemesi durumunda sonuçları iyi olmaz. Bu olmazsa Kürtler tasfiye olur demiyorum; çünkü bu zordur, bu bizlere bile kalsa aldığımız tedbirler var ve kolay düşecek değiliz. Bu konuda bizim stratejik kimi tedbirlerimiz var. Ancak, Kürtlerin birlik olmaması düşmanının elini güçlendiriyor. Bunu bilerek düşmanın elini güçlendirmemeliyiz. Temel mesele budur.”

TÜRKİYE’NİN KISA VADELİ İKİ HEDEFİ

Türk devletinin El Kaide ve El Nusra çizgisindeki örgütlerle ilişkisine yeniden dikkat çeken Karayılan, şunları dile getirdi: “Bu çizginin temsilcisi AKP ve Katar’dır. İdlib’teki bazı örgütler El Nusra’yı aşırı derecede MİT’e bağlı olduğu için eleştiriyor. Onların eline düşmekle suçluyorlar. Türkiye’nin uzun vadeli hedefi Kürtleri yok etmektir. Kısa vade de ise iki konsepti hedefi var;

  • İdlib’te savaşı durdurmak ve mümkünse kendisi saldırmak istiyor.

  • Güneyi işgal etmek.

Onun için de hem İran’la sonuna kadar diyalog sürdürdü hem de Irak’la. Bizim bildiğimiz kadarıyla başarıya ulaşamadı. Güney’de de kendine ortaklar yaratmak istedi, bu konuda da başarılı olamadı. Tek başına da ilerlemeye korkuyor. Şu an ortada kalmış. Lêlikan’da, Tepê Xwedê’de, Koordine’de her gün darbe yiyor. Kendilerini koruyamıyor. Geri gitseler kendileri için düşüş olur. İlerlemek için de kendine yandaş yaratmak zorunda, bu konuda da şimdiye kadar başarılı olamadı. Tek başına ilerlemeye de korkuyor.

Özcesi şöyle söylenebilir: Türk devleti en zayıf dönemini yaşıyor. Hem İdlib konusunda daraldı, yolun sonuna geldi. Hem Güney konusunda daraldı. Bildiğiniz gibi, askeri, siyasi, ekonomik bir kriz yaşıyor.”

(anf)

Tags: , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑