Ekonomi

Published on Ekim 16th, 2018 | by Avrupa Forum 7

0

Kapitalizmin hegemonik işleyişi: DTÖ Uyuşmazlık Çözümü Mekanizması

Tayfun Mertan

164 üye devleti (dünya ticaretinin yüzde 98’i) bünyesinde barındırmasıyla uluslararası kapitalist hegemonyanın çatı kurumu olan Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), 1947 yılında imzalanan Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması’nın (General Agreement on Tariffs and Trade – GATT) yerini alarak 1995’te kuruldu. En temel varlık amacı ise uluslararası ticareti sürekli olarak daha basitleştirmesi ve yaygınlaştırması olarak açıklanabilir. Bu amacı doğrultusunda DTÖ, mal, hizmet ve fikri mülkiyet alanlarını kapsayan ticaret müzakereleri yürütüyor ve yapılan anlaşmaların gereklerinin devletler tarafından yerine getirilmesini takip ediyor. Ek olarak, DTÖ, Uyuşmazlık Çözümü (Dispute Settlement) mekanizması ile devletlerarası anlaşmazlıkların çözülmesinde hakemlik görevi görüyor.
Örgütün internet sayfası üzerinden bu anlaşmazlıkların taraflarının ve ayrıntılarının bilgisine ulaşmak mümkün. i En çok şikâyet edilen ve başka devletleri en çok şikâyet eden devlet tahmin edileceği üzere ABD. DTÖ’ye ilettiği 123 şikâyetle birlikte ABD, 151 kez başka devletler tarafından şikâyet edilmiş. Hakkında 10 şikâyetin olduğu Türkiye ise Örgüt’e 5 şikâyet bildirmiş.
ABD’nin uyuşmazlık yaşadığı devletler Çin, AB, Kanada, Meksika, Arjantin ve Kuzey Kore olarak görünüyor. En çok şikâyet ettiği ve taraflarınca şikâyet edildiği devletler bunlar. Bu devletlerle uyuşmazlıkların ortaya çıkmasının nedeni, ABD’li şirketler ile bölgesel olarak veya kapitalist sistem içinde rekabet yaşayan şirketlerin menşei olan ülkeleri yönetiyor olmaları. Başvuruların konuları ise mal, hizmet ve fikri mülkiyet alanlarında, burada aktarılamayacak kadar çeşitli meseleleri kapsıyor.
Elbette, Türkiye ile ilgili bir parantez açmak gerekiyor. Türkiye 2000 yılında Mısır’ı ithal inşaat demirlerine vergi getirmesi dolayısıyla şikâyet etmiş. Görüşmeler sonunda ise Örgüt, Mısır’ın ilgili anlaşma maddelerini ihlal etmediği kararına varmış. Türkiye’nin diğer dört başvurusundan biri Güney Afrika (battaniyelik kumaşın ithalatına vergi konulması), biri Fas (sıcak haddelenmiş çelik ürünlerinin ithalatına vergi konulması) ve ikisi ABD (bazı boru, tüp, çelik ve alüminyum ürünlerinin ithalatının engellenmesi) hakkında. Bu başvuruların hiçbiri sonuçlanmış değil. Türkiye hakkında yapılan şikâyetler ise yine genellikle tekstil ve giyim, demir ve çelik ve bazı gıda ürünlerinin ithalatının engellenmesiyle ilgili olarak gerçekleştirilmişiti.ii Bu şikâyetlere baktığımızda, inşaat ve tekstil sektörlerinin Türkiye’nin dış ticaretinde uyuşmazlık alanında da ağırlıklı olduğunu görebiliyoruz.
Uyuşmazlık Çözümü mekanizması DTÖ’nün önem atfettiği ve varlığını meşrulaştırmak için kullandığı araçlarından bir tanesi. “Uyuşmazlık Çözüm Organı” ve “Temyiz Organı” ile bu mekanizma, Örgüt’e göre, küresel ekonomik ilişkilerin “merkezi dayanağı” olarak bu ilişkilerin kural-temelli bir sistem dâhilinde işleyebilmesini sağlıyor.
Her ne kadar mekanizma bazen başta ABD olmak üzere gelişmiş kapitalist devletler aleyhine kararlar çıkarabiliyor olsa da, bu kararlar uluslararası kapitalist sistemin hiyerarşik yapısını etkilemekten çok uzakta. Zaten kapitalist sistemin temel kurumlarından birinin böyle kararlara olanak sağlaması ihtimali bile düşünülemez. Ancak, bu mekanizmayı, hegemonik bir yapının olmazsa olmazı, rıza üretimi ihtiyacını karşılamak için kullanışlı bir sistem olarak görebiliriz. Geri bırakılmış ve gelişmekte olan devletlerin bir hukuksuzlukla karşılaştıklarında devletler-üstü bir makama ulaşabiliyor olmaları, düzen içinde kalarak gelişmiş kapitalist devletleri şikâyet edebilmeleri, uluslararası kapitalist sistemin işleyişini olabildiğince koruma amacına katkıda bulunuyor diyebiliriz.
Bugün, Trump yönetiminin, uluslararası ilişkilerde çok-taraflılığa karşıt bir siyaset ve söylem benimsediği düşünülüyor. Hatta ABD’nin Uyuşmazlık Çözümü mekanizmasının karar almasını engelleyecek şekilde davrandığı da biliniyor. Ancak aynı Trump yönetimindeki ABD, 2017’den beri 11 kez Uyuşmazlık Çözümü’ne başvurarak diğer devletleri bu çok-taraflı sisteme şikâyet etmiş durumda. Bu başvurularla, Trump yönetimi, ithalata vergi getirerek “kendi üreticisini koruma” siyasetine karşı ABD’yi DTÖ’ye şikâyet ederek misilleme yapan devletleri yine DTÖ aracılığıyla sıkıştırıyor.
Bugün, uluslararası ilişkilere dair liberal tahayyüllerin en yaygınlarından biri olan çok-taraflılık özelliğinin tehlikede olduğu iddiası bütün ana akım medya, siyaset, ve organik aydınlar tarafından yoğun olarak servis ediliyor. Aslında duruma baktığımızda, SSCB’nin yıkılışından sonra tamamen gelişmiş kapitalist devletlerin, yoğunlukla da siyasi, ekonomik ve askeri temelli Atlantik ittifakının domine ettiği uluslararası kapitalist sistemde çok-taraflılığın zaten etkin olarak hiç var olmadığını söyleyebiliriz. Bugünlerde şahit olduğumuz şey, lider kapitalist devletin baskınlığını arttırarak, uzun dönemde karşısına çıkabilecek Çin gibi bir tehdide karşı kapitalist sistem içindeki gücünü pekiştirme siyasetidir.

i https://www.wto.org/english/tratop_e/dispu_e/dispu_by_country_e.htm
ii Türkiye’yi şikâyet eden devletler Hong Kong, Hindistan, Macaristan, Ekvador, ABD, Brezilya, Ekvador ve Tayland.
iii Payosova, Hufbauer, Schott. The Dispute Settlement Crisis in the World Trade Organization: Causes and Cures. https://piie.com/system/files/documents/pb18-5.pdf Kaynak: baslangicdergi.org


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑