Dünya

Published on Eylül 8th, 2017 | by Avrupa Forum 3

0

Kapitalizm gezegenin hayatta kalmasıyla bağdaşmaz – Jean-Jacques Régibier

Yaz başından bu yana, küresel ısınma ve çevrenin bozulmasıyla ilgili kötü haberler, tümünün hep aynı teşhise yöneldiği bilimsel incelemeler çığı altında kaygı verici bir hızla çoğalıyor: Eğer küresel düzeyde kesin önlemler alınmazsa, gezegenin bir bölümü kısa zamanda yaşanmaz hale gelecek

Çevreye verilen zararların tehlikesini ve genişliğini göstermek için incelemeler birbirini izliyor. Ürettiğini onarmak için kapitalizme güvenilebilir mi? Brüksel’de Avrupa Sol Birliği[1] tarafından bir araya getirilen bilim insanları, çevreci mücadeleciler ve Avrupalı vekiller “hayır” diyor. Başka seçenekler öneriyorlar..

Yaz başından bu yana, küresel ısınma ve çevrenin bozulmasıyla ilgili kötü haberler, tümünün hep aynı teşhise yöneldiği bilimsel incelemeler çığı altında kaygı verici bir hızla çoğalıyor: Eğer küresel düzeyde kesin önlemler alınmazsa, gezegenin bir bölümü kısa zamanda yaşanmaz hale gelecek. Hatta kimi incelemeler toparlanma için geç kalındığını belirtiyor.

Açıklanan küresel felaketin ayrıntılı olmayan yaz demetinden kimi yazılar

– Nature dergisinde, Fransız iklimbilimci Jean Jouzel ve bir grup bilim insanı, eğer 3 yıla kadar sera etkili gaz salımları istikrarlı hale getirilmezse, gezegen felaketli sonuçlara neden olacak başka tür bir iklime geçeceğini söylüyor: Sıcaklığa bağlı ölümlerin artışı (Fransa’nın kimi bölgeleri 50 derecenin üstünü görecek), yangınlar, özellikle Afrika Boynuzu, Ortadoğu, Pakistan ve İran gibi etkilenen  bölgelerden gelen çevre sığınmacılarının artışı (şimdiden dünyadaki sayıları 65 milyon), tarımsal verimin düşüşü vb.

– 60 ülkede 500’den fazla bilim insanının hazırladığı bir rapora göre sıcaklık, sera etkili gaz salımı, okyanusların yükselmesi ve kuraklıktan muzdarip toprakların artışı konusunda 2016 yılı tüm rekorları kırdı.

– Amerikalı iklimbilimci Michael Oppenheimer’a göre ABD’nin Paris İklim Konferansı’ndan çekilmesiyle, konferansın uygulamaya konulma şansı yüzde 10’u geçmeyecek (kimileri %5 diyor).

– Unesco tarafından geçen Nisan ayında yapılan bilimsel bir değerlendirmeye göre sera etkili gazlar hızla azaltılmazsa, dünya mirasında yer alan 24 mercan kayalığı 2100 yılına kadar kaybolmuş olacak. Bugün yüzde 20’si kaybolmuş durumda.

– Temmuz ayı başında, Amerikalı ve Meksikalı araştırmacıların[2] yaptığı incelemeye göre dünyada omurgalı türlerin sayısı 60 milyon yıl önce dinozorların kaybolmasından bu yana görülmemiş hızda geriliyor. Araştırmacılar “hayvanların altıncı kitlesel yok oluşundan” söz ediyorlar ve bu kaybın hem ekosistem hem de genel olarak ekonomi ve toplum üzerindeki felaketli sonuçlarını çözümlemeye çalışıyorlar.

– Sciences Advances dergisinin makalesine göre, gezegenin diğer bölgelerine göre iki kat daha fazla ısınan Grönland’da buzulların erimesi önümüzdeki yıllarda hızlanacak. Bu makalenin yazarlarından biri olan Bernd Kulessa’ya (Swansea İngiliz Üniversitesi Bilim Koleji) göre eğer buzullar tümüyle kaybolursa, okyanuslar 7 metre yükselecek.

Bunu doğrulamak için, birkaç gün önce, metan gazı taşıyan Total bayraklı 300 metrelik bir gemi genelde buzulla kaplı olan Kuzey-Doğu geçişini buzul kırıcı gemi yardımı olmaksızın kullandı. Petrolcülerin düşü olduğu kadar Rusya gibi kimi devletlerin de düşü olan Atlantik’ten Pasifik’e Bering Boğazı’ndan geçmek gerçek oluyor.

– Son olarak, BM’nin verdiği verileri kullanan uluslararası araştırma enstitüsüne[3] göre temmuz ayı sonundan beri gezegen “krediyle” yaşıyor, yani insanlık dünyanın bir yılda üreteceği kaynakları 7 ayda tüketiyor. Daha da önemlisi bu süre giderek kısalıyor.

Prim olarak da tüketim konusunda başka bir incelemenin eğer tüm insanlar Fransızlar gibi tüketseydi dünyamız gibi üç gezegenin gerekli olacağını bildirdiğini belirtelim.

Sorumlusu kapitalizm

Tüm bu incelemeler birbiriyle örtüşüyorsa ve sonuçlar üzerinde birbirini tamamlıyorsa nedenler üzerinde de anlaşıyorlar: “Sanayi çağından” beri üretimin patlayan gelişmesi ve gezegenin kaynaklarının sınırsız işletilmesi gelişen felaketin sorumlusu. Son yıllarda durumun çok daha hızlı yayılması ek bir kanıt sunuyor. Bu hızlanma doğrudan yükselmekte olan ülkelerde kapitalizmin gelişmesi ve daha genel olarak bu üretim biçiminin tüm gezegene üstün şekilde yayılmasıdır. Yükselmekte olan ülkeler içinde ilk sırada olan Çin birinci küresel kapitalist güç ABD’nin önünde sera gazı salan ilk ülkedir. “Büyüme mantığı sistemin özyıkımına doğru gidiyor. İşte insanlığın kaynaklarının işletilmesini özele verdiğinizde çıkan sonuç budur” diyor İspanyol Avrupa milletvekili Xabier Benito.

Bu Daniel Tanuro’nun da düşüncesi. O’na göre kapitalist sistemin amacı aşırı değer üretmektir ve kâr oranının düşüşüne karşı koymak yani meta kitlesini daha fazla artırmak yani daha fazla kaynak ve enerji tüketmek için canlı emeği ölü emekle değiştirmekten başka çözüm yoktur. Eko-sosyalistler ise sürekli şunu yineler: “Kapitalist büyüme ekolojik bunalımın nedenidir ve kitlesel sürekli işsizlik de diğer yönüdür.” Bu nedenle Tanuro için toplumsal mücadele ile çevre mücadelesi birleşmelidir.

Uluslararası düzeyde Avrupa Birliği tarafından harekete geçirilen “yeşil kapitalizm” ile de kuruntuya kapılmamak gerek. Bu konuda bir kitap yazan Tanuro için “Yeşil kapitalizm bir oksimorondur.”[4]Bugün dünyanın her köşesinde yaptığı yıkımlar şiddetinin göstergesidir diyor İtalyan Eleonera Forenza ve Güney İtalya’nın nasıl Kuzey İtalya’nın çöplüğü olduğunu açıklıyor.

Seçenekler neler?

Kapitalizmin modernleşmesi ya da yeşilleşmesinin bir çıkmaz sokak olduğu kabul edilince (aynı şekilde materyalist sonrası ya da sınıflar sonrası değerlerin ortaya çıkarılması da) tarihçi Stefania Barca gibi sorunun kapitalizm olduğu açıkça ortaya koyulmalıdır. Bu aksiyomdan hareketle XX. yüzyılın deyimlerine göre yeni deyimlerle politikayı düşünmek gerek. “kapitalizmi engelleyebilir miyiz” sorusu genel siyasi soru oluyor. Bu soruyu soran ise Almanya’da linyit ve kömür madenlerini engellemeye yönelik eylemler yapan siyasi ve çevreci bir topluluk olan Ende Gelande’dan Dorothée Haussermann. “Kömür küresel ısınmanın sorunlarından biri, üretimini engellemek gerek. Bir yerlerden başlamak gerek ve biz ele almalıyız” diyor Hassermann.

İklim değişikliği konusunda, eksik olan bilgi değildir diyor Rikard Warlenhus (İsveç- Sol Parti), ama şeyleri değiştirmek sanki bizim olanaklarımızın ötesinde gibi. Çünkü daha önce söylediğimiz nedenlerle “kapitalizmin sonunu hayal etmek imkansızdır” diyor Ernest Cornelia (GUE/Die Linke). O’nun için, soru şöyle sorulmalı: “Bugünkü evreden diğerine nasıl geçilmeli?” Bu soru önemli. Çünkü “İklimle ilgili dosyalar bizi bölüyor” diyor Rikard Warlenhus. Örneğin, D.Haussermann “Çevreci hareket istihdama tehdit gibi sunulabilir” diyor. Bu nedenle, işsizlik artmaya devem etse ve birçok sendika fosil enerjileri kabul etse de sendikal hareketin bir kısmı,“yeşil kapitalizme” geçti. Bu da Stefaba Barca’ya göre işçi hareketinin son otuz yılda tükenmesi hesabına yazılacak bir zorluk ve bölünme yarattığının bilincinde olmak gerek. Bu nedenle çevre için mücadeleyi “emek ve sermaye güçleri arasında küresel düzeyde sınıf mücadelesi biçimi altında ele almak gerekir” diye ekliyor.

Tüm dünyada çevre için değişik biçim ve farklı aktörlerle yürütülen mücadelelerin canlılığını saptayarak, bu kişiler tüm bu hareketler ile var olduklarında kurumsal aktörler (kent, bölge), sendikalar, partiler arasında eklemleme gerektiği üzerinde ısrar etmektedirler.

Amaç  “rakiple aynı eylem ölçeğinde bulunmaktır” diyor R.Warlenhus. Çünkü “sermaye ulus devletin yapısını aşar.”

Kadınların çok önemli rolü

Birçok analizci önemli bir nokta olarak ekolojik ve toplumsal mücadelede kadınların rolünün altını çiziyorlar. Kadınlar erkekler gibi eşit şekilde mücadeleye katılsınlar demek söz konusu değildir (kadın-erkek eşitliği, toplumlarımızın yinelediği ama saygı gösterilmeyen bir yinelemedir) ama kadın olarak yeni mücadele biçimlerinde kadınların özgün, belirleyici ve yenilikçi katkısını saptamak gerekir. İtalyan milletvekili Eleonara Forenza (GUE-GVN) 1976 yılında Seveso felaketini izleyen günlerdeki hareketlerde eko-feminizmin kurucu öğesini gördü. “Tıbbi incelemeler yapılmasını isteyerek kadınlar önemli bir rol oynadılar. Çünkü hamile kadınlar sakat çocuklar doğurabilirdi. İtalya’da ilk kez kürtaj çağrısını onlar yaptı.” (Kürtaj yasal ama hala uygulaması zor). Kadınların ekolojik mücadeleye katkısı çok önemlidir diyor D.Tanuro. “Ataerkinin kadınlara verdiği yer onlara özel bir bilinç sağlıyor.” Güney ülkelerinde geçimlik tarımın yüzde 90’ını kadınlar sağlıyor ve tarıma bağlı mücadelede, toprak mülkiyetinde, kirlenme ya da iklim mücadelesinde başı çekiyorlar.

28 Ağustos 2017

Dipnotlar:

[1] Avrupa Parlamentosu’nda müzakere, 27 Mart 2017, Brüksel, PNAS’ta yayımlandı (Proceedings of the natural Academy of Sciences)

[2] Okyanus ve atmosferik Amerika ajansı ve Amerika meteoroloji topluluğu tarafından Temmuz ‘da yayınlandı.

[3] Global Foodprint network, Oakland

[4] Daniel Tanuro, İmpossible capitalisme vert, Découverte.

[L’Humanité’deki Fransızca orijinalinden İsmail Kılınç tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir]

Tags: , , , , , ,


About the Author



Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑