Türkiye

Published on Nisan 23rd, 2018 | by Avrupa Forum 3

0

Kalkan ve Mızrak – Cem Tiryaki

Bu seçimlerin “demokratik” bir karakteri olmadığı konusunda hepimiz hem fikiriz.

Bu seçimleri boykot etmenin bir siyasal sonuç yaratmayacağını da bildiğimiz için ,seçim sürecini yalnızca mücadelemizin bir parçası olarak görüyoruz.

24 Hazirana doğru yaşayacağımız her günün, yığınla demokrasi ihlaliyle geçeceğini, ama asıl 24 Haziran sonrasının katmerli saldırı dönemi olduğunu da görüyoruz.

Bütün bunları gördüğümüz için hepimiz “örgütlenin” ,”mücadele araçlarını oluşturun” çağrıları yapıyoruz. Tıpkı 1 Kasım sonrasında olduğu gibi…

1 Kasım seçimlerinden sonra yaşadığımız gerçeğin açıkça ortaya çıkardığı şu oldu: Bu çağrıları yaptığımız halk bırakalım saldırılar karşısında daha üst seviyede örgütlenip mücadele yürütmeyi, mevcut örgütlenme düzeyini bile koruyamadı.

Birkaç cesur çıkış dışında bir pratik gösteremedi.

Öyleyse faşizm karşısında örgütlenme ve mücadele emareleri gösteren bir halk dinamiğiyle yüz yüze değiliz. Tersine yüzleşmekten kaçınan; hep daha geri bir noktada kendini korumaya çalışan bir halk var.

Bu halka “örgütlerin, mücadele edin” demekten vazgeçmeyelim ama yalnızca bunların yeterli olmayacağını da bilelim.

Örgütlenme ve mücadele çağrısı kaçınılmaz olarak program, strateji ve İttifak sorunlarını davet eder.

Bunlardan hiç söz etmeden “ örgütlenin, mücadeleyi yükseltin” çağrısını sürekli tekrar edenlerin aslında tam da söylediklerini yapmayacaklarını, Erdoğan’ın kaşının hareketinden hayatına dair sonuçlar çıkaran halk sezer.

Tam böyle olmadı mı?

Kocaman Kürt halkı, önderliğinin artık “Türkiyelileşme” siyasetine yoğunlaşmayıp  ana gücünü Ortadoğu zemininde Kürdistani bir yönelime çevirdiğini anladığı anda bu yeni duruma uygun konumlanmadı mı? Ya da 17 Nisan’da oylarına sahip çıkmak için sokaklara dökülenler, yanlarında kimsenin olmadığını gördüklerinde büyük bir hayal kırıklığı ile evlerine dönmedi mi?

Bu nedenlerle Türkiye devrimci hareketinin önünde iki temel görev bulunuyor.

Birincisi son üç yıldır “Türkiyelileşme” programından uzaklaşan Kürt özgürlük hareketini ve ağır saldırılar karşısında gittikçe daha fazla “kültürelleşen” Alevi hareketini yeniden ama bu kez 7 Haziran dönemini de aşan bir ittifak ilişkisine cesaretlendirmek…

Son 40 yıldır, sürekli Kürt Hareketinin içinde bulunmadığı bir demokrasi mücadelesinin kurulamayacağını, hatta düşünülemeyeceğini söylüyoruz. Türkiye Devrimcileri olarak bunun yanına net bir şekilde, Alevi Hareketinin içinde olmadığı bir Demokrasi mücadelesinin de, geliştirilemeyeceğini eklemeliyiz.

Bu konuda 7 Haziran sonrası verdiğimiz sınav oldukça kötü sonuçlandı.

7 Haziran başarısını getiren Kürt-Alevi ittifakını koruma gücü gösteremedik.

Yalnızca devlet saldırıları değil, Kürt Özgürlük Hareketi’nin ittifakın değerini anlamayan, mücadele tarihinin getirdiği olgunluğunun oldukça uzağında ki yaklaşımları karşısında yüksek sesli bir itirazda bulunmadık. Tersine tarihsel ittifakı koruma kararlılığı yerine birçok devrimci grup KÖH’nin hatasına ortak olan, onu büyüten bir tutum sergiledi.

Oysa daha 1 Kasım seçimleri için adaylar belirlenirken Alevi adaylarının seçilemeyecek yerlere kaydırılması bize alarm işaretini vermeliydi. Daha o zaman Alevilerin en az grup kuracak sayıda milletvekili olmalıdır diyebilmeliydik.

 

İkincisi bu ittifakın hedeflerinin “eşit yurttaşlık”, “herkes için adalet” gibi soyut ve öyle kaldığı sürece hakim Sünni ve Türk Siyasetini meşrulaştıran orta sınıf taleplerinden kopararak gerçekten ezilenlerin taleplerine yönlendirmek…

Devletin bütün yönetici kadroları Türk Sünni ve ezici bir çoğunlukla erkektir. Ekonominin bütün temel sektörlerinde, bütün kilit fabrikalarda, bütün yöneticiler hatta işçiler Türk ve Sünnidir. 10-12 milyon Alevi, 20-25 Milyon Kürt siyasal ve ekonomik hayatın her alanından, Kemalist ya da Dinci bütün iktidarlar tarafından sistematik olarak dışlanmıştır. Nüfusun % 30 -35 ini oluşturan bu kimliklerin yüzyıllardır süren bu dışlanmaya karşı, en azından nüfusları oranında ,pozitif bir ayrımcılığı da ekleyerek bütün devlet kurumlarında , bütün ekonomik yapılarda , ordu da , poliste vb. gasp edilen haklarının iadesini talep etmeleri gerekmiyor mu?

Nüfusun yarısını oluşturan kadınların hayatın her alanında da yönetimden üretime her düzeyde erkekler tarafından gasp edilmiş yarı haklarının taleplerini yükseltmeleri gerekmiyor mu?

Bu talebi yükseltmeden, dahası kazanmadan nasıl demokratik ilişki kuracağız?

Kota talebi ezilen kimliklerin, cinslerin hem varoluş hem de ortak talebidir. Bütün kimlikler, kendisine saldıran egemen kimliğe karşı genel geçer söylemlerin, taleplerin yanına bir mevzi mücadelesi de eklemelidirler. Çoğunluk ve Devlet şovenizmiyle tam bu noktadan da gerilimi kurmalıdırlar.

Kalkanın yanına Mızrak koymadan her savaş yalnızca kaybedilir.

Ezilenlerin eşitlik ve adalet talebi öncelikle kendileri içindir.

Yalnızca bırakalım daha yüksek görevleri 974 Kaymakamın İçinden bir tanesinin bile Kürt ve Alevi olmadığı sadece 16 tanesinin kadın olduğu bir gerçeklikte herkesin kaymakam olma hakkını savunmanın hiçbir anlamı yoktur. Kürtlerin, Alevilerin ve kadınların Egemen Türk Sünni erkek sistemden gasp edilen haklarını adıyla istemelerinin bilincini, mücadelemize taşımalıyız.

Kendi içimizde özenle uyguladığımız “kota sistemini” bütün bir toplumsal hayat için bütün düzeyler için politikleştirerek ortaya çıkmak, sürekli bir savunma halinden bizleri kurtaracak ve “kalkan”ın yanına “mızrağı” koyacak bir manevradır.

Sonuç olarak, doğru bir ittifak anlayışı ve taleplerle biz “örgütlenin, mücadele edin” çağrılarımızın kendimiz için karşılıklarını oluşturmuş oluruz. Böylece halkın yüzüne bakma, ona konuşma gücümüz olur.

Milyonlarca insanın büyük bir tedirginlikle yalnız daha büyük yıkımları beklediği bir zamanda bir gövde ve bir ruh olarak ortaya çıkmak, Türkiye devrimci hareketinin tarihsel görevidir.

HDK- HDP’nin içinde bulunduğu, toplumsal muhalefetin derinliğine yaşadığı kilitlenme durumunu açmak için bunları yapmalıyız.

Türkiye devrimci hareketi: bir adım öne!

 

 

Tags: , , , , , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑