Kadın

Published on Mart 14th, 2019 | by Avrupa Forum 2

0

Kadın özgürlük mücadelesi devrimcidir – Nazlı Top

Sınıflı toplumların ortaya çıkışıyla birlikte ezilen ilk toplumsal kesimi, cinsi temsil ederler. Kadınlar mücadelenin en önünde saf tutmayı bildiler, direndiler, savaştılar, örgütlendiler. Kapitalizme, patriarkal sisteme, maçizme karşı isyana durdular ve durmaya devam ediyorlar.

Mücadelenin en önünde yer alan kadınlar, günümüzde küresel kapitalist sistemin barbarlığından en çok etkilenenlerin başında da yer almaya da devam ediyorlar. Dünyada var olan 2,5 milyarı aşkın yoksul kesim içinde kadınlar ilk sırada. Kaçak göçmen ve mülteciler içinde zorla seks sektöründe çalıştıranların % 99’nu kadınlar oluşturuyor. ILO’ya göre diğer kalan sektörler içinde %58 i ise kadınlardan oluşuyor. Aynı zamanda kadınlar en çok sömürülen ve güvencesiz çalıştıranlar oranında da ilk sırada yer alıyor.

Kadınlar tüm dünyada ayrımcılığa maruz kalmakta baskı görmekte ve tüm haklarından mahrum bırakılmaktadır. En belirgin olanı belki de en çok şu sıralar gündemde olan kürtaj hakkı ve kadına yönelik cinsel şiddettir. Kadının özgür iradesine, kendi bedeni üzerindeki tasarruf hakkına karşı bir saldırı olan kürtaj hakkının yasaklanması ve kısıtlanması nedeniyle kadınlar ölüme terk edilmektedir. Arjantin’de her yıl kürtaj yasağı nedeniyle 300 kadın ölmektedir. Çünkü erkek egemen sistemin aldığı yasaklı kararlar karşısında kadınlar kürtaj olamadıkları için riskli yöntemlere başvurmakta ve ölmektedirler. Fransa’da Ocak ayı itibariyle 30 kadın katledilmiştir. Yani her iki günde bir kadın eşi, sevgilisi, erkek arkadaşı tarafından katledilmektedir. Nedenlerinden biri maçizm ise öteki de devletin caydırıcı cezai yaptırımlarının olmamasıdır. Var olanın ise erkçi ideoloji ile donatılmış yasalar ve sistem tarafından hafifletilmesidir.

Kadın katliamlarının neredeyse sıradanlaştırıldığı dünyamızda bir isyan sesi Arjantin’de yükseldi ve tüm dünyayı sardı. ‘’Bir kişi daha eksilmeyeceğiz’’ diyen kadınlar 2016 yılında bir erkek tarafından tecavüz edilerek öldürülen 16 yaşındaki Lucía Pérez için sokaklara döküldü, isyan etti. Ardından diğer Avrupa ülkelerinde yaygınlaşan eylemlerin doruk noktası ‘’MeToo’’ kampanyaları ve kitlesel eylemleri oldu.

Bu ayaklanmalardan sonra ki süreçte bu yıl Cezayir, ispanya, Brezilya, Polonya, Türkiye ve Fransa’da kadınlar mücadelenin en ön saflarında daha bir kararlılıkla durdular. Kadınların özgürlük mücadelesinin, artık kazanımlarına yeni kazanımlar eklemek için giderek daha da militanlaştığı göze belirgin bir şekilde çarptı. Milyonlarca kadın toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, cinsiyetçi uygulamalara, şiddet ve katliamlara, patriarkal ve kapitalist sisteme, ücret eşitsizliğine karşı sokaklardaydı. Bu yılki eylemlerde kadın özgürlük mücadelesi eksenli toplumsal mücadelenin öncüsü olma pratiği ve belirginliği görüldü. Türkiye’de AKP diktatörlüğüne karşı kadınlar sokakları direnerek fethetti. Fransa’da 4 aydır zamlara, yoksulluğa karşı isyanla başlayan Macron hükümetinin istifasını isteyen Sarı Yelekliler isyanının en ön saflarında kadınlar yerlerini aldı. Yoksulluk açlık ve neoliberal politikalar en çok bizi vuruyor diyen kadınlar eylemlerdeki erkliği kırmak istediklerini deklare etiler. Avrupa’da kadınlar, aynı işi yaptıkları erkeklere oranla % 22 lere varan ücret eksikliğini protesto yöntemlerini zenginleştirdiler. Saat 15:40 sonrası artık ücretsiz çalışmayacağız diyerek grev deklere etiler ve hayata geçirmenin ilk adımlarını attılar.

İspanya’da milyonlarca kadınlar grev ve eylemlere katılarak kitleselliği ve kararlılığı ile dünya kadınlarına moral ve esin kaynağı oldular.

Evet, kadınlar mücadele tarihlerinden öğreniyor ve yeni nesillere öğreterek yeni bir dünya umudunu büyütüyorlar.

Fransız Devrimi’ni 1789’da başlatan Parisli proleter ve yarı proleter kadınlar, “ekmek sorunu” yüzünden ayaklanıp Versailles şatosuna yürürken ‘’ekmek ve gül istiyoruz’’ derken onur ve özgürlükleri için mücadele etiler en ön saflarda yerini aldılar.

1889 Londra’da 700 kibritçi kadın işçi, vasıfsız işçiler arasında sendikalaşmayı başlatan bir kıvılcım oldular ve 1888-1889 yıllarında sendikalara binlerce kadın katıldı.

Milyonlarca kadının katılımıyla 19 Mart 1911’de İlk Uluslararası Kadın Günü eylemlerinde birçok ülkede Ortak talepler “Emperyalist savaşa hayır”, “Emeği koruma yasaları çıkarılsın”, “Kadınlara seçme ve seçilme hakkı”, “Eşit işe eşit ücret”, “Sekiz saatlik iş günü”, “Yeterli bir anne ve çocuk koruması”, “Asgari ücretlerin belirlenmesi” idi. 1909’da ise Manhattan’da 20 bin gömlek işçisi kadın grev yaptı. Tüm baskı ve saldırılara karşın grev karalılığı gösteren kadınlar taleplerini kabul ettirdi.

Paris Park Hyatt Vendôme Otelinde 41 temizlik işçisi kadın ücretlerinin iyileştirilmesi için 87 gün yaptıkları grev sonrası mücadelelerini kazanımla taçlandırdılar.

Bu yılki 8 Mart etkinliklerine damgasını vuran bir kazanım da Flormar kadın işçilerden geldi. Türkiye’de Sendikaya üye oldukları gerekçesiyle işten çıkarılan ve 297 gün Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan fabrika önünde direniş yapan Flormar kadın işçileri 8 Mart günü taleplerini kısmı kazanımlarına da olsa kabul ettirdiklerini duyurdu. Yine Berlin eyaleti bu yıl 8 Mart gününü resmi tatil günü ilan etti.

Kadınlar mücadele ve kazanma iddialarını konuşturmaya devam edecek. İsviçre’de kadın örgütleri 14 Haziran 2019’da, kadınlarla erkekler arasındaki ücret eşitsizliğini protesto etmek için ulusal bir greve hazırlanıyor.

İşçi kadınların başlattığı mücadele kadın özgürlük mücadelesine yol gösterdi ve göstermeye devam ediyor. Ekmek ve Güllerden oluşan kadın özgürlük mücadelesi, vahşi emperyalist -kapitalist sömürüye, ırkçılığa, ataerkilliğe karşıdır aynı zamanda. Kadınlar yeni nesillere tarihsel mücadele örnekleri devrederek ve yeni nesillere patriarkal sisteme karşı mücadeleyi öğreterek ilerliyor.

Kadın özgürlük mücadelesi dünyayı sarsmaya, yerinden oynatmaya devam ederek devrimci rolünü oynamaya devam edecektir.

Tags: , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑