Yazarlar

Published on Haziran 5th, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

Kadın-Erkek farkı, sadece “cins” farklılığı mıdır? – Gül Güzel

Cinsleri yakın sürece kadar sadece erkek ve kadın olarak ayrıştırıyorduk. Bu konuda hala farklı düşünüp, davrandığımız söylenemez. Mesela, Kadınların hastalıkları neden erkeklerin hastalıklarından farklıdır diye nadir düşünmüşüzdür…
Kadınların hastalıklarını, Erkeklerin hastalıklarından ayrıştıran nedenler
Hastalıklardaki farklılığı yaratan yalnız cinslerin farklı olması değil, bedenlerdeki hormonların da farklı işlev görmesinden kaynaklı oluşlarından, farklı hastalıklara neden olur. Mesela Erkek böbrekleri ile Kadınların böbrekleri aynı çabuklukta çalışmaz. Kadın cildinin erkek cinsinden daha ince bir yapıda olması gibi… Cinslerin bu metabolizma farklılıklarından dolayı, aldıkları ilaçlardan da farklı etkilenmelerine yol açıyor. Mesela Digoxin aktif maddesinin cinsler üzerindeki etkisine kısaca bir bakalım:
Doktora bir erkek gidiyor, ‘’Ben yürürken, merdiven çıkarken kendimi zorladığımda, nefes darlığı çekiyorum ve bacaklarım şişiyor’’ der. Doktor kendisini muayene edip, ‘’sizin kalp rahatsızlığınız var. Ben size içinde Digoxin aktif maddesinin bulunduğu bir ilaç vereceğim. Siz bu ilacı düzenli aldığınızda, sağlık durumunuz iyileşecektir’’der. Aynı sorunları yaşayan kadın da doktora gider. Doktor Kadına aynı ilacı verir ve aynı tavsiyelerde bulunur. Hastalıkları aynı olan iki insan ama cinsleri farklı. Aynı ilacı her ikisi de bir sene boyunca alıyor. Bir sene sonra iki hasta insanda inanılmayacak büyük bir fark ortaya çıkıyor. Hasta olan erkeğin durumu bir sene öncekinden çok daha iyi, yürürken de artık nefes zorluğu çekmiyor ve ayakları şişmiyor. Ama kadın ise aldığı ilaçtan ötürü bir sene sonra iyileşeceğine, durumu daha da kötüleşerek, ölmüştür. Kısa bir süre öncesine kadar doktorlar bu durumun tesadüf olduğunu iddia ediyorlardı. Yapılan araştırmalar ve tahlillerin sonuçlarında, cinsler arası bu fark gerçekliği tespit edilene kadar. Yani, kadının aldığı Digoxin aktif maddesi içerikli ilaç, kalbini güçlendireceğine, aksi tesir yaratarak, ölümüne neden olmuştur.
Digoxin aktif maddesinin cinsler üzerindeki farklı etkisine dair
Araştırmacılar, 1997 yılında 6.800 kalp hastası üzerinde yaptıkları tahlillerde Digoxin aktif maddesi içerikli ilacın kalbi güçlendirdiğini tespit ettiler. 2002 yılında yapılan yeni analiz ve araştırmalarda ise 6.800 kalp hastasının cinslerine bağlı, üzerindeki farklılığını tespit etmeye çalıştılar. Yapılan bu analiz ve araştırmaların sonucunda; Digoxin aktif maddesi içerikli ilacı alan erkeklerin hastahanelerde kalma sürecinin azaldığı ve iyileştikleri. Ama aynı ilacı alan kadın hastaların iyileşmeyip, öldükleri tespit edildi. Yapılan araştırma sonucunda yine şu tespit yapıldı. Kalp hastası olup, bu ilacı almayan kadınlar daha uzun süre yaşadılar. Yani erkeklerin kalp hastalığını iyileştiren bu ilaç, kadınlarda tamamen ters etki yapıyor; hata kadınların erken ölümüne neden oluyor. Bu testlerin sonucu bir şeyi çok bariz bir şekilde netleştiriyor. Kadın ve erkek metabolizmaları mide asidine varana kadar birbirinden çok farklı yapıdadır. Cins farklılığı sadece, bir kaç hormon farklılığından ibaret değildir. Bu durum, bütün dünya insanları için aynıdır. Ancak şimdiye kadar bu farklılık gözetilmeden hasta olan her iki cinse de aynı ilaçlar verilip, tedavi etmeye çalışıldı.
Neden bu farklılık tespiti şimdiye kadar gözetilmedi?
Çok yakın sürece kadar üretilecek yeni ilaç denemeleri yapılırken, bu denemeler erkekler ve erkek hayvanlar üzerinden yapıldı. Erkek cinsi üzerinde yapılan testlerle üretilen bu ilaçlar, erkekleri iyileştirirken, kadın cinsine tersi etki yapıp, erken ölmelerine neden oluyor. Dünya nüfusunun %51’inden fazlasını kadın cinsi oluşturmasına rağmen, ilaç üretim testleri sürekli erkek cinsi üzerinde yapılan deneyimlerle üretildi. Yapılan tıbbi araştırmalarda, ilaç testlerinin sürekli erkek cinsinin üzerinde yapılmasının hataları ancak şimdi görülmeye başladı. Charité Berlin’de, Cinsiyet tıp uzmanı doktor Vera Regit – Zagrose bu konuda yaptığı değerlendirmede,’’ Her iki cinsin hücre yapısının farklılığına dayalı deneyim çalışmalarının yapılmaması bir çok hataya sebep oluştur. Çünkü cinslerin farklılığı tam da hücrelerde ve hücrelerdeki cinsiyet farklılığı ile başlar. Şimdi biliniyor ki, erkek ve kadın hücreleri aynı işlevi ve süzgeç görevini yapamıyor. Çoğumuzun bilmediği de, Cinsiyet, doğmamışın Cinsiyetini belirleyicisi oluşudur. Kadınlarda Östrojen ile erkeklerdeki Testoteron hormonları vücuttaki oluşumda en büyük rolü oynar. Nefes almaktan, son nefesi verinceye dek bütün beden üzerinde etkendir. Kısacası çevremizdeki bulunan her şey, stres, havadaki ince toz, güneş ışınları dahil her şey cinslerin metabolizması üzerinde farklı etkili olur. Yani kadın ve erkekler bütün riziko ve hastalıklarda farklı etkilenir. Eğer bu farklılıklarda ilaçların etkisi iyi bilinmez ve tedbir alınmazsa, bir çok zarar vermeye neden olur. Hatta erkek ve kadının farklı hareket etmeleri ve duruşları dahi sağlıkları üzerinde farklı etkiye dönüşüyor’’ diyor.
Günlük mesleki uygulamada cins farklılığı
Cinsler arasındaki metabolizma, horman ve benzeri farklılıklardan dolayı farklılık muayyene ve ilaç tedavisi, günlük uygulamada da gerekli şekilde işlemiyor. Her kesin ilk durağı olan ‘Ev Doktorları da bu konuda yeterli bilgi ile donatılmış değiller ve bu yüzden halen yanlış hastalık tespiti ve tedavilere neden olunuyor. Bunun yanısıra kadınların kendilerini kanıtlamak, toplum içinde görünür kılmak için 1980 – 1990 yılları arası kendilerine zarar veren bir tutum içine girdiler. Özgüvenlerini ve toplum içindeki varlıklarını kanıtlamak için uyuşturucu, alkol, sigara gibi zararlı maddeleri aşırı bir şekilde kullanılandılar. Bu kendini kanıtlama yöntemi nazik ve hassas olan kadın bedeni üzerinde büyük zararlar yarattı. Çünkü kadın bedeni bu gibi zararlı maddelere karşı az dirençlidir; nefes alma yolları, bronşları bu maddelerde karşı kimyasal madde alınmış gibi etkilenir. Doktorlar bu yüzden kadınların sigara, uyuşturucu, alkol vb. şeylerden tamamen uzak durmalarını tavsiye eder. Cinsiyet tıp uzmanı Dr. Regitz-Zarosek bu konuda, ‘’kadınlara dair bu konuda çok az araştırma ve çalışma yapıldı. Yapılan çalışmaların kadınların cinsine özel diyagnostik teşhis tespit kalitesi iyi tespit edilmesi durumunda doktorların ön müdahalesi de kolaylaşır’’diyor. Kadının, erkeklerden metabolizma, horman ve benzeri farklılıklarından dolayı diabetik(Glukos) daha geç seviyede kendini gösterir. Hâlbuki erkeklerde daha başlangıçta sabah aç karnına ölçülen kan ölçümüyle kolayca tespit edilir. Eğer ev doktorları bu bilgileri cins farklılıklara özel şekilde muayenelerde göz önünde tutarlarsa, kadınlarda da bu gibi rahatsızlıkları erken tespit edip, büyük zararlar vermeden tedavisi sürdürülebilir. Kadın cinsinde de vasküler hasarlar önlenebilir’’diyor. Artık bilimsel olarak yapılan tespitler de göstermiştir ki, kadınların kalp muayeneleri için yapılan elektrokardiyogram(EKG) muayenelerinde kadın kalbi rahatsızlıkları, erkek kalbi üzerinde yapıldığı gibi iyi tespit edilemiyor. Tam da bu yüzden doktorlar erkek-kadın cins anatomisi hakkında bütün bu cins farklılığı bilgilerine sahip olurlarsa, cinslerin rahatsızlıklarından dolayı daha erken tedavisi ile iyileşmeleri çabuklaşır. Yapılan Bypass- ameliyatları dahi kadınlarda erkeklerdeki kadar iyi sonuç vermediği de artık bilinen bir gerçektir. Bunun yerine Rezenkronisazyon tedavisinin kadınlar üzerinde daha iyi sonuçlar verdiği biliniyor.

Hangi şartlar altında cinsler daha çok ağrılara dayanabiliyor?
Erkek ve kadınların ağrılara hassasiyetleri üzerinde araştırma yapan yüzlerce merkez var. Bilim araştırması adı altında kadın ve erkekler laboratuvarlara alınıyorlar. Bu deneyimlerde ellerini buzlu suyun içine uzatmaları istenirken, bazı testlerde ise elektrik şoku yapılıyor. Böylelikle cinslerin acıyı algılaması, tahrik edilişi tespit edilmek isteniyor. Laboratuvardaki testlerde, erkeklerin kadınlar tarafından test edildiklerinde daha az acı hissettikleri; diğer bir laboratuvardaki testlerin erkekler tarafından yapıldığında, erkeklerin daha çok acı hissettikleri sonucu tespit ediliyor. Bu konuda da Cinsiyet tıp uzmanı Alexander Kautzky-Willer şöyle bir tespitte bulunuyor ‘’kadınlar erkeklerden biraz daha fazla acıya tahammüllüler. Kadınların metabolizması, acıları erkeklerden daha farklı algılıyor ki, burda da yine cinsel hormonların büyük bir rol oynadığı görülüyor. Bu da erkeklerdeki daha farklı metabolizma durumdan kaynaklı’’diyor ve devamla ‘’ Sonuç olarak şunu söylemek mümkün: Cinsler arasında tıpta farklılıklar göz önünde bulundurulmazsa, kadınlar gibi erkler de zarar görecektir. Kadınların ağrı eksenli hastalıkları çoğunlukla tespit edilirken, erkekler bu konuda çok daha geri seviyedeler. Fiziki rahatsızlıklarda, korkulardan oluşan hastalıklarda ve depresyonlarda erkekler bu tür ağrılara ‘erkekçe’ dayanmak zorunda olduklarını düşünür ve acılar çekilmez hale gelince, çok nadir olarak doktorlara gider. Ağrılara dayanmak için bazen de doktora gitmek yerine, alkol ile ağrılarını bastırmaya çalışır. Kadınların vücudu ise ağrılara daha dayanıklıdır. Ancak metabolizma farklılığından dolayı daha hassastır. Mesela sigaraya daha az tahammül eder. Çünkü bronşları sigarayı kimyasal madde hassaslığında hisseder.
Görüldüğü gibi erkek ve kadın yalnız iki cins olarak değerlendirilmeyeceği, her iki metabolizma üzerindeki farklılıklarına dair tıpsal araştırmaların da yeni başladığını ekleyebiliriz. Acısız, ağrısız, sağlıklı bedenlerimiz olması dileklerimle…

Tags:


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑