Göçmenlik

Published on Aralık 5th, 2018 | by Avrupa Forum 3

0

İsviçre’de Göçmenler İçin Miting Çağrısı: Sınırı Dışı Etmek Çözüm Değil!

İsviçre’de göçmenler arasında faaliyet yürüten Migrant-Solidarity-Network (Göçmen Dayanışma Ağı) göçmenlere dönük insanlık dışı uygulamalara dikkat çekmek ve bu uygulamaların sona erdirilmesi mücadelesine katkı sunmak amacıyla 8 Aralık 2018 cumartesi günü İsviçre’nin Bern şehrinde bir miting ve yürüyüş düzenleniyor.

Binlerce mülteci sığındıkları ülkelerden çeşitli gerekçelerle, yasal (ama hukuksuz ve gayri insani) veya yasadışı yollarla (Yunan polisinin elbiselerini, telefonlarını ve paralarını alarak Türkiye’ye geri sürdüğü ve donarak ölen üç mülteci örneğindeki gibi) geldikleri ülkelere iade ediliyorlar.

Göç alan ülkelerin egemen çevreleri, siyasetçiler, göç dairelerinin görevlileri, yargıçlar ileri hukuk ilkelerini ve insanlığı bir yana iterek sınırdışı politikalarını hayata geçiriyorlar, sınırdışı kararlarına imza atıyorlar.

Bu zulme, insanlıkdışı uygulamalara dikkat çekmek ve sona erdirilmesi mücadelesine katkı sunmak amacıyla 8 Aralık 2018 cumartesi günü İsviçre’nin Bern şehrinde bir miting ve yürüyüş düzenleniyor.

Migrant Solidarity Network’ün düzenlediği etkinlik saat 14.00’te Bern’deki Federal Parlamento binası önünde başlayacak ve 16.00’da Reithalle önüne kadar yapılacak yürüyüşle ilk bölüm bitirilecek.

17.00’den sonra Reithalle önündeki alanda ve çadırda Pınar Aydınlar, Emily Sadey ve Lisa Lisi’nin de katılacağı üç ayrı konser verilecek.

Reithalle önünde ayrıca yiyecek ve sıcak içecekler bağış karşılığı katılımcılara sunulacak.

Migrant Solidarity Network’ün yayınladığı mitinge çağrı metninin tamamı şöyle:

Sınırı dışı edilme esnasındaki şiddet travmatikdir. Kaçmak veya göç etmek durumunda kalan herkes sıklıkla hayati tehlikelerin olduğu bir yolculuğu göze alır. Sınır dışı etmek demek, insanların her türlü tehlike pahasına kaçmayı göze almak zorunda kaldıkları o yerlere iade edilmeleri anlamına geliyor. Sınır dışı etmeler fiziksel ve zihinsel bütünlüğü ihlal eder. İnsanlar sınır dışı edilmeler yüzünden ölüyorlar. Geldikleri ülkelerdeki takip edilme, yoksulluk veya sosyal tecrit tehlikesi ise resmi makamları ilgilendirmiyor. Sürgünlerin insanlık dışı sonuçlarını kabullenmiş görünüyorlar.

Sınır dışı etmek işkencedir.

İnsanlar bir ülkeye geri dönüp dönmeyeceklerine kendi özgür iradeleriyle karar verebilme hakkına sahip olmalıdırlar.

Tüm insanların fiziksel ve zihinsel bütünlüğüne saygı!

İnsanları sınır dışı edebilmek için özel yasalar oluşturdular. Bu yasalar İsviçre Vatandaşları için ise geçerli değiller. Ve bu yasalar uyarınca, reddedilmiş olan kişiler hiçbir suça karışmamış dahi olsalar, beş buçuk yıldan fazla bir süreyle ülkeye girişleri engellenmektedir. İdari gözaltı denilen bu uygulama tek zorunlu önlem değil. Buna ek olarak reddedilmiş kişiler bulundukları alanı terk etmeme (sınırlandırma) veya oraya ayak basmama (giriş yasağı) gibi uygulamalara da tabii kalabiliyorlar. Özgürlükleri gasp eden bu önlemleri uygulayabilmek için ise hukuki bir karara neredeyse hiç ihtiyaç duyulmuyor gibi. Resmi bir makamın değerlendirmesi yeterli oluyor. Oturum izni olmayan insanların iradesini kırmak ve böylelikle onların kendi istekleriyle İsviçre’yi terk etmelerini sağlamak için ise ‘Acil Yardım’ adı altındaki uygulamayı deniyorlar. Kötü konaklama koşulları ile günlük verilen yaklaşık 8 Frank, ölmek için fazla iken, yaşamak için ise çok yetersizdir. Acil yardım denen şey psikolojik bir işkencedir ve insanları hasta ediyor.

  • İdari hapis ile acil yardımlar hak gaspıdır ve insanlık dışıdır.
  • İkamet izni olmayan göçmenler ile İsviçre vatandaşlarının eşit muamele görmesini talep ediyoruz.
  • Herkes için iş, eğitim, sağlık, sosyal yardım veya sosyal hayata erişim hakki istiyoruz.

Nüfusun bir kısmı reddi gelmiş insanları ne pahasına olursa olsun göndermek yanlısı. Ancak bu, tüm kantonların sürgünleri otomatikman onayladıkları anlamına gelmiyor. Bu sebeple de Avrupa ve İsviçre’ deki resmi kurumlar, dünyadaki diğer güney ülkeleriyle mültecileri iade almaları konusunda „Ortak Göçmenlik Antlaşmaları “ yapma pazarlıklarına girişiyorlar. Bunu yaparken de İsviçre kendi güç üstünlüğünü, iade edilecek ülkelerin yöneticileri üzerinde baskı unsuru olarak kullanıyor. Demokratik yönetimlerle yahut diktatoryal rejimlerle olsun mekanizma değişmiyor: bir ülke sınır dışı edilmeleri ne ölçüde kabul ederse, o kadar finans desteği, siyasi tanınırlık ve ekonomik cazibiyet kazanıyor.  Aksi durumda İsviçre siyasi ve ekonomik yaptırımlar veya kalkınma paylarında azalmaya gitmek gibi uygulamalarla korkutmaktadır.

  • Sınır dışı etme antlaşmaları sömürgeci ve emperyalist dünya düzeninin sonuçlarındandır.
  • İnsanların hayatları üzerinden yapılan, küresel güney ülkeleri antlaşmalarına hayır!
  • Kaçma nedenleriyle savaşın, silah ticaretini durdurun.

Her yıl on binlerce göçmen, Dublin-Yönetmeliği nedeniyle Avrupa ülkeleri arasında oradan oraya sürülüp duruyor. Bu konuda İsviçre Avrupa şampiyonudur. Başka hiçbir Avrupa ülkesi Dublin-Sınır Dışı Etmeler’ini İsviçre kadar uygulamıyor. İsviçre’de günde ortalama 54 mülteci hakkında iltica süreçlerinin sonlanması ve sınır dışı edilmeleri kararı verilmektedir. İsviçre Avrupa sınır ülkelerinden gelen neredeyse hiçbir mülteciyi kabul etmemektedir. Geçtiğimiz son üç yılda Relocation-Programındaki sırf 1.500 kişi İtalya ve Yunanistan’dan sığınmacılardı.

  • Dublin Yönetmeliği en kötü sınır dışı antlaşmasıdır.
  • İsviçre Dublin Yönetmeliğini feshetmelidir.
  • Yetkili daireler kişinin bireysel giriş hakkını otomatik olarak kullanabilme hakkınıa sahip olmalıdır.

AF Bern

 

Tags: , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑