İsviçre

Published on Ocak 11th, 2017 | by Avrupa Forum 3

0

İsviçre savcıları Tıpkı Perinçek gibi Tayyip Erdoğan’ı yargılamalıdır! – Tuncay Yılmaz

Cenevre’de devam etmekte olan Kıbrıs görüşmelerine katılmak üzere Recep Tayyip Erdoğan’ın İsviçre’ye gelmesi bekleniyor.

Erdoğan’ın Cenevre’ye gelerek Birleşmiş Milletler’deki Kıbrıs görüşmelerine katılma olasılığı ortaya çıktığı andan itibaren İsviçre’deki pek çok demokratik kurum ve çevre “Diktatör Erdoğan”ı karşılamaya hazırlanmaya başladı. Gazeteler, televizyonlar Erdoğan’ın suçlarını ve protestocuların hazırlıklarını yayınlıyor günlerdir.

Başını İsviçreli sol, sosyalist kurumların çektiği “Diktatör Erdoğan’ı İsviçre’de istemiyoruz” inisiyatifi kısa sürede ülke genelinde organize oldu. Erdoğan’ın Cenevre’ye geleceği gün olan 12 Ocak 2017’de pek çok kantondan otobüsler protestocuları Cenevre’ye taşıyacak. Saat 12’de Birleşmiş Milletler Meydanı’nda başlayacak protesto gösterisine binlerce protestocunun katılması bekleniyor.

Türkiye’de olup bitenlerden ve Erdoğan’ın ülkeyi, bölgeyi sürüklediği durumdan rahatsız olan herkesin bu protestoya katılması büyük önem taşıyor. Hele hele ki Türkiyeli ve Kürdistanlı demokratların bu eyleme sahip çıkması, çok özel bir sorun yoksa işinden, okulundan izin alarak mitinge katılması görev ve sorumluluk olarak görülmeli.

Erdoğan İsviçre’de yargılanmalıdır

Ancak Tayyip Erdoğan’ın İsviçre’ye sokulmaması kadar önemli olan bir başka husus daha var: Erdoğan’ın İsviçre’ye indiği an gözaltına alınarak 1949 Cenevre Sözleşmesinin pek çok maddesine muhalefetten tutuklanmasıdır.

Bildiğiniz gibi yamak faşist Doğu Perinçek Lozan Anlaşmasının 82. Yıl dönümü dolayısıyla İsviçre’de bir dizi etkinliğe katılmış ve bu etkinliklerde “Ermeni Soykırımı” gerçekliğini reddetmiş, katliamlardan Ermenileri sorumlu tutmuştu. Ve bunun üzerine kendilerine yapılan suç duyurusu sonucunda İsviçre savcıları harekete geçmiş ve Doğu Perinçek’i gözaltına alarak ifadesini almış ve başlatılan soruşturma sonucunda da Lozan Sulh Ceza Mahkemesi, 9 Mart 2007 tarihli kararı ile Doğu Perinçek’in, İsviçre Ceza Yasasının 261. maddesinin 4. fıkrasının içerdiği anlamda ırk ayrımcılığından suçlu olduğunu karar vermiş ve kendisini 30 gün süreyle hapis ya da buna karşılık 3000 Frank para cezası ve İsviçre-Ermenistan Derneği lehine 1000 Frank tutarında manevi tazminat ödemeye mahkum etmişti.

Yamak Perinçek’in Ermeni Soykırımını kabul etmediği konuşması Erdoğan’ın hem Ermeni meselesinde, hem de daha pek çok konuda işlediği suçlar karşısında neredeyse “hafif” kalmaktadır.

1949 yılında İsviçre’nin Cenevre şehrinde yapılmış Tükiye’nin de imzacısı olduğu “Cenevre Sözleşmesi / Konvansiyonu” dört başlıktan oluşmakta. Ve Erdoğan bu dört başlığın dördüne karşı da suç işlemiştir.

Sözleşmeler şu başlıklar üzerinden görüşülüp imzalanıyor:

Birinci Cenevre Sözleşmesi harp halindeki silahlı kuvvetlerin hasta ve yaralılarının vaziyetlerinin ıslahına ilişkin sözleşme.

İkinci Cenevre Sözleşmesi silahlı kuvvetlerin denizdeki hasta, yaralı ve kazazedelerinin vaziyetlerinin ıslahına ilişkin sözleşme.

Üçüncü Cenevre Sözleşmesi harp esirlerine yapılacak muameleye ilişkin sözleşme.

Dördüncü Cenevre Sözleşmesi harp zamanında sivillerin korunmasına ilişkin sözleşme.

Bu sözleşmelerde belirtilen suçlardan bir kaçı şöyle:

  • Ateşkes bayrağını kaldıranlara saldırmak veya ateşkes bayrağını yanıltıcı şekilde kullanıp saldırmak;
  • Doğrudan sivil nüfusa, sivil eşyalarına, insani yardıma ya da barış koruyucu misyonların yanı sıra sağlayacağı önceden tahmin edilen somut ve doğrudan doğruya askeri avantaja oranla aşırı bir şekilde sivil hedeflere zarar vereceği ya da sivilleri yaralayacağı ya da rastlantısal olarak can kaybına yol açacağı bilinen saldırılar da dahil olmak üzere sivillere yönelik yasaklanmış saldırılar;
  • Kızılhaç ve Kızılay amblemlerini taşıyan binalara, malzemelere, tıp birimlerine, ulaşım araçlarına ve kişilere karşı saldırılar; ve askeri hedef olmayan din, eğitim, sanat, bilim ya da hayır amaçlarıyla kullanılan binalara, tarihi anıtlara ve hastanelere saldırılar;
  • Teslim olmuş askerleri öldürmek ya da yaralamak; uzuv keserek fiziksel olarak sakat bırakmak; kişinin ölüme sebebiyet verecek ya da onun sağlığını ciddi biçimde tehlikeye atacak tıbbi olarak meşrulaştırılamayacak ve kişinin çıkarları doğrultusunda yapılmayan tıbbi ya da bilimsel deneyler gerçekleştirmek; kişinin onuruna yönelik saldırı, özellikle de onur kırıcı ve aşağılayıcı muamele; tecavüz ve cinsel şiddetin diğer biçimleri ve insanları kalkan olarak kullanmak gibi savunmasız kişilere zarar verme;
  • Savaş esirlerine ve sivillere karşı kötü davranmak; savaş suçu oluşturan davranışlar arasında yer alır. Savaş suçları toplu katliam ve soykırım olaylarının bir parçası olmasına rağmen, bu tip suçlar genel olarak uluslararası insani hukuk çerçevesinde insanlığa karşı suçlar kapsamına girer.

Sur’da, Nusaybin’de, Cizre’de yaptığı katliamlar, Hacı Lokman Birlik’e, Ekin Van’a, sağ ele geçirilen iki kadın gerillaya yapılan işkence;

IŞİD ve diğer cihatçı terörist örgütlere verdiği destekler;

Suriye’ye gönderdiği TIR’lar dolusu silah;

Suriye savaşından kaçarak Türkiye’ye sığınan Suriyeli sığınmacıları Avrupa’ya şantaj olarak kullanması, deniz yoluyla Avrupa’ya göndermesi ve batacağı kesin olan teknelerin açılmasına göz yumması, denize düşenleri kurtarmaması;

Sayılabilecek daha pek çok başlık var. Ancak bu kadarı bile Erdoğan’ın İsviçre’ye ayak basar basmaz gözaltına alınmasını ve ifadesi alınarak “savaş suçlusu” olarak tutuklanmasını zorunlu kılıyor.

İsviçreli savcıları, tıpkı yamak faşist Perinçek’e yaptıkları gibi, Erdoğan’ını da Cenevre havaalanından gözaltına aldırarak Birleşmiş Milletler’e söylev değil İsviçre yargısına ifade vermesini sağlamaya çağırıyorum.

Tuncay Yılmaz

11.01.2017

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn0Share on Tumblr0Email this to someone

Tags: , , , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑