İnşaatlardaki iş cinayetleri, yalnızca yüzde 3.7'lik maliyetle önl..." /> ‘İşçilerin birliği, işçiyi koruyacak önlemleri aldırabilir’


Emek

Published on Ağustos 11th, 2017 | by Avrupa Forum 6

0

‘İşçilerin birliği, işçiyi koruyacak önlemleri aldırabilir’

İnşaatlardaki iş cinayetleri, yalnızca yüzde 3.7’lik maliyetle önlenebilir. Uzmanlar ‘İşçilerin birliği, işçiyi koruyacak önlemleri aldırabilir’ diyor

İnşaatlardaki iş cinayetleri hakkında değerlendirmede bulunan Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Doktoru Nail Dertli, patronların küçük maliyetlerden kaçındığı için işçilerin öldüğünü ifade ederek, “Önlemlerin maliyeti toplam inşaat maliyetlerinin yüzde 3.7’si kadar” dedi. B Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Ayhan Aydoğan ise inşaatlardaki iş cinayetlerinin önlenmesi için işçilerin örgütlenmesi gerektiğini vurgulayarak, “İşçilerin birliği, işçiyi koruyacak önlemleri almak için patrona baskı yapmıyorsa, patron durduk yere para harcayıp, önlem almaz” diye konuştu.

Türkiye’de inşaat sektörü toplam istihdamın yalnızca yüzde 6-7’sini oluşturmasına rağmen, iş kazalarının yüzde 25’i bu iş kolunda meydana geliyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisinin hazırladığı rapora göre 2016 yılında hayatını kaybeden 1970 işçiden 442’si inşaat iş kolundaydı. İnşaatlarda yaşanan iş cinayetlerinin neden bu kadar yüksek olduğunu Çalışma Ekonomisi ve  Endüstri İlişkileri Doktoru Nail Dertli ve B Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Ayhan Aydoğan’la konuştuk.

İnşaatlardaki bu kara tabloyu değerlendiren Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Doktoru Nail Dertli, inşaat iş kolundaki ölümlü iş kazalarına rağmen işçilerin zorunluluktan dolayı bu iş kolunu tercih ettiğine dikkat çekti. Dertli, “İnşaat sektöründeki işler, mülksüzleştirilen ve iş gücü piyasasına dahil olmak zorunda olan kişiler için neredeyse tek istihdam kaynağı. Bu sektördeki işler, tarımsal yapıların tasfiyesiyle, kentlerde iş talep eden kır kökenli emekçiler için kentlerdeki sınırlı istihdam alanlarından biridir. Benzer şekilde  kentlerde  eğitim ve mesleki eğitim olanaklarından dışlanmış vasıfsız kent emekçileri için de inşaat işleri piyasasına girişin sınırlı yollarından birisi. Bu nedenle inşaat sektörü, nüfusun en yoksul kesimlerinin iş gücü piyasasına geleneksel giriş noktasını oluşturmaktadır” dedi. İnşaatlarda sendikal örgütlenmenin düşük olduğunu aktaran Dertli, “Yüksek işsizlik oranları, yaygın taşeron uygulaması, güvencesiz istihdam koşulları işçilerin işyeri ve piyasa pazarlık güçlerini zayıflatmaktadır. İnşaat iş kolunda sendikal örgütlenmenin son derece zayıf olması işçileri, tehlikeli, güvencesiz, günübirlik bu işleri kabul etmek zorunda bırakmaktadır” dedi.

İŞ GÜCÜ DEVRİ YÜKSEK

Dertli, inşaat iş kolunda çalışan işçilerin çalışma koşullarını “Ücretleri, sosyal hakları düşük,  ağır şartlarda kayıt dışı çalışıyorlar” ifadeleriyle açıkladı. Dertli, inşaat sektöründe iş gücü devrinin yüksek olduğunu ekleyerek, “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2015 yılı teftişlerinde sektörde çalışan işçilerin yüzde 80’inin 1.5 yıl ve altında kıdeme sahip olduğu görülmektedir”dedi. Sektörde çalışan işçilerin eğitim düzeyinin düşük olduğunu ifade eden Dertli, “Çalışanların yaptıkları işten kaynaklanan riskler karşısında bilgilendirilmeleri ve eğitilmeleri son derece önem kazanmaktadır. Ancak işverenler işçilere işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili vermesi gereken eğitim yükümlüğünü yerine getirmiyor, eğitimler kağıt üzerinde kalıyor” diye konuştu.

MALİYETLER HAKKINDA ARAŞTIRMA BİLE VAR

Dertli, inşaatlarda iş kazalarının önlenmesi için yapılması gerekenlerin maliyetinin düşük olduğunun altına çizerek, “İstanbul Teknik Üniversitesinde yürütülen bir çalışmada işçi sağlığı güvenliğine ilişkin önlemlerin maliyetinin toplam inşaat maliyetlerinin yüzde 3.7’sini oluşturduğu ortaya konulmuştur” dedi. İnşaatlarda ölüme yol açan kaza türlerini “Yüksekten düşme, malze-me düşmesi, yapı kısmı çökmesi, elektrik çarpması, kazı kenarı çökmeleri” olarak açıklayan Dertli, “En yaygın beş kaza tipi toplam yaralanma ve ölümlerin yüzde 85-90’ına yol açmaktadır. Son derece basit ve temel önlemlerle bu kaza tiplerine yol açan riskler ortadan kaldırılabilir, bu kaza tiplerine odaklanılarak bile inşaatlardaki ölümlerin çok büyük bölümü önlenebilir” diye konuştu. Dertli, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen iş teftişlerinden örnek vererek, “İş Teftiş Kurulunun raporlarına göre 2014 yılında teftişi yapılan 962 işyerinden 813 tanesinde yani yüzde 85’inde hayati tehlike içeren hususların fazla olduğu tespit edilmiştir. İnşaatlardaki sağlıksız çalışma koşulları bütün açıklığı ile ortaya koyulmaktadır” diye vurguladı.

İnşaatlarda gerçekleşen iş cinayetlerinin mevzuatın yetersizliğiyle alakası olmadığını ifade eden Dertli şöyle devam etti: “Eksik yanı iş kazalarını önleme konusunda siyasal iradedir. Bakanlığın teftişleri, işyerlerinin yüzde 86’sında işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının olmadığını ortaya koymaktadır. Devlet, işverenlerine yasal yükümlülükleri yerine getirmeye zorlamamaktadır. Bakanlık müfettişleri bile teftişlerde elde edilen iyileştirmelerin kısa süreli kalmasından yakınıyor ve işyerlerinde teftiş nedeniyle alınan önlemlerin teftiş sonrasında sürdürmemesinden şikayet ediyor. Yapılabilecek tek şey işçilerin örgütlenerek devleti ve işverenleri önlem almaya zorlamasıdır” dedi.

İŞÇİLERİN SÖZ VE KARAR HAKKININ ARTIŞIYLA İŞ CİNAYETLERİNİN ARTIŞI TERS ORANTILI

B Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Ayhan Aydoğan, inşaatlarda yaşanan iş kazalarında teknik önlemlerin ötesinde bir durumun var olduğunu ifade etti. Aydoğan, “Alınmayan teknik önlemler sonuç hakkında konuşmak olur. Asıl bu sonucu doğuran nedenin üzerine gitmek gerek. En çok iş cinayeti olan sektörler arasında inşaat ve mevsimlik işçilik bulunuyor. Sektörlerin ortak noktası işçi örgütlülüğünün az olması. İşçilerin birliği, işçiyi koruyacak önlemleri almak için patrona baskı yapmıyorsa, patron durduk yere para harcayıp, önlem almaz” dedi. Aydoğan, örgütsüzlüğün doğurduğu iş cinayetlerine başka ülkelerden de örnek verdi: “İnşaatlardaki örgütsüzlük Türkiye’ye özgü değil. Örneğin Fransa’da sendikalılık oranının en az olduğu sektörler kanalizasyon işçiliği ve inşaat işçiliği. Ölümlerin en fazla olduğu iki sektör yine kanalizasyon ve inşaat. İşçilerin söz ve karar hakkının artışıyla, iş cinayetlerinin artışı ters orantılı.”

Aydoğan da inşaat iş kolundaki taşeronlaşmanın iş kazalarının önünü açtığını ifade ederek, “Son 10 senedir ülkemizdeki iş cinayetlerinin yüzde 90’ı taşeron firmalarda gerçekleşti. Taşeron firma ihaleyi alabilmek için en çok işçi sağlığı giderlerinden kısıyor. Bu firmalarda da örgütlülük yok denecek kadar az. İşçilerden önlemlere ilişkin baskı gelmeyip, firma işçi sağlığına bütçe ayırmayınca, ölümler kaçınılmaz oluyor” diye konuştu. Aydoğan, inşaatlarda taşeron firmalar eliyle birçok farklı iş yapılmasının, çalışma ortamının denetlenmesinde zorluğa neden olduğunu ifade ederek, “Bir firma asfalt işini alıyor başka bir firma onun üstünde aynı anda kablo döşüyor bunlar birbirinden bağımsız çalıştıkları için alttaki işçileri üstteki kablolardan kaynaklı elektrik çarpması fazlasıyla mümkün olabiliyor. Taşeron sistemi bir şantiyedeki işlerin merkezi bir biçimde akmasını da denetlemesini de engelliyor” dedi.

İKİ AYDA 78 İNŞAAT İŞÇİSİ YAŞAMINI YİTİRDİ

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisinin verilerine göre Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının iş cinayetlerini önlemek amacıyla mayıs ayında başladığı “Hedef sıfır kaza” kampanyasının ilk iki ayında 353 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Kampanyanın ekseni olan inşaat iş kolunda ise 78 işçi.

İnşaatlarda 2017 itibariyle bir buçuk milyonun üstünde işçinin çalıştığını ifade eden İSİG Meclisi, “Daha çok mevsimsel, sözleşmeli ve kayıt dışı çalışma hakim. İnşaat iş kolu aynı zamanda üçte bir oranla kayıt dışı çalışmanın en yüksek olduğu sektör. Yıllar itibariyle sektörde kayıt dışı istihdam oranında kayda değer bir düşüş yaşanmaması Bakanlığın kayıt dışı çalışmaya karşı başlattığı çalışmaların bir etkisinin olmadığını gösteriyor” dedi.

Üretim artışının olduğu inşaat sektöründeki ücretlerin ise tüm meslek gruplarındaki ortalamanın altında olduğu belirtilen açıklamada, “Bugün için İstanbul’da çalışan bir inşaat ustası ortalama olarak 100 ila 130 TL arası bir yevmiye alıyor. Göçmen işçiler ise bunun çok daha altında, 50-60 TL civarında yevmiye alıyor. Diğer şehirlerde ise ücretler oldukça düşüyor” denildi.

İnşaat iş kolundaki kuralsız çalışma koşulları aynı zamanda çalışma saatlerinin de giderek yükselmesine sebep olduğu vurgulanan açıklamada, şu ifadeler yer aldı: “Sektördeki iş kazalarının güvenlik önlemlerinin alınmaması dışındaki önemli nedenlerinden biri de uzun çalışma saatleri ve yoğun çalışma. Yasal azami süre olan 45 saatin üzerinde çalışılan ve turizmden sonra en fazla çalışılan iş kolu olan inşaatta, 24 saat çalışmanın olduğu şantiyelerde vardiyaların ortalaması 12 saati buluyor. İnşaatlar, Türkiye’de sendikalaşma önündeki yasal ve politik engellerin yanı sıra sektörün kendine has koşulları nedeniyle de örgütlenmenin en düşük olduğu iş kolu. 2017 ocak istatistiklerine göre iş kolundaki işçilerin yalnızca yüzde 3’ünün örgütlü olduğu sektörde 43 bin civarı sendikalı işçi var. Sendikalı ve toplusözleşmesi olan işçilerin çoğu ise kamu sektöründe. Bu demek oluyor ki, özel sektörde sendikal örgütlülük neredeyse yok!”

Tags: , ,


About the Author



Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑