Yeni Özgür Politika Gazetesinden Aynur Özgür HDK-A'nın kuruluş s..." /> İbrahim Çiçek'le HDK-A üzerine: HDK-A’yı kavrayışta eksiklikler var


Röportajlar

Published on Haziran 26th, 2016 | by Avrupa Forum 3

0

İbrahim Çiçek’le HDK-A üzerine: HDK-A’yı kavrayışta eksiklikler var

Yeni Özgür Politika Gazetesinden Aynur Özgür HDK-A’nın kuruluş sürecinde yer alan İbrahim Çiçek’le HDK-A’nın karşılaştığı zorlukları görüşmüş. Yeni Özgür Politika gazetesinde yayınlanan röportajın tamamı şöyle:

Halkların Demokratik Kongresi (HDK), bir süredir Avrupa’da da örgütlenme çalışmalarını sürdürüyor. Birçok ülkede düzenlenen tanıtım ve örgütlenme toplantılarında HDK-Avrupa’nın hem ihtiyaç duyduğu düşünsel dönüşüm sağlanmaya hem de örgütlü yapıları oluşturulmaya çalışılıyor. Fakat süreç, aylar önce başlamasına rağmen oldukça yavaş ilerliyor ve halen birçok merkezde örgütlü yapılara kavuşabilmiş değil. HDK Eşbaşkanı Gülistan Kılıç Koçyiğit’in de katılımıyla gerçekleştirilen panellerde ise birçok merkezde katılımın azlığı ve HDK’nin anlaşılmaması sorunlarıyla karşılaşılmıştı.

HDK-Avrupa Girişimi kurucularından, aynı zamanda Türkiye’de de HDK’nin kuruculuğu görevini üstlenmiş olan gazeteci İbrahim Çiçek’le, hem HDK-A’nın neden ihtiyaç olduğunu hem de bu süreçte yaşanan sorunları konuştuk.

Öncelikle, HDK ile HDP arasındaki fark, halen çok soruluyor, tartışılıyor. Tabii bir de pratikte HDP’nin HDK’nin önüne geçmesi durumu yaşandı. Nedir HDK’nin özgünlüğü?

HDK komisyon, meclis, kongre tarzında yapılanan cephesel bir örgütlenme. Daha geniş bir birliği temsil ediyor ya da HDP içerisinde yer almayan ya da yer almayabilecek kurum ve kişilere de açık bir örgütlenme. Aynı zamanda bir kitle inisiyatifi. Demokratik, hareketli bir yapı. Örneğin, bütün komisyonları katılıma açık. 

HDP ise adı üzerinde bir parti. Bir kitle partisi olduğu durumda bile, HDK tarzı örgütlenmeden yine de farklı. 

HDK’yı kuranlar daha baştan bir partiye de ihtiyaç olacağını düşünüyorlardı. Çünkü HDK, seçim mücadelesine ilgisiz kalamayacağını, seçim mücadelesi zemininde de tüm ezilenleri birleştirme hattında duracağını biliyordu. Partinin kurulmasının zamanlaması önemli bir sorundu. Parti konusunun çözümü mümkün olduğunca uzakta tutulmaya, ama seçimlere hazırlıksız yakalanmayacak kadar da yakına çekilmeye çalışıldı. Çünkü partinin kuruluşu ilgiyi HDK’den partiye çevirebilir, HDK’nin zayıf düşmesine yol açabilirdi. Nitekim peş peşe gelen üç seçim, ilgiyi HDP’ye yoğunlaştırdı. HDK’yi bir anlamda işlevsiz kılarak boşa düşürdü. Son kongresi, HDK’yi reorganize ederek bu durumu değiştirmeye yöneldi.

HDK-Avrupa da uzun bir süre önce yola çıktığını beyan etti. Şimdiye kadar somut hangi adımları attı? Nasıl bir çalışma seyri izlendi?

HDK-Avrupa’nın uzun bir tarihi yok. 2014’ün başından itibaren HDK’yi kuran kimi güçlerin Avrupa’daki örgütlenmeleri arasında bazı ön tartışma ve girişimler oldu ancak bunlar sonuç alıcı olmadı. 7 Haziran seçim mücadelesi deneyimi, Kürt Özgürlük Hareketi’nin Avrupa’daki örgütlenmesini HDK’nin Avrupa’da örgütlemesi konusunda ikna edici oldu. Ama yine de hemen harekete geçmediler, belki de geçemediler…

Bir bakıma HDK yönelimi, 7 Haziran seçim mücadelesinin örgütlenmesiyle kendiliğinden başladı. Seçim mücadelesi için oluşturulan komisyonlardan bazıları, örneğin Fransa ve Berlin, kendini HDK örgütlenmesi biçiminde devam ettirmek istedi. Büyük bölüm ise yönsüzlük ve belirsizlik içinde kaldı ve sönümlendi. 2016 baharında Almanya’da seçim mücadelesinin sonuçlarını değerlendirme zemininde bir HDK Girişimi Toplantısı gerçekleştirilmesine karşın seçilen yürütme işletilmedi.

8 Mayıs 2016’da Brüksel’de yapılan HDK-Avrupa Girişimi Toplantısı’nda geride kalan sürecin özeleştirisi yapıldı. Özetle HDK’yi kurma çalışmasını yürütecek bir ön örgütlenmenin yaratılamamış olması eleştirildi. Bu aşamada Fransa’da, Hollanda’da, İsviçre’de HDK ülke girişim komisyonları kurulmuş çalışıyordu, Almanya’da HDK çalışmaları vardı. Ancak ülke girişim komisyonu henüz oluşturulmamıştı. İngiltere harekete geçmemişti, hala da harekete geçmemiş görünüyor…

Almanya’da HDK Eşsözcüsü Gülistan Koçyiğit’in katıldığı bir dizi toplantı yapıldı. Hamburg’daki toplantıya siz de katılmıştınız. Koçyiğit’in katıldığı bu toplantılardan Berlin ve Hamburg dışındakilere katılım ve ilginin düşük olmasını nasıl açıklıyorsunuz?

Hamburg’da daha önceden hazırlanan bir toplantı, NAVDEM temsilcisinin istemiyle bu şekle dönüştürüldü. Temel sorun, toplantıların adeta bir oldu-bitti şeklinde örgütlenmesidir. NAVDEM toplantıları kendince kotarmaya çalıştı. “Oldu-bitti şeklinde” derken, diğer HDK bileşenlerini sürece dahil etmek için çaba harcanmadığını özellikle belirtmek istiyorum. Esasen bu tarz, ittifak ilişkilerini geliştirmenin, cepheleşme çalışmalarını ilerletmenin önündeki en önemli engellerden biridir. 

Çok sıkışık bir zamanda toplantılar bu tarzda düzenlenince diğer HDK bileşenleri bilgilendirilmediği gibi ciddi bir şekilde kitle çalışması da yürütülmedi. Bu tarzın kitleye bakışı sorunlu. 

“Eşsözcü Koçyiğit buradayken ne kadar çok toplantı yaparsak o kadar iyidir” yüzeyselliği ve faydacılığıyla hareket edildi. Toplantıların ciddi düzenlendiği her yerde dikkate değer bir ilginin olduğunu görüyoruz. İlgi var ancak HDK’nin yapısı ve işleyişi kavranabilmiş değil. Her alanda kuruluş çalışması görevleri somutlaştırılmalı ve muhakkak işleyiş kavratılmaya ve yerleştirilmeye çalışılmalı. Bu nedenlerle kuruluş çalışmasının bu aşamasında birleşik öncü irade, yani HDK içerisinde yer alan örgütlerden NAVDEM, AveG-Kon ve SYKP’nin birleşik öncü iradesi çok önemli. Ve halihazırda bunun zayıf olması, asıl sorunumuzu oluşturuyor. Bileşenler güçlerini seferber etmekte ya çekimser davranıyor ya da güçlerini seferber edemiyorlar. Belki de alışılagelen tarzı aşmakta zorlanıyorlar.

Bu sorunları aşmak için önümüzdeki dönemde ne yapacaksınız?

Avrupa HDK Girişimi Yürütmesi, Kasım ayı içerisinde Avrupa HDK Kongresi’nin toplanmasını öngörüyor. Avrupa HDK Yürütmesi Koordinasyonu, Eylül’e kadar ülke ve kent meclislerinin oluşturulmasını planlamış bulunuyor. Çalışmanın ilerlemesi, kentlerde ve ülkelerde gösterilecek inisiyatife ve hıza bağlı. Tatil dönemi olmasının kendine göre zorluklarını aşmak gerekiyor.

Diğer yandan HDK girişiminin başladığı her yerde girişim komisyonları somut gelişmeler üzerine politik kararlar alabilecek. Bu kararlar, Türkiye ve Kürdistan’daki gelişmelerle ilgili olabileceği gibi, kuşkusuz göçmenlerin somut sorunlarını da kapsayabilecek. Bu bağlamda 16-17 Mayıs tarihlerinde Avrupa çapında zamandaş “Vekilime Dokunma” eylemleri yapıldı. Ayrıca HDK, her ülkede yerli emekçilerin mücadelesiyle de ilgili olacak. Örneğin Fransa’da geçtiğimiz günlerdeki grev hareketlerini Fransa HDK destekledi. 

Geride kalan süreci dikkate aldığımızda ne tür sorunlarla karşılaşılıyor?

HDK kuruluş çalışmasını sahiplenen siyasi partilerin kadroları ve kitlelerinin HDK tarzını kavrayışında ciddi yüzeysellikler, sınırlılıklar ve yetersizlikler var. Birçok durumda kadrolar, HDK’den çok habersiz görünüyor. Fakat daha önemlisi, eski tarzda süregelen çalışma tarzına, eylem birliği biçimlerinin deneyimine çok bağımlılar. Örgüt temsilcilerinin biraraya gelerek karar alması çok kolaylarına geliyor. HDK örgütlenmesini kestirmeden halletmek istiyorlar. Bir fırsatını bulsalar ABDEM ya da Demokratik Güç Birliği’ne HDK’yi kurdurabilirler.

Gerçekten de en geniş kadro ve kitle katılımıyla bir cepheleşme yönelimi zorluklarla dolu. Kadrolarda zihniyet değişimini gerektiriyor. Kitleye bakışın, örgütlerin birbirine bakışının, tek tek bireylere bakışın değişmesi gerekiyor. 

Seçim mücadelesi içerisinde yer alan DİDF, ADHK ve ATİK’in Avrupa’da HDK örgütlenmesine mesafeli yaklaştığı biliniyor. Gerekçeleri ne, bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

DİDF’in durumu diğerlerinden farklı. EMEP, HDK’nin kurucuları içerisinde yer alıyordu. Son seçimlerden sonra HDK’den çekildiler. Kuşkusuz bu olumsuz bir şey. 2002’den günümüze geliştirdikleri ittifaklar siyasetinden bir geriye düşüş, bocalama olarak görülebilir. İttifak ilişkilerindeki kimi olumsuzlukların da bu sonuçta payı var elbette. 

ATİK ve ADHK’nin durumları da farklı farklı. ADHK, 7 Haziran seçim sürecine kadar HDK’ye ve HDP’ye çok mesafeli durdu. Seçim mücadelesinden sonra ilişkiler daha fazla gelişmiş görünüyor. ATİK ise, başından itibaren HDK’yle ilişkili oldu. Merkezi kurumlarında yer almazken, yerel düzeyde çalışmalara katıldı. Avrupa HDK çalışmalarıyla, kendi tanımlarıyla “gözlemci” statüsünde ilişkileniyorlar. Bu geri ve aşırı ihtiyatlı bir tutum. Bu arkadaşların gözlemci statüsüne süreğenlik kazandıran tarzlarının inandırıcılığının kalmadığını anlamaları gerekiyor. 

ATİK ve ADHK, şu ya da bu gerekçeyle Avrupa’da HDK örgütlenmesinin dışında kalamazlar, kalmamalılar. Cepheleşmek için şimdi değilse ne zaman adımlar atılacak?

Peki seçim mücadelesinde yer alan AABK’nin HDK çalışmalarına katılmaması?..

AABK’yi bir siyasi parti gibi düşünmemek gerekir. Kitlesi içerisinde değişik siyasi eğilimleri olan Alevi emekçiler var. Fakat sanıyorum en önemli sorun, 1 Kasım seçimlerinde Turgut Öker’in seçilmesini garanti altına alabilecek bir sıradan aday gösterilmemiş olması. AABK örgütlenmesi ve Alevi kitlesinde bunun yarattığı kırgınlık var. Bu kırgınlığı sağaltmak için çabalar sürdürülmeli. HDK çalışması yürüten arkadaşlar yerel düzeylerde ve keza ülkeler düzeyinde AABK yönetimleri ve tabanıyla tartışmalar yapmalı, ikna çabasını ısrarla sürdürmelidir. 

Çok tartışılan bir konu: Avrupa’da Demokrotik Güç Birliği, ABDEM gibi birlikte mücadele araçları var iken, HDK Avrupa’da bir ihtiyaç mı?

Açıkçası ben de kendime Avrupa’daki bugünkü durumumuzdan memnun muyuz, bunu devam ettirmeli miyiz diye soruyorum. Kendi durumundan memnun olan varsa açıkcası onlar için üzülmek gerekir. Verili durumdan ve durumundan memnun olan varsa, açıklıkla söylemeliyim ki, iddiasını kaybeder. Bugünkü durumu ulaşılan bir yükseklik olarak kabul etsek bile, çok açık ki Türkiye ve Kürdistan’daki mücadelenin Avrupa’daki yankısı olmakta yetersiz, o bir yana göçmenlerin hakları ve sorunlarının çözümü, keza bulundukları ülkelerde ezilenlerin mücadelesine katılımlarını örgütlemek bakımından da çok yetersiz. Bu ilişki düzeyini korumaya çalışmak, en fazlasından idare-i maslahatçılık ve konformizm olur. Oysa ilerleyebilmek, devrimci demokratik mücadelenin gelişen ihtiyaçlarına yanıt olabilmek için istisnasız herkesin değişmesi, yenilenmesi gerekiyor. 

Türkiyeli ve Kürdistanlı göçmenlerin geniş kesimleriyle ilişkilenilemediği, mücadeleye seferber edilemedikleri açık değil mi? Örgütlenmelerde daralma, kireçlenme, coşku ve motivasyon zayıflığı, hemen her alanda kendisini göstermiyor mu? Düşünüş tarzından eylem tarzına hemen her bakımdan sınırlandırılmışlık kendisini göstermiyor mu? İdeolojik erozyon gerçek değil mi? Gruplarda, bireylerde içine kapanma, kendini sınırlandırma, kabuklaşma yok mu? Kuşkusuz bütün bunların değişmesi gerekiyor. Durumdan rahatsız olmayan yapıların iddialarını koruyabilmesi için durup düşünmeleri zorunlu bir ihtiyaç. 

Açıkça HDK’nin Avrupa’da da bir ihtiyaç olduğunu gösteren sayısız neden var. Avrupa’da 7 Haziran seçim mücadelesi, nasıl ilerlemek gerektiğini ortaya koydu. Seçim mücadelesinde Kürt Özgürlük Hareketi’nin güçleri, değişik renkleriyle emekçi sol hareketin değişik yapıları, demokratik Alevi hareketinin örgütlenmeleri ve herhangi bir siyasi yapıya angaje olmayan bu anlamda örgütlü olmayan arkadaşlarımız ortak çalışma ve mücadelede biraraya geldiler. Birlikte çalışmadan yalnızca coşku ve enerji değil, özgüven ve yenilenme gücü, başarma azmi çıktı. Aslına bakarsanız, Avrupa HDK’nin gerekliliğini kavratan en ikna edici veri de bu oldu. Zaten HDK kuruluş çalışmaları da bundan sonra başlatılabildi. 

Demokratik Güç Birliği ve ABDEM, neden yetersiz ki ama?

Sadeleştirme ihtiyacı var. Zannediyorum şöyle bir değerlendirme yanlış olmaz: Demokratik Güç Birliği ve ABDEM, eylem birliği ve birleşik mücadele arayışının geride kalan bir düzeyini temsil ediyor. Kuşkusuz mücadeleye katkıları oldu. Özellikle Kürt Özgürlük Hareketi’ni, demokratik Alevi hareketini ve sosyalist hareketi eylem birliklerinde bir araya getirmesi, yakınlaştırması önemli bir kazanım ve ilerlemeydi. Ancak bu yapılar, mücadelenin daha büyük ihtiyaçlarına yanıt olamadılar. 

Haziran seçimleri mücadelesinde Avrupa’daki mücadele potansiyelinin büyüklüğü ve gücü çarpıcı bir şekilde açığa çıktığı kadar Demokratik Güç Birliği, ABDEM gibi yapılanmaların bunları kucaklamaya yetmediği de çok çarpıcı biçimde görüldü. Hatta denebilir ki, HDK’nin ilk filizleri o yetersizlik içinde açığa çıktı. 

HDK, Avrupa’da eylem birliği yöneliminin geleceğini ve üst düzeyini temsil ediyor. Türkiye ve Kürdistan’da süren özgürlük ve demokrasi mücadelesini amacına ulaştıracak, sonuca götürecek araçlardan birinin, oluşmakta olan ezilenlerin demokratik cephesinin Avrupa’daki yansıması, ifadesi. Hatta HDK’nin eylem birliğinde Avrupa’da ulaşılan düzeyin bir özeleştirisi olduğunu, daha ileri bir düzeye geçişi örgütlemekte olduğunu vurgulayabiliriz.

Peki çalışmalarda ne kadar yol kat edilebildi?

Avrupa HDK Girişimi Yürütmesi ve onun içinde kurulan Yürütme Koordinasyonu çalışıyor. Ülkelerde ülke ve kent girişim komisyonları örgütleniyor. HDK’nin nasıl bir örgütlenme olduğu, program ve tüzüğün nasıl olması gerektiği tartışılıyor. Kentlerde ve ülkelerde HDK’nin kavratılması ve meclisleri kurma çalışmaları sürüyor, ilerliyor. 

Bu sırada nasıl zorluklarla karşılaşılıyor?

HDK ihtiyacının anlaşılması, hiç de kolay olmuyor. Hatta çok sancılı bir süreç olarak ağır ağır ilerlediği de açık bir gerçek. Gelişme ülkelere göre eşitsiz. Örneğin Berlin’de HDK meclisi kurulmuş olmasına karşın İngiltere’de ülke geçici girişim komisyonu bile kurulabilmiş değil. Neden kurulmuyor, niçin harekete geçilmiyor? Eskinin, yürürlükte olanın, alışkanlığın konforu hüküm sürüyor. Ama yeniyi sahiplenip bayraklaştıranların sayısı da artıyor. HDK giderek daha iyi kavranıyor. Ağır ve sancılı ama yine de şairin dediği gibi “yapı yükseliyor”… HDK, Avrupa’da örgütleniyor.

HDK’nin örgütlenme çalışmasına girişilen hemen her yerde yeni bir mücadele başlıyor. Eski tarz, eski alışkanlıklar, süregelen düşünüş tarzı ve zihniyet kendini gösteriyor. Bir şekilde yeniye ya da onun temel parçalarına karşı direniyor. Hatta yeni olanın içini boşaltma, eskiyi yeni kılık altında sürdürme eğilimi gösteriyor. Bütün bunlar anlaşılır. Gelişme ancak böyle olabilir. Yeni eskiyle mücadele içerisinde kendi alanını genişleterek, kendi meşruiyetini kazanarak ilerleyebilir.

ibrahim cicek

İbrahim Çiçek kimdir?

Uzun yıllardır devrimci hareketin içinde yer alan İbrahim Çiçek, en son Atılım Gazetesi Genel Yayın Yönetmenliği sırasında tutuklanmasıyla gündeme gelmişti. Çiçek, “MLKP yöneticiliğiyle” suçlanmış ve 5 yıllık hapis ardından serbest bırakılmıştı. Ancak davalar ve tutuklanma tehdidi sonlanmamış, Çiçek sürgün yolunu tutmak zorunda kalmıştı.

Çiçek, ülkede bulunduğu sırada HDK’nin kuruluşunda yer almış, merkez yöneticiliğini yapmıştı. Çiçek, Avrupa’da da HDK-A’nın kuruluş sürecinde yer alıyor.

Kaynak Yeni Özgür Politika – AYNUR ÖZGÜR/HABER MERKEZİ

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn0Share on Tumblr0Email this to someone

Tags: , , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑