Yazarlar

Published on Haziran 10th, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

HDP neden ilgi odağıdır? – Aziz Tunç

Bu sorunun cevabı aynı zamanda bugün yapılan seçimlerde HDP’nin kazanıp kazanmamasının da cevabını içermektedir. HDP’nin neden ilgi odağı olduğunu doğru anlayabilirsek, HDP’nin kazanıp kazanmadığını da, neden HDP’ye oy verildiği de daha kolay anlaşılacaktır.

Halklar ve tüm ezilenler, yüz yıllık tarihleri içinde böyle bir imkâna çok fazla sahip olamadılar. Demokratik siyasetten önce Kürtler, değişik zamanlarda sistemin partilerinde milletvekili olmuşlardır.
Ancak bu sözde imkan, daha çok Kürtlerin kendilerini inkar etmeleri için verilmiş bir rüşvet olarak kullanılmıştır.

Kürtlerin sisteme entegrasyonu için bazılarının milletvekili olarak fonksiyon icra etmesi, özellikle sistemin sahipleri tarafında istenmiş, teşvik edilmiştir. Bu kurala uymayan sayın Şerafettin Elçi, Kürt olduğunu söylediği için hapse atıldığı bilinmektedir.

Alevilerin, kamusal alanda Aleviliklerinden söz etmelerinin hiç ama hiç olanağı yoktu. Ne bir Alevi yayını, ne bir Alevi kurumu söz konusu değildi. 1960’larda gençliğin kazanımlarıyla yaratılmış olan kısmı demokratik ortamda Mustafa Timisi, Alevilerin içinde yer aldıkları Birlik Partisi’ni kurmuş, hem devletin, hem de bütün gerici çevrelerin saldırıları yaşanmıştı.

Sistemin en çok korktuğu bir diğer toplumsal siyasal yapı ise emekçiler, sosyalistler ve devrimcilerdi. Bunlara da diğerleri gibi göz açtırılmıyor, ne zaman “eşitlikten, adaletten ve devrimden” söz edilse, hemen bütün baskı araçları devreye girer ve bu kavramlardan söz edene dünya dar edilirdi.

Kadınlar, bu topraklarda, her hak istediklerinde bastırıldılar.
Şiddetle sesleri kesilmek istenen bir diğer kesim ise, yeni bir dünya kurmanın heyecanını en çok hisseden gençlerdi.

Bu devlet ve manipüle edilmiş olan toplum için, “komünistler Moskova’ya” gitmesi gerekenler, Kürtler, “bölücü ve şeriatçı”dırlar.
Aleviler ise “dinsiz, kafir.” Kadınlar ve gençler, “ya tarlada, ya evde ücretsiz köle veya ucuz iş gücü” olarak kabul edildiler.

Kürtler, bu siteme karşı koydular. Yeterince örgütlü olamadıkları ve doğru bir politik hat oluşturamadıkları için yenildiler. Sosyalistler de hakeza. Onlarda etkili ve güçlü kitle desteği yaratamadıkları için bastırıldılar. Alevilerin önce Koçgiri’de, sonra Dersim de topyekun varlıkları yok edilmek istendiği için, tekrardan bir daha örgütlenip mücadele etme olanağı bulamadılar.

O nedenle gençliğin 1960’larda başlattığı mücadele, adı geçen kesimler tarafında heyecanla karşılandı. Fakat bu mücadele, 1971’de kanla bastırıldı. Daha sonra yeniden başlayan mücadeleyi de 12. Eylül faşizmi boğdu.

Lakin, son kırk yıldan beri, her yol ve araçla devam eden, büyük bedeller vererek büyük değerler yaratmış olan Kürt Özgürlük Hareketi bastırılamadı. Bunun yanında Alevilerin ve devrimci-sosyalist çevrelerin örgütlülükleri, büyük bedeller ödenerek ve büyüyerek sürdürülmektedir. Son yıllarda daha ileri toplumsal-siyasal birlikteliklerin yaratıldığı bilinmektedir.

İşte HDP bu birikimin sonucu ve toplamıdır. Böyle olduğu içindir ki HDP’ye, ilk andan itibaren, toplumun tüm kesimlerinde, önemli bir yönelim olmuştur ve bu yönelim, özellikle son dönemde, hızlanarak devam etmektedir. Böyle olması, sosyo-politik kurallar açısında, son derece normal ve anlaşılır bir durumdur. Bireyin, daha önce kime, hangi partiye oy vermiş olmasından bağımsız olarak, verili koşullarda, en doğru, en sahici, en güvenilir ve kazanma potansiyeli olan HDP’ye yönelmesi, hem en demokratik hakkı, hem toplumsal sorumluluğu, hem de bireysel yaşam kalitesinin artırılması açısında yapılması gereken bir görevdir.

Buna rağmen HDP’ye oy veren CHP seçmeniyle ilgili olarak, CHP’li yöneticiler rahatsız olmaktadırlar. CHP yöneticileri, kendilerine oy veren kitlenin OY ’unu, kendilerine ait “bireysel bir eşya veya tapulu mal” gibi görmekte ve başkasına verilmesini istememektedir.
En başında bu bakış açısı çok sakat ve yanlış. Sakat, çünkü topluma karşı büyük bir saygısızlık içermekte, insanın toplumsal varoluşunun ifadesi olan OY’u, bir “eşya veya mal” gibi görmektedir. Yanlış, çünkü kitleler, CHP’ye oylarını, toplumsal sorunlara çözüm bulsunlar, yani CHP demokrat bir politika geliştirir/geliştirsin diye veriyorlardı. On yıllardır kitlelerin mahkum edildiği bu yanılsama, HDP gerçekliği karşısında “buz üzerinde yazı” gibi silinmektedir. CHP’nin oylarının HDP’ye kaymasının karşısında CHP yöneticileri, “CHP hayır kurumu değildir” diyorlar. Evet, CHP hayır kurumu değildir ve öyle olmadığı gibi pek fazla “hayırlı” bir işlevi de olmamıştır. Dolayısıyla kimsenin CHP’den hayır beklediği de yok. Olan şudur, CHP’ye oy veren kitleler, CHP’den umudunu kestikleri için, CHP’den ayrılarak, oylarını gerçek demokrasiyi getirecek olan HDP’ye vermektedirler.

Kitleler bu değişimi yaşarken, eski partilerinden hemen kopamadıkları için, “emanet oy adıyla bir tanımlama yaparak, geçiş dönemini adlandırıyorlar. Yani “emanet oy” kavramı, HDP’ye yönelen vatandaşın kendi sosyal ilişki ve alışkanlıklarını aşmak için bulduğu bir kavramlaştırmadır. HDP’ye oy verenler, emanetçi değillerdir, kitleler, HDP’ye siyasal beklentileri için oy vermektedirler ve kolay kolay başka partiye oy vermezler.

CHP yöneticileri bu gerçekten korktukları için, en sert tepkiyi vererek, “biz hayır kurumu değiliz” diyorlar. Vallahi de, billahi de, CHP kendisini feshetse, bugün HDP’ye oy veren hiçbir CHP’li, oy vereceğim parti yok diye, üzülmeyecektir, çünkü aradığı partisini, HDP’yi bulmuştur. Zaten CHP, bu politikalarla devam edeceği için, bir süre sonra CHP’ye oy veren kitlenin büyük bir kısmı HDP’li olacaktır.
Demokrasi isteyen Türkiye halkları bugüne kadar seçeneksiz bırakılmışlardı, bu gün Türkiye halkları, HDP gibi bir seçeneği yaratmışlardır.

Özetle, bugün toplumun bütün kesimlerinde ve büyük baskıları aşarak, HDP’ye gösterilen ilgi kimsenin lütfu değildir. HDP, izlediği tutarlı, kararlı ve cesur politikalarla, kitlelere umut ve güven vermektedir. Bugün toplumun HDP’li olmayan, ancak demokrasi ve özgürlük talep eden, Erdoğan/Bahçeli faşizmine karşı toplumu savunan, çok geniş bir kesiminin, ısrarla, “HDP’nin barajı aşması gerektiğini, bunun için HDP’li olmasalar bile HDP’ye oy vereceklerini” söylemeleri, HDP’nin savunduğu ve sürdürdüğü bu tutarlı ve başarılı politikanın ve geniş kitlelerin sağduyulu yaklaşımının sonucudur.

Türkiye halkları da, Türk devleti de yüz yıldan beri ilk defa, doğru politikalarıyla, kararlı ve net duruşuyla, zalimlerin düzenine kafa tutan ve bu düzeni gerçek anlamda değiştirecek olan bir siyasal örtülülükle, HDP ile karşı, karşıya bulunmaktadır. HDP, Türk devletinin baskıları altında inim inim inleyen halkların ve tüm ezilenlerin umududur, gücünün kaynağı da budur.

Tags:


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑