Yazarlar

Published on Mayıs 17th, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

HDP mağdurken siz devrimci olamazsınız – A.Mahir

Samimiyet testine takılanları pek farkediyorum. Hala ”Yetmez ama evet!” tercihinde bulunmuşlara vurarak var olmaya çabalayanlar var.
Yanlış ise de, bir döneme taktik yaklaşanların yanlışıydı. Hala sinekten yağ çıkarırcasına devletçi solcu olmayı saklamaya, örtmeye teşne bu yaklaşımın, 2010 Anayasa seçimlerinin panoramasını devletçi ajandalarını gizlemek için kullanmaya kalkması öyle bir sırıtıyor ki! Kürt Özgürlük Hareketine ve Halkların Demokratik Partisine mesafe alanların bir anlamda ”Yeter ama hayır!” dediklerini duyar gibiyim.
Uzak kalmanın, Kürtlere bulaşmamanın, devrimci kimliğini muhafaza etmekle bağlı bir tutum olduğunu gizlemiyorlar. Oysa onlardan daha cılız başka partilerin HDP ve HDK bileşeni olduklarını görüyoruz. Mesele kimlik yitirme riski değil, tersine devlet bekasından kaçamayan, özgürleşememiş, devletin temel kurucu değerleriyle akrabalığını sorgulayamamış olmaktan kaynaklı. ”Yetmez ama evet!” belgisiyle bir zamanlar Anayasaya evet demiş olanların ezici çoğunluğu bugün hem AKP karşıtı, ama özellikle de HDP etrafında duranlardır. Bu asaletli duruşu becerip takınamayanların sığındığı bu çakar almaz küçümseme tavrı, aslında bir başka tahammülsüzlüğün tezahürüdür.
HDP’yi oluşturan dinamiklerin, geçmişte yaşanmış tek bir deneye saplanıp kalacağını beklemek boştur. Entellektüel çevreden ağırlıklı bir bölüm o gün, o tavrı ortaya koymuştur. Bizim devletçi değerlerden yakasını kurtaramamış devrimcilerimiz ise, HDP düşmanlığını sinsi bir dille süslemeye tevessül etmektedir. Emek sorunu, İşçi Sınıfı tutumu noktasından saldırabileceklerini düşündüler hep. Tabanında yeralan ağırlıklı Kürt Halkının varlığını bir garip ”Gerici, dinci, milliyetçi, ırkçı!” gibi yavelerle hedefe koymaktan geri durmamışlardır. O zırhlara bürünerek, aslında devletin kodlarıyla refleks gösterdiklerini saklamaya çalışmaları boşuna.
HDP ile ittifakta görünmek istemeyen bu grupların toplamı, o meşhur Anayasa oylamasında keskin ”Hayır!” cıydılar. Nasıl bir cilvedir ki, ağırlıklı olarak HDP’ye gizli açık saldırı içinde olan, onu zayıflatmaya teşne davranışlar sergileyenler istisnasız hayırcılardan oluşuyor. ”Evetçi gruplardan hangisi HDP yakınında durmuyor?” diye sorsak, yanıt yoktur. HDP’nin kilit parti durumuna gelmesinin açıklaması başkadır elbet. Ne ki, ülkenin hemen hemen tüm muhalif tutumlarını, bir sınıfsal prizma içinde birleştiren, devrim hedefli bir projeksiyonla birbirine bağlayan, ortak barış ve kardeşlik ütopyası, elbette ki aklı evvel solculuktan daha yaşamsal, daha devrimcidir. Doğayı, çevreyi, kadını, cinsel ezilmişliği, havayı, suyu, insan yaşamına negatif etkiler yığan her türlü mağduriyeti bir program içinde haşretmek, ancak geleceğin demokratik toplumunun öngörülmesiyle bir sinerjiye dönüştürülebilir.
HDP etrafında oluşan bu halkaların ortaklığından kaçanların, ne şikayetleri samimidir, ne de bilimsel bir tutarlılığı vardır. Devleti kuran parti CHP’nin kuyruğunda devrimcilik yapmak traji komik oynuyor. Ortada yıkılması gereken bir iktidar var. Bu amiyane deyimle, mahalleyi, elinde benzin bidonuyla yakmaya gelen tecavüzkara karşı, tüm mahallelinin birlikte önlem almasını zorunlu kılan bir hikayedir. Bu aklın da yoludur. Sonrasında, yani yangın savuşturulduktan sonra, her grubun sınıfsal mevzilenme nedeniyle birbirlerine karşı kavgası sürecektir. İlk iş hep birden yanmaktan, ancak birlikte korunulabileceğini anlamaktır.
İktidar ittifakının HDP vurgusu düşmancadır. AKP İktidarını düşürebilecek yegane güç HDP’dir. Bunun konjonktürel sebepleri vardır ama, iktidarın düşmanlık politikasını muhalefet gruplarında da ayniyle vaki, birebir görmek, bir şeyi anımsatıyor olmalıdır. Burada iki blokun da temel devlet normlarına bağlılıkta, aralarında somut bir farkın olmadığı gerçeğinin altını çizmek gerekir. CHP dışında kalan, dişe dokunur bir grup şüphesiz ki MHP’den kopup gelen muhaliflerin İyi Partisidir. İyi Partinin MHP’den ne farkı olduğunu herkes merak etmektedir. HDP’ye karşı tutumda ne fark vardır? Parti liderinin Kürt olduğunu beyan etmesi mi fark sayılacaktır?
7 Haziran sonrasında MHP’yi AKP’ye yedekleyen gerekçe, Meral Hanım açısından da aynı önkabulle karşılanmayacak mıdır? 2. tura kalma olasılığı üzerinden, Kürt seçmenlere pas atmak mı bu? Oyun oynamıyoruz. Ciddi bir iktidar değişikliği peşindeyiz. O zaman senet gibi konuşmak, aslanlar gibi de deklere etmek gerekecektir. HDP ile yanyana gelmekte cüzzamlı olanların, boş yere oy bekleme hakkı var mıdır?
Saadet Parti bir Erbakan patentidir. AKP’nin iktidar serüvenine kurban edilmiş bu güç, artık Milli Görüşü tümden temsil etmemekte, hatta şimdiye dek de seçimlerde AKP’ye oy vererek, takıyyeci bir siyaset güttüklerini çok kere kanıtlamaktadırlar. İlk kez 24 Haziran seçimlerinde kendi kozlarıyla sahaya inme cüreti göstermişlerdir. Mümin samimiyetiyle meseleye yaklaşma erdemliliği gösterdikleri durumda, ciddi bir güce hitap etmeleri olanaklı sayılabilir. Ne ki ardındaki tarihle yüzleşmeden, Mamak katliamını gerçekleştiren yobazlara herhangi bir eleştiri getirmek şöyle dursun, kelli felli bir dizi Şeriat yanlısı misyonerin, katil savunuculuğu bile yaptığı görülmüştür. Saadet Partisi bu sicille siyasete balıklama dalmıştır. Muhalefet etme tavrı bütün bu olumsuz tarihine bakıldığında bile bir işe yarayabilir. En azından Madımak kurtulamadı ama, belki ülke yangından kurtulabilir!?
HDP devletçe ezilmiştir. 10.000’den fazla aktivist içerdedir. Vekiller, başkanlar, üst düzey yöneticiler tutukludur. Figen Hanım ve Selahattin Bey resmen esir alınmıştır.
Bu yoldan etkili muhalefet etme grafiği düşürülmek, handiyse HDP tümden linç edilmek istenmektedir. Ülkeye demokrasi getirmek iddiasında olanlar, yargı erkinin özgürleştirilmesi, halkın kararına saygı ve bilcümle normun hayata geçirilmesini isteyenlerin ilk gözlerinin görmesi gereken şey, HDP mağduriyeti olamaz mıydı? Hatta tüm muhalefetin ortak adayı neden Selahattin Demirtaş olmasındı? Faşizmden bizar olanların, en esaslı rövanşı bu olmaz mıydı? Demokrasi bir kazançla, bir zaferle ayağa kaldırılır, ülkenin açılan elim sosyal yaraları bu yoldan sarılamaz mıydı? Demokrasinin HDP üzerinden elde edilebilecek bu kazanımı, neden hepimizin ortak amacı olamıyor?
Hastalıklı yapılardan elbette bunları ummak, beklemek olanaklı değil. Yüz yıllık tedrisatın beyinleri alabora ettiği, ırkçı ve kökten hastalıklı değer yargılarının etkisinde bir demokrasi yaratma şansı olamıyor maalesef. Bu hal içinde hala siyasal ikbalini CHP listelerine bağlayan garip solculara bir kez daha hatırlatıyoruz. Yırtın beyninizdeki örümcek ağlarını! Özgürleşin! Solun enternasyonalist bir işlevle olanaklı olduğunu unutmayın. HDP’nin kıyıldığı bir yerde, bu tutumunuzla hala devrimci kalmanız mümkün değil! Devrimci şarlatanlıklarınızı bir gün ağzınıza burnunuza sokarlar bekleyin!

Tags:


About the Author



Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑