Halklar ve İnançlar

Published on Haziran 29th, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

HDK-A: 25. Yılında Sivas Katliamını Lanetliyoruz

HDK-A yayınladığı bildiriyle 25. Yılında Sivas Katliamı’nı lanetleyerek,  şu çağrıda bulundu: “HDK-A olarak, tüm halklarımızı, Avrupa’da Alevi kurumlarının ve diğer tüm devrimci, demokrat, dost kuruluşlarının  ‘2 Temmuz Sivas Katliamını Lanetleme’ etkinliklerine katılmaya çağırıyoruz.”

AF (Köln)

Halkların Demokratik Kongresi – Avrupa (HDK-A) tarfından yayınlanan açıklama şöyle:

25. Yılında Sivas Katliamını Lanetliyoruz

Devletçi iktidarcı sistemin Anadolu ve Mezopotamya halklarına, inançlarına ve toplum dinamiklerine yaşattığı katliamlardan biriside Sivas katliamıdır.  Yirmi beş yıl önce 2 Temmuz’ da Sivas Madımak Otelin’ de 33’u aydın ve demokrat, ikisi otel çalışanı olan 35 canın on binlerin linç gösterisi altında diri diri yakılması, devletin Alevilere dönük katliamcı politikaları sonucu gerçekleşmiştir.

Üç beş kendisini bilmezin, cinnet hali yaşayan binlerin kendiliğinden kalkıştıkları sıradan bir olay, yerel bir vaka değildir. Ulus devletin  “Tek devlet, tek dil, tek bayrak, tek din”  zihniyetinin organizeli, örgütlü siyasal, kültürel ve etnik temizlik amaçlı gerçekleştirdiği bir katliamdır.

Sivas katliamı da, kültürel ve etnik temizlik amaçlı yapılan diğer katliamlar gibi aradan bunca yıl geçmesine rağmen aydınlatılmamış,  aydınlatılmak istenmemiştir. Egemenlikçi devletçi sistem, ulus devlet stratejisi gereğince hareket ettiğinden, katliam ve soykırımsız duramaz. Tekçi zihniyetinin neden olduğu, karar vericisinin de kendisi olduğu katliamlarla yüzleşmeye korkar, bu nedenle gerçekler hep karanlıkta kalsın ister. Bu politika hükümetten hükümete değişmeden sürmekte olan bir politikadır. Hatta devletten devlete aktarılan bir gelenektir de.

2 Temmuz 1993 yılında Sivas il merkezinde milyonların tanıklığında yapılan yakma seremonisi toplumu sindirmek, toplumu kendi tekçi politikalarına razı etmek için devlet tarafından bilinçlice yapılmıştır. Çünkü katliamın olduğu coğrafya devletçi iktidarcı sistem için sorunlu bir coğrafyaydı. Katliamın yaşandığı tarih ise Türkiye’ nin en temel iki toplum dinamiği Kürtler ile Alevilerin birbirine yakınlaştığı, birbirlerine dokunmaya ve anlamaya çalıştıkları bir tarihti.

Katliamın yaşandığı bu coğrafya da iktidara ve devlete bulaşmamış Rêya Heqî inanç sahibi Alevi Kürtler yaşamaktaydı. Selçukludan Yavuz’ a, Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyetine, oradan da günümüze dek inanç sahiplerine karşı devam eden katliamların siyasal, tarihsel, kültürel ve toplumsal gerekçelerini bilmemizde yarar vardır. Devletçi iktidarcı sistem mutlak egemenlikçi anlayışla hareket eder. Toplumun çoklu kimliğini, çoklu kültürünü ret etmekle kalmaz, onları ortadan kaldırmak için katliamlar, soykırımlar yapar. Ortadan kaldıramadığı toplum dinamiklerine ise ideolojik aygıtlarıyla asimilasyonu, entegrasyonu dayatır. Çokluğu ve çeşitliği kabul etmez, onlara egemen dili, kimliği, kültürü tek seçenek olarak sunar. Sadece son bin yılı bile göz önünde bulundurduğumuzda Alevilerin yaşadıkları zulüm ve  katliamın bu zihniyetten hareketle yaşatıldığını rahatlıkla görmüş oluruz.

Raya Heqî (Rêya Heqî) inancı dikey olmayan yatay örgütlü ocak sistemi ile yürüttüğü sosyal ve kültürel yaşam değerleri hiyerarşiyi, iktidarı ret eder. Toplumun özgücüne dayalı demokratik yaşamını savunur. Dayanışma, paylaşma ve ortaklaşma ahlaki değerleriyle insan toplumsallığını, adalet, eşitlik ve özgürlük gibi politik değerleri ile demokratik yaşamı savunan inanç sahipleri devletçi iktidarcı sistem tarafından Rafızî, zındık ve sapkın mezhep olarak yaftalanmış, katliamlara uğratılmışlardır. Devletçi sistemin bu katliamlarına karşı Pir Sultan, Cogi Baba, Ali Şer ve Zarife gibi tarihi direnişçilerde bu coğrafyada ortaya çıkmıştır. Birinci dünya savaşı sonrasında gelişen uluslaşma hareketlerinden esinlenen Koçgiri halk hareketi kanlı katliamlarla bastırılınca bugünkü Sivas, Erzincan, Malatya, Elazığ, Erzincan ve Erzurum illerini kapsayan Dersim Eyaletinde yaşayan halklar ve inançlar yoğun bir Türkleştirme ve İslamlaştırma projesine tabii tutulurlar. Yıllar yılı devam eden bu projeye rağmen halklar ve inançlar kendi hakikatleri üzerinden sosyal ve kültürel yaşamalarını sürdürmek isteyince müdahaleler ve katliamlarla karşı karşıya kaldılar. Sivas katliamı da böylesine bir müdahale sonucu gerçekleştirilmiştir. 1993 katliamı devletin Sivas’ı tamamen Türk, tamamen Sünni İslam yapma müdahalesi sonucu gerçekleştirilmiştir. Kürt siyasal hareketi ile Alevilerin buluşmaması, Aleviler ile Kürtlerin ortaklaşmaması amacı güdülmüş, bu amaç yerine gelsin diye hükümet, askeri ve sivil bürokrasi sessiz kalmış, her katliamda olduğu gibi inisiyatif burada da devletin jeo-stratejisini uygulayanlarda olmuştur. Bu nedenle hala Alevilerden özür dilenmemiş, devletin katliamdaki rolü, tutumu mahkûm edilmemiştir. Aksine Alevi inancına mensup halkımıza yönelik baskı, ayrımcılık ve zulüm hız kesmeden devam etmektedir.

Yüz yıllık devletin inkâr ve imha politikası onca hükümete ve iktidara rağmen Alevilerin talepleri hala da kabul edilmiyor, yok hükmünde görülmeye devam ediyor.  AİHM kararına rağmen Cemxaneler statüye kavuşturulmuyor, Alevi çocuklarına zorunlu din dersi okutuluyor,  itibarsızlaştırma, karalamalar eşliğinde Alevi evleri işaretleniyor.

Milliyetçi, cinsiyetçi AKP ülke içinde ve dışında mezhepçi ve ırkçı zihniyeti ile halklar ve inançlar kırımını yaşatıyor. AKP, Suriye’de Alevileri ve Kürtleri katletme fetvası veren cihatçı-selefi çeteleri politik ve askeri olarak desteklemekle kalmıyor, selefi çeteleriyle Efrin’i işgal ederek halklar ve inançlar kırımını tüm dünyanın gözleri önünde sürdürüyor.

2 Temmuz’da canlarımızı yakan alevler daha sönmeden halklarımıza yeni acılar yaşatılıyor, kültürel, sosyal, siyasal ve kadın kırım politikası AKP iktidarında her gün yeniden yaşatılan hakikat olmaktadır. AKP’ nin mezhepçi, cinsiyetçi ve milliyetçi politik hattı 24 Haziranda örgütlü devlet gücü sayesinde, hileli ve şaibeli seçim uygulamalarıyla bir kez daha iktidarda kalmak adına asker ve polis gücü ile yetinmemiş paramiliter güçlerince sokakları terörize etmiş, devlet terörü ile toplumun iradesine el koymuştur.

Başta 2 Temmuz Sivas katliamı olmak üzere, halklarımıza ve inançlarımıza karşı işlenen katliamların hesabını sormak, tarihi yüzleşmeyi sağlamak, AKP-MHP faşizmini durdurmak için halklarımızı mücadeleye ve direnişi büyütmeye çağırıyoruz. Tarihi direnişçi çizginin yürütücüsü Alevilerin mazlumdan yana olma, yetmiş iki milleti bir bilme anlayışı gereğince hareket etmeye, birlikte demokrasimizi kazanmaya ve inşa etmeye davet ediyoruz.

HDK-A olarak devletçi ve iktidarcı sistemden tarih boyunca en çok çeken Alevi inanç sahibi canlarımızı devlete, egemen sınıfın elit siyasetçilerine ve partilerine güvenmek yerine dikey olmayan yatay ocax toplumsallığının örgütlü yapısı olan kongre içinde yer almaya davet ediyoruz.

HDK-A olarak 2 Temmuz Sivas katliamını lanetliyor, Alevi halkımızın ve diğer halklarımızla inanç topluluklarının temel taleplerini ve inanç özgürlüklerini her şart altında savunacağımızı, özgürlükçü laik ve demokratik yaşam için mücadeleyi daha da büyüteceğimizi bu vesile ile bir kez daha haykırıyoruz.

HDK-A olarak, tüm halklarımızı, Avrupa’da Alevi kurumlarının ve diğer tüm devrimci, demokrat, dost kuruluşlarının  “2 Temmuz Sivas Katliamını Lanetleme” etkinliklerine katılmaya çağırıyoruz.

 

Halkların Demokratik Kongresi – Avrupa (HDK-A)

Merkez Yürütme Kurulu

Tags: , , , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑