Sınıf Hareketi

Published on Şubat 14th, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

Hayatı yaratan çoğunluğun başarısı – Ali Çarman

Geride kalan yılın son ayından itibaren TİS süreciyle birlikte gözler yeniden işçi sınıfının üstündeydi. Zira ekonomik olarak iyi döneminde olan Almanya’da sermaye temsilcileri işçilerin talepleri karşısında vurdum duymaz bir tutum içinde oldular.

Porsche, Bosch, Mercedes önlerinde gerçekleşen bir çok uyarı grevi, miting ve işçi yürüyüşüne katıldık. Eylemlerdeki havadan söz etmeye gerek yok. Ancak tek bir sözcükle ifade edilecek olursa müthiş bir atmosfer müthiş, bir coşku söz konusu idi.

Konuşabildiğimiz onlarca işçiden edindiğimiz bilgi sonucu şunu çok rahatlıkla belirtebiliriz: İşçilerdeki bu coşku ve heyecanın ortaya çıkmasında sendikanın katkısı, eylem çağrılarının ötesinde en küçük bir bilgilendirme vb. çalışması olmadı.

Gerçekleşen eylemlerin neredeyse tamamında sendikanın merkezi  olarak hazırlamış olduğu döviz ve pankartların dışında tek bir pankart dahi göremedik. Denecek ki; „Ne var bunda?“  Bunun şu açıdan çok önemli olduğunu düşünüyoruz. İşçiler bütün coşku ve heyecanlarına rağmen henüz sendikanın çerçevesini çizdiği sınırların dışına çıkmamakta. Sendikası ne derse onu kararlıca savunmakta.

TİS görüşmeleri daha yeni başlamış ve olumsuz devam ederken Porsche‘de hazırlanmış bir döviz vardı ki evlere şenlik! Sendikanın yüzde 6 talebine rağmen, „Yüzde 5 çok iyi“ yazılmıştı. Sindelfingen Mercedes eyleminde taşınan ‘’Kiralık İşçiler Süresiz İşe Alınsın’’ dövüzü neme lazım denilerek bir kenara atılmıştı.

Önceki yıllardaki işçi eylemlerinde ise farklı dövüz ve pankartlar hiç de az değildi.

Greve tanık olmayan bir kuşak

Mücadele alanında, variller içinde yakılan ateşin etrafında ve çadırlarda yaşlı-genç demeden işçilere şu soruyu sorduk: Daha önceleri greve katıldınız mı? İçinde hüzün saklı gülüşlerle ne yazık ki hayır dediler. „Otuz yıldır Porsche’de çalışıyorum birkaç saatlik uyarı grevleri dışında bir şey görmedim.“

Orta yaş grubunda işçiler grev ile bir günde yaşadıklarını gururla çocuklarına anlatacaklarını söylerken, gençler ise; „Çok heyecanlıyız grev çok doğru bir eylem. Binlerce işçinin tek yumruk olduğunu görmek çok güzel. Biz çırakların greve katılmalarının da harika olduğunu düşünüyoruz.“ diye duygularını ifade ettiler.

Kim kazandı?

Daha bir günlük grevin heyacanı yaşanmadan TİS görüşmelerinin olumlu geçtiği yününde el altından propaganda edildi. Ve grev ateşi her yanı sarıp sarmalamadan taraflar arasında elbirliğiyle anlaşma sağlandı.

Anlaşma sonrası görüşebildiğimiz işçiler eksikliklerine rağmen iyi bir anlaşma yönünde görüş belirttiler. Feurbach Bosch fabrikasında çalışan bir işçi arkadaşımıza kulak verelim:

‘‘Bu konuyu arkadaşlarla tartıştık. iki eğilim var. Birincisi; anlaşmayı iyi görenler. Daha fazlasını almanın mümkün olmadığını söyleyenler. Bu kesim IG Metall üyesi olmayan işçi arkadaşlarımız. İkincisi; sendikamız ekonomik durumu göz önünde bulundurarak taleplerini belirledi. Bir uzlaşmanın olması kaçınılmazdı. Daha iyisi olamaz mıydı? Elbette ki daha iyi bir anlaşmanın olabileceğini bu kısa süredeki coşku ve atmosfer gösterdi. Bizler bu anlaşmayı kabul ederek hakkımız olanı elde etmek için çalışmalarımızı gelecek için sürdürmeliyiz‘‘

Yapılan anlaşma üzerine tartışmalar belli bir zaman alacağa benziyor. Ancak belirtilmeli ki, sonucun yeterli olup olmadığından bağımsız kazanan grev hakkı oldu. Yıllar yılı kullanılmamış bir hakkın, grev hakkının, gücü ve etkisi olmuştur.

TİS görüşmelerinin ilk etabında işçilerin ve sendikanın gücünü hafife alan sermayenin temsilcileri gücün görkemliliği karşısında hemen geri adım atma taktiğine başvurdular. Geri adım atarlarken de temsil ettikleri sınıfın, patronların, çıkarlarını hesapladılar.

Bir günlük grevin öğrettikleri

Kendisinden çok söz ettirecek bir TİS dönemini daha geride bıraktık. Onlarca, yüzlerce fabrikada yıllar sonra üretim tamamen durdu. Yüzbinlerce işçi, sendikasının çağrılarına kulak verip harekete geçti. İşçi sınıfı birliğine zarar veren eğilimler bir an da olsa kenara atıldı. İşçi sınıfının müktedirliğine dost düşman bir kez daha tanıklık etti.

İşçi sınıfı tarihine kabaca dahi göz atıldığında görülecektir ki kazanımlarla biten bütün toplu sözleşmeler uzun soluklu grevlerle dolu zorlu mücadeleler sonucu gerçekleşmiştir. Geçmiş yıllarda haftalar süren, bütün ülkenin ana gündemi arasında yer alan 35 saatlik iş haftası mücadelesi buna en basit örnek oluşturur.

İşçi sınıfına güvenmeyen, işçinin her eyleminde 3-5 kuruşa anlaşacaklar diyen, işçi sınıfının dünyasından bihaber olup bir anda mucize bekleyenler hep yanılacaklar.

Hayatı yaratan çoğunluğun yanında olmanın ve bunun tadını çıkarmanın hazzını bizlerden esirgemeyen işçi sınıfı mücadelesinden öğrenmeye devam edeceğiz.

 

Ali Çarman (Stuttgart)

DİDF Yönetim Kurulu Üyesi

 

Tags: , , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑