Ekoloji

Published on Ekim 26th, 2017 | by Avrupa Forum 3

0

Hava kirliliği ortamında yaşamak bunamayı tetikliyor / Atila Alpöge – Devrim Alpöge

Binlerce veriye dayanan resmi bir araştırmaya göre hava kirliliğinin yüksek olduğu bir yerde yaşıyorsanız, bunamaya, demansa namzetsiniz.  Özellikle ana cadde üzerinde yerleşikseniz.  Çünkü kirlilik sürekli olarak beyninize çok zararlı zerrecikler yerleştiriyor.  Ve demans gizli gizli gelişiyor, bunama olaylarının sayısını hızla arttırarak.  Önde gelen birçok büyük kentin yönetimi bu gidişi durduracak önlemler almakta.  Radikal denebilecek girişimler.

Önce araştırmaya bir göz atalım.  Sonra da değişik kentlerin çabasına bakalım.

Araştırmayı Kanada’nın en büyük eyaleti olan Ontario’nun resmi sağlık kurumu Public Health Ontario yürütmüş.  Eyalette yaşayan 6,5 milyon kişinin 11 yıl boyunca birikmiş sağlık kayıtlarını inceleyerek.  Özellikle kişilerin oturdukları yerlerin konumuna eğilerek.  Araştırma The Lancet dergisinde yayımlanmış.  (Buradan ulaşabilirsiniz.)

Araştırmaya göre bir ana caddenin 50 metre yakınlarındaysanız, zamanla demansa kapılma olasılığınız yüksek.  Uzaklık iki misline çıkarsa, olasılık o oranda azalıyor.  Bu olguda araçların saldığı gazların çok büyük ağırlığı var.  Tabii trafik gürültüsünün de.

Bu çalışmanın ilginç bir dipnotu da var.  Araştırmacılar araçların saldığı kirlilik ve gürültüye yakın yaşama ile üç ciddi hastalık arasında ilişki aramışlar: demans, Parkinson ve çoklu skleroz (multipl skleroz).  Bu ilişki demans için var.  Öteki ikisinde görülmüyor.

Demek ki, tıptaki hızlı ve başarılı gelişmelere karşın sağlıklı yaşam koşulları durmadan bozuluyorsa, bazı radikal önlemler almak gerekiyor.  Özellikle kentlerde.  Özellikle ulaşımla ilgili olarak.  Bu düşünceyle sayısız kent kolları sıvamış durumda.  Bazı örnekler aşağıda.

Oxford – Kent yönetimi elektrikli araçları baş köşeye oturtuyor.  2020’de merkezdeki altı caddeyi içine alan bir bölge fosil yakıtlı araçlara kapatılmış olacak.  Bu yasak otobüsler ve taksiler dahil bütün araçlara uygulanacak.  2035’e kadar merkezdeki geniş alanın tamamında elektrikli araçlardan başkası çalışamayacak.

Oslo – Norveç’in başkenti 2019’dan itibaren kent merkezinde araç dolaşmasına izin vermeme kararı aldı.  Bunun paralelinde toplu ulaşım olanağı hızla geliştirilecek.  Ayrıca merkezde 56 kilometre uzunluğunda bisiklet yolları oluşturulacak.  Kent yönetimi daha şimdiden merkezdeki otoparkları kapatmaya başladı.

Brüksel – Merkez yayalaştırıldı.  Bu alan giderek genişletilecek.  Belediye halkı toplu ulaşım, yayalık, bisiklet gibi sağlıklı türlere yönlendirmede kararlı.  Bu arada 2018’den itibaren (sayısı 15.000’e varan) dizelli eski aracın kullanımını toptan yasaklamaya başlayacak.

Londra – Merkeze otomobille (hafta içi günlerde ve sabah 7 ile akşam 6 arası) girebilmek için ücret ödemek gerekiyor.  (50 TL kadar.)  Taksiler, temiz enerjili araçlar ve motosikletler serbest girebiliyor.  Bu arada gittikçe genişleyen bir bisiklet yolu ağı da oluşturulmakta.  Eklemek gerekir ki, 2040’ta dizelli araç kullanımı bütün İngiltere’de yasaklanacak.

Kopenhag – Burada, bisiklet caddelerin kralı.  Bu yollara ‘bisiklet otoyolu’ deniyor.  İlk yol 2014’te açıldı.  Sayıları gelecek yılın sonunda 40’a ulaşacak.  Bisikletinizi banliyö trenlerine rahatça, parasız pulsuz sokabiliyorsunuz.  Diğer araçların kent içindeki hızı 40 km/saat ile sınırlı.  Otoparkların sayısı da yavaş yavaş azaltılıyor.

Hamburg – Buradaki ana projenin adı ‘yeşillik şebekesi’.  Hedefi yürümeyi, bisiklet kullanmayı cesaretlendirmek.  Önümüzdeki 20 yıl içinde kentin %40’ı özel araçlara kapalı olacak.  Bunun yerine yepyeni parklar, oyun ve spor alanları oluşturulacak.

Berlin – Kent son on yıl içinde merkezde 88 km²’lik bir alan oluşturdu.  Burada kent nüfusunun üçte biri yerleşik.  Bu alana, yüksek kirlilik salan benzinli ve dizelli araçların girmesi yasak.  Bu arada 10-15 kadar bisiklet otoyolu yapımına da başlanıyor.

Madrid – Kentin ünlü ana caddesi Gran Via gelecek yılın sonunda tamamen yayalaştırılmış olacak.  Buraya yalnızca bisikletler, otobüsler ve taksiler girebilecek.  Buna ek olarak 24 cadde ve sokakta da benzeri uygulama çalışmaları başlamış durumda.

Amsterdam – Dizelli araçlar zaten şimdiden yasak ve kent merkezinin çoğu yayalarla bisikletlilere teslim edilmiş durumda.  2030’dan sonra ise gaz salan araçlar buraya hiç giremeyecek.  Ayrıca şu anda aracınızı kentte park etmek istiyorsanız, yıllık ücreti 2.500 TL kadar olan ve kentte yerleşik olduğunuzu kanıtlayan bir kart edinmeniz gerekiyor.

Geldik Paris’e – Burası hava kirliliğini sık sık yaşıyor.  Bu yüzden kent yönetimi bu sağlık sorununu çok ciddiye alıyor.

Zaman zaman görüşünüze adeta perde çeken ve nefes yollarınızı zorlayan bir hava durumuyla karşılaşıyorsunuz.  O kadar ki, “tek plaka – çift plaka” yöntemi kimi zaman uygulanıyor.  Paris belediyesi bu konuyu ana gündem maddelerinden biri yapmış durumda.

Başka bir deyişle, 2030’da sera gazı salan araç görmeyeceksiniz Paris’te.  Hele dizellilerin son tarihi 2024.  Belediye Başkanı Anne Hidalgo “Özel otomobil sahipliği savaştan sonraki yılların (1950’lerin) temel özlemlerinden ve rüyalarından biriydi.” diyor.  “Ama artık değil!”  [Bizde, Türkiye’de de, 1970’li yıllarda bu özlem yaratılmadı mı?]  Nitekim batı ülkelerinde, özellikle ABD’de, gençler arasında ehliyet alma ve araç sahibi olma heveslerinin giderek azaldığı gözleniyor.

Paris Belediyesi şimdilerde yepyeni bir yaklaşımı denemeye başladı: hava kirliliğini yosunlara emdirmek.  Fransa kentlerinin sokak ve meydanlarında 150 yıldan beri devrede olan reklam kuleleri var.  (Örneğin Paris’te 200’ün üstünde.)  Bunların yüksekliği 4 metre, çapları da 2,5 metre.  Sinema filmlerinin, tiyatro oyunlarının, bazı ürünlerin büyük boy afişleri sergileniyor bunlarda.  Adeta simgesel bir değer kazanmış kentsel mobilya konumundalar.

Belediye bunların benzerini içinde su bulunduracak biçimde yeniden yaptırıyor.  Suyun içine de tek hücreli su yosunları (alglar) konulacak.  Bunların özelliği hızla çoğalmak ve fotosentez yapmak.  Böylece ‘yosun kuleleri’ndeki alglar havadaki karbon dioksiti emip oksijen üretecekler ve bunu sokağa yeniden salacaklar.  Ayrıca fotosentez sonucu doğal olarak oluşan kütleler de temiz enerji üretiminde kullanılacak.  Her bir kulenin, karbon dioksit emmede, 100 ağaç kadar etkili olacağı ve bir yılda 1 ton gaz temizleyeceği hesaplanıyor.

Bu deneme umulan sonuçları verirse belediye kentin her bir köşesini bu kulelerle süsleyecek.

Atila Alpöge – Devrim Alpöge, Ekogazete, 16.10.2017 / Yararlanılan kaynaklar: Le Monde, 14.10.2017 – Stéphane Mandard, Le Monde, 12.10.2017 – Paris Belediyesi internet sitesi, 5.9.2017 – Fanny Guiné, Le Monde, 15.4.2017 – Paul Benkimoun, Le Monde, 6.1.2017

 

Kaynak: ekogazete.wordpress.com

Tags: , , , , , ,


About the Author



Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑