Yazarlar

Published on Nisan 25th, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

Dikkat, bu Gül’de çok diken var! – A.Mahir

Abartılardan, hesapsızlıklardan, gerçeküstü yüklenmelerden kaçınmanın eşiğindeyiz. ”Olsa mal senin!” demişler ya, herşey bizim elimizde de, kendimizi sevmediğimiz adaylara uyarlamak peşinde miyiz? Muhalefetin en dişli takımı, hiç kuşkusuz HDP cenahındaki sosyal dinamiklerdir. Siyasetin güncellenmesinde, en dikkate değer donelerden biri bu olsa gerektir.

Bunun dışında yer alan Haziran Hareketi ve devamla belki bir kaç odak daha var. Onlar herkesten daha devrimci olduklarından değil, sol içi kan uyuşmazlıklarından ötürü, HDP ve bileşenlerine uzak duruyorlar. Daha komünistçe yaptıkları hiç bir şey yok. Buna ayrıca güçleri de yok zaten. Ne ki, onlardan daha zayıf başka grupların, gerek HDK ve gerekse de HDP bileşenleri arasında yer almış olması, dikkat gerektiren bir farklılık sayılmalıdır!

HDP kendi dışında kalan muhalif grupların ittifak denemelerine balıklama dalmak gibi bir sululuğu göstermemekle iyi yapmıştır. Bizim dışardan akıl telkin etmek gibi hayalperest bir tutumumuz olamaz. Kaldı ki, HDP siyaseti ülkeyi iyi kavramış olacak ki, muhalefetin heterojen yapısı gereği, kendi önceliklerini gündeme dayatmayarak, iş yapmak isteyenlerin önünde sorun olmamayı becermektedir.

Anlaşıldığı kadarıyla ilk turda herkes kendi adayıyla yol açmaya çalışacaktır. Bu ikinci tur için sinerji biriktirmeyi hesap eden bir adım olsa gerektir. Değilse ta baştan ortak bir adayla, güçlü bir sesle muhalefet başkanlık yarışını ilan etmiş olsa, daha da başarılı olabilirdi! İhtiraslar, adaylara kendi önceliklerini yüklemek gibi siyasal kurnazlıklar varken, bu isabetli adım atılamamış olacak besbelli.

Keza, ikinci tura şanssız gireceği anlaşılan iktidarın adayının, bu ülkede bir ikinci tur seçimine fırsat tanımayabileceği ıskalanmış olacak. Yeni durumlar ve şiddet sarmalının yeni marifetleriyle oynayacak olan iktidar, seçimi yitirebileceği anlaşılan bir ikinci tur için ”Ortam yok!” diyebilecektir. Zaten kaybederlerse, taraftarlarının zor kullanabileceğini şimdiden seslendirmektedirler.

Seçimlerden diskalifiye edilmek üzere, İyi Partiye kurulan erken baskın seçim kumpası, CHP’nin tasarladığı Milletvekili operasyonuyla kayaya toslamış gibi görünüyor. İyi Partinin grup oluşturarak, seçimlere sorunsuz katılabilmesinin önü hala açık mıdır? Başka hinoğlu hinlik AKP iktidarının gündeminde var mıdır, bilinmez!? Ne ki CHP bir manevra yaparak, İyi Partiyle ittifak içinde olacağını ilan etmiş olmaktadır.

Temel normlar açısından CHP ile İyi Parti arasında kayda değer bir farklılık olmadığı bellidir. CHP’nin önceki numaralarında gösterdiği AKP kuyrukçusu destekler anımsanırsa, CHP’ye bu kıyağı çok görmek absürd bir durum olur. Şimdi seçimleri aşağı yukarı etkisi altına alabilecek bir muhalefet birlikteliği, bu nikahla hem başkanlığı, hem genel seçimleri, hem de Belediye seçimlerini kendi hanelerine yazma konusunda, hangi ustalıkla hareket edeceklerini göreceğiz?

CHP, İyi Parti ve Saadet Parti arasında olası görülen ittifakın, diğer seçimlerde nasıl durum alacakları soru oluşturuyor ise de, başkanlık meselesinde ortak bir adayın bulunması noktasında epeyce sorunlu olacağı da şimdiden bellidir. İlk iki partinin angajmanına, Saadetin dahil edilmesine yansıyacak pek çok sorun nasıl aşılabilir? Abdullah Beyin, gülden çok diken taşıdığı dikkate alındığında, Saadetin olası bu adayına ortak aday gözüyle yaklaşmak, ne kadar gerçekçi?

Bunu zorlaştıran bir başka etken ise, HDP desteği olmaksızın ülkede başkan seçmenin olanaksızlığı dikkate alındığında, siyasal olgunluk gösterip, başkanlık yetkilerini yeni demokratik gelişme sürecine katmakla iştigal edecek, başkanlığı demokratik süreci ilerletmenin bir manivelası gibi kullanacağını deklere edebilecek bir aday sahneye sürülebilir mi? Ya da, herhangi ortak deklere edilmiş bir adayın, bir demokrasi programı doğrultusunda topluma söz vermesi sağlanabilir mi? Abdullah Bey bu sözün altına girerken, eski yol arkadaşlarının gönlünün incinmesini kaldırabilir mi?

Sorunun gelip dayanacağı nokta, ikinci tur eğer olasıysa, ta baştan onun ortak adayına, birinci turda bir yatırım yapmak meselesidir. Ya da iki adayın da ikinci tur için uygunluğu baştan gözetilebilir mi? Bu ustalık ve feraset bizim ülke siyasetinden beklenebilir mi? Buna baştan hayır demek doğru olmaz ama, kuşku duymak da yanlış değil gibi! Demokrasinin gereği ittifakın üç partisinin de, bu hassasiyeti bir milim bile olsa gözetmesi, seçimin kaderini değiştirebilir.

Seçimlerin ve dönemin mağdur edilmiş asıl partisi HDP’dir. O dişiyle tırnağıyla, tek adam egemenliğine direnerek zaten önemli cefakar bir sınav vermeyi sürdürüyor. Değilse, HDP’nin eli nasılsa bağlı mantığıyla, onun desteğini çantada keklik görenler yanılacaklardır. İçine sindiremediği bir adaya destek istemek, ne demokratik ölçütlerle, ne de erdemli olmak ilkesiyle açıklanabilecek bir durum olamaz. Unutulmamalıdır ki, bütün bu kanlı süreci ülkenin başına musallat etmenin gerekçesi yapılan HDP’yi, varlık nedeninin anlamıyla bağlı görmeyenler seçim kazansa bile, bu ülkeyi rahatlatamazlar.

Çivi girdiği yerden çıkarılabilir ancak. HDP bir 7 Haziran hezimeti daha yaşatarak, ancak rövanşı almış sayılacaktır. Buna düşman bakanların, salt devlet bekası saikleriyle HDP’yi linç edenlerin hatalarından dönmesi, yeni süreci sahiplenirken, ülkenin gereksindiği yeni siyasete uygun davranması ancak anlamlı olacaktır. Değilse bir sultanın yerini yeni bir sultanın alması kadar farka fit olmak, demokrasi bilinci açısından hiç bir anlam ifade etmeyecektir.

Bu Gül’de çok diken var dikkat!

Tags:


About the Author



Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑