İnsan Hakları

Published on Kasım 3rd, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

Görülmüştür – Gül Güzel

Yakinen 15 senedir Türkiye zindanlarındaki Özgürlük tutsaklarıyla mektuplaşıyorum… Ancak Şadiye Manap arkadaşın The Gardian gazetesine iletilmek üzere yazdığı mektup, ‘Görülmüştür’ mührü ile 12 gün sonra postaya verilebilmiş. Ekte paylaşacağım o mektup çok şey söylüyor; suskun Aktörlere…

Onlar Güneş’ten IŞIK Yontanlar!

Onların her biri yaklaşık 30 yıla varan süredir zindanlarda tutuluyor. Gerçek sayılarını kimler biliyor bilmiyorum. Ama binlerce oldukları kesin.

Onların tek suçu özgür bir Kürdistan’da kendi kimlikleriyle yaşamak istemeleri ve bu konuda verdikleri gayet insani bir tutum ve mücadele…

İnkarcı, imhacı sistemin hedefi ve amacı Onları zindanlarda eritmek, çürütmek, direniş ve mücadele güçlerini yok etmek. Ama onlar, düşmanın tüm imhacı hedef, araçlarına ve tavırlarına karşıt Güneş’ten Işık Yontarak, sistemin tüm hedeflerini boşa çıkardılar.

Zindanları eğitim, öğretim alanlarına çevirdiler. Hepsi birer Alim, yazar, zanaatkar, ressam, şair vb. yetenek ve bilimle donandılar. O yüzden de, Onlardan şimdi daha fazla korkuluyor. İnadına direniş, inadına onurlu özgür yaşam mücadelesine sevdalanan bu yürekler, Demokratik bir Kürdistan’da Kendi kimlikleriyle diğer  Halklarla  özgür ve adaletle, birlikte yaşamı inşaa etmede kendi paylarına düşeni yapmakta ısrarlılar.

Güneş, Işık yansıtmaya devam ettikçe,

Onlar da Güneş’ten Işıkları Yontmaya devam edecekler!

 


(The Guardian Gazetesine)

 

MERHABA!

24 yıldır Cezaevinde bulunan PKK-PAJK’lı bir tutsak olarak benimle aynı alanda bulunan 58 Kadın arkadaşım  ve tüm cezaevinde bulunan beş bin civarındaki yoldaşlarım adına size yazmak istiyorum. Bulunduğumuz Cezaevi koşullarında size ulaşmanın ne kadar zor ve engelli olduğunu tahmin ederek ilgili ve duyarlı yaklaşacağınıza inanıyorum.

Bilişim çağı olan 21. yüz yılda yasama, yürütme ve yargıdan sonra basının gerek devletler üzerinde, gerekse de toplumsal etkilenme ve dönüşümde çok etkili bir güç olduğu kanıtlanmıştır. Devletlerin, iktidarların meşrulaştırılması konusunda önemli rol oynayan basının toplum karşısında ki tarihsel, ahlaki sorumluluğu yakıcı şekilde ortaya çıkmaktadır. Çünkü bütün toplumsal güçler, sahip oldukları güç ve etki oranında toplum karşısında sorumludurlar. Bu sorumluluğu taşıyan bir gazete olduğunuza inandığımız için yazıyoruz. Gerek İngiltere düzeyinde,gerekse de Dünya çapında The Guardian’ın yayınlayacağı haberler, verdiği bilgi insanlığın doğru ve hakikatle bakılması, doğru tutum alması için önemlidir.

Kürt Halkı yüz yıldır bir yasama, yürütme yargı gücüne, yine basın gücü ve imkanına sahip olmadığından, evrensel düzeyde meşru bir irade olarak görülmemiş; sesi çığlığı duyulmamış; kendisine dönük her türlü katliamın, soykırımın üstü rahatça örtülebilmiştir. Kürt Halkının yüz yıllardır statüsüz, kimliksiz bırakılmasında Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yanısıra en fazla sorumlıu olan güç Ingiltere Devletidir. İngiltere Halkının, aydınlarının, demokratik basının bu gerçeğin ne kadar farkında olduğunu bilmiyoruz. Ancak yüz yıldır Kürt Halkı üzerinde yürütülen her türlü kültür-kırımı politikasının, katliam, sürgün ve işkencelerin sorumlularından biri İngiliz Devlettidir. Ve bunun süregelmesinin nedeni de İngiltere’deki aydınların, ilericilerin, demokratik basının doğru ve etkili bir tutuma sahip olmamasıdır. Eğer İngiltere Halkı, ilericileri, aydınları, demokratik basını Kürt Halkını oryantalist bir algıyla ‘’zaten kolay ölen ve kolay ölmesi normal olan kitle- topluluk’’ olarak görmüyorsa, halkımızın yaşadığı acıları da, maruz kaldığı katliamları da ve zulmü de kendi devletinin sorumluluğunu görmeli ve tutum sahibi olmadlıdır. Kürt Halkına dönük bu süreçte devreye konan; bir kez daha statüsüz, kimliksiz bırakma, kültürel soykırımı tamamlama politikalarına ve uygulamalarına karşı tutum sahibi olmaması Onu politikaların ortağı yapmaktadır, yapacaktır.

Yüz yıldır Kürt Halkı üzerinde yürütülen toplumsal kıyımı ve buna karşı direnişi bir yana bırakırsak, kırk yıldır yürütülen özgürlük mücadelesinin temel talep ve amacı diğer Halklarla beraber barış içinde özgür ve eşit yaşamaktır. Bunun zihniyeti kadar somut bilinci olan öz yönetim, demokratik özerklik, kültürel- ulusal kimliğini özgürce yaşama hakkı Avrupa’nın ve Dünya’nın bir çok ülkesinde zaten yürürlükte olan temel haklardır. Ancak halkımız bu hakları sadece talep ettiği için 4 Nisan 2015’ten bu yana her türlü saldırıya, işkence ve katliama maruz kalmaktadır. Devletin bu uygulamalarını ve Halkımızın taleplerini, maruz kaldığı gerçekliği en gerçek haliyle öğrenme imkanına sahipsiniz. Türkiye ve Kürdüstan’da en zorlu koşullarda çalışmalarını yürüten demokratik basın aracılığıyla gerçekleri, hakikati belgeleriyle beraber öğrenme imkanı vardır. Bugüne kadar çok sınırlı olarak gerçekleri ifade eden The Guardian’ın tarihsel, toplumsal rolünü oynamadığına inanıyoruz. 2. Dünya savaşı, Hitler faşizmi değerlendirilirken sadece baskılar, işkenceler, katliamlar anlatılmaz. İnsanlığın değerleri adına sesini yükseltme imkanına sahip olanların neden sesini yükseltmediği sorulur ve en çok faşizme karşı sessiz kalanlar lanetlenir. Zira zulmün, faşizmin kendisi zaten lanetlidir.

Sesimizi, gerçeğimizi ve hakikatimizi İngiltere Halkına ve insanlığa duyurmada daha fazla objektif ve çaba sahibi olmanızı bekliyoruz. selam ve saygılarımızı sunuyorum.

Gebze Kapalı Cezaevinde ekte imzaları bulunan 58 PKK-PAJK’lı Kadınlar ve beş bin civarındaki diğer tutsaklar adına,  Şadiye Manap

Tags: , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑