Yazarlar

Published on Nisan 6th, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

Fransa’da Direniş Dalgası Bahara Durdu – Birsel Ocak

Macron kendisini iktidara taşıyanlara diyet borcunu ödemeye devam ediyor. İktidara geldiğinde ilk yaptığı şey işten atılmaları kolaylaştıran iş yasasını mecliste tartışmaya açmadan uygulamaya sokması oldu. Son 50 yıl içinde kazanılmış hakları gaspeden önemli değişiklikleri uygulamaya koydu.
Ardından iki yıllık OHAL halini hukuk çerçevesine alarak polise özel yetkiler veren “terörle mücadele” yasasını çıkardı.
Tüm bunlardan elde ettiği “başarıyla” yoluna devam ediyor. Son kapsamlı “dönüşüm” ise demiryollarının özelleştirilmesidir.
Emmanuel Macron’un esas hedefi Fransız ekonomisini sermayenin özellikle de AB sermayesinin çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirmek ve iş yasalarını özellikle kazanılmış hakları yeniden yapılandırmaya uyumlu hale getirmek. Bu doğrultuda eğitim ve demiryollarında atacağı ilk büyük adım, yola devam etmesi açısından önemli. Bundan dolayıdır ki, kazanılmış ekonomik ve sosyal haklardan ziyade özelleştirmeye karşı demiryolları işçilerinin başlattığı eylem sadece ekonomik değil aynı zamanda da politik bir anlam kazanıyor. Fransız basının “savaş başladı” manşetleri de ilk büyük çarpışmaya işaret etmek açısından önemli.
La République En Marche meclis çoğunluğuna sahip olmasına karşı yasaları meclise getirmeden kanun hükmünde kararnamelerle geçirmek istemesi Macron’un zaman kaybetmeden, zamana yaymadan, işçi, emekçi ve gençlerden gelen tepkilerin örgütlenmesine fırsat vermeden “dönüşümü” gerçekleştirme niyetini ortaya koyuyor.
Fransa demiryolları işçileri 1997 yılından buyana Avrupa sermayesinin direktifleri doğrultusunda özelleştirilmek isteniyor. Ancak güçlü işçi hareketi, işçi sendikalarının Avrupa’dan farklı bir dinamiğe sahip olmasından dolayı sermaye istediği adımı atamadı.
Gelinen aşamada sadece Fransa için değil AB için de yapısal dönüşümlerden söz eden Macron’un AB sermayesine dayanacak gücü kalmadı. AB emperyalistlerinin işçi ve emekçilerin hak gasplarına dönük saldırı sistematiğinden Fransa uzun süre azade kalamaz. Sermayenin ucuz işgücü cennetine taşındığı bir süreçte hizmet sektörünün hele de büyük bir tekel haline gelmiş olan demiryollarını “rekabete açılması” adı altında tekelci sermayeye peşkeş çekme talimatı Macron için ertelenemez bir görev.
Her grev ve grev dalgasında olduğu gibi sermayenin borazanlığını yapan yazılı ve görsel basının kara propagandaları da hız kesmiyor. Toplumsal rıza üretmek için sürekli olarak demiryolu işçilerinin imtiyazlarından söz etmekteler. Hangi imtiyazlar bunlar; emekli olana kadar iş güvencesinin garanti altına alınması, yılda 27 gün yıllık izin kullanmaları, 52 yaşında emekli olmaları gibi insani haklar. Tartışılması gereken bu hakların tüm işçi ve emekçiler için de geçerli olması iken bu haklara sahip oldukları için demiryolu işçileri şeytanlaştırılıyor. Devletin sırtında büyük bir yük ve diğer çalışanların demiryolu işçilerin ücretlerini ödediği gibi yalanlara rağmen Fransız halkının yüzde 47’si grev yapan işçileri haklı buluyor.
Sermaye basını her gün Macron’a dayan çağrısı yapıyor. Sadece Fransız değil Alman, İngiliz, İsviçre, Hollanda basını da aynı çağrıyı yeniliyor. Le Figaro “Sokağın baskısına boyun eğmemeli” derken Süddeutcshe Zeitung grevler için “Tehlikeli bir gövde gösterisi”, The Guardian “Reform olmadan devlet demiryollarının geleceği yok”, Neue Zürcher Zeitung “Adil olmayan imtiyazlar”, De Volkskrant “Macron tabuları yıkmak istiyor” manşetleriyle sermayeye hizmet veriyorlar. Anlaşılan Avrupalı emperyalistler Fransa’dan başlayan direnişin kendi ülkelerine sıçramasından korkuyorlar. Ama aynı zamanda da dayattıkları politikaların başarısı için çalışıyorlar.
Fransız egemen sınıfının temsilcisi Macron kararlılığını ilan etmiş olsa da 7 sendikada 3 ay boyunca haftada iki gün toplam 36 günlük grev takvimi açıklayarak kararlılığını ilan etmiş oldu.
Macron yasalarına karşı çarpışma sürecinde işçi, memur, emekli, kadın ve gençliğin farklı taleplerle ortaklaşmasının güçlü zemini oluşmuş durumda.
Emekliler Genel Sosyal Katkı Payının (CSG) arttırılmasına karşı emekliler, maaşlarının yükseltilmesini talep ediyor. EPHAD (Yaşlılar Yurdu) çalışanları dayanılmaz olan çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle uzun süredir grevde.
Üniversite gençliği birçok kentte uzun süredir işgal eylemlerine devam ediyor. “Öğrenci Başarı Yönlendirmesi” (ORE) adı altında çıkartılan yasa ile okullar birer ticarethaneye dönüştürülüyor. Montpeiller’de işgal eylemine saldırın bir grup kar maskeli faşistin okul yönetimi tarafından örgütlenmiş olması önümüzdeki süreçte sivil faşist hareketin bu biçimde örgütleneceğinin ilk işareti.
1 Nisan’da 450 mağazada greve çıkan 200 bin Carrefour işçisi iş güvencesi için kararlı.
Air France çalışanları 6 yıl boyunca dondurulan ücretlerine yüzde 6 zam talebiyle başlattıkları greve devam edeceklerini açıkladılar. Daha da önemlisi farklı sektörler grevlerini demiryolu greviyle ortaklaştırarak güçlü bir hareketin örgütlenmesinde adım attılar.
Toplamından Fransa’nın dört bir yanında her gün bir eylem, direniş, grev ve işgallerin devam ettiğini söyleyebiliriz. Bu aynı zamanda farklı sektörlerdeki işçilerin, memurların, emeklilerin ve gençliğin konseylerde bir araya gelerek örgütlendiği anlamına gelir. Bu büyük dinamiğin örgütlenmesi ve hak talebinde bulunması çok önemli bir birikim. Ancak unutmamak gerekir ki, hak talepli eylemler kapitalist-emperyalist sistemi sorgulamadığı, ona karşı güçlü devrimci bir önderlik ortaya çıkarmadığı sürece kazanımlarını daha uzun süre koruyamaz.

Tags: , ,


About the Author



Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑