Almanya

Published on Nisan 10th, 2019 | by Avrupa Forum 3

0

Frankfurt’ta AKP döneminin Türkiye’si tartışıldı

AF Haber Merkezi / Hessen Rosa Lüxenburg Vakfı 6-7 Nisan 2019’da Frankfurt Halkevi’nde “Türkiye’yi Sınıf Temelinde Anlamak ve Değiştirmek” başlıklı bir sempozyum düzenledi. Sempozyumun organizasyonunu FİDEF, SYKP ve Frankfurt Halkevi destekledi.

AKP iktidarı sürecinde Türkiyedeki ekonomik, politik gelişmelerin tartışıldığı sempozyuma çok sayıda akademisyenin yanı sıra Türkiyeli siyasi parti ve çevrelerin temsilcileri de katıldılar.

AKP ve Türkiye sermayesi

Moderatörlüğünü Rosa Lüxenburg Vakfı Hessen temsilcisi Murat Çakır’ın yaptığı “Türkiye’yi Anlamak ve Değiştirmek ” başlıklı ilk oturumda Prof. Dr. Mehmet Türkay “AKP Dönemini Sermaye Birikiminin Tarihselliğinde Anlamak” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.  Murat Çakır sempozyumun açılış konuşmasında içinden geçilen süreçte sosyalist hareketin birlikte hareket etmesinin önemine dikkat çekerek sempozyumun esas hedefinin bu ilişkileri geliştirmek olduğunu belirtti.

Mehmet Türkay ise sunumunda AKP iktidarının gökten zembille inmediğine dikkat çekerek, AKP’yi iktidarının Türkiye sermayesinin sürekliliği çerçevesinde ele alınması gerektiğini altını çizdi. Bu süreklilik içerisinde AKP’nin iki temel referansını ise muhafazakarlık ve 12 Eylül Askeri diktatörlüğü olduğunu söyledi.

AKP’nin Emek, Çevre ve Kamu politikaları

Moderatörlüğünü Dr. Tolga Tören’in yaptığı “Emek – Çevre – Devletin Dönüşümü” başlıklı ikinci oturumda ise Birleşik Metal İş Sendikası Toplu Sözleşme Uzmanı ve Halkların Demokratik Kongresi Yürütme Kurulu Üyesi İrfan Kaygısız “AKP’li Yıllarda Emek Hareketinin Genel Durumu” konulu bir sunum; Akademisyen, ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) 25. Dönem Milletvekili Prof. Dr. Beyza Üstün “AKP Türkiye’sinde Ekoloji ve Emek Mücadeleleri” konulu bir sunum; Akademisyen Prof. Dr. Atilla Göktürk “AKP Döneminde Türkiye’de Kamunun Dönüşümü” konulu bir sunum ve Prof. Dr. Gülhan Türkay, “Barış Akademisyenlerinin Dava Süreçleri” konulu sunumlar gerçekleştirdiler.

Prof. Dr. Beyza üstün AKP’nin ekoloji politikalarına yön veren iki küresel perspektifin Rio de Janeiro’da Haziran 1992’de kabul edilen Akdeniz’de Sürdürülebilir Kalkınma Prensipleri ve 1992 de Dublin’de başlayan Dünya Su Forumları ile suyun metalaştırılmasının önünü açan kararlar olduğuna dikkat çekti. AKP’nin ekololoji alanında da neoliberalizmin ihtiyaçlarına göre politikalar ürettiğini vurguladı.

Birleşik Metal İş Sendikası Toplu Sözleşme Uzmanı İrfan Kaygusuz ise AKP iktidarının işçilerin bireysel ve kolektif haklarına yönelik en ağır saldırıların yapıldığı dönem olduğunun altını çizdi. Özellikle “Ulusal İstihdam Stratejisi 2014-2023” kararlarıyla birlikte en yoğun saldırı dalgasına girildiği ve şu an bu politikanın sonuç ve tehditleriyle yüz yüze olunduğunu vurgulayan Kaygusuz, işçi sınıfı örgütlerinin ve sosyalist siyasetin bu sadırılara karşı politika geliştirmekteki eksiklerine dikkat çekti.

Prof. Dr. Atilla Göktürk “AKP Döneminde Türkiye’de Kamunun Dönüşümü” konulu sunumunda devlet yapılanmasındaki değişime dikkat çekerek, eski şemaya karşı yürütülmekte olan mücadelenin bugünün devlet yapılanması karşısında etkisiz kalacağını belirtti. Özellikle başkanlık sistemine geçişle birlikte Türkiye’nin kmausal yapılanışında radikal ir dönüşümün meydana geldiğini vurgulayan Göktürk, bu yeni yapılanmayı hedefin odağına koymadan gerçek anlamda halklar yararına bir kamusal sistem yaratmanın önünün açılmayacağını söyledi.

Prof. Dr. Gülhan Türkay, “Barış Akademisyenlerinin Dava Süreçleri” konulu sunumunda ortaya çıkan dayanışma ve eksikliklere burgu yaptı. Hiçbir hukuki temele dayanmadan,  sadece barış istedikleri için büyük bir haksızlığa ve saldırıya tabi tutulmalarına rağmen Barış Akademisyenlerinin diz çökmediklerini, büyük kısmının geri adım atmadığını söyledi.

Türkiye’nin bilim insanlarına yönelik bu saldırının akademi, eğitim ve aydınlanma süreçlerinde bir kırılma yarattığını vurgulayan Türkay, bu etkinin geri çevrilememesi durumunda bütün sosyal, siyasal mücadelelere etkisinin olacağının altını çizdi.

Ne yapmalı/Nasıl Yapmalı

Moderatörlüğünü Dr. Mustafa Şener’in yaptığı üçüncü oturumda ise Türkiye Sosyalist Hareketi Avrupa Bileşenleri “Ne yapmalı / Nasıl Yapmalı” meselesi üzerine sunumlarını gerçekleştirdi. SYKP Avrupa’dan Tuncay Yılmaz, Devrimci Parti Avrupa adına Musa Piroğlu (HDP Milletvekili), FİDEF adına Kemal Kıran, ATİK ve Emek Özgürlük Cephesi temsilcilerinin süreci nasıl gördüklerine ve ne yapılması gerektiğine ilişkin yaklaşımlarını sundular.

ATİK temsilcisi Türkiye’nin 1923’ten bu güne faşist bir diktatörlük rejimi altında yönetildiğini belirterek, patron-ağa egemenliğine karşı demokratik halk devrimi stratejisinin önemini vurguladı.

Emek ve Özgürlük Cephesi temsilcisi ise Türkiye’de Kürt hareketi dışında devrimciliğin bittiğini söyleyerek, kitleleri devrimci bir hatta taşıyacak öncü partinin inşasının önemine dikkat çekti.

Devrimci Parti adına konuşan HDP Milletvekili Musa Piroğlu faşizme karşı direnişte birleşik önderliğin önemine dikkat çekerek, ihtiyaç olanın sadece bir cephesel yanyana geliş değil, organik birlik olduğunu belirtti.

FİDEF temsilcisi Kemal Kıran ise Türkiye’de faşizmin egemen duruma geldiğini söyleyerek faşizmin egemen olduğu bir ortamda yasal bir siyasi faaliyet yürütmenin mümkün olamayacağını vurguladı.

SYKP Avrupa adına konuşma yapan Tuncay Yılmaz meselenin sadece Türkiye ve AKP’yle sınırlı olmadığına dikkat çekerek kapitalizmin küresel düzeyde tıkanıklık yaşadığını ve buna karşın sağcı, muhafazakar, faşist iktidarları devreye soktuğunu söyledi. Sosyalist hareketin sadece güncel politikaya hapsolmadan yeni bir perspektif geliştirmesi gerektiğine dikkat çeken Yılmaz, işçi sınıfını ve emek sermaye çelişkisini merkeze alan ancak bunu bütün sömürü, ezilme, tahakküm mücadeleleriyle buluşturan bir hat oluşturmanın önemine dikkat çekti.

Yılmaz Türkiye’deki aktüel durumdan bakıldığında da üç eksenli bir görevle karşı karşıya olunduğunu belirtti. Yılmaz, öncelikli görevin faşizmin kurumsallaşmasına karşı olan bütün güçlerin birbiriyle senkronize hareket etmesini sağlayacak bir “anti faşist eksen”in inşası; ikinci olarak bu anti faşist ekseni gerçekten demokratik kazanımlara taşıyacak “birleşik demokrasi mücadelesi ekseni”nin inşası ve anti faşist eksen içerisinde inisiyatif kazanması; üçüncü olarak ise bütün bu mücadeleyi sosyal ve demokratik bir cumhuriyet kuruluncaya dek domine edecek bir “komünist eksen”in inşası olarak tanımladı.

Her oturumun sonunda gerçekleşen soru-cevap bölümüyle detaylandırılan sempozyum, sunumların tamamlanmasının ardından Sezai Sarıoğlu ve Şenol Morgül’ün “O iş biraz karişuk” şiir, şarkı söyleşi/dinletisiyle son buldu.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑